İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

18.11.1984 - Mal Biriktirmek, Cumayı Terkedenler, Allahtan Başkasından İstemek, Kibir

18.11.1984 - Mal Biriktirmek, Cumayı Terkedenler, Allahtan Başkasından İstemek, Kibir
Hadisler Deryası

18.11.1984 - Mal Biriktirmek, Cumayı Terkedenler, Allahtan Başkasından İstemek, Kibir

02.09.2021
22 dk 22 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Men tereke ba'dehû kenzen müssile lehû yevme'l-kıyâmeti şücâun akrau lehû zebîbetâni yetbeu fâhu fe-yekûlü lehû: Veyleke mâ leke? Fe-yekûlü: Ene kenzüke'llezî terektehû ba'deke. Fe-lâ yezâlü yetbauhû hattâ yülkımehû yedehû fe-yekdamühâ sümme yetbeuhû sâire cesedihî.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Okuduğumuz hadis-i şerif para biriktirmek, onu gömmek mevzuunda bir hadis-i şeriftir ki Sevban radıyallahu anh rivayet eylemiştir. İbn Hibban, Taberânî'de ve daha başka hadis kitaplarında zikredilmiş, hasen bir hadis-i şeriftir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki;

Men tereke ba'dehû kenzen. "Kim kendisinden sonra geriye bir kenz terk ederse, bırakırsa..."

Kenz ne demek?

Mâlun medfûnun. "Toplanmış, biriktirilmiş para veyahut toplanmış, saklanmış, toprağın altına gömülmüş para." Yani "hazine" dediğimiz [şey...]

Ne olur?

Müssile lehû yevme'l-kıyâmeti şücâun akrau lehû zebîbetâni. "Bu hazine; biriktirdiği, Allah yoluna sarf etmediği bu paralar kıyamet gününde ona ok gibi fırlayan bir zehirli yılan şekline getirilir."

Şucâ'; atlayan, süvariye bile yetişen zehirli yılanmış. Sonra nasıl?

Akra; başı çıplak. Yaşlılığından, zehrinin adamakıllı çok olmasından dolayı başında bir şey yok, başı kaygan... Böyle bir yılan...

Lehû zebîbetâni. "Gözlerinin üstünde iki kara beneği var."

Zehirlilik alâmeti... Veyahut diyorlar ki; "Bu, 'iki taraftan iki uzun dişi var' mânasına gelir."

Böyle bir yılan tarzına ona temsil olunur, o halde gösterilir. Ve o yılan ağzını açar, ona yönelir, hamle eder, mal sahibinin peşine takılır.

Fe-yekûlü lehû: Veyleke mâ leke? "Ona der ki; 'Yazıklar olsun! Yahu sana ne oluyor?' der."

Yılan ağzını açıp peşine düşüp onu kovalayınca der ki:

"Sana ne oluyor?"

Fe-yekûlü: Ene kenzüke'llezî terektehû ba'deke. "Ben senin geriye bıraktığın kenzinim; depo ettiğin, harcamadığın paralarım, mallarım, mülklerim..."

Fe-lâ yezâlü yetbauhû hattâ yülkımehû yedehû. "Peşine takılmaya devam eder, nihayet -o Allah yolunda parayı vermeyip de tuttu elini ya- ilk önce vermekte kullanmadığı elini kapar."

Malum, yılan bir şeyi kaptı mı yavaş yavaş, hamle hamle içine çeker, ondan sonra onu dişleriyle, ağzının iki tarafıyla iyice tutturur.

"Sonra diğer cesedini yutar." diye bildirmiş Peygamber Efendimiz.

Ne anlaşılıyor? Gayet aşikâr. Hadis de hasen hadistir. Birçok hadis kaynaklarında zikri geçmiş.

Bu mallar ile vazifemiz ne ise onu yapacağız. Bu malları depo etmekte, istif etmekte vebal var.

Kenz; evet, toprağı kazıp küpün içinde paraları gömmek, tamam, bu alışılmış şekil. Ama isterse küpün içinde gömmesin de bir başka yerde saklasın, kasada saklasın; depo ediyor ya Allah yolunda vermiyor ya mühim olan işin o tarafı... Var, mevcut, ihtiyacından fazla; fakat vermiyor. İşte o böyle bir canavar şeklinde kıyamet gününde o zatın peşine takılacak da o vermediğini onun burnundan getirecek. Dikkat edilirse Peygamber Efendimiz; "Yılan önce elini yutar." diyor.

Hangi âzân ile vermedin sen? Elinle vermedin.

Önce elinden başlar, ondan sonra yutar. Azabı bu tarzda olur.

Ne yapacağız? Allah yolunda paralarımızı sarf edeceğiz.

İnsan, Allah kendisine mal vermiş, mülk vermiş, zekâtını bile vermiyor; nekes, cimri adam! Mevlâ o kadar mal vermiş de o çıkartıp zekâtını vermiyor. Pinti, nekes, cimri adam...

Kim verdi sana bu malı?

Allah verdi. Versene! Allah-u Teâlâ hazretleri kırkta birini istemiş; "Kullarıma harca." diye, seni imtihan etmek için... İstersen verme... Vermezsen başına bu hal gelir.

Onun için, bu cömertliği öğreneceğiz. Cömert cennete yakındır. Cömertlik insanı cennete götüren bir huydur. Elimizi sıkmayı bırakacağız.

Allah yoluna sarf edilmedik parayı ben ne yapayım, vebal olduktan sonra?

Vebali bana kalıyor, sefası mirasçılara...

Hayatta iken çalış, gayret sarf et, sadaka-i cariye yap, hayr-u hasenat yap, malınla ilgili vazifelerini yap; ahirette rahat et.

İlk önce kazanırken hırsla kazanıyor, haramdan kazanıyor, aldırmıyor. İnsanın ihtiyacı mahdut, belli bir şeyden sonra gerisi depo etmeye gidiyor.

Bu hususta çok söz söylenebilir. Allah yolunda paraları harcamazsak insanın başına çok dertler gelir, ayet-i kerimede de bunu teyit edici bilgiler var.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Vellezîne yeknizûne'z-zehebe ve'l-fiddate ve lâ yünfikûnehâ fî sebîlillâhi fe-beşşirhüm bi-azâbin elîm. "Altını ve gümüşü depo edip saklayıp da Allah yolunda sarf etmeyenleri elim, feci bir azap ile korkut! 'Sizin başınıza o gelecek!' diye onları bildir, ikaz eyle, ihbar eyle!"

Yevme yuhmâ aleyhâ fî nâri cehenneme fe-tükvâ bihâ cibâhuhum ve cünûbuhum ve zuhûruhum... "O günde ki o depo ettikleri mallar cehennem ateşinde kızdırılacak; yüzleri, alınları, yanları ve sırtları o ateşlerle dağlanacak." Böyle şiddetli...

Onun için, sahabe-i kiram, evliyâullah, akıllı din alimleri, kendini bilen insanlar Allah yolunda malını sarf etmiş. Yeri gelince malını sarf etmiş.

Bizim köye gittim. Köylüler diyor ki:

"Bu televizyonlar millette altın bilezik de bırakmadı."

"Renkli televizyon alacağım." diye o bizim beğenmediğimiz köylü onu da satmış, bileziği de satmış, o renkli televizyonu almış. Renkli televizyonu karşısına koymuş. Keyif olduğu zaman, zevk olduğu zaman nasıl paralar harcanıyor...

Allah yolunda insan yeri geldiği zaman canını da verecek. Mal neymiş…

Bu dünya hayatı imtihansız olmaz. Herkes en zorlandığı yerden imtihana tâbi olacak. Çare yok. Malı seven maldan imtihan olacak. Başkası başka şeyden imtihan olacak. Herkes bir çeşit imtihan olacak. Nihayet işin sonunda hakiki Müslümanlar ile sahtekârlar, hâlis muhlisler ile gevşekler ortaya çıkacak. Çare yok...

İnsan Allah yolunda sevdiklerini infak etmedikçe birr-ü takvâ derecesini elde edemez.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Len tenâlü'l-birre hattâ tünfikû mimmâ tuhibbûn.

Sevdiklerinizden seve seve vereceksiniz. Elinizdeki şeyi beğeniyorsunuz, seviyorsunuz; onu çıkartıp çıkartıp Allah yolunda vereceksiniz. "Bana verin." demiyorum, Allah yolunda, neredeyse... Ben de vereceğim, herkes verecek. Ta ki İslâm yayılacak... Ta ki evlatlar Müslüman yetişecek... Ta ki şu beldede;

Şu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli, ezanlar inleyecek. Bu ezanlar susmayacak. Bu cemaatler bitmeyecek. Bu camiler boş kalmayacak. Bu evlatlar, bu torunlar Müslüman yaşayacak, Müslüman olacaklar; şerefle yaşayacaklar, ahirette de Allah'ın cennetlik kulları olarak cennete girecekler. Bizim vazifemiz.

Neye gücümüz yetiyorsa onu yapacağız, yapmazsak soracak.

"Hocam işte ne güzel, rahat rahat hem işime gidiyordum hem para kazanıyordum hem televizyon seyrediyordum hem kahvemi höpürtediyordum hem de pikniğe gidiyordum, yazlığa gidiyordum, deniz kenarında da yerim vardı... Şimdi böyle sıkıcı sözlerin sırası mı?.."

Ben şimdi bu hadisleri atlaya atlaya mı gideyim?

"Bu hadis geldi, bunu atla, cemaat darılmasın, öbür hadise geç..."

Olur mu?

Olmaz! Ne geldiyse söyleyeceğiz. Hepimiz kendimizi buna göre ayarlayacağız. Allah'ın rızasını kazanmaya çalışacağız, terleyeceğiz, uğraşacağız, zahmet çekeceğiz, gözyaşı dökeceğiz, sıkıntılara gireceğiz; Allah sevsin diye. Hepimiz böyle bir fedakârlık içinde olacağız. Dinimiz için çalışma gayret içinde olacağız.

Başkaları bizden çok daha fazla para sarf ediyorlar. Biz bir şey yapıyoruz; derme çatma kulübe gibi... Onlar bir şey yapıyorlar; saray gibi, 20 katlı, 30 katlı... Onlar dini yıkmak istiyorlar. Bu milleti içten çürütmek istiyorlar. Bu ümmeti darmadağın dağıtmak istiyorlar. Şehit kanlarıyla sulanmış şu toprakları bize zehir zindan etmek istiyorlar. Bizim elimizden almak istiyorlar. Parayı döküyorlar... Çünkü harp etseler daha çok para verecekler. Parayı döküyor; seni ananın, babanın, dedenin yolundan ayırıyor. Seni birbirine düşman ediyor. Seni birbirine kırdırıyor. Arkadan gülüyor. Çok paralar harcıyorlar, günde milyonlar gidiyor...

Müslüman? Müslümanın işi var, dükkâna gidecek, para kazanacak, gelecek...

Çocukların?

Çocuklarını emanet etmiş. Kime emanet ettiği belli değil.

Geçen gün bir tanesi geldi:

"Hocam, oğlum köyümde bana pusu kurdu, çifteyi patlattı, parama el koymak için beni öldürmek istedi. Şimdi hapiste." dedi.

Bak, İslâmî terbiye olmayınca evlat nasıl yetişiyor?

İşte o evlatlar Müslüman yetişecek, başka çare yok! Uğraşacağız, didineceğiz, o evlatları Allah'tan korkan insanlar yetiştireceğiz. Allah-u Teâlâ hazretlerinin emrine muti insan yetiştireceğiz.

Ya iki paralık dünya metaı için insan babasını öldürür mü?

Babası sakallı Müslüman adam... İyi bir insan.

"Hocam kulak asma, evlatlarım böyle çıktı..." diyor.

"Ne yaptın ya, sen nasıl yetiştirdin bunu?" dedim.

"İmam-hatip okuluna verdim; kaçtı, okumadı." diyor.

Demek ki daha çok çalışacağız, daha başka şeyler yapacağız. Evlatlarımıza sahip olacağız. Bu da böyle olmuyor.

Çeşitli âletlere, edevata ihtiyaç oluyor. Bunları biz okumasaydık, okutulan yerler olmasaydı bunları biz size anlatamazdık. Biz burada yetişmişiz. Arapçayı öğrenmeseydik bunları biz size nasıl anlatacaktık?

Yetişecek. Bundan sonra da yetişecek... Onlar Kur'an'ı öğretecekler, hadisi öğretecekler... "Allah'ın rızası bu taraftadır, gazabı bu taraftadır. Şu tarafa git, bu tarafa gitme!" diyecekler... Bunları yetiştireceğiz.

Bu gençler nasıl oluyor, bir bakın. Dolaşın, etrafınızdaki gençlere bir bakın. Geceleyin nârâ mı atıyor? Sinemaya mı gidiyor? Keyfe mi gidiyor? Sefaya mı gidiyor? Nasıl yetişiyor?..

Bu gençlere ben bir şey demeyeyim, siz de cemiyetin içindesiniz, bu halkın arasındasınız, görün. Bunun çaresi neyse gelin elbirliğiyle, paraysa para, gayretse gayret, kuvvetse kuvvet, hepsini ortaya koyalım; temiz pak müesseseler yapalım, çocuklarımızı kendimiz gibi yetiştirelim.

Bir adam iyi alim, okutacak, öğretecek; ama onun okutması için para lazım. Beri tarafta talebe okuyacak ama karnı doymazsa nasıl okusun?

Ona da "Al parayı, otur şuraya, şu ilmi öğren." demek lazım.

İmam-ı Azam hazretleri bir keresinde bakıyor, -zeki- birisi gidiyor:

"Nereye gidiyorsun?"

"Kuyumcunun yanına çırak gidiyorum."

"Ne kadar alıyorsun?"

"Şu kadar."

"Ben sana o kadar para vereyim, gel bu ilmi oku." demiş.

"Şurada otur, oku, o kadar parayı ben sana vereceğim." demiş.

Ondan sonra o bizim mezhebimizin büyüklerinden birisi oluyor. Kuyumcuya çıraklıktan ilme çıraklığa dönüyor.

Öyle olacağız. Zeki bir insanı gördüğümüz zaman; "Oğlum, maddî bakımdan endişe etme. Otur şuraya, Allah'ın yolunu öğren. Paraysa parayı da ben sana vereceğim. Aklını sâlim tut." dersek yetişir.

Demezsek gidiyor. Demezsek bu nesilden sonraki nesil ne olur, bilmiyoruz.

Men terake selâse cumuâtin min ğayri üzrin kütibe mine'l-münâfıkîn.

Şimdi bazı -ilgili- kardeşlerim iyi dinlesinler! Bu hadis-i şerif kimdenmiş?

Taberânî'den, Dârekutnî'den, Üsâme b. Zeyd radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Arkasında sahih hadis-i şerif diye izah etmiş.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;

Men tereke selâse cumuâtin; "Üç Cuma'yı terk eden kimse." Min ğayri üzrin. "Mazeretsiz üç Cuma'yı terk eden kimse..." Kütibe mine'l-münâfıkîn. "Münafıklardan olarak yazılır."

"Üç Cuma'yı terk eden kimse münafıklardan olarak yazılır."

Altındaki hadis de yine Cuma ile ilgili:

Men terake'l-cumuate selâse merrâtin mütevâliyâtin min ğayri darûretin taba'allâhu alâ kalbihî.

Bu da Cabir b. Abdillah el-Ensârî hazretlerinden rivayet edilmiş. Ahmed b. Hanbel'de, Müstedrek'de, İbn Mâce'de, Beyhakî'de ve daha başka kaynaklarda var. Bu hadis-i şerif de hasen bir hadis-i şerif olarak rivayet edilmiş.

"Kim peş peşe üç Cuma'yı zaruret olmadığı halde terk ederse Allah onun kalbini mühürler, işlemez hâle getirir."

Gönlünü karartır, kapatır, çalışmaz hâle getirir, mühürler. Kapısı kapandı mı, üstüne kırmızı mühür vuruldu mu nasıl dükkân çalışmıyor; kalbi mühürlenir, hayrı göremez, hakkı göremez, doğru yolda yürüyemez.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. "Resûlallah ne doğru söylemiş!" ki görüyoruz; bazı kardeşler Cuma kılmamak işinden başladı, bir içtihatla bir şeyler tutturdular, şimdi vakit namazlarını kılmıyorlar! Kalp mühürlendi, istediğin kadar [uğraş...] Kalp mühürlendi mi gidiyor...

Onun için, Müslümanların birliği cuma günü görülecek; gelecekler, hocalarını dinleyecekler, dinimizi emirlerini öğrenecekler, topluca cemaatle namazı kılacaklar, birbirlerine "merhaba" diyecekler, el sıkışacaklar, tebessüm edecekler, işlerini görecekler. Cuma'da Müslümanların birliği var.

Peygamber Efendimiz Medine-i Münevvere' ye gelmeden önce Cuma kılındı. İstanbul Bizans'ın elindeyken, Cenevizliler' in elindeyken Galata'da, Arap camiinde Cuma kılındı. Almanya'da hâlen kılınıyor. Niye kılınmasın?

Men teda'daa li-zî sultânin irâdete dünyâhu a'rada'llâhu anhu bi-vechihî fi'd-dünyâ ve'l-âhireti.

Ebû Hureyye radıyallahu anh'ten bir hadis-i şerif. Deylemî isimli hadis alimi kitabında kaydetmiş ki;

Men teda'daa. -Teda'du, tevâzu mânasına.- "Kim tevazu ederse, boyun bükerse, dalkavukluk ederse, alçalırsa..."

Kime karşı?  Li-zî sultânin. "Güç kuvvet, iktidar sahibi bir kimseye karşı..."

"Saltanat, güç kuvvet sahibi bir kimseye arz-ı hürmet edip boyun büker tabasbus ederse..."

Neden? İrâdete dünyâhu. "Onun dünyasını isteyerek."

"Bu adamın parası var. Bu adamın sözü geçer. Bu adamın mevkii yerindedir. Hele ben şuna bir yanaşayım, kendimi şirin göstereyim. O zaman neler gelir bana neler..." diye düşünerek öyle yaparsa ne olur?

A'rada'llâhu anhu bi-vechihî. "Allah ondan o şahsın yüzünü döndürtür."

Sen Allah'ı bırakıp da onun gönlünü çeleceğini mi sanıyordun? Ona mı meylettin?

Allah onu ona sevdirtmez.

Bu hadis-i şerifte a'rada'llâhu vechehû deseydi; a'rada'llâhu anhu vechehû "Allah yüzünü ondan döndürür." demek olurdu. Bi-vechihî diyor; burada bir tâdiye, müteaddîlik oluyor. "Allah o saltanat sahibi kimsenin yüzünü ondan döndürtür."

Yani ona da yaramaz, dünyalığa da yaramaz. Yaptığı iş Allah'a yaramadı. Dünyalık elde etmek için Allah'ın rızasına aykırı bir iş yaptı. Ama yine de o şahsa yaranamaz.

O zaman nasıl olacağız?

Allah'ın rızasına riayet edeceğiz, onu gözeteceğiz. Konuşurken, susarken, söylerken, severken, kızarken, yürürken, otururken, kalkarken, yaptığımız şeylerde hep Allah'ın rızasını düşüneceğiz. "Bunu ben böyle yaparsam şöyle olur, yapmayayım. Bunu böyle yaparsam böyle olur..." Dünya hesabı yapmayacağız, ahiret hesabı yapacağız.

"Bunu ben söylesem mi söylemesem mi? Söylesem Allah seni sever mi?"

Sever. O zaman söyle.

"Bunu ben böyle yaparsam Allah kızar mı?"

Kızar. O zaman söyleme.

Ölçü böyle olacak. Kim Allah rızası için böyle yaparsa işte onun imanı sağlamdır. Gerisi çürüktür. Allah'ın rızasını düşünmüyor da başka hesaplar yapıyor. Olmaz.

Dünyada da ahirette de Allah onun yüzünü çevirttirir. Yani dünyada da ahirette de o adam bir hayra nail olamaz.

Hürmet edeceksen Allah'a hürmet et. Sözünü dinleyeceksen Allah-u Teâlâ hazretlerinin sözünü dinle. Emir tutacaksan Allah-u Teâlâ hazretlerinin emrini tut. Kul olacaksan O'na [kul ol]; kula kul olma. Başkasına tabasbus etme, o da senin gibi bir beşerdir. Sen ona böyle yaptıkça o da şişiyor, kabarıyor, başkalarının başına bela oluyor. Eğer dalkavukların dalkavukluğu olmasa o da bela olamayacak, o da haddini bilecek, normal bir insan olacak.

Men teazzama fî nefsihî veh'tâle fî meşyetihî lekıya'llâhe ve hüve aleyhi ğadbânu.

İbn Ömer radıyallahu anh'ten. Bu hadis-i şerif için Suyûtî hasen demiş. Ricâli, rivayetindeki insanlar için ricalü's-sahîh, "sağlam" demiş. Bu hadis-i şerif kendini beğenmekle ilgili.

Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

Men teazzama fî nefsihî. "Kim kendi içinden kendi kendine büyüklenirse..."

"Ben ne adamım! Ne büyük insanım ben! Benim kadrim kıymetime kimse erişemez!" diye kendisini büyük görürse, tekebbür ederse...

Veh'tâle fî meşyetihî. "Yürüyüş tarzında da kurum, çalım satarak yürürse..."

Attığı adımdan, basış tarzından kibirli kibirli yürüyor... Böyle yaparsa...

Lekıya'llâhe ve hüve aleyhi ğadbânu. "Allah-u Teâlâ hazretlerine Allah ona kızgın bir vaziyetteyken mülâki olur."

"Allah'a kavuştuğu zaman Allah'ın gazaplı hâliyle ona mülâki olur."

Yani Allah ona kızmış bir vaziyette O'nun karşısına, huzuruna çıkar. "Sen misin dünyada öyle kibirlenen? Sen misin öyle çalımlı çalımlı yürüyen?!" diye Allah ona gazaplı olarak onu huzuruna alır.

Mesela bir dairede bir âmiri düşünün, bir komutanı düşünün; birisini çağırmış ama pür hiddet, "ateş püskürüyor" deriz. Kimse yanına girmeye nasıl korkar... "Aman! Çok sinirli, şimdi bir şey söylemeyeyim, yanına girmeyeyim!.." Ahirette olacakları artık oralardan anlayın.

Allah'ın gazabına uğramış bir insan olarak huzuruna çıkmak, O'nun gazabına orada maruz olmak ne kadar kötü bir şey!

O halde ne yapacağız?

Tevazu göstereceğiz. Allah rızası için halim selim olacağız, alçakgönüllü olacağız. Kendimize bir pâye verip kibirli kibirli yürümeyeceğiz. Haddimizi bileceğiz, kusurumuzu bileceğiz, eksiğimizi bileceğiz. Allah-u Teâlâ hazretlerinin sevgisini ahlâkımızı düzelterek öylece kazanmaya gayret edeceğiz.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA