İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

10.07.1983 - Peygamber Sayısı, Kabir Dünya Hayatı, Alimler, Bildiğini Söylemek, Nimet, Haramla Tedavi, Nazar

10.07.1983 - Peygamber Sayısı, Kabir Dünya Hayatı, Alimler, Bildiğini Söylemek, Nimet, Haramla Tedavi, Nazar
Hadisler Deryası

10.07.1983 - Peygamber Sayısı, Kabir Dünya Hayatı, Alimler, Bildiğini Söylemek, Nimet, Haramla Tedavi, Nazar

02.05.2024
20 dk 31 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Mietü derecetin fi'l-cenneti mâ beyne külli dereceteyni kemâ beyne's-semâi ve'l-arzi ev eb'adu li'l-mücâhidîne fî sebîlillâh.

Bu hadis-i şerif de Allah yolunda cihat edenlerle ilgili bir hadis-i şeriftir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu hadis-i şerifinde buyurmuşlar ki;

Ebu Saîd el-Hudrî radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş.

"Cennette yüz derece vardır."

Cennetteki dereceler yüz tane demek değildir. Çok fazladır da yüz derece vardır ki; mâ beyne külli dereceteyni. "Her bir derecenin arası." Kemâ beyne's-semâi ve'l-arzi. "Yer ile göğün arası kadar geniştir."

"Yüz derece vardır, her derecenin arası yer ile göğün arası kadar geniştir." Ev eb'adu. "Yahut daha da geniştir." Yani yerle gök arasından da daha geniştir. Daha uzaktır mesafesi, o kadar araları mesafelidir.

Kimin içindir bunlar?

Li'l-mücâhidîne fî sebîlillâh. "Allah yolunda cihat edenler içindir bu dereceler."

Bu ne demektir?

Bir kere her muhakeme sahibinin hemen çıkartacağı gibi Allah yolunda cihat eden insan cennete girecek: Bir. Garanti.

Girecek de bir de onlara mahsus yüz derece var. Ve bu derecelerin arası da öyle kolay değil; hani bir merdiven çıkar gibi şıp şıp çıkıp da ulaşabileceğin dereceler değil; yerle gök arası gibi büyük mesafeler. Başkasının ulaşması mümkün olmayan böyle yüksek yüksek farklar, dereceler ile. Yüz derece vardır. Bu derecelere nail olur.

Kimler? Allah yolunda cihat edenler.

Allah yolunda cihat etmek sözünün biraz açıklanması icap eder. Açıklaması şöyledir ki;

Cihat, Arapça' da cehd sözünden gelir.

Ne deriz? "Cehd et."

Ne demek? "Gayret göster, çalış, çabala" demek.

"Cehd et, hadi bakalım sınıfını geç. Cehd et, hadi şu işi başar. Cehd et, biraz daha sabret, şunu elde et." deriz. Cihat o kökten geliyor. "Uğraşmak, cehd etmek" mânasından geliyor. Ama onun mânası karşılıklı cehd etmek. Müşareket mânası var. Karşında birisi var, o cehd sarf edecek; bir de sen varsın, sen ona karşı cehd sarf edeceksin.

Karşındaki kim?

Düşman. Bir düşmanın var, o seni İslâm'dan uzaklaştırmaya cehd edecek; para, kuvvet sarf edecek, uğraşacak, bastıracak, sıkıştıracak. Sen de ona karşı kuvvet sarf edeceksin, karşı koyacaksın, koruyacaksın kendini. Karşılıklı cehd sarf etmek, uğraşmak, çabalamak, çekişmek.

Bu düşman kim olabilir?

Birincisi, ilk hatıra gelen;

"Bu topraklardan bunlar gitsin, ben alayım buraları. Buralar bizim olsun." diyen insanlar ilk hatıra gelen.

Bizim topraklarımız Viyana'ya kadar dayanıyordu, Yemen' e, Basra'ya dayanıyordu. Bağdat bizim eyaletimizdi, vali tayin ederdik. Mısır bizimdi. Libya bizimdi. Tunus, Cezayir, Fas bizimdi. Hepsi elden gitti.

Kim istismar ediyor?

Amerika istismar ediyor, Fransız istismar ediyor. Zahirde bir başka ülke görünüyor ama İsrail istismar ediyor, başkaları sömürüp gidiyorlar netice itibariyle.

Bir cihat böyle, düşmanla uğraşmak.

İkinci cihat şeytanla uğraşmak. Şeytan da büyük düşmandır. Şeytan seni kandırmaya çalışır. Senin damarına girer, damarların içinde dolaşır, aldatmaya çalışır. Şeytana uyma, şeytanla uğraş. Nefis insanın en büyük düşmanıdır. Nefisle uğraş. Allah bize bir ay nefsi yenmeyi öğretiyor. Karşımızda karpuz var, kesmişler böyle kıpkırmızı, simsiyah çekirdekleri var, kendisi kan gibi, koca bir araba karpuz; alamıyorsun, yiyemiyorsun, başının üstünde güneş, tepen kaynıyor olduğu halde.

Neden?

"Oruçluyum, yemem." diyorsun. Nefsin istiyor, canın çekiyor fakat kabul etmiyorsun.

Böyle böyle nefsimizi yenmeyi öğreniyoruz. Kendimize hâkim olmayı, iradeli olmayı öğrenebilirsek bu Ramazan'da orucun mânasını kavramışız;

Le alleküm tettekûn.

"Takva ehli olabilmişiz."

Kendimizi sakındırabiliyoruz, korunabiliyoruz günahlardan, suçlardan, yapılmaması gereken işlerden demektir. Onu yapamadık, para etmedi daha. Daha bizim bu Ramazan orucumuz para etmedi. Ramazan'dan sonra belli olacak.

Gene kızıyor musun? Gene kendini tutamıyor musun? Gene gafil misin? Gene cahil misin? Gene şeytana uyar mısın? Gene nefse uyar mısın? Namaz gidecek mi, sürecek mi, devam edecek mi, kalacak mı?

Bakalım göreceğiz... İki gün kaldı işte. İki gün sonra akla kara belli olacak.

Cihadın bir şekli, Allah yolunda fî sebîlillâh diyor ya, bir çeşidi de "haccetmektir" der kitaplarımız. Hac, umre yapmaktır. Zahmetlere katlanıyorsun, tozlara topraklara bulanıyorsun. Allah rızası için baş açık, yalın ayak oraları ziyarete gidiyorsun, Allah yolunda. O da öyledir. Çok çeşitleri var.

Allah bize şuur versin. Benimseyelim İslâm'ı. Öyle ucundan tutmak değil.

"İslâm benim dinim, imanım, inancım, her şeyim! Dünya ahiret sermayem, varım, her şeyim o." deyip İslâm'ı benimseyelim. İslâm'a nasıl yardım edeceksek öyle edelim.

Bak, Avrupa'dan adamlar Müslüman oluyor. Şöyle eski ecdadımız gibi temiz, pak, ciddi, vakur, İslâm'ı bilen, cevabı verebilen karşı tarafa, iyi Müslümanlar olsak adam Müslüman olacak, arayış içinde kendisi. Bizi görünce yapışacak eteğimize, Müslüman olacak. Niceleri Müslüman oluyor. Öyle iyi Müslüman olalım inşallah!

Biz size yalvarıyoruz kürsülerden;

"Etmeyin, eylemeyin, ne olur Müslüman olun! İyi Müslümanlık yapın! İhlaslı olun… vesaire."

Kendiniz iyi Müslüman olun da başkasına İslâm'ı öğretin!

Kendisine tedavi yapılan, uğraşılan insan olmaktan çıkın, başkalarına faydanız olsun. Başkalarını hak yola çekin, başkalarına öğretin. Kendiniz öğrenin, başkalarını da Müslüman edin. Allah'ın dininin yardımcıları olun. Cehd sarf edin, terleyin biraz.

Sabahtan akşama yoruluruz. Para kazanmak için, sabahtan akşama yoruluruz, gezeriz.

"Ne yaptın?"

"Tatil yapıyorum işte eğlenmek için, filanca dağ başlarını, dere kenarlarını, piknik yerlerini, hepsini biliriz, hepsini dolaşmışızdır. Allah için de biraz..."

"Biraz…" Ne! Tamamen Allah için yapmamız gerekiyor!

Böyle nazlı Müslüman olmamak gerekiyor. Sağlam, kavi Müslüman olmak gerekiyor

Mietü elfin ve erba'atü ve ışrûne elfen er-rusulü min zâlike selâsü mietin ve hamsete aşere cemmen gafîran.

Ebu Ümâme isimli zât Peygamber Efendimiz' e demiş ki; "Ama Ebû Umâme el-Bâhilî değil." diyor şerhte bir başkası.

Kultü yâ Resûlallâh kem iddetü'l-enbiyâ? "Peygamberlerin sayısı ne kadar yâ Resûlallah?" diye sordum diyor. Peygamber Efendimiz de buyurmuş ki; "Yüz yirmi dört bin." Yüz yirmi dört bin tane peygamber. Bunlardan üç yüz on beş tanesi resuldür. Ötekiler nebidir. "Yüz yirmi dört bin nebidir. Bunların içinden üç yüz on beş tanesi resuldür, kendisine kitap indirilmiş kimsedir." diye Peygamber Efendimiz bildirmiş.

Biz kaç tanesinin adını biliyoruz?

Çok az. Kur'ân-ı Kerîm'de adı zikredilen yirmi küsur. Ötekilerinin adlarını bilmiyoruz. Ama Kur'ân-ı Kerîm'de bir ayet-i kerime var, buyuruluyor ki;

Ve in min ümmetin illâ halâ fîhâ nezîrün.

"Kendisine peygamber gönderilmemiş, haberci gönderilmemiş; 'böyle yaparsanız cehenneme gidersiniz' diye korkutucu gönderilmemiş hiçbir topluluk yoktur."

Hepsine Allah göndermiştir. Allah her topluluğa kendi yolunu gösterecek, öğretecek insanlar göndermiştir. Hiç şekkiniz şüpheniz olmasın. Ayet-i kerime böyle bildiriyor.

Çin'e de gönderdi mi?

Gönderdi. Hind'e de gönderdi. İran'a da gönderdi. Bizim bilmediğimiz Azteklere, İnkalara da gönderdi, Meksika'ya da gönderdi. Her tarafa gönderdi Allah. Yüz yirmi dört bin peygamber. Ama biz bunların bir kısmının ismini biliyoruz.

Minhüm men kasasnâ aleyküm ve minhüm men le naksus aleyke.

"Bir kısmının adını size zikrettik, sana anlattık, bir kısmını zikretmedik."

Kur'ân-ı Kerîm'de böyle buyuruyor Allah-u Teâlâ hazretleri. Ancak bizim muhitimizle ilgili olanların isimlerini zikretmiş.

Onun için, bundan ne çıkıyor biliyor musunuz?

Bakıyorsunuz Hintlilerin eski mukaddes kitaplarını karıştırıyorlar dinler tarihi mütehassısları; bizim inancımıza uygun düşen bazı cümleler var. Çin'in eski inançlarına Budizm'in, sonra Konfüçyüs'ün vesairenin kitaplarına bakıyorlar; bizim kitaplarımızda olan bazı bilgilerin aynısını buluyorlar.

Neden?

Menşe aynı da ondandır. Allah onlara da göndermiş, bildirmiş. Yarısı bozulmuş, yarısı bozulmamış. Öyle eğri doğru zamanımıza kadar gelmiş.

Me'd-dünyâ fi'l-âhireti illâ kemâ yemşî ahadüküm ile'l-yemmi fe edhale isbu'ahû fîhi femâ harace minhü fe hüve'd-dünyâ.

Dünyayı anlatıyor Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifinde. Dünya ne kadardır ne kadar büyüktür, kıymeti ne kadardır, onu anlamamıza yardım edici bir hadis-i şerif. Buyurmuş ki:

"Dünya ahirete kıyas edilirse şuna benzer." Kemâ yemşî ahadüküm ile'l-yemmi. "Sizden biriniz denize gider." Fe edhale isbu'ahû fîhi. "Parmağını denize sokar." Sizden biriniz denize gider, deniz kenarına, parmağını denize sokar. Femâ harace minhü fe hüve'd-dünyâ. "O parmağına ne kadar su geldiyse ahirete nispetle dünya o kadardır işte."

Bakın bizim cahilliğimize, şaşkınlığımıza ki bu kadar değersiz bir şey için ömür tüketiyoruz, birbirimizi yiyoruz, asıyoruz, kesiyoruz, zulümler ediyoruz, haksızlıklar, gadirler ediyoruz; ahireti ihmal ediyoruz.

Dinsizlik hiç akıllı işi değildir. Cünundur, deliliklerin deliliğidir. Dünya ehli olmak, dünyaya tapmak çok büyük şaşkınlıktır. Dünyaya yönelip de ahireti unutmak çok büyük şaşkınlıktır. Ama ekseriyet dünyaya tapıyor şimdi. Anlatamazsın…

Me'l-meyyitü fî kabrihî. Ama herkes ölecek. Bak, arkasından da ölümle ilgili hadis-i şerif geldi.

Bak Peygamber Efendimiz hadis-i şerifte ne diyor,?

Me'l-meyyitü fî kabrihî illâ şibhü'l-garîki'l-mütegavvisi yentaziru da'veten min ebin ev ümmin ev veledin ev sadîkin sikatin fe izâ lahikathu kâne ehabbe ileyhi mine'd-dünyâ ve mâ fîhâ ve inna'llâhe azze ve celle le yüdhile alâ ehli'l-kubûri min du'âi ehli'd-dünyâ emsâle'l-cibâli ve inne hediyyete'l-ahyâi ile'l-emvâti el-istiğfârü lehüm ve's-sadakatü anhüm.

Bu hadis-i şerifi çok dikkatle dinleyin, biraz firaklı, acıklı, hasretli hadis-i şerif. İbn Abbas radıyallahu anh’ten rivayet olunmuş.

Peygamberimiz, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın bildirmesiyle bizim başımıza gelenleri de bilen, bildiren, gelmeyenleri de bilen, bildiren, gelecekleri de ileride olacakları da söyleyen Resulümüz buyuruyor ki;

Me'l-meyyitü fî kabrihî illâ şibhü'l-garîki'l-mütegavvisi. "Kabrin içindeki ölü, denize düşmüş, batmış ve imdat isteyen, boğulmak üzere olan bir insan gibidir. Kabrin içine konulan insan, denize düşmüş, imdat isteyen, yüzme bilmeyen, boğulmak üzere olan, çırpınan bir insan gibidir." Yentaziru da'veten min ebin ev ümmin ev veledin. "Babasından dua bekler, anasından dua bekler, oğlundan dua bekler." Ev sadîkin sikatin. "Samimi arkadaşından dua bekler."

Fe izâ lahikathu. "Umdukları kimseler ona dua eder de o dua ona erişirse." Kâne ehabbe ileyhi mine'd-dünyâ ve mâ fîhâ. "Dünyadan da dünyanın içindeki şeylerden de ona daha sevimli gelir o dua. O ölüye o dua…" Ve mâ fîhâ. "Dünyadan ve dünyanın içinde ne varsa hepsinden daha sevimli."

Ve inna'llâhe azze ve celle le yüdhile alâ ehli'l-kubûri min du'âi ehli'd-dünyâ emsâle'l-cibâli. "Allah-u Teâlâ hazretleri kabirdeki insanlara ehl-i dünyânın, hayatta olan, yaşayan insanların dualarından dağlar gibi rahmet ihsan eder. O dualar üzerine dağlar gibi ecir, sevap, rahmet ihsan eder o ölüye."

Ve inne hediyyete'l-ahyâi ile'l-emvâti. "Ölülere yaşayanların hediyesi nedir?"

El-İstiğfârü lehüm. "Muhakkak ki ölülere yaşayanların hediyesi onlara istiğfar etmektir, 'yâ Rabbi sen bunların günahlarını affediver' demektir." Ve's-sadakatü anhüm. "Ve onların namına sadaka yapıvermektir." Hayırda bulunmak, para vermektir, çeşme yaptırmaktır.

Ne kadar güzel teşbih etmiş Efendimiz. Denize düşmüş, yardım bekleyen, boğulmak üzere olan insan gibi. Onun için geçmişlerinize iyilik etmek istiyorsanız bu hadis-i şerife çokça dikkat edin.

Mâ âta'llâhu te'âlâ âlimen ilmen illâ ehaze aleyhi'l-mîsâka en lâ yektümehû.

Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ten Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

"Allah bir alime bir ilim verdiyse mutlaka ondan bu ilmi gizleme, ehlinden esirgeme, bu bildiğini başkasına anlat diye söz de almıştır."

Kime ilim verdiyse o verdiğinden ahd-ü misak almıştır.

Onun için alim bildiği şeyi söyleyecek. Acı da olsa hoşlansa da hoşlanmasa da söyleyecek. Bu hadis-i şeriflerin bir kısmı size, bana dokunur. Ben okurum, bana dokunur; siz dinlersiniz, size dokunur. Bir kusurumuzu ifade ediyordur. Bizi azarlıyordur. Ama neyse onu söylememiz gerekiyor. Hakkı söylemek gerekiyor.

"Hakkı söylemek gerektiği zaman bilip de söylemeyen kimse dilsiz şeytandır." diyor Peygamber Efendimiz. Hakkı söyleyeceğiz.

"En büyük cihat zalim sultanın huzurunda hak sözü söylemektir." buyurmuş Peygamber Efendimiz hadis-i şerifte. Zalim sultan, korkarsın, cellâdı çağırtır, kafasını uçurtturur insanın. Ama hakkı söyleyeceksin.

Mâ âtâkâ'llâhu min emvâli's-sultâni min gayri mes'eletin ve lâ işrâfin fe külhü ve temevvelhü.

Ebû'd-Derdâ radıyallahu anh'ten rivayetle gelen bir hadis-i şerif. Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz:

"Allah sana, sen istemeden sultanın mallarından bir şey nasip etmiş ise, onu al, ona sahip ol."

Yani;

"Ben istemem filan deme. İstemeden gelmiş, onu kabul et." diye Ebû'd-Derdâ radıyallahu anh rivayet ediyor, böyle buyurmuş Peygamber Efendimiz. İstemek, peşine düşmek doğru değil. Ama istemeden gelirse o hediye ediyor, ikram ediyor, alınabilir mânasına geliyor.

Mâ übâlî mâ eteytü in ene şeribtü tiryâkan ev ta'allaktü temîmeten ev kultü'ş-şi're min kıbeli nefsî.

Abdullah İbn Amr İbni'l-Âs radıyallahu anh rivayet eylemiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

"Eğer ben tiryak içersem, eğer ben nazar boncuğu takarsam, eğer ben kendi içimden şiir uydurup söylersem hiç önemi kalmaz."

Artık ne yaparsam yapayım, kötü bir iş yapmış olurum. Yani zarardan kurtulmak için elimden hiçbir şey gelmez artık, mutlak bir kötü iş, yanlış iş yapmış olurum mânasına bu üç yanlış şeyi söylüyor.

Birincisi tiryak içmek. Tiryak, yılan eti gibi, haram etlerden, yasak maddelerden yapılan tedavi malzemesi. Bu câiz değil. Haram olan şeylerden, domuzun kılından dokuz tane alacaksın da bilmem neyle şöyle karıştıracaksın vesaire… Böyle şey yok. Veyahut yılanın etinden şöyle olacak, şunu şöyle karıştıracaksın, suyunu çıkartacaksın, şu kadar kalacak. Çok acayip şeyler vardır böyle, bunu yazar kitaplar. Adamlar kimden duymuşlardır, birbirlerine söylerler duydukları şeyleri. Böyle şey yok. Haram ile tedavi yok. Haram olan şeyi içmek yok.

Helalle olursa, helal tedavi serbesttir. Allah-u Teâlâ hazretleri hastalığı da devasını da indirmiştir. Tedavi olunuz, tedaviden kaçmayınız, tedavi yasak değil. Ama haramla tedavi olmayınız.

"Efendim çok kansız kalmış. Vah zavallıcık, beti benzi solmuş, kemikler zayıflamış. Bir konyak içsin, şişmanlar." diyor bazı doktorlar.

"Ya konyak, alkol yasak, dinimizde yok filan." diyorsun.

"Günahı bana." diyor.

Bakın Kur'ân-ı Kerîm'i bilsek hiç bu lafların altında kalmayız. Allah-u Teâlâ hazretleri buna dair, buna benzer şeyi bildiriyor Kur'ân-ı Kerîm'de.

Allah'ın bir sürü helali var. Konyak içeceğine pekmez iç, daha çok şişmanlatır. Bal ye, bal şerbeti iç. Çörek otu ye. O kadar helalleri bırakıyor, bırakıyor, ille bir olmadık haramla Allah'a asi gelecek. Öyle şey yok.

İkincisi; ev ta'allaktü temîmeten.

"Temime dediği şey nazar değmesin diye boyuna takılan şeylerdir." deniliyor şerhte. Bu da yasaktır. Sakın öyle şey yapmayın; boynunuza birtakım parçalar, şunlar bunlar, nazar değmesin diye şekiller takmayın. Okursunuz kul e'ûzü bi Rabbi'l-felak, kul e'ûzü bi Rabbi'n-nâs, Allah korur.

Bir hadis-i şerif daha söylüyorum, bitiriyorum;

Mâ amene bî men bâte şeb'anen ve câruhû câi'un ilâ cenbihî ve hüve ya'lemu bihî.

"Bana inanmış değildir."

Kim?

"O kimse ki kendisi tok yatar ve komşusu açtır yan tarafında, o da onun aç olduğunu bilmektedir."

Demek ki; "Komşusunun aç olduğunu bildiği halde kendisi doyurup da karnını tok yatan kimse Peygamber Efendimiz'e iman etmiş olmaz." diyor Peygamber Efendimiz.

O halde ne yapması gerekiyor?

İman etmişse merhamet edecek, o aç kardeşine de lokmasını bölüştürecek, onun da karnını doyuracak, onun da derdine çare bulmaya çalışacak.

Burada açlık zikredilmiş. Açlık da olur, çıplaklık da olur, daha başka şey de olur. Hangi ihtiyacı varsa komşusunun, yakının, kardeşinin ihtiyacını gidermeye çalışması gerekiyor insanın.

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri İslâm'ın emirlerini iyi bilen kimselerden eylesin.

Bak namaz kılarız da kendimizi Müslüman sayarız. Demek ki komşuya iyi muamele etmeyince o zaman çok büyük hata etmiş oluyoruz.

Her şeyi böyle iyi bilip de iyi iş yapıyormuş sandığı halde kötü duruma düşenlerden olmayalım inşaallah.

Fâtiha-i Şerîfe me'a'l-Besmele.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA