İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

05.06.1983 - Ölümü Temenni Etmek

05.06.1983 - Ölümü Temenni Etmek
Hadisler Deryası

05.06.1983 - Ölümü Temenni Etmek

13.12.2025
15 dk 5 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Leyse li-ehadin en yetemenne'l-mevte lâ berrun ve lâ fâcirun immâ berrun fe-yezdâdu birren ve immâ fâcirun fe-yestağtibu.

Sadaka Rasûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Leyse li-ehadin en yetemenne'l-mevte. "Hiçbir kimse için ölümü temenni etmek olmaz."

Yoktur. Etmesin. Kimse ölümü temenni etmesin, ölümü istemesin. Hiçbir kimse "Ah öleyim, Allah canımı alsın" filan gibi bir temenni izhar etmesin. Kimse deyince izah sadedinde buyuruyor ki devâmen;

Lâ berrun. "İyi kul da temenni etmesin." Ve lâ fâcirun. Fısk-u fücur içindeki günahkâr, kusurlu kul da temenni etmesin."

Ne iyisi ne kötüsü, Efendimiz iki uç tarafı söylüyor ki kimsenin temenni etmemesi gerektiği daha iyi anlaşılsın diye. İzahını yapıyor, buyuruyor ki;

İmmâ berrun. "İyi kula gelince;" fe-yezdâdu birren. "Yaşar, iyiliği daha artar, sevabı çoğalır."

Allah-u Teâlâ hazretlerinin huzuruna daha çok sevapla gider, daha büyük mükâfatları alacak salih amelleri işleyerek öyle gider.

Ne diye istesin?

Ömür sermayemiz değil mi? Sermaye.

Sermayenin çok olması iyi değil mi? İyidir.

O halde çok yaşar, çok kazanır, çok yüksek derece alır. Allah indinde makbul, daha makbul, daha yüksek bir kul olur.

Ve emme'l-fâciru. "Fısk-u fücur içinde günahkâr kimseye gelince;" fe-yestağtibu. "Belki Allah'ın kendisinden razı olmasını sağlar."

Önünde fırsat var. Her insan için bir fırsat. İstikbal bizim için meçhul. Umulur ki –şu andaki durumu kötü ama- ileride belki iyi olur. Belki tevbe eder. Belki Allah'ın rızasına uygun bir iş yapar, düzelir. Şimdiye kadar olan olmuş, mâzi geçti. Mâzi için tevbeden başka yapacak bir şeyimiz yok. Bitti.

Hatalarımızdan, kusurlarımızdan ibret alırsak, bir daha yapmamak üzere kendi azmimizi bilersek, kendi kendimize mâziden ders çıkartırsak tamam. İbret alırsak, tevbe edersek; mâzi için yapabileceğimiz budur. Başka elimizden gelmez. Geçti mâzi. Mâzi gitti. Hiçbir kimse bir dakikamızı geri getiremez. Onun boş geçtiğine üzülüyorsan, bundan sonra boş geçirmemeye çalış. Onun günahla geçtiğine kaniysen, bundan sonra sevap işle. Onun gafletle geçtiğine kaniysen, bundan sonra acele et; ne zaman ölümün geleceği belli olmaz. Arabaya binersin, evine varamazsın.

Allah hayırlı ömür versin.

Ölümü hiç temenni etmiyoruz ama ölüm etrafımızda dolaşıp duruyor. Ölüm okunu germiş, kalabalığımıza bir ok atıyor; kime isabet ederse alıp gidiyor. Yunus Emre'nin halk tabiriyle sözü:

Halkı bostan edinmiştir,

Dilediğin üzer ölüm, diyor. "Halkı bostan tarlası gibi edinmiştir, dilediğini kopartır." diyor. Üzmek kopartmak demek o devrin dilinde. Dilediğini kopartır. Bostan tarlasına gireriz bakarız, hangi karpuz hangi kavun olgunlaşmış, kopartır alır gideriz.

Halkı bostan edinmiştir,

Dilediğin üzer ölüm.

Umulur ki Allah'ın rızasını kazanır. Madem şu an kötü, ilerisi belki iyi olabilir. O bakımdan kimse ölümü temenni etmesin. Yani bu hayat imtihanından kaçmak yok. Bu sportmenlikte bir kaide vardır. Sporu yarım bırakmak yok. Koşuya başladın, sonuncu olacağını anlasan bile koşacaksın. Yarıda bırakmak ayıp, öyle şey yok. Bu meydanı, bu minderi, bu mücadele sahasını bırakmayacaksın. Çalışacaksın. Hata ettin, umulur ki bundan sonra düzeltirsin.

Ne güzel ne yapıcı, görüyor musunuz İslâm'ı? Var mı karamsarlık? Var mı bezginlik? Var mı ümitsizlik?

İçki gibi, kumar gibi, zina gibi ümitsizlik haram!

Ümitsizliğe düşemez bir Müslüman. Ne demek?

Allah-u Teâlâ hazretleri bizim Rabbimizken, Ekremü'l-ekremîn'ken, gayb hazineleri elindeyken, dünya ve ahiretin lütfu keremi O'na aitken biz nasıl ümitsizliğe düşeriz?

Elbette ümit besleyeceğiz.

Ama zayıf kullarız. Ümit tarafını fazla gösterirsen, ümit tarafına fazla bel bağlarsa kullar gevşer. Keşke gevşemeseler ama gevşer. Gevşedikleri için de bakarsın bu sefer iyi iş yapmaktan geri dururlar. Onun için İslâm denge dini olduğu için diyor ki:

Ümitsizliğe düşmek haram.

Tamam. Ümitsizliğe düşmeyeceksin ama korkusuzluk da yasak.

"Allah beni mi atacak cehenneme canım. Bu kadar kötü kul var, onları atıncaya kadar bana sıra gelmez. Ben gene ne de olsa hiç olmazsa şöyleyim böyleyim."

Öyle cesurluk da yok.

Hatta büyüklerden birisi diyor ki:

"Kul korku ile ümit arasında olacak."

Nasıl olacak?

"İki arslanın arasındaki tilki gibi olacak."

Allah Allah, iki arslanın arasındaki tilki nasıl olur?

Tilki arslandan korkar. Arslan da tilkiyi gördü mü heves eder, yemek ister. Zincirle bağlı olmasa bir pençe atıp pençesi içine almak, altına almak, parçalamak, yemek ister. Şimdi arslan bu taraftan kükrediği zaman tilki korkacak.

Nereye kaçsın?

Biraz geri kaçması lazım ama o da bağlı, çok uzağa gidemiyor. Bu tarafa kaçsa bu tarafta da bir başka arslan var. Bu da oradan gürler. Onun da yanına fazla yanaşamaz. O halde tam orta yeri öyle bir bulur ki. Kurnaz tilki orta yeri o kadar güzel bulur ki ne bu arslana yakın olur ne bu arslana yakın olur. Yakın olsa pençesini uzatır belki dokunur diye tam ikisi arasındaki mesafeyi tam bulur. Müslüman da öyle olacak.

Ne fazla ümit ne fazla ümitsizlik.

Ümit tarafı galip olacak çünkü Allah Erhamü'r-râhimîn'dir. Ama güvenmeye gelmez.

“Zâlike limen haşiye Rabbehû diyor” Beyyine suresinin sonunda. "O cennetler, o nimetler Rabbinden korkanlar içindir."

Korkmayıp pervasız gezenler için, böyle tedbirsiz davrananlar için, iş yapmayanlar için değil. Korkan için. İman edip de salih amel işleyenler için. İman edeceksin, imanının eseri görülecek, çalışacaksın.

"Peki Allah bizim amellerimize muhtaç mı?"

Hayır, sen muhtaçsın. Allah senin hiçbir şeyine muhtaç değil. Çünkü sen de O'nunsun. Allah senin hiçbir şeyine muhtaç değil. Ne sadakana muhtaç ne zekâtına muhtaç ne haccına, namazına, orucuna, ne ibadet-u taatine, hiçbirine muhtaç değil. Sen muhtaçsın. Muhtaç olan sensin.

Vallahu'l-ganiyyu ve entümü'l-fukarâ. "Allah ganiyyün anî'l-âlemîn'dir; fakir olan, muhtaç olanlar bizleriz."

Korkacağız çünkü büyük bir makamın, sonsuz bir gücün, kuvvetin sahibi.

Sen şimdi "Fatih kaymakamından korkmuyorum. Fatih emniyet amirinden korkmuyorum. İstanbul Sıkı Yönetim komutanından korkmuyorum. Türkiye reis-i cumhurundan korkmuyorum." diyebilir misin?

Diyemezsin. Diyemezsin çünkü denmez, olmaz. Makam sahibidir, olmaz. Allah-u Teâlâ hazretleri o makamların sahiplerinin de rabbi. Her şeyin rabbi, her şeyin sahibi, halikı.

Bilmiyoruz ki. Biz bilmiyoruz; Mevlâ bize nasıl muamele edecek? Bizim için meçhul. Bize söylemeye mecbur değil ki. Allah-u Teâlâ hazretleri nasıl muamele edecekse edecek, bilmiyoruz.

Günah işledin mi?

Ne kadar çok… "Çok günah işledim."

Affedildiğine dair bir kâğıt geldi mi öbür taraftan?

"Ey kulum, şu kadar günah işlemiştin ama şimdi ben seni bağışladım, müsterih ol." diye altı imzalı bir pullu yazı geldi mi?

"Öyle bir şey gelmedi. Ama biraz namaz kıldım, ibadet ettim, biraz hayr-u hasenat yaptım."

Peki yaptığın o hayr-u hasenatın, namazın kabul olduğuna dair bir pullu, imzalı yazı geldi mi öbür taraftan?

"Ey kulum sen bir namazlar kılmıştın, kabul ettim. Bir ibadetler yapmıştın, kabul ettim." filan diye bir garantin var mı?

"Hocam doğrusunu istersen onu da bilmiyorum. Kabul edildi mi edilmedi mi ne bileyim? İyi mi yaptım, kötü mü yaptım? Niyetim has mıydı, halis miydi? Yaptığım helalden miydi? Bir hayr-u hasenat yaptım ama kazandığım helal miydi değil miydi, yerinde miydi değil miydi onu da bilmiyorum."

Peki, günahların malum, günahlarını biliyorsun. Hiç şek şüphe yok. Sevapların, biraz ibadetlerin var ama onun da kabul edildiğini bilmiyorsun.

Nasıl emin olabilirsin?

Yüksek makamın sahibi. En büyük makamın sahibi Alla-hu Teâlâ hazretleri. Korkacaksın. İçinde bir korku olacak. Öyle olunca insan tedbirli olur, ona göre hareket eder.

Hoca güler yüz gösterse talebesine, iltifat eylese; derse çalışır mı? Çalışmaz.

Onun için "Cevrü üstaz biki mihri peder." demişler. "Hocanın cevr-ü cefası babanın şefkatinden, sevgisinden daha iyidir."

Kaşını çatar, biraz bağırır çağırır, korkutur; sene sonunda bilgi vermiş olur, geçirir bilgisini. İmtihan da lazım. İmtihan da olmalı ki çocuk ondan korkup çalışsın. Yoksa evi içinde duran insan babasından anasından korkup da yetişmiyor, çalışmıyor. Mektebe gidince okuyup çalışıp yetişebiliyor. O imtihanlar olmasa talebeyi oturtamazsın. Ya sinemaya gider ya futbola gider ya gezmeye gider ya yüzmeye gider; çalışmaz. Korkutursun, bağırırsın çağırırsın, tehlikeler olunca ona göre hareket eder.

Onun için korku ile ümit arasında olacağız. Yarışı bırakmak yok. Hayatı biz vermedik ki hayatı biz kendimiz sona erdirelim.

"Bayezid Kulesi'nden kendimi aşağı atarım kurtulurum, bıktım bu hayattan! Her tarafı zehir! Eti zehir, balı zehir, bilmem nesi zehir. Bıktım."

Öyle şey yok.

Hayat senin mi?

Hayat senin mi ki sen onu Bayezid Kulesi'nden atıp Akıntıburnu'ndan veyahut Sarayburnu'ndan kendini dalgaya atıp da yok ediyorsun?

Bu vücut sana emanet. İslâm'ın felsefesindeki güzelliğe bakın! Bu vücut senin değil, sana emanet.

Sana sevdiğin bir arkadaşın bir güzel pırıl pırıl, gıcır gıcır Mercedes verse nasıl kullanırsın?

Ödün patlar. Gelinceye kadar şakaklarından ter damlar böyle "aman bir yerini çizdirmeyeyim." Mahallenin çocuklarına dik dik bakarsın geçerken elini sürmesinler diye, çizmesinler kenarını diye. Vücut da emanet. Bu vücuda bakacaksın. Bu vücudu uykusuz helak edemezsin. Gıdasız bırakamazsın. İçkiyle, kumarla, sigarayla telef edemezsin.

"Efendim bazı büyüklerimiz sigara içmiş."

Bu sigarayı içtiğin zaman ciğerinin içi, -ben susayım doktorlar söylesin- zift doluyor. Her çeşit hastalık bundan oluyor. Senin bunu bozmaya, bu ciğeri işlemez hâle getirmeye hakkın yok. Ondan sonra nefes darlığı başlayacak, tıkanmak başlayacak, öksürmek başlayacak, aksırmak başlayacak, merdiven çıkamayacaksın. Bu vücut senin değil, bu vücut emanet.

Onun için kendini intihar edemezsin, aşağıya atamazsın. Hayatına son veremezsin çünkü hayatı sen kendin kazanmadın, Allah verdi. Bir zaman gelecek alacak.

Ölümü de temenni edemezsin.

Neden?

İki ihtimal var: İyiysen daha çok iyilik yaparsın, sermayen artar. Ne güzel felsefe! İslâm ne kadar güzel! Ne kadar mükemmel! Müslüman olan insan nasıl insan olması gerekiyor, bakın hadis-i şeriflere. Hiç ölümü temenni etmeyen bir insanın şöyle kararlılığını düşünün. Ayağını yere basış tarzındaki kuvveti düşünün. "Günahkârsa da temenni etmesin." diyor. Resûlullah Efendimiz onu da düşünüyor. Onu bırakmıyor, o da ümmeti.

Var mı bugün dünya üzerinde yaşayıp da insan olup da Resûlullah'ın ümmeti olmayan? Yok.

Bizim felsefemize, inancımıza, dinimize, kitaplarımızın bize bildirdiği ahkâma göre insanlar iki gruptur:

Bir; İslâm'ı bulmuştur, İslâm'ın güzelliğini anlamıştır, imanın tadını tatmıştır, İslâm'a girmiştir. Bu güzel dairenin içine, bu gülistanın bahçeden içeri girip bu gül bahçesine dahil olmuş safa sürmektedir.

İkincisi; dışarıdadır ama ola ki gire. Bakarsın girer, o da girer.

Nereden bilelim girmeyeceğini?

Çağırırız; "Ya gelin dışarıda isin pasın içinde durmayın, çamurda durmayın; burada gül bahçesi var. Ağaçların üstünde bülbüller ötüyor. Güller mis gibi kokuyor; yaseminler, hanımelleri, filbahriler, fuller her tarafını güzel kokular sarmış. Neresine baksan bir güzel manzara var, gelin buraya. Orada karanlıkta kalmayın, çamurda kalmayın, çorakta kalmayın diye sesleneceğiz. Onlar da ümmet-i icabet. Muhtemeldir, kendilerinde bilkuvve ihtimal var ki Müslüman olalar. Olursa olurlar.

İki şeye bağlı:

Bir, bizim gayretimize bağlı.

İki, onların gayretine bağlı. Biz güzel Müslüman olursak, biz İslâm'ı güzel tebliğ edersek Allah-u Teâlâ hazretlerinin yoluna bir güzel kulu daha çekmiş oluruz. Ama biz kendimiz adam olamamışsak, adam bize bakar, sanır ki Müslümanlık biziz. Halbuki biz değiliz ki. Müslümanlık çok daha yüksek bir şey. Biz de ermeye çalışıyoruz. Tırmanıyoruz böyle ama biz de ermeye çalışıyoruz, bizim de kusurlarımız var senin gibi. Bizim senden farkımız yok. Biz de kusurluyuz ama oraya ermeye çalışıyoruz. Bize bakma, yukarıya bak. Başını kaldır, yukarıya bak. O numune pırıl pırıl orada; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nur saçıyor.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA