İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

Huzur Nerede Başlar

Huzur Nerede Başlar
Akra Mercek

Huzur Nerede Başlar

10.09.2026
6 dk 45 sn

İmkânlarımız çoğaldı, fakat huzurumuz artmadı. İslam, insanın aradığı sükûneti eşyanın çoğalmasında değil, kalbin Rabb’iyle kurduğu ilişkide bulabileceğini hatırlatıyor. Çünkü huzur, hayatın bütün sıkıntılardan arınması değil; değişen hayat karşısında insanın dayanacağı sağlam bir merkeze sahip olmasıdır.


Modern insanın imkânları arttıkça huzursuzluğu da büyüyor. Daha hızlı yaşıyor, daha çok tüketiyor, daha fazla seçeneğe sahip oluyoruz. Ancak bütün bunlar, kalbin aradığı sükûneti bulması için yeterli olmuyor. İslam ise insana huzuru dışarıda aramak yerine önce kendi iç dünyasında ve Rabb’iyle kurduğu ilişkide aramasını öğütlüyor.


Çok Şeyin İçinde Kendini Kaybetmek

Bugünün insanı, geçmişte hiç olmadığı kadar çok imkâna sahip. Dünyanın bir ucundaki habere birkaç saniyede ulaşabiliyor, istediği ürünü bir tıkla satın alabiliyor, insanlarla sürekli iletişim hâlinde kalabiliyor. Buna rağmen modern insanın en büyük şikâyetlerinden biri huzursuzluk.

Çünkü insanın ihtiyaçları ile arzuları giderek birbirine karışıyor. Daha fazlasına sahip olmanın daha mutlu olacağımız düşüncesini beslemesi, insanı sürekli yeni arayışlara yöneltiyor. Oysa her yeni sahip oluş, beraberinde yeni bir beklenti getiriyor. Böylece insan, sahip olduklarının kıymetini fark etmek yerine sahip olamadıklarının peşinden koşmaya başlayabiliyor.

Kur’an-ı Kerim’in, “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 28) buyruğu, tam da bu noktada insanın yönünü yeniden tayin ediyor. Huzurun kaynağı eşyanın çoğalması değil, kalbin anlamla ve Rabb’iyle buluşmasıdır.

Her Şeyi Kontrol Etme Çabası

Modern insanın huzursuzluğunu artıran bir başka unsur da hayatın her alanını kontrol etme isteğidir. Geleceği planlamak, bütün ihtimalleri hesaplamak ve belirsizlikleri ortadan kaldırmak istiyoruz. Oysa hayat, insanın bütün hesaplarına sığmıyor. Ne kadar tedbir alırsak alalım, sonucu tamamen bizim kontrolümüzde olmayan durumlarla karşılaşıyoruz.

Tevekkül, insanın tam da bu noktada yükünü hafifletiyor. Tedbiri elden bırakmadan sonucu Allah’a bırakabilmek, insanın her şeyi kendi omuzlarında taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Çünkü tevekkül, sorumluluktan kaçmak değil; insanın üzerine düşeni yaptıktan sonra gücünün sınırlarını kabul ederek sonucu Allah’a bırakmasıdır.

Huzur, Her Şeyin Yolunda Gitmesi Değildir

İslam’ın sunduğu huzur anlayışı, hayatın bütün sıkıntılardan arınması anlamına gelmez. Mümin de kaybeder, üzülür, bekler, hastalanır ve çeşitli imtihanlardan geçer. Fakat bütün bunların içinde kendisini sahipsiz hissetmez.

Tevekkül bu noktada önemli bir dayanak hâline gelir. İnsan elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakabildiğinde, hayatın kontrol edemediği tarafları karşısında kendisini tüketen kaygının yükü de hafifler.

Bu anlayış, insanı tedbiri terk etmeye değil, tedbir ile teslimiyet arasında dengeli bir tutum geliştirmeye yöneltir.

Kalbin Yükünü Hafifletmek

Huzurlu bir hayat için yalnızca dış dünyayı değiştirmek yetmez. Bazen insanın asıl ihtiyacı, taşıdığı yükleri azaltmaktır. Kanaat, şükür ve sabır bu bakımdan yalnızca ahlâkî erdemler değil, insanın iç dünyasını ayakta tutan değerlerdir.

Kanaat, daha azına razı olmak değil, sahip olduklarının kıymetini bilmektir. Şükür, yalnızca hayatın eksiklerine değil, sahip olunan nimetlere de bakabilmektir. Sabır ise zorluklar karşısında dağılmadan yoluna devam edebilmektir.

Huzur, yalnızca büyük kararlarla değil, gündelik hayatın küçük alışkanlıklarıyla da inşa edilir. Güne şükürle başlamak, bir an için sessiz kalabilmek, yapılan işin hakkını vermek, insanlarla ilişkilerde ölçüyü korumak ve günün sonunda kendini hesaba çekmek, kalbin dağınıklığını toparlayan adımlar olabilir.

İnsan, sürekli dışarıdan gelecek bir mutluluğu beklemek yerine kendi iç dünyasını imar etmeye başladığında huzurun ne olduğunu daha iyi fark eder.

Sekîneti Yeniden Hatırlamak

Belki de modern insanın en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri sekînettir: Hayatın bütün gürültüsüne rağmen kalbin sükûnetini koruyabilmek.

Bunun yolu, daha çok şeye sahip olmaktan önce sahip olduklarımızın farkına varmaktan geçiyor. Bir dua için durmak, şükretmek, sessizce düşünmek, Kur’an-ı Kerim’le yeniden buluşmak ve Allah’a güvenmek, insanın iç dünyasında sükûnetin yeniden yeşermesine vesile olabilir.

Huzur, hayatın hiç değişmemesi değil; insanın değişen hayat karşısında dayanacağı sağlam bir merkeze sahip olmasıdır. İslam’ın insana sunduğu sükûnet de tam olarak burada başlar: Kalbin, kendisini yaratan Rabb’ine yeniden yönelmesinde.

­

Bir Sonraki

Misafirperverlik

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Bir Davetten Fazlası, Ezan
15.10.20269 dk 4 sn
Evliliğin Temelleri ve Aile Olabilmek
15.09.20269 dk 25 sn
Peygamberimizin Kur'an'da Övülen Vasıfları
10.09.202610 dk 6 sn
Nereden Geldik Nereye Gidiyoruz
11.09.20268 dk
Misafirperverlik
15.09.20267 dk 20 sn
Ailece Teknoloji Kullanım Dengesi
12.09.20265 dk 38 sn
Salavat Alışkanlığı Kazanma Yöntemleri
20.08.20265 dk 45 sn
İşrak İbadeti
26.07.20269 dk 39 sn
Dil ve Kültürün Düşünmeye Etkileri
29.07.20267 dk 48 sn
Kokarca Böceği ve Mücadele Yöntemleri
22.11.20257 dk 33 sn
Kelimeler ve Karvramların Düşüncemizi Etkilemesii - Podcast
26.03.20269 dk 32 sn
İsrafın Boyutları-Podcast
14.02.20265 dk 17 sn
Gıda Zehirlenmeleri-Podcast
24.12.20255 dk 12 sn
Duanın Kabul Şartları - Podcast
27.03.20266 dk 49 sn
ABDde Müslüman Olmak
30.03.20266 dk 48 sn
Manipülasyon ve Korunma Yöntemleri
31.01.20267 dk 59 sn
Yapay Zeka Okuryazarlığı - Podcast
19.04.20269 dk 56 sn
Çevresel Gürültü - Podcast
16.05.20265 dk 30 sn
Ticarete Bereket Katmanın 7 Yolu
23.09.20258 dk 56 sn
Gelibolu Azebler Namazgahı ve İşrak Buluşması 2025
03.08.20256 dk 22 sn
AKRA