İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

07.07.1985 - Faziletli Dua ve Tesbihler B

07.07.1985 - Faziletli Dua ve Tesbihler B
Hadisler Deryası

07.07.1985 - Faziletli Dua ve Tesbihler B

08.09.2026
21 dk 26 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Men kâle hîne yumsî "Sallallahu alâ Nûhin ve alâ Nûhini's-selâm" lem teldağhu akrabu tilke'l-leylete.

Bu da Ebû Ümâme hazretlerinden, İbn Asâkir kitabında nakletmiş, bir hadîs-i şerîf. Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:

"Bir kimse akşam olunca 'Nuh aleyhisselam'a salât olsun ve Nuh'un üzerine selâm olsun.' diye Nuh aleyhisselam'a salât u selâm ederse..."

Sallallahu alâ Nûhin. "Allah Nuh aleyhisselam'a salât eylesin." Ve alâ Nuhini's-selâm. "Nuh'un üzerine selâm olsun." diye bu ibareyle böyle söylemek daha iyi.

"Sallallahu alâ Nûhin ve alâ Nûhini's-selâm diye Nuh aleyhisselam'a salât u selâm temenni ederse o gece onu akrep sokmaz."

Neden? Hepsini gemiye o mübarek aldı da ondan. Tufan olduğu zaman gemiye her birisini o aldı; ona medyûn-u şükrân. Hepsinin borcu var. Onun hatırına olmuyor.

Men kâle "lâ ilâhe illallah" muhlisan dehâle'l-cennete. Kâlû: Yâ Resûlallah, femâ ihlâsuhâ? Kâle: En tahcüzeküm an külli mâ harrama'llâhu aleyküm.

Enes b. Malik radıyallahu anh'ten rivayet olunduğuna göre -Hatîb-i Bağdâdî kitabında yazmış.- Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

"Her kim ki ihlâs ile, muhlis bir şekilde lâ ilâhe illallah derse cennete girer." Demişler ki:

Kâlû: Yâ Resûlallah, femâ ihlâsuhâ? "Bu lâ ilâhe illallah demenin ihlâsla denmesi nasıl, bu işin ihlâsı ne? Bu konudaki ihlâs nedir?" Buyurmuş ki:

"İhlâsı şudur;" En tahcüzeküm. "O söz sizi engelleyecek." An külli mâ harrama'llâhu aleyküm. "Allah'ın size haram kıldığı her şeyden o söz sizi menedebiliyorsa işte o zaman ihlâslı..."

Adam lâ ilâhe illallah diyor, bir parmağının ucunda veya bir ayağının topuğunda doksan tane yalan kıvırtıyor. Hacca gitmiş, sakal bırakmış, cübbe giymiş, sarık sarmış, koku sürünmüş, bıyığını azaltmış, takvâ ehli gibi kıyafet giyinmiş, akikten yüzük yapmış...

İyi güzel ama -onlar dış şekiller- Allah'ın haramlarını işliyor mu, işlemiyor mu?

Allah-u Teâlâ hazretleri insanların dış şekline bakmaz; gönlüne bakar, kalbinin temizliğine bakar.

Kalbi temiz mi değil mi? Değil. Yalan. Yalanın bini bir para. Dolan, aldatmaca... Aldatmak için yapıyor zaten, herkes Müslüman sansın diye yapıyor.

Ben bir gün... Söz sözü açıyor. Bu sözlere kardeşlerim alınmasın diye söylüyorum. Bizim mahallenin camisine gittim. Camiye biraz geç gittim, ancak farza yetiştim. Ankara'da. İçeri girerken birisi -yaşlı bir adam- kollarını sıvıyor gibi yapıyor, yere de bakınıyor... Kapıdan hızla içeriye girdim. Ben onu takunya arıyor sandım; abdest alacak, kollarını sıvıyor, takunya alacak, camiye yetişecek diye... Selâmun aleyküm, içeriye girdim, Allah-u Ekber imama uydum, dışarı çıktık.

Bizim cami Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yanında. Orada meslek okulu var. Meslek okulunda da Müslüman çocuklar yani mütedeyyin çocuklar vakit namazlarına camiye geliyorlar. Çocuğun birisi çıktı dışarıya, ara Allah’ım ara, yok; ayakkabısı yok! "Yeni aldım daha." diyor. Pırıl pırıl, gıcır gıcır, yepyeni ayakkabısı yok.

"Hay Allah!" dedim, "O gördüğüm adam çaldı bunu..."

Çünkü o adama baktık, yok. Dışarıya baktık, yok. Tabii atı alan Üsküdar'ı geçiyor. Kabahatini bildiği için çabuk kaçıyor.

Aradan uzun seneler mi geçti, aylar mı geçti, herhalde birkaç sene de geçti; bir gün beni Etlik karakoluna [çağırdılar.] Askerlik işim için polis pusula bırakmış;

"Askerlik işiniz var, dosya var. Karakola bir gelin, evrakı imzalayacaksınız. Biz sizi aradık, bulamadık."

Böyle bir şey...

Ben de karakola kalktım gittim.

"Hocam evrak şudur, şurayı imzalayın, tebellüğ edin."

İşimi bitirdim.

Birisini getirdiler; yaşlı bir adam. Polisler hakaret edince ben üzüldüm. Yaşlı bir adam; beli hafif kıvrılmış, ihtiyar, sakallı, ayağında mestler var. Hakaretle cebini boşaltıyorlar. Cebinden, mendilin yanında tesbihi çıkıyor, vesairesi çıkıyor. Ben de üzülüyorum... Üzülmez mi insan, siz de üzülürsünüz. Ben de üzülüyorum.

"Bunun kabahati nedir?" dedim.

"Bu, Etlik'ten bir ağılın kapısını kırmış, bilmem kaç tane koyun çalmış, Çubuk pazarında satmaya götürmüş."

Koyunların sahibi de kurnazmış, bakmış koyunlar çalındı... Ne yapar bir insan koyunları çaldığı zaman? Gidecek bir yerde, bir pazarda bunu satar. "Bugün nerenin pazarı var? Çubuk'un pazarı var." Atlamış Ankara'dan Çubuk kasabasına, dolaşmış kasabanın pazarını, kendi koyunlarını tanımış;

"Tamam, şu koyunlar benim."

"Ya ne güzel koyunlarmış, besili, mâşaallah. Kaça satıyorsun? Kim bunun sahibi?" derken bu adam çıkmış karşısına...

"Koyunların sahibi sen misin?"

"Evet, benim."

"Kaça satarsın?"

Pazarlıktan sonra polise haber vermiş, yakalatmış. Yani iş oradan çıkıyor.

Ben, "Ya bu adamı bir yerden tanıyorum, bir yerden tanıyorum, bir yerden tanıyorum..." dedim, düşüne düşüne... Tabii beni karakolda çok da tutmazlar, işim bitti, ne yapayım ben polisin odasında? Eve geldim, aklıma o zaman geldi. 4-5 sene önce o pabucu çalan adam! O zaman "Hah!" dedim, iki sîma zihnimde o zaman [canlandı.] Hay Allah... Orada aklıma gelseydi "Bizim mahalleden pabuç da çalmıştı." derdim ama onu diyemedim artık. Ama ayağında mest var, elinde tesbih var...

Onun için huy güzel olacak. Kalbi Müslüman olacak. Bir şişenin içine pisliği doldursanız, ağzını sımsıkı kapatsanız, pınarın başına götürseniz, 80 yıl dışını yıkasanız içindeki pis murdar gitmez. İçi temiz olacak. Yani tasavvuf olacak. Ahlâk güzel olacak. Müslümanlık olacak.

"Lâ ilâhe illallah diyor."

Diyor ama ihlâslı olacak.

İhlâslı olması ne? O söz onu haramlardan alıkoyacak. Elini uzatacakken uzatamayacak. "Yok, ben başkasının malına elimi uzatamam." Sözü söyleyecekken söylemeyecek. Yalan şahitliği yapacak gibiyken yapmayacak. "Yok, ben Allah'ın huzuruna çıkacağım." diyecek. Her türlü kötülükten o lâ ilâhe illallah onu menedebiliyorsa tamam, o adam ihlâslı. O adam lâ ilâhe illallah'ı ihlâsla söyleyen insan. İşte o kimse cennete girecek.

Şimdi anlaşıldı mı?

Lâ ilâhe illallah herkes diyor. Papağan bile diyor.

Bir arkadaşın evine gittik. Bir cins papağan, gri renkli, çizgili çizgili kocaman bir papağan. Kafesin yanına yanaşsan insanın elini koparacak, gagası [büyük]... Alıştırmışlar, üç defa gayet fasih dil ile; lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illallah... Üç defa tekrar ederek bu kadar uzun söyleyebiliyor. Karşısına bir kanarya koyuyorlar, bir o ötüyor, bir de bu ötüyor; aynısı. Aynen taklit ediyor. Lâ ilâhe illallah'ı da taklit ediyor.

Kıymeti yok.

Teypten bir insan çok güzel bir müezzinin ezanını alsa minareye koysa, düğmesine bassa o ezan olmaz. Teyple ezan olmaz.

Onun gibi, lâ ilâhe illallah da bizim ağzımızdan teypten çıkar gibi çıkmayacak; gönülden gelecek ve bizi kötülüklerden alıkoyacak. "Ben Allah'ın kuluyum, Allah'tan gayri ilah yok, O bizi sorguya suâle çekecek, cennet var, cehennem var, sorgu var, suâl var; aman yapmayayım." derse ihlâslıdır.

Onun için lâ ilâhe illallah'ın bu tarzda sizi kötülüklerden alıkoymasına kendinizi ayarlayın.

Men kâle hîne yesmeu'l-müezzine yüezzinu "Merhaben bi'l-kâilîne adlen merhaban bi's-salâti ve ehlâ" keteba'llâhu lehû elfey elfi hasenetin ve mahâ anhu elfey elfi seyyietin ve refea lehû elfey elfi derecetin.

Burada Peygamber Efendimiz bir şey öğretiyor.

Men kâle. "Her kim ki." Hîne yesmeu'l-müezzine yüezzinu. "Müezzin ezan okurken duyar da şu sözleri söylerse;"

Merhaben bi'l-kâilîne adlen. "Doğru konuşanlara merhaba olsun. Doğru söyleyenler hoş safa geldiler." Merhaben bi's-salâti ve ehlâ. "Kılınacak namaza da hoş safa geldi, buyursun, başımızın üstünde yeri var."

Bu, o mânaya geliyor.

Araplar, bir insan gelirse merhaba derler. Dışardan birisi geldi, es-selâmu aleyküm deyince, merhaben derler veyahut ehlen ve sehlen derler.

Ne demek bunlar? Merhaben demek, "Buyur, ferah bir yere geldin, senin için aramızda yer bulunur. Sen bizim dostumuzsun, yabancımız değilsin. Biz sana yer açarız. Bu mekânda, aramızda senin yerin vardır. Burası senin için genişliktir, buyur." demek. Yani bu, "Aramızda yer yok, defol!" mânasına karşı bir söz olmuş oluyor. O mânaya değil de merhaba deyince, "Hoş geldin, yerimiz geniştir, buyur, aramızda sana yer vardır." demek oluyor.

Ehlen ve sehlen ne demek? "Sen, kendine ehil olan, seni seven, seninle samimi olan, sana yakınlık duyan ve sana kolaylık gösterecek olan insanların arasına geldin." demek oluyor.

Onların böyle bir selâmlaşma şekilleri var. Gelen kimseye ‘merhaben’ diyorlar, "Tamam, gelişinden memnunuz. Buyur, sana yer açarız, aramızda yerin var. Memnunlukla aramıza kabul ederiz." demiş oluyor. ‘Ehlen ve sehlen’ de "Biz senin dostunuz, yakınınız, yabancı değiliz, sana iyi niyet besliyoruz." demek oluyor.

Bu sözleri müezzine ve namaza söylüyor.

Merhaben bi'l-kâilîne adlen. "Adaletli söz söyleyenlere merhaba olsun." Hoş geldiler, safa geldiler... Çünkü müezzin Allah-u Ekber diyor, hakikatleri orada adaletle söylüyor. Yukarıdan bağırdığı sözlerin hepsi adaletin ta kendisi. Ona "merhaba" diyor. "Merhaben, tamam, doğru, adaletle [söyledin.] Ondan sonra namaza da;

Merhaben bi's-salâti ve ehlen. "Namaza da merhaba olsun, hoş safa geldi." Namazı da hoş karşılıyor.

Bu sözüyle müezzinin nidasını alkışlıyor, beğeniyor; namaza da "Hoş safa geldin." demiş oluyor.

Böyle derse ne olur? Merhaben bi'l-kâilîne adlen merhaban bi's-salâti ve ehlâ derse;

Keteba'llâhu lehû. "Allah ona yazar." Elfey elfi hasenetin. "İki milyon hasene" yazar.

Böyle dediği için iki milyon sevap yazar. Müezzini beğendiği için, müezzinin sözlerine kalben iştirak ettiği için; namazı beğendiği için, namazın gelişini hoş karşılayıp alkışladığı için, takdir ettiği için...

Ve mahâ anhu elfey elfi seyyietin. "Onun üzerinden iki milyon günahı-'iki bin kere bin günahı' diyor, o iki milyon eder- siler."

Allah iki milyon hasene verir, iki milyon günahı siler.

Ve refea lehû elfey elfi derecetin. "Onu iki milyon derece yükseltir."

Bunu da yazdınız inşaallah. Müezzin ezan okurken;

Merhaben bi'l-kâilîne adlen merhaben bi's-salâti ve ehlâ.

Men kâle "Lâ ilâhe illallâhu kable külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu ba'de külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu yebkâ rabbunâ ve yefnâ küllü şey'in" ûfiye mine'l-hemmi ve'l-huzn.

İbn Abbas radıyallahu anh'ten rivayeti gelmiş. Taberânî'nin kaydettiğine göre Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

"Her kimse ki şu sözleri söylerse üzüntüden, hüzünden, mahzunluktan, sıkıntıdan kurtulur."

Dertli olanlar derdinden kurtulur, üzüntüsü olanlar üzüntüden kurtulur.

Neymiş bu sözler?

Lâ ilâhe illallâhu kable külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu ba'de külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu yebkâ rabbunâ ve yefnâ küllü şey'in.

Üç defa lâ ilâhe illallah deniliyor ama aralarında bir cümleler var.

Mânaları ne?

Lâ ilâhe illallâhu kable külli şey'. "O Allah ki O'ndan önce hiçbir şey yok, her şeyden önce O var."

Veyahut;

"Her şeyin başında, her şeyden evvel, en başta lâ ilâhe illallah sözü."

Lâ ilâhe illallâhu ba'de külli şey'. "Her şeyden sonra Allah bâki kalır, en sonunda O'dur." mânasına veyahut "Her şeyin sonunda lâ ilâhe illallah sözü olsun." mânasına.

Sıfat ya Allah'a gider ya da lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidine gider.

Allah her şeyin evvelidir. Evvelin evvelidir. Hüve'l-evvelü ve'l-âhiru ve'z-zâhiru ve'l-batınu.

"Esma-i Hüsna'sındandır; Allah evveldir. Her şeyin evvelidir. Hiçbir şey yoktu, O vardı. Her şeyi O var etti. Her şey yok olacak, O kalacak.

"Her şeyden evvel var olan Allah'tan gayri ilah yoktur. Her şeyden sonra yine var olacak olan Allah'tan gayri kimse yoktur."

Üçüncüsü; lâ ilâhe illallah yebkâ rabbunâ. "Rabbimiz bâki kalır." Ve yefnâ küllü şey'. "Her şey fâni olur." mânasına.

Kelime-i tevhide de gidebilir. Yani "Kelime-i tevhid her şeyden evvel, kelime-i tevhid her şeyden sonra." mânasına da muhtemeldir.

Bunu da yazarsanız üzüntüden, gamdan, kederden kurtulursunuz.

Lâ ilâhe illallah'ın iman ifade etmesi var. İmanlı insan lâ ilâhe illallah diyor. Bir de bu sözü esrarı, sırları vardır.

Nasıl sırları vardır? Bu söz bazı tesirler yapar. Mıknatıs uzaktan iğneyi nasıl döndürüyor? Uzaktan kıpırdatıyorsun, iğneye hareket veriyor. Ama arada mesafe var. Mıknatıs uzaktan ona kuvvetiyle tesir ediyor, onu öyle yaptırtıyor.

Lâ ilâhe illallah sözünün de öyle birtakım tesirleri vardır. İnsanın yaptığı zaman kendi hayatında elle tutulur gibi anlayacağı tesirleri vardır. Çektiği zaman, söylediği zaman o tesirleri görür. Mıknatısın tesirini Allah vermeye kâdir de lâ ilâhe illallah sözüne o tesiri vermekten âciz mi? Değil. Yani muhakeme, mantık bakımından bir eksiklik yok; müşahede bakımından da bu böyle.

Arkadaşımızın birisi, kendisi anlattı...  Nasıl bir arkadaş? Geri kafalı, biraz masallara filan inanan bir kimse mi? Hayır, Almanya'da okumuş, Amerika'da okumuş, mühendis olmuş, mühendisliğin en yüksek derecesine çıkmış, dâhi gibi yüksek bir arkadaş. O anlattı. Müslüman ama... Allah selâmet versin. Dedi ki:

"Hacda canım Cebel-i Rahme' ye çıkmak istedi."

Babayiğit, güçlü kuvvetli... Cebel-i Rahme' ye çıkmak istemiş.

Ne olur çıkarsa? Cebel-i Rahme Arafat'ın ortasında, Peygamber Efendimiz' in hutbe okuduğu yer, Arafat'ın en şerefli kısmı. Onun için herkes oraya birikiyor; 1 milyon, 2 milyon hacının gitmeye can attığı, sıkışık, izdihamlı bir yer. Koca koca da kayalar var, yani düzlük bir yer değil. Koca koca, ev gibi, kat gibi kayalardan öyle bir tepe. Merdivenli bir yeri var ama düz duracak üstünde birazcık bir yeri var, öbür tarafı hep çatır çatır kara taş kaya...

Cebel-i Rahme' ye çıkmış. Yoluna bile gidilmez. Yolunda bile insanın kemikleri, kaburgası kırılır. Tabii o kuvvetli biraz, Cebel-i Rahme' ye çıkmış.

"Çıktım ama bir sıkışıklık geldi..." diyor, "koca kalabalık, buradan sıkıştırdı, buradan sıkıştırdı, arkadan, önden, sağdan... Benim ne gücüm kaldı ne kuvvetim ne tâkatim... Kemiklerim çatırdamaya başladı." diyor. "Aklıma geldi ki; -demiş ki: - 'Artık hayat burada bitiyor, bu sıkıntının, cenderenin içinde...'" Nefes alamaz olmuş çünkü... "Ölüyorsun, canını teslim ediyorsun. Bari kelime-i tevhidle, lâ ilâhe illallah diyerek ruhunu teslim et." diye o sıkışıklık içinde birkaç defa lâ ilâhe illallah demiş. "Ne olduğunu anlamadım" diyor, "sanki bir şey benim etrafımı 'hoop' [açıvermiş] gibi kendimi ferahta buldum." diyor.

O sıkışıklıktan kurtulmak mümkün değil gibiyken, ölecek gibiyken o lâ ilâhe illallah sözünü söyleyince -lâ teşbih ve lâ temsil, hani Ali Baba Kırk Haramiler hikayesinde "Açıl susam açıl!" deyince kapının açıldığı gibi- "Sıkıntılı yerden bir kurtuldum, kendimi bir ferahta buldum; işin nasıl olduğunu da anlayamadım..." diyor. "Ama sezdim ki bir esrarengiz bir şey var." diyor.

İşte lâ ilâhe illallah'ın esrarı vardır. O esrarından bir esrarı, sırrı budur ki kim onu söylerse üzüntünden, gamdan, kederden kurtulur, Allah onun imdadına yetişir. Bunu da bu tarzda söyleyince gamı, kederi, tasası açılır, uzaklaşır gider.

Lâ ilâhe illallâhu kable külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu ba'de külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu yebkâ rabbunâ ve yefnâ küllü şey'in.

Söz bu. Hatırınızda kalsın.

Men kâle külle yevmin "Allâhümme'ğfirlî ve li'l-mü'minîne ve'l-mü'minâti" ülhıka bihî min külli mü'minin hasenetün.

Bu da Taberânî'den. Ümmü Seleme radıyallahu anhâ rivayet etmiş. Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:

"Her kim ki, her bir şahıs ki her gün şu sözü söylerse..."

Hangi söz?

Allâhümme'ğfirlî ve li'l-mü'minîne ve'l-mü'minât. "Yâ Rabbi! Beni mağfiret eyle. Müslüman erkekleri, Müslüman kadınları da mağfiret eyle."

"Mü'min kadınları, mü'min erkekleri ve beni mağfiret eyle." demiş oluyor.

"Her bir mü'minden dolayı kendisine bir hasene yazılır."

Kaç milyon Müslüman var? Dünya nüfusunun dörtte biri Müslüman, mü'min. Tabii bunun ölmüşleri var, yaşayanları var.

Bunu böyle dediği zaman her bir mü'min için adama bir hasene yazılacak. Kendisine mağfiret istiyor, bir de mü'min erkek kardeşlerine, mü'min kız kardeşlerine -Müslümanlar kardeş ya birbirleriyle- erkek mü'minlere, kadın mü'minlere de mağfiret isteyiveriyor. Peygamber Efendimiz "Böyle deyince her birinden kendisine hasene yazılır." demiş.

Bunun misali:

Rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr. Rabbena'ğfirlî ve li-vâlideyye ve li'l-mü'minîne yevme yekûmu'l-hîsâb, diye Kur'ân-ı Kerîm'de de dua var.

Bu da hadîs-i şerîften böyle bir dua. Bunu böyle söyleyene her mü'min başına mukabeleten ona bir hasene sevap yazılır.

Mü'minlere böyle dua edin. “Allahümme'ğfirlî ve li'l-mü'minîne ve'l-mü'minât”. Bu kadar.

Allahümme'ğfirlî ve li'l-mü'minîne ve'l-mü'minât. "Yâ Rabbi! Beni mağfiret eyle ve mü'min erkek kardeşlerimi, mü'min kız kardeşlerimi mağfiret eyle."

Bütün Müslümanların erkeklerini, kadınlarını mağfiret eylemesini istemiş oluyor. Müslümanlara muhabbet edeceğiz.

Bir kısa sözü de söylemeden geçemeyeceğim.

Dünya nüfusunun dörtte biri, yani her dört kişiden bir kişi Müslüman şu dünyada. Bu kadar Müslüman... Ya bunlar, bu mübarekler hep birisi 'fıs' dese gök gürültüsü olur. Bu mübareklerin her birisi bir bardak su dökse derya olur.

Bu Müslümanlar nerede acaba? Dağların arkasına mı saklandılar, ormanların içine mi gizlendiler, suların altına mı gittiler, bulutların üstüne mi çıktılar? Gören bana bir haber versin.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA