İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

06.11.1988 - Hacamat Yaptırmak, Dua Ederken İki Elin Kalkması, Göz Hastalığı, Zulme Karşı Dua

06.11.1988 - Hacamat Yaptırmak, Dua Ederken İki Elin Kalkması, Göz Hastalığı, Zulme Karşı Dua
Hadisler Deryası

06.11.1988 - Hacamat Yaptırmak, Dua Ederken İki Elin Kalkması, Göz Hastalığı, Zulme Karşı Dua

08.12.2020
20 dk 42 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Kâne ize'ştekâ ehadün re'sehû kâle: İzheb fa'htecim ve ize'ştekâ riclehû kâle: İzheb fa'hzibhâ bi'l-hınnâi.

Taberânî Ebu Râfiî'nin hanımı Selma'dan rivayet etmiş.

"Birisi Peygamber Efendimiz' e baş ağrısından şikâyet ederse ona; ‘Git hacamat ol.' dermiş." Hacamat olmak, kan aldırmak demek, malum. "Ayağından şikâyet ederse; ‘Ayağım acıyor yâ Resûlallah!' derse, ona da ‘Kına ile ayağını kınala.' dermiş." Kına bizim bildiğimiz kına.

Amerikalılar çörek otundan ilaç yapıyorlarmış. Bu adamların bir özelliği var, çok çalışıyorlar. Bir de dünyanın her yerini didik didik araştırıyorlar. Bizim haberimizin olmadığından onların haberi oluyor. İnceliyorlar, madenleri buluyorlar. Yer altına gömülmüş şehirleri buluyorlar.

Yeni kıtaları keşfettiler, adaları buldular. Dünya dar geldi, şimdi yıldızlara doğru gidiyorlar. Çalışıyorlar. Bu çalışma Müslümana yakışır. Ama Müslüman çalışmamış. Biz onların karşısında yeniliyoruz. Çünkü biz onlar kadar ilme düşkün değiliz, çalışmıyoruz, tembeliz, keyfimize düşkünüz. Kahvehaneler ağzına kadar dolu. Stadyumlar tıklım tıklım dolu.

O adamlar çok çalıştıkları için hadisleri de okuyorlar. Daha güzel baskılar halinde bizim Müslümanların kitaplarını neşrediyorlar. İndeksler, önsözler, dipnotlar koyuyorlar, araştırmalar yapıyorlar. Bir de bakıyorsun Müslümanın eserini gâvur neşretmiş. Kur'ân-ı Kerîm fihristi Hollanda'da basılmış. Hadis-i şerif indeksi Hollanda'da basılmış. Hem de bir adam başlamış neşretmeye, ölmüş, arkasındaki devam ettirmiş, ölmüş, arkasındaki devam ettirmiş. 40 senede, 50 senede eseri tamamlamışlar ama bitirmişler, bayrağı yere düşürmemişler. Bunlar ibret alınacak şeyler. Biz Müslümanlar bir şey yapamayız, çalışmayız. Dedelerimiz güzel eserler ortaya koymuşlar, koruyamamışız. Camileri koruyamamışız. Camiler gecekondu olmuş, yıkılmış. Bugün oturduğunuz semtleri, civarını düşünün. Kaç tane caminin minaresi yıkık, harabe arsa haline gelmiş. Nusretiye camisi, mihrabı meydanda bir cami. Cami olduğu mihrabından belli ama yıkılmış. Camileri koruyamayan bir Müslüman topluluğu. %99'u Müslüman.

Ört ki ölem gayrı ben. Yaşayıp ne yapacağım? Müslümanlar ibadethanelerini koruyacak güçten bile mahrum. Bunlardan ne hayır gelir? Dedelerinin kendilerine bıraktıklarını bile koruyamıyorlar. Memleketlerini koruyamamışlar, vakıflarını koruyamamışlar, camilerini koruyamamışlar, hukuklarını koruyamamışlar. Hindistan'daki paryalar gibi dünyanın her yerinde hor hakir ezilmekte.

Neden?

Allah'ın dininden ayrıldığın için ceza. Başka hiçbir şey değil, hiçbir şeyde arama. Ne diyor Resûlullah Efendimiz ne öğütlüyor bize? Ne tavsiye etmişse hepsinin aksini yapmışızdır. Ama Amerikalı gidip çörek otundan ilaç yapmış. Neden? Hadisi okuyor, çörek otunun şifalı olduğunu gördü. Şimdi o doktor arkadaşlarına söylemeyecek mi?

"Yahu ben bir ağır hastayı gördüm, bir hafta sonra geldi, başka doktorda ameliyat olmuş sandım. Meğer çörek otu yemiş, bir haftada hastalığı geçmiş."

Heriflerin gözü açık. Biz daha bekleyelim, o orada çörek otundan ilaç yapıyor. Çok değişmemiz lazım. "Hak yoldayız, Müslümanız." diye biz kendi kendimizi aldatıyoruz ama adabımız hak adabı değil, işimiz hakça, Müslümanca değil. Çok kusurluyuz, düzeltelim. Çok çalışalım, gayret edelim, uğraşalım, didinelim, her türlü iyiliğe sahip olalım, her türlü kötülüğe engel olalım.

Müslümanlık sadece namaz kılmaktan ibaret midir? Hayır.

Sadece Ramazan'da oruç tutmaktan ibaret midir? Hayır.

Sadece hacca gitmekten ibaret midir? Hayır.

Sadece zekât vermekten ibaret midir? Hayır.

Sadece kelime-i şehadetten ibaret midir? Hayır.

"Hocam beş şey saydın, ben bunları yapıyorum, ben tam müslümanım." Hayır!

Emr-i maruf nehy-i ani'l-münker de farz, yapıyor musun? Cihat da farz, yapıyor musun? Allah'ın emri bölünür mü? Allah'ın kitabının bazı sayfaları iptal mi edilmiş? Allah'ın bazı ayetlerini kabul edip de bazılarını inkâr mı edeceksin?

Oku bakalım; 32 farz, 54 farz var. O Allah'ın farzı da bu Allah'ın farzı değil mi? Namaz farz da emr-i maruf farz değil mi? Müslümanlığı dar tanıyoruz, ondan sonra Müslümanlık yaptık sanıyoruz. Bir gün hesap vereceğiz. Rabbimiz; "Kulum! Ben sana şu farzı da buyurmuştum, onu neden yapmadın?" derse ne olacak?

Talebenin karnesinde sadece bir dersin notu mu var? 12, 13 tane dersin notu yok mu? Bir tanesinden kötü not alınca sınıfta kalmıyor mu, ikmale kalmıyor mu? Bizim de Allah'ın farzlarının hepsini tutmamız lazım, İslâm'ı tam öğrenmemiz lazım. Namaz emrini tutup da helal yemek emrine uymazsak olmaz. Haram olan şeyi yersek, yaparsak olmaz. O da Allah'ın emri, bu da Allah'ın emri. Onun için Müslümanlığı tashih edelim. İş işten geçmeden, ömür bitmeden, başımıza Allah'ın cezası gelmeden ıslah olalım. Islah olalım da ölürsek gam yemeyelim. "Yâ Rabbi! Senin yolunda yürümeye çalışıyorduk. Vaktimiz geldi, vademiz yetti, ecelimiz geldi hayat bu kadarmış." "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve resulühû" diyerek ruhumuzu müsterih olarak teslim edelim. Ama yarım yamalak olmayalım.

Kane izâ eşfeka mine'l-hâceti yensâhâ rabata fî hınsırihî ev fî hâtemihi'l-hayta.

İbn Ömer radıyallahu anhüma'dan, Hz. Ömer'in oğlu Abdullah'tan rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz bir işi, bir haceti unutmaktan korkarsa küçük parmağına veya yüzüğüne ip bağlardı." O ipi görünce "Şu işim vardı, tamam." derdi. Unutmamak için bir çare. Hani yüzüğü değiştiririz, Peygamber Efendimiz ip bağlarmış. Sizin de hatırınızda bulunsun. Siz de bir şeyi unutmamak için böyle yapın.

Kane izâ esâbethu şiddetün fe-de'â refa'a yedeyhi hattâ yurâ beyâzu ibteyhi.

Bera radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş bir hadis-i şerif. "Peygamber Efendimiz' e bir musibet, üzücü, şiddetli bir bela, hadise isabet ederse dua ederken iki elini, koltuğunun altının beyazı görünecek kadar kaldırırdı. Elini çok kaldırdığı için bazen omuzundan rıdâsı, hırkası düşerdi."

Çok şiddetli durum olduğu zaman iki elini kaldırırdı. İki koltuk altındaki beyazlıklar görününceye kadar kaldırırdı. Bir savaşta bu tarzda çok candan dua ettiği zaman omuzundan hırkası düştü, öyle kaldırırdı.

Kane izâ esâbehû ramedün ev ehaden min ashâbihî deâ bi-hâulâi'l-kelimâti: Allâhümme metti'nî bi-basarî ve'c'alhu'lvârise minnî ve erinî fi'l'aduvvi se'rî ve'nsurnî alâ men zalemenî.

Enes radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. "Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem göz rahatsızlığı olduğu zaman veyahut ashabından birisine bu hastalık geldiği zaman şu duayı yapardı."

Suudi Arabistan'da çok görünen bir hastalıktır, remet göz hastalığı. Bu göz hastalığı bazen körlüğe kadar yol açar. Çeşitleri var. Cinsi de var. Gözünde ağrı oluyor, çıbanlaşıyor. Sonra mikroptan kör oluyor. Kendisinde veyahut ashabından birisinde böyle bir rahatsızlık belirirse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şu kelimelerle dua ederdi. "Ey benim Rabbim, Allah'ım! Gözümü alıp da beni mahrum bırakma. Beni nimetlendir. Yâ Rabbi! Görme nimetinden beni mahrum etme, gözümü kör etme. Gözümü bana varis kıl."

"O benden evvel ölmesin. Ömrümün sonuna kadar gözüm görsün. O bana varis olsun. Sağlığımda iken gözümden olup da âmâ duruma düşmeyeyim." demek istiyor.

Bazı insanlar âmâ oluyor. Ne olur?

"Eğer Allah bir insanın çok kıymetli bir uzvu olan gözünü alır, o da sabrederse, Allah ona mükâfat olarak cennetten başka bir mükâfata razı gelmez."

Sahabe-i kiramdan duası makbul bir kimsenin hikâyesini nakledeyim. Bu mübarek zât aşere-i mübeşşereden. Dua etse duası makbul olurmuş.

Muhterem kardeşlerim! Duanın kıymetini bilin. Allah duaları kabul eder. "Bana dua edin, duanızı kabul ederim." diyor. Her şey dua ile olur. "İşimiz duaya kalmıştır. Dua etmezsek bir şey olmaz." demeyin, dua önemli. O mübarek zatın duası kabul olurmuş. Kim gelse; "Bana dua et." dese duası kabul olurmuş. Peygamber Efendimiz' in de öyleydi. Peygamber kime dua ettiyse duası kabul olurdu.

"Yâ Resûlallah! Yağmur yağmıyor, dua et de yağmur yağsın." deyince bir dua etti, bir hafta yağmur yağdı. Kesilmedi de bir dahaki hafta;

"Yâ Resûlallah! Artık yağmasın." dediler. O zaman;

"Çevremize yağdır yâ Rabbi!" dedi. "Kes" demedi. Duası makbul. Kime dua ederse duası makbul iken bu mübarek zatın gözlerine körlük gelmiş

Yaşlılık zamanında gözleri görmez olunca birisi akıl öğretmek istemiş;

"Biliyoruz ki senin duan makbul. Kendine de dua etsene, gözlerin açılsın."

"Allah'ın takdirini gözümün nurundan daha çok seviyorum. Allah öyle takdir etmiş, razıyım." diyor.

Ama herhalde biliyor, bilmez mi hadisleri? Sabrederse mükâfatının cennet olduğunu bildiğinden aldırmıyor. O bakımdan Allah herkesi başka çeşit imtihan ediyor. Bize göz vermiş. Biz şimdi gözden imtihan oluyoruz. Harama bakarsak imtihanı kaybederiz. Kur'an'a bakarsak imtihanı kazanırız. Baktığımız şeyden ibret alırsak sevap kazanırız. Şerre alet edersek röntgencilikte kullanırsak günah.

Remet hastalığı gelince Peygamber Efendimiz; "Aman yâ Rabbi, Allah'ım! Beni göz nimetinle nimetlendirmeye devam et. Beni bundan mahrum etme. Bunu bana vâris kıl. Gözüm benden evvel gitmesin. Daha sonraya kalsın. Bana vâris olsun."

Hakikaten insanın gözü ne büyük nimet! Yirminci yüzyıl bilgisine, ilmine göre biraz düşünürse dikkatle incelerse insan, ne ibretler var.

Hep duyuyorsunuz, organ bağışlama hikayesi var, değil mi? Bir insan ölüyor. Tıbben öldüğü tamamen sabitse, hayattayken de razı olmuşsa gözünü çıkarıyorlar, bir başka hastaya takıyorlar. Demek ki göz insana vâris oluyormuş. Bu hadisten bildik bunu, anladık. Demek ki insan ölüyor da gözü daha canlı kalıyor. Burada Peygamber Efendimiz' in ibâresine dikkat edin; "Ömrümün sonuna kadar beni gözümden mahrum etme." demiyor. "Yâ Rabbi! Gözümü bana varis kıl!" diyor. Demek ki gözün ölümden sonra da yaşamaya devam ettiğini biliyor ki böyle dua ediyor. İslâm'ın ne kadar incelikleri var. Sonra duasının devamında ne dermiş. "Yâ Rabbi! Benim şu gözüme düşmanımdan intikamımı, ahdimi, ahımı aldığımı göster."

Düşman, din düşmanı. Kendi nefisi için düşmanlık etmedi. Bütün şahsi düşmanlarının hepsini bağışladı. Din konusunda affetmedi. Din düşmanları ile zalimlerle kâfirlerle müşriklerle çarpıştı. Müşrik imana gelecekse savaşı kesti. "Kalbi fesatsa, hakikaten inanmadan; ‘İman ettim.' dediyse hesabı Allah'a. Onun hesabı bana ait değil." dedi. Birisi bir kâfirle, müşrikle mücadele ederken yatırdı, tam öldüreceği sırada yerdeki lâ ilâhe illallâh Muhammedün resûlullah dedi, kelime-i şehadet getirdi. O da kavganın hıncıyla, savaşın kızgınlığı ile vurdu kılıcı, öldürdü. Peygamber Efendimiz diyor ki;:"Kıyamet gününde o lâ ilâhe illallâh diyen insanla senin halin ne olacak?" O kadar çok söyledi ki karşısındaki insan lâ ilâhe illallâh deyince kılıcı bırakacaktı. Peygamber Efendimiz; "İnanarak mı lâ ilâhe illallâh dedi yoksa kurtulmak için mi; orasını Allah bilir." diyor, öldürülmesine razı olmuyor. Münafık olduğu kendisine bildirilen kimselerden bazılarının kendi evlatları; "Bu işi başkasına bırakmayalım, biz öldürelim. Başkası öldürürse kan davası güdüp intikam almaya kalkarlar." dediler. Peygamber Efendimiz; "Hayır!" dedi,

Sahabeden bazıları;

"Şu münafıkları tepeleyelim yâ Resûlallah!" deyince;

"Düşmanlara, ‘Muhammed ashabını kesiyor.' dedirtmem." dedi.

Münafıkları bildirtmedi. Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh'a söylemiş ama Hz. Ömer'e söylememiş. Çünkü Hz. Ömer biraz asabiydi. Ona söylememiş de öbürüne söylemiş.

Musa aleyhisselam zamanından bir kıssa okumuştum. Kıtlık oluyor, bela oluyor da;

"Yâ Rabbi! Bunlar niye oluyor?" diye soruyor. Allah-u Teâlâ hazretleri;

"Sizin içinizde bir gammaz var. Söz taşıyan, getirip götüren insan var. Ondan dolayı size kıtlık, bela geliyor." Diyor. Onun üzerine Musa aleyhisselâm;

"Yâ Rabbi! Onu bize bildir de tepeleyelim, aramızdan atalım."

"Yâ Musa! Ben kullarıma laf taşımayı, birisinin aleyhinde konuşmayı yasak etmişken, haram etmişken, ben kendim onu yapar mıyım? ‘Şu kulum kötü!' der miyim?"

Bu rivayeti okudum da kitapta, çok hoşuma gitti. Sonra ortalık düzeliyor. Kıtlık geçiyor.

"Nasıl oldu yâ Rabbi!" diyor?

"Bugün o öldü de ondan." diyor.

"Kim öldü?" diye anlamak istiyor hemen, bakıyor ki dört-beş cenaze var, yine saklıyor Allah. Hangisiydi acaba o, belli değil. Allah'ın settarlığı var ya, günahları örtüyor. Bizim de günahlarımızı örtsün. Nice nice kusurlarımız, günahlarımız var. Kirli bohçalarımızı ortaya dökmesin de bizi mahşer halkına rezil etmesin. Bizi kurtarsın da iyi kulu etsin. En çok onu temenni ederiz ama yüzümüz karadır, elimiz boştur, suçumuz çoktur, kabahatlerimiz sonsuzdur, hadde hesaba gelmez. Şairin dediği gibi; "Her dem hatadır kârımız." Her dem hata ederiz, Rabbimiz Settâr ismi hürmetine örtsün, Gaffâr ismi hürmetine mağfiret eylesin. Bizleri sevdiği kulların zümresine dâhil eylesin.

Hadisin son cümlesi, bununla bitirelim.

"Yâ Rabbi! Bana zulmeden kimseye karşı bana yardım et. Onun karşısında ezilmeyeyim."

Bu duaları çok etmemiz lazım, çok ihtiyacımız var. Size bir kurnazlık tarafını söyleyeyim. "Mü'minin mü'min kardeşine onun gıyabında yaptığı dua makbuldür. Mü'minin mü'min kardeşine onun arkasından, onun olmadığı yerde yaptığı dua makbuldür." Birbirinize dua edin. Bir melek başınızın ucunda duanıza; "Âmin. Allah sana da onun gibi versin." der. Onun için birinin iyiliğini istersen, bir kimse için hayır dilersen o hayır sana da gelir. Hem sana gelecek hem o arkadaşın hakkında yaptığın dua makbul olacak. O halde birbirimizin arkasından dua edelim. Arkasından beddua değil, hoş dua edelim, güzel dua edelim. "Yâ Rabbi! Ben o kardeşimin şu sıkıntısını görüyorum. Üzülüyor zavallı. Hastalığı var, o şifa bulsun." diyelim.

Allah hepinizden razı olsun. Gözlerim yaşardı. Ben hastanedeyim geldiler, dediler ki:

"Hocam, sabahleyin camide hocalar sizin için el açtılar dua ettiler."

Allah razı olsun. Kardeşlerden duyduk ki şu kadar salât-ı tefriciye çekmişler. Biz sanıyoruz ki hastanede ilaçlarla iyi olduk. Tabi ki o dualarla iyi olduk. Birbirimize dua edelim, iyiliğimizi isteyelim.

Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemizi birbirini seven, birbiri ile muhabbetli, sargın, birbirlerini koruyan, has hakiki mü'min kardeşlerden eylesin.

Fatiha-i Şerife mea'l-besmele.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA