İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

21.03.1982 - Allah İçin Sevmek, Namaz, Oruç, Gusül, Allahı Anmak, Allahtan Korkanlar

21.03.1982 - Allah İçin Sevmek, Namaz, Oruç, Gusül, Allahı Anmak, Allahtan Korkanlar
Hadisler Deryası

21.03.1982 - Allah İçin Sevmek, Namaz, Oruç, Gusül, Allahı Anmak, Allahtan Korkanlar

06.09.2022
16 dk 49 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Hukkat mahabbetî li’l-mütehâbbîne fiyye.

Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Kâle’llâhu tebâreke ve teâlâ. “Allahu Teâlâ hazretleri buyurdu ki;”

Hukkat mahabbetî li’l-mütehâbbîne fiyye. “Benim sevgim ve muhabbetim benim için birbirleriyle muhabbetleşen müslümanlara vacib oldu, gerekli oldu, şart oldu.”

Ve hukkat mahabbetî li’l-mütevâsılîne fiyye. “Benim sevgim ve muhabbetim benim için birbirlerine gidip gelen, birbirlerine alâkalarını devam ettiren, sürdüren kimselere gerekli ve vacib oldu, şart oldu.”

Ve hukkat mahabbetî li’l-mütenâsıhîne fiyye. “Benim sevgim ve muhabbetim birbirlerine karşı samimiyetle, açıkkalplilikle muamele eden, her hususta gayet samimi davranan müslümanlar üzerine şart oldu, gerekli oldu.”

Ve hukkat mahabbetî li’l-mütezâvirîne fiyye. “Benim sevgi ve muhabbetim birbirlerini benim uğrumda, benim için, benim rızam uğrunda ziyaret eden kimselerin üzerine şart ve vacib oldu.”

Ve hukkat mahabbetî li’l-mütebâzilîne fiyye. “Benim sevgim, muhabbetim birbirlerine benim uğrumda benim rızam için, benim izzim celâlim için bezl ü ihsanda bulunanlar üzerine şart, gerekli ve vacib oldu.”

el-Mütehâbbûne fiyye alâ menâbire min nûrin. “Benim uğrumda birbirlerine böyle muamele eden, birbirleriyle böyle muhabbetleşen müslümanlar kıyamet gününde nurdan minberler üzerindedir. Onların o menzilesine, o makamına, o itibarına peygamberler, sıddîklar ve şehitler gıpta ederler.”

Peygamberlerin, şehitlerin ve sıddıkların gıpta ettiği bir insan olmak istiyorsak bu hadîs-i şerîfi kelime kelime iyi hatırımızda tutacağız.

Bir; birbirimizle muhabbetleşmek.

İki; birbirimizle alâkaları sürdürmek, dargınlığı bir tarafa koymak, ziyaretlerde kusur etmemek, birbirlerimize ilgiyi kesmemek, devam ettirmek.

Üç; birbirimize karşı samimi davranışlarda bulunmak. Açıkkalplilikle gayet candan davranmak.

Dört; birbirimizi Allah rızası için ziyaret etmek. Arada birbirimize ziyarete bir zaman ayıracağız inşaallah. “Konya’da bir arkadaşım var, başka hiçbir işim yok ama sırf onu ziyarete gideceğim.” diyeceğiz mesela... O da öbür tarafa böyle...

[Beş;] birbirimize Allah rızası için malımızı bezledeceğiz. Elhamdülillah benim malım var; dosta -hoş olsun- ziyafet çekeceğiz, hediye vereceğiz. Birbirimizle, yani O bize yapacak, biz ona yapacağız.

Bunların hepsi aramızdaki muhabbetin gereği olduğu için birbirlerini Allah için seven kimseler kıyamet gününde nurdan minberlerin üstünde olacak ve onların o menzilesine, o rütbelerine, o makamlarına peygamberler, sıddîklar ve şehitler gıpta edecekler, deniliyor.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi birbiriyle böyle samimiyet kuran, birbirleriyle böyle içten has hâlis âhiret kardeşi, arkadaşı olan kimseler eylesin.

Kâle’llâhu teâlâ. “Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki;”

Selâsün men hâfaza aleyhinne kâne veliyyî hakkan ve men dayyaahünne fe-hüve aduvvî hakkan: es-salâtu ve’s-savmu ve’l-ğuslü mine’l-cenâbeti. “Üç şey vardır ki kim bunlara devam etmişse, bunları eldem komamışsa, yapagelmişse bu kimseler benim hakikaten dostlarımdır. Kim ki bu üç şeyi elden kaçırmışsa, yapamamışsa onlar da benim hakikaten düşmanımdır. Birisi namaz, birisi oruç, birisi de cünüplükten yıkanmak.”

Namaz, oruç ve gusül...

Bir başka hadîs-i şerîf de burada kaydedilmiş ki;

Allahu Teâlâ hazretleri; “Ben kullarıma beş vakit namazı farz kıldım.” buyuruyor.

İftaradtu alâ ümmetike hamse salavâtin ve ahidtu indî ahden. “Onlarla böylece bir ahid yaptım.” Ennehû men hâfaza aleyhinne li-vaktihinne elhaytühü’l-cenneti. “Kim bu beş vakit namaza müdâvim olursa, onları vakti içinde kılarsa onu cennete sokmayı kendim kendime ahdettim.”

Yani Allahu Teâlâ hazretleri namaz kılan, namaz kılmaya müdâvim olan, namazlarını kaçırmayan, vaktinde kılanları cennete sokmak hususunda kendisi ortaya ahd koymuş.

Ve men lem yuhâfız aleyhinne. “Bu namazlara riâyet edemeyene...” Felâ ahde lehû indî. “Onların benim yanımda bir ahdi, anlaşması yoktur.”

Onun için, Allahu Teâlâ hazretleri cümlemize bu namazın tadını lezzetini tattırsın.

Hep duyarız; “Namaz mü’minin mirâcıdır.” diye söylenir. Allahu ekber dediğimiz zaman O’nun huzuruna girdiğimizi biliyoruz da gevşek davranıyoruz.

Bu neye benzer?

Bir hükümdar bizi çağırmış, muhteşem sarayına gitmişiz, muazzam salonunun içine girmişiz, tahtta karşımızda oturuyor. Biz kapıdan girdik, bize bakıyor. Biz de girdikten sonra iki tarafa bakınarak; “Allah Allah... Ne güzel saraymış! Ne güzel salonmuş! Perdeleri de acaba hangi kumaştan? Şu pencerenin nakışlarına, tavanın yaldızlarına bak!” diye onlarla meşgul olursak ne olur?

O zaman hükümdar der ki;

“Bu adam deli midir, mecnun mudur, neyin nesidir? Ben bunu huzuruma çağırdım, nezdime geldi; fakat benimle meşgul olacağına etrafın nakışıyla, perdesiyle, rengiyle, yaldızıyla meşgul oluyor.” der ve iltifatını keser, huzurundan çıkartır.

İşte namaz da -Yahya aleyhisselam böyle benzetmiş- insan Allahu ekber dediği zaman Allahu Teâlâ hazretlerinin huzuruna girmiş oluyor. O huzura girdikten sonra o huzura layık olmayan işleri yaparsa; etrafına bakınırsa, gönlünü dağıtırsa, aklını başka şeylerle meşgul ederse, işini gücünü düşünürse o zaman salona girip de başka şeyle meşgul olan kimse gibi olur.

Allahu Teâlâ hazretleri bize namazı şuurla edâ etmek nimetini ihsan eylesin.

Allahu Teâlâ hazretlerine en güzel yaklaşma yollarından birisi; farzlarını güzelce ifâ etmektir. Allahu Teâlâ hazretleri farzlarını ifâ eden kullarını büyük derecelere erdirir. Yeter ki şuurla, güzellikle yapılsın.

Kâle’llâhu teâlâ: Abdî izâ zekertenî hâliyen zekertüke hâliyen ve in zekertenî fî melein zekertüke fî melein hayrin minhüm ve ekberu.

İbn Abbas radıyallahu teâlâ anh hazretlerinden rivayet edildiğine göre bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz bildirmiş ki;

“Allahu Teâlâ hazretleri şöyle buyuruyor;

Abdî. -Yani yâ abdî demek.- Allahu Teâlâ hazretleri; “Ey kulum!” diye seslenir.

İzâ zekertenî hâliyen. “Sen beni hiç kimsenin olmadığı bir yerde zikredersen...”

Veyahut şu mânaya da gelir; “Gönlünden her türlü başka alâkayı, düşünceyi çıkartmışsın, gönlünü boşaltmışsın, sadece aklını, gönlünü bana tahsis etmişsin, başka/gayri şey yok, mâsivallah yok. O tarzda beni zikredersen...”

Zekertüke hâliyen. “Ben de seni yalnızca zikrederim.”

“Kendim senin zikrine muttalî, hoşnut olurum, razı olurum ve ona göre kendim sana ecirleri hazırlarım.”

Ve in zekertenî fî melein. “Eğer sen beni bir topluluğa karşı zikredersen...” Zekertüke fî melein hayrin minhüm ve ekberu. “Ben de seni o zikrettiğin topluluktan daha hayırlı, daha büyük bir topluluğa zikrederim.”

Buradan anlaşılıyor ki; kul Allahu Teâlâ hazretlerini topluluğa karşı da zikredebilir.

O topluluğa karşı zikir...

Yalnızken zikretmek; insanın Allahu Teâlâ hazretlerini düşünmesi, Allah demesi... Topluluğa karşı zikir de; insanları Allahu Teâlâ hazretlerine davet etmesi, Allahu Teâlâ hazretlerini tanıtması, Allahu Teâlâ hazretlerini onlara sevdirecek sözler söylemek sûretiyle çalışması...

“Böyle olursa ben de o kulumu o topluluktan daha hayırlı toplulukların karşısında zikrederim. Yani mukarreb meleklerin yanında zikrederim.”

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki; kul Allahu Teâlâ hazretlerini zikrettiği zaman muhakkak ve muhakkak Allahu Teâlâ hazretleri ona teveccüh ediyor. Yalnız başına zikretmişse onun karşılığını ona göre veriyor; topluluğa karşı zikretmişse onun karşılığında o topluluğa göre çok daha üstün olan yerlerde zikrediyor. Böylece “Ey meleklerim! Bu kulum insanların içinde beni zikrediyor, anıyor.” diye meleklerine mübâhat eyliyor; meleküt âleminde insanın nâmı, şânı yayılıyor.

Bir kimse yalnız başına Allahu Teâlâ hazretlerini ansa, gözleri yaşarsa bu kimse Allahu Teâlâ hazretlerinin kıyamet gününde, mahşer yerinde, insanların sıkıntıya düştüğü anda nurdan minberlerin üstünde, Arş-ı Âlâ’nın gölgesinde gölgelendirdiği kimseler zümresinden olacak.

Allahu Teâlâ hazretlerinin Resûlü hadîs-i şerîfte bildiriyor ki;

“Yedi kişiyi Allahu Teâlâ hazretleri Arş-ı Âlâ’nın gölgesinde gölgelendirecek.”

Herkes sıkıntı çekerken onlara müstesna bir ikram olacak. O zümrelerden bir tanesi de;

Ve raculün zekera’llâhe hâliyen fe-fâdat aynâhu. “Bir adam ki Allahu Teâlâ hazretlerini tenhada yalnız başına zikrediyor, gözleri yaşla doluyor.”

İşte o kimseye Allahu Teâlâ hazretleri mahşerde o mahşerin sıkıntısını bile çektirmeyecek. O yedi zümreyle beraber Arş-ı Âlâ’nın gölgesinde gölgelendirecek.

Kâle’llâhu teâlâ: Abdiye’l-mü’minu ehabbu ileyye min ba’di melâiketî.

“Benim mü’min kulum, benim indimde bazı meleklerimden bile daha sevimli, daha üstündür.”

Mü’min kul, Allahu Teâlâ hazretlerinin indinde bazı meleklerinden daha üstündür.

Büyük melekler var; Cebrail, İsrafil, Azrail, Mikail, mukarreb melekler var, Arş-ı Âlâ’nın çevresinde melekler var. “Bazı meleklerimden bile daha üstün.” diye böyle ifade eyledi.

Kâle’llâhu teâlâ: Ve izzetî ve celâlî lâ ecmeu li-abdî emneyni ve lâ havfeyni. İn hüve âmenenî fi’d-dünyâ ehaftühû yevme ecmeu ibâdî ve in hâfenî fi’d-dünyâ âmentühû yevme ecmeu ibâdî.

Şeddat b. Evs’ten rivayet edilmiş.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

“Allahu Teâlâ hazretleri buyurur ki;”

Ve izzetî ve celâlî. “Benim izzetime ve celâlime and olsun ki, yemin ederim ki, izzetim celâlim hakkı için...” Lâ ecmeu li-abdî emneyni ve lâ havfeyni. “Bir kulumun üzerinde iki emniyeti ve iki korkuyu bir arada cem’ etmem.”

Bu ne demek; “İki emniyet ve iki korku bir arada olmaz.” bunun izahını hadîs-i şerîfin devamında Peygamber Efendimiz açıklıyor:

İn hüve âmenenî fi’d-dünyâ. “Eğer o kulum dünyada benden korkmadıysa...”

Çok rahat gezdiyse; âhiret neymiş, cehennem, azap, ikap neymiş, hiç fütur getirmediyse, rahat dolaştıysa... Kendisini emniyette hissediyor, bir korkusu titremesi yok... O zaman âhirette onun emniyeti yok. Bu dünyada emniyette oldu, pervâsız fütursuz, rahat dolaştı. Orada yok. Âhirette ona korku var; tir tir titreyeceği durumlarla karşılaşacak. Çünkü bu dünyada Allah’ı düşünmedi, korkmadı, Allah’ın rızasına uygun hareket etmedi. Onun sıkıntıları kabirden başlayacak. Mahşer yerinden cehenneme kadar çeşit çeşit azaplarla [azap görecek.]

Allah cümlemizi o azaplardan korusun, kurtarsın. Lütfuyla keremiyle cennetine dâhil ettiği bahtiyarların arasına soksun.

Burada emin gezene âhirette emniyet yok. Bu dünyada pervâsız olana âhirette korku var.

“Eğer bu dünyada benden pervâsız olursa...”

Ehaftühû yevme ecmeu ibâdî. “Kullarımı cem’ eylediğim günde onu korkuturum.” Ve in hâfenî fi’d-dünyâ. “Eğer kulum dünyada benden korkarsa...” Âmentühû yevme ecmeu ibâdî. “Kullarımı cem’ eylediğim o mahşer yerinde, kıyamet gününde, âhiret âleminde onu emniyette ederim.”

“Acaba benim hâlim ne olacak âhirette?” diye burada o korkuyu yaşadıysa âhirette korku yok.

O halde, bundan anlaşılıyor ki; kula düşen havfullaha sahip olmaktır. Havfullah, yani Allah’tan korkmak.

Allahu Teâlâ hazretlerinden korkmak birkaç şekil ile olur:

Bazı kimseler Allahu Teâlâ hazretlerinin elbette azabından korkar. Cehennemi var; çeşit çeşit, türlü türlü azapları [ile azap edecek.] Müthiş bir şey; hadîs-i şerîflerde uzun tasvirleri vardır, kitaplar cem’ eylemiştir. Birisi bu.

İkinci korku da; Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasına aykırı bir şey yapmayı, bunca nimetine, ihsanına, lütfuna karşılık düşünüp de insanın kendisine yakıştırmaması. “Yâ Rabbi! Sen bana akıl, evlat, mal, mülk, rahat, imkân, iman verdin. İslâm’ı nasip ettin. En hayırlı ümmetten eyledin. Peygamberlerin bile ‘Keşke daha sonraki zamanda gelseydik, o Nebi’ye ümmet olsaydık!’ dedikleri bir Peygamber’e ümmet eyledin. Elhamdülillah, çok şükür! Bunca nimetine karşı benim de elimden geldiği kadar sana has hâlis kulluk etmem lazım.” diye insan bu terbiye, edep içinde “Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasına aykırı bir şey yapmayayım. Bunca lütfun karşısında O’na isyan etmek doğru olur mu?” gibi bir düşünceyle,  O da âriflerin korkusu; Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasına ve edebe aykırı bir şey yapmayı o bakımdan istememek...

Geçen haftalarda söylemiştim, hep hatıra geliyor:

“Süheyl-i Rûmî hazretlerine Allah rahmet eylesin ki Allah ona rahmetini ihsan eylesin ki eğer Allah’tan korkmasaydı da yine O’na isyan etmezdi.”

Lev lem yehâfi’llâhe lem yağsîhi. “Allah’tan korkmasaydı bile isyan etmezdi.”

Çünkü Allahu Teâlâ hazretlerinin nimetlerini düşünürse, isyan etmek kula çok ters, yanlış bir husus oluyor.

Allahu Teâlâ hazretleri o ince duygulara, o ince edeplere cümlemizi nâil eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA