İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

Hayat

Hayat
03.06.2025
6 dk 28 sn

Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi, 13 Safer 1357/14.4.1938 tarihinde, Çanakkale’ye bağlı Ayvacık ilçesinin Ahmet'çe köyünde dünyaya geldi. Babası Halil Necati Efendi, annesi Şadiye Hanım’dır. Babası ile annesi üçüncü kuşakta aynı kökte birleşmektedir.

Hz. Hüseyin (r.a.) Efendimizin soyundan olan dedeleri, Buhara’dan gelip Çanakkale’ye yerleşmişlerdir. Büyük dedesi Molla Abdullah Efendi, İstanbul’da ilim tahsilinde bulunmuş ve dönemin ünlü meşâyıhından Gümüşhâneli Ahmed Ziyaüddin Efendi’nin yakın bağlıları arasına katılmıştır. Dedesi Molla Mehmed Efendi ise Fatih medreselerinde okuyup icazet aldıktan sonra Birinci Cihan Harbi’ne iştirak etmiş ve bu savaşta şehit düşmüştür.

Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi’nin babası Hâfız Halil Necati Efendi, 1942 yılında, çocuklarının tahsili için İstanbul’a göç etti. Es’ad Coşan Hocaefendi, ilköğrenimini Eminönü Vezneciler İlkokulu’nda, 1950 yılında tamamladı. Bu arada babası vasıtasıyla dönemin âlim ve âriflerinden Serezli Hasib ve Abdülaziz Bekkine Efendilerle tanıştı. Sohbet meclislerine devam etti.

Vefa Lisesi orta kısmından 1953, aynı okulun lise kısmı fen bölümünden ise 1956 yılında mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi bölümünü 1960 yılında bitirdi. Arap Dili ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ve Türk-İslâm Sanatı sertifikaları aldı. Fakülte son sınıfta iken Mehmed Zâhid (Kotku) Efendi’nin küçük kızı Hacer Muhterem Hanımefendi ile evlendi.

Fakülteden mezuniyetini müteakip girdiği imtihanı başarı ile vererek Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Klasik-Dînî Türkçe Metinler Kürsüsü asistanlığını kazandı ve bu suretle akademik hayata ilk adımını attı.

Fakülte yayın komisyonunda iki yıl sekreterlik yapan Es’ad Coşan Hocaefendi, 1965 yılında, XV. Yüzyıl Şairlerinden Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri adlı çalışmasıyla “İlahiyat Doktoru” ünvanını aldı. İlahiyat Fakültesi öğretim üyeliği yanı sıra, 1967-68 yıllarında, Ankara Yükseliş Mühendislik ve Mimarlık Özel Yüksek Okulu’nda “Türkçe ve Hümaniter Bilgiler” dersi verdi.

1971-1972 yıllarında yedek subay olarak askerlik hizmetini yaptı. Es'ad Coşan Hocaefendi 1972 yılında Hacı Bektaş Veli ve Makalat adlı teziyle doçent ünvanını aldı. 1973 yılında, aynı fakültenin Türk-İslâm Edebiyatı Kürsüsü öğretim üyeliğine, bir yıl sonra da aynı kürsünün başkanlığına atandı.

Emekli olduğu 1987 yılına kadar adı geçen kürsünün Anabilim Dalı Başkanlığını yürüttü. 1977-1980 yılları arasında, Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nde Türk Dili ve Hümaniter Bilgiler dersleri verdi.

Matbaacı İbrahim-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiyye adlı takdim teziyle 1982 yılında profesör ünvanını aldı.

Milli Eğitim Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde kurulan çeşitli komisyonlarda üye olarak çalıştı. Aynı zamanda Almanya, Avusturya, Irak, İran, Libya, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde uluslararası toplantı ve konferanslara katıldı, araştırma ve incelemelerde bulundu.

Mensubu bulunduğu fakültede Türk-İslâm Edebiyatı, Osmanlıca, Türkçe-Kompozisyon, Farsça ve Arapça derslerini okuttu. Yedi adet doktora ve çok sayıda lisans tezi yönetti.

Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi, başarılı ve verimli bir öğretim üyeliği hayatı sürdürmekte iken irşad faaliyetleri ile sosyal ve kültürel çalışmalara daha fazla zaman ayırabilmek amacıyla 1987 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

O tarihten itibaren Hocası ve kayınpederi Mehmed Zahid Efendi’den aldığı tebliğ ve irşad görevini daha aktif yerine getirebilmek için faaliyetlere başladı. Seleflerinin başlattığı hadis derslerini Türkiye’nin birçok ilinde yapmak sûretiyle yaygınlaştırdı.

Yaygın ve örgün eğitim, kültür, yardımlaşma, sanat ve yayın alanlarında hizmet üretmeleri için dostlarını teşvik etti. Bu alanlarda birçok çalışmanın başlamasına önayak oldu. Çok sayıda kitap ve makale kaleme aldı.

Sohbetlerine gösterilen ilgiden dolayı hizmet sınırlarını genişletti ve bu gaye ile dünyanın birçok ülkesine seyahatlerde bulundu. Avrupa, ABD, Orta Asya ve Avustralya’ya defalarca giderek eğitim programlarına katıldı.

Doğup büyüdüğü vatanından yirmi bin kilometre uzakta bulunan Avustralya’da, açılmasına önayak olduğu camilerin teftişi amacıyla bir seyahat esnasında henüz nedeni anlaşılmamış olan bir çarpışma sonucu elim bir trafik kazası neticesinde Hakk’a yürüdü (10 Zilkâde 1421/4 Şubat 2001). Nâşı Türkiye’ye getirildi.

9 Şubat 2001 tarihinde, Fatih Camii’nde, cuma namazına müteakip kılınan cenaze namazına yüz binlerce talebe ve seveni katıldı. Eyüp Sultan mezarlığının Nakşi tarlası denen kısmına Hakkın rahmetine tevdi edildi.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Zikir Çok Kolay Bir İbadet
03.06.20251 dk 6 sn
Yaratılışımızın Gayesi, İnsan Boşuna Yaratılmamıştır
03.06.20251 dk 28 sn
Yaratılış Sebebimiz Kulluk
03.06.20251 dk 25 sn
Sizi Boşuna mı Yarattım - Ayet
03.06.20252 dk 10 sn
Sizi Ben Yarattım - Ayet
03.06.20251 dk 31 sn
Seni Ne Kandırdı
03.06.20251 dk 50 sn
İnsanoğlunun Yaratılış Sebebi; Kulluk
03.06.20251 dk 21 sn
Gayemiz Nedir
03.06.202554 sn
Bizim Bu Dünyadaki Amacımız Nedir
03.06.202559 sn
Asıl Amaç Nedir
03.06.202550 sn
Allah Seni Yarattı
03.06.20251 dk 42 sn
Arefe Günü Tutulan Oruç 2 Seneye Kefarettir
03.06.20251 dk 33 sn
Kurban Arefe Orucu
03.06.20251 dk 28 sn
Kurban Arefesi ve Terviye Günü Oruçlarını Kaçırmayın
03.06.20252 dk 7 sn
Hac, Zilhiccenin İlk On Günü Çok Mühimdir İbadeti Artırın
03.06.20251 dk 15 sn
Hac, Zilhiccenin İlk Günleri, Çokca İbadet Edin
03.06.20252 dk 20 sn
Hac, Şeytan Taşlama Günlerindeyiz, Hacta Çok Zikredin
03.06.20251 dk 55 sn
Hac, Hacca Gidemeyenler Arefe Günü Oruç Tutsun
03.06.20251 dk 49 sn
Hac, Arefe Günü Cumaya Gelirse Hac 70 Kat Daha Sevaplı Olur
03.06.20251 dk 29 sn
Arefe Günü Orucu
03.06.20252 dk 26 sn
AKRA