İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

07.06.1987 - Deccal, Peygamber Ailesi, Ashab, Tabiin

07.06.1987 - Deccal, Peygamber Ailesi, Ashab, Tabiin
Hadisler Deryası

07.06.1987 - Deccal, Peygamber Ailesi, Ashab, Tabiin

09.12.2019
16 dk 51 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Lâ yedhulu'l-Medînete ru'bu'l-mesîhi'd-deccâli, lehâ yevmeizin seb'atü ebvâbin, alâ külli bâbin melekâni.

Bundan sonraki hadis-i şerif:

Lâ yedhulu'd-deccâlü Mekkete vele'l-Medînete.

İki hadis-i şerif aynı konuda. Peygamber Efendimiz bu iki hadis-i şeriften birincisinde buyuruyor ki:

"Medine'ye Mesih-i Deccal' in korkusu girmez. Deccal çıktığı zaman Medine'nin yedi kapısı olacak. Her kapıda iki tane melek, deccal girmesin diye bekleyecek."

İkinci Hadis-i şerifte de diyor ki:

"Deccal Mekke'ye de girmez, Medine'ye de girmez."

Neden?

Oralar mukaddes yerler. Oralara deccal girmeyecek. Deccal, ahir zamanda çıkacak, kendisini haklı, iyi gösterecek; insanları yanlış yola çekecek, dinden imandan çıkartacak. Bir takım olağanüstü şeyler gösterince, "Bunları böyle yapıyor." diye herkes onun peşine takılacak. Mü'min onun kâfir olduğunu anlayacak. Onun alnında hâzâ kâfir, "bu kâfirdir" [yazdığını] anlayacak, onun yolunda gitmeyecek.

Bu hakikaten böyle bir şahıs olarak mı çıkacak yoksa bu bir sembol, bir remiz, bir işaret midir ki yani Müslümanlar, ahir zamanda güzel gibi görünen bazı şeylerle karşılaşacak ve onlara kapılıp dinlerini bırakacaklar, aldanacaklar ama bazıları da o güzel gibi görünen şeylerin aslında güzel olmadığını anlayacak, dinlerine sımsıkı sarılacak; ötekisinin küfür, kâfirlik olduğunu bilecek, o tarafa uymayacaklar, mânasına mı geliyor?

Ne olduğunu Allah bilir. Allah bilir ama bizim bu zamanımızda bazı zehirli, kötü ve küfür, imansızlık, edepsizlik, arsızlık, yüzsüzlük bâbından, cinsinden bazı şeyler üstü allanıp pullanıp boyanarak, zehri şerbet gibi sunarak, çirkin şeyi güzel göstererek, eski püsküyü iyi göstererek piyasaya sürülüyor. Bu var! Biz bununla karşı karşıyayız.

Demek ki biz de böyle bir şey olduğu zaman gözümüzü açacağız. Biz de karşımızdaki bir şeyin dış yaldızına bakmayacağız.

Yaldızın altı ne?

Yaldızın altı çamur… Görünüşü güzel, kokusunu koklayacağız. Dilimize bir değdireceğiz, tadına bakacağız. Zehir, pis… "Aman, ben bunu istemem." Anlayacağız.

Anlayabilir miyim acaba hocam?

İyi mü'min anlar.

İttekı firâsete'l-mü'mini. Fe-innehû yenzuru bi-nûrillah. "Mü'minin anlayışından, ferasetinden kork. Çünkü o Allah'ın nuruyla bakar."

Baktığı zaman kâfirin ciğerinin köşesini görür. Bir işin doğru mu eğri mi olduğunu anlar.

Gazeteler çarşaf çarşaf reklam yapıyorlar, Müslüman kıs kıs gülüyor. Bunun reklam yapılacak bir tarafı yok, yine milleti aldatacaklar, kandıracaklar, dolandıracaklar, gidecekler. Aklı olan peşinden gitmez, diyebiliyor.

Gözünüzü açın! Bu devir aldatmacaların çok olduğu bir devir. Bâtılın süslü püslü piyasaya sunulduğu devir. Bâtıl ama süslemişler, allamışlar, pullamışlar, Kayserilinin merkebi boyadığı gibi piyasaya sürmüşler. Dikkat edin ki aldanmayasınız.

Ölçü nedir? Kur'ân-ı Kerîm'dir.

Ölçü nedir?

Peygamber Efendimiz' in hadis-i şerifidir. Peygamber Efendimiz' in hadis-i şeriflerini, Kur'ân-ı Kerîm'i okur ve bunlara sarılırsanız ebediyen dalalete düşmezsiniz; Peygamber Efendimiz buyuruyor. Bunlara sarıldınız mı dalalete düşmezsiniz. Demek ki dalalete düşmemek için elimizde vasıta, alet var.

Neymiş?

Kur'ân-ı Kerîm, Kelâm-ı kadim, Allah'ın kitabı; Peygamber Efendimiz' in sünnet-i seniyyesi ve onun yolunda giden Allah'ın has kulları... İnsan bunlara sarıldı mı sapıtmaz.

Onun için kâfirin en çok saldırdığı şey, Peygamber Efendimiz.

Neden?

Kur'ân-ı Kerîm'in cümleleri genel. O cümlelerde detay yok ama Peygamber Efendimiz bize her şeyi, her türlü teferruatı öğretmiş. Onun için Don Kişot'un değirmenlere saldırdığı gibi doludizgin sünnet-i seniyyeye saldırıyorlar. Sünnet-i seniyyeyi ayaklar altına almaya çalışıyorlar. Siz sünnete uygun yaşamak istediğiniz zaman size saldırıyorlar.

Peygamber Efendimiz, "Sakalı bırakın, bıyığı kısaltın." demiş, öyle yapıyoruz; hücum! Peygamber Efendimiz, "Örtünün." demiş, hücum! Peygamber Efendimiz, "İçki içmeyin, içkinin her çeşidi şöyledir, böyledir." diye tarif etmiş. Kur'ân-ı Kerîm'de, İnneme'l-hamru ve'l-meysiru diye kısaca geçmiş, Peygamber Efendimiz tarif ediyor, diyor ki:

"Her sarhoş eden şey içkidir."

Adı likör olmuş, votka olmuş, bira olmuş, şarap olmuş, vermut olmuş, cin olmuş, bilmem ne kepaze olmuş… Ne olursa olsun sarhoşluk veriyor mu, veriyor; haram!

"Az içeceğim."

"Çoğu haram olan şeyin azı da haram…"

"Yalayacağım."

"Yalaması da haram…"

"Kendim içmeyeceğim, taşıyacağım."

"Taşıması da haram…"

"Taşımayacağım da hamala taşıttıracağım, satacağım."

"Satması da haram…"

"Canım, yapacağım da satacağım."

"Başkasına satması da haram..."

Nasıl tıkamış!.. Kim tıkamış?

Peygamber Efendimiz, hadis-i şerifinde tıkamış.

Peygamber Efendimiz' in sünnetine saldırıyorlar. Siz de bunu bilin Peygamber Efendimiz' in kalesine gelin. Peygamber Efendimiz' in sünnetini koruyun. Peygamber Efendimiz' in emrettiği gibi yaşayın; Peygamber Efendimiz' in emrettiği gibi giyinin, yemek yiyin, evlenin, ticaret yapın… Her şeyinizi Peygamber Efendimiz' e göre yapın. Sünnetin kalesine girin, sünneti koruyun.

Ümmetin fesada uğradığı zamanda Peygamber Efendimiz' in sünnetini koruyana yüz şehit sevabı verilecek.

Neden? Savaş! Laf değil, kanlı bıçaklı savaş ortada cereyan ediyor.

"Hocam! Biz ne kan görüyoruz ne top sesi duyuyoruz ne yanımızda mermi vızıldıyor."

Ne vızıldaması! Sağında solunda kardeşin, anan, baban gidiyor. Devrilip devrilip gidiyorlar. Geldi bir kadın gözyaşları içinde anlatıyor:

"Hocam! Benim kocam iyi bir aileden, kaynanam hacı, kaynatam hacı, kayınbiraderim hacı…"

Onları ne sayıyorsun? Senin kocandan ne haber?

Kocası içki satıyor. Kendisi içkiye müptela… Evli olduğu halde gitmiş bir metres tutmuş. Karısına hakaret ediyor, "Sen şişmansın." diyor. Şişmanların canı yok mu? Bre insafsız! Sen bu kızcağızı aldığın zaman, gelin olduğu zaman gözün kör müydü? Kör olmayasıca… O zaman şişman idiyse almasaydın ya, elin kızını ne diye böyle nâra yakıyorsun? O zaman zayıf idiyse senin yanında şişmanlamış. O zaman baklava börekti de şimdi zehir zıkkım mı oldu?..

"Şişmansın" deyip gidiyor başka kadına… Yetişkin çocukları var, başka kadını alıyor; utanmıyor, arlanmıyor, çekinmiyor, sakınmıyor…

Demek ki Peygamber Efendimiz'in sünnetine sarılacağız, Kur'an'ın bayrağını tutacak, kaldıracağız, kalenin burcuna dikeceğiz, aşağı düşürttürmeyeceğiz. Düşmanın eline geçirttirmeyeceğiz.

Sen iyi Müslüman olmadığın zaman zararın sadece sana olmuyor, cümle cihana oluyor. Cümle Müslümanları kan ağlatıyorsun.

Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemize şuur ihsan eylesin.

Lâ yedhulu'n-nâre men tezevvece ileyye ev tezevvectü ileyhi.

Bu hadis-i şerif biraz hususi bir hadis-i şerif. Diyor ki Peygamber Efendimiz:

"Benim aileme gelin gelen ve benim ailemden öbür tarafa alınan kimseler cehenneme girmez." Yani benim sülalemin evlendiği veya kız verdiği kimseler… Peygamber Efendimizle sıhriyet ve karabet bağı kurmuş olan kimseler cehenneme girmez.

Neden?

Onun nuru o kadar çok ki hepsine yetiyor, hepsini temizliyor. Şu taraf seyyidler, şu taraf şerifler, şu taraf ebrar, ahyâr… Onlar cehenneme girmeyecek.

Bir şey çok hoşuma gidiyor, zevk duyuyorum onu da size nakletmek isterim. Bir hadis-i şerifinde Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

Âlî küllü takıyyin. Diyoruz ki, Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed ve alâ âli Muhammed. "Yâ Rabbi! Muhammed'e salat eyle ve âl-i Muhammed'e de salat eyle."

Âl ne demek? Âl-i Muhammed. "Muhammed'in âli."

Âl-i Osman diyoruz, anlıyoruz ki Hazreti Osman'dan birinci Osman-ı Gazi’den en son halifeye kadar sülale… Âl-i Selçuk dediğimiz zaman Selçuklu devletininkileri anlıyoruz. Âl-i Abbas dediğimiz zaman anlıyoruz.

Peki, âl-i Muhammed dediğimiz zaman kim? Kimler acaba bunlar?

O hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz iltifat ediyor, diyor ki;

Âlî küllü takıyyin. "Takva ehli herkes benim âlimdir."

Takva ehli her şahıs benim âlimdir, âl-i Muhammed'dir, âl-i Muhammed'den sayılıyor. Takva ehli olduğu zaman bu adamın üstüne her zaman dua yağıyor. Kim Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed dediyse o duanın sevabı bu adamın da üstüne yağıyor.

Allah cümlemizi takva ehli eylesin. Demek ki takva ehli, salih kul olduk mu yaşadık. Cümle cihan halkının, ehl-i namazın, ehl-i niyazın, dua ehlinin, niyaz ehlinin, Allah'ın sevgili kullarının, namazlıların, niyazlıların, oruçluların duaları üstümüze yağıyor demektir. Şaldır şaldır manevi rahmet üstümüze yağıyor.

Allah bizi takva ehli, salih kul eylesin. Allah bizi o duaların şümulüne girenlerden, hisse alanlardan eylesin.

Lâ yedhulu'n-nâra müslimün reânî ve lâ reâ men reânî ve lâ men reâ men reânî.

Efendimiz buyurmuş ki:

"Bir Müslüman ki beni görmüş, cehenneme girmez." Yani Peygamber Efendimiz' in ashabı cehenneme girmez. Ama ashablıktan çıkmamışsa. Çünkü hadis-i şeriften biliyoruz ki:

"Tam havuzumun başına birisi gelirken, ben de 'bu benim ashabım' diye onu karşılamaya hazırlanırken melekler yolda onu durdururlar, çevirirler. Ben de meleklere derim ki; 'Durun melekler! O benim ashabımdandı, niye onu çeviriyorsunuz?' 'Senden sonra o neler yaptı.' derler. Onu havz-ı kevsere sokmazlar, yoldan çevirirler."

Demek ki Peygamber Efendimiz' i görenlerden ahdini, bağlılığını bozmayanlara cehenneme girmek yok, cennete girecekler. Sonra, onları görenler de cennete girecek. Yani ashabı gören tabiin de cennete girecek. Ondan sonra, onları görenleri görenler de cennete girecek yani tebe-i tabiin. Bunlar İslâm'da üç mübarek nesildir. Asr-ı saadet, Peygamber Efendimiz' in yaşadığı devre, saadet çağı. Mü'minler, oradaki has sahabe cennete girecek. Ondan sonra tabiin devri… Onlar sahabeyi gördüler, ilimleri öğrendiler, naklettiler. O mübarekler de cennete girecek. Ondan sonra tebe-i tabiin devri... Onlar da tabiini gördüler. Onlar da mübarek insanlar, ilimle meşgul olmuşlar, bize hadisleri nakletmişler, fıkhı tesis etmişler. Onlar da cennete girecek.

Bu, Peygamber Efendimiz' in hayrının, bereketinin nesiller boyu devam ettiğini gösteren bir başka misal olmuş oluyor. Demek ki mübarek Peygamberimizin yüzünü gören cennete [gidecek]. Hani "yüzünü gören cennetlik" derler ya… Birbirimize, "Neredesin be hacım? Çoktandır seni görmedim, yüzünü gören cennetlik." deriz hani. Demek ki Peygamber Efendimiz' in yüzünü gören cennetlik...

Bir hacı amca geldi, kendisini çok sevdim. Rüyada Peygamber Efendimiz' i görmüş.

"Kimsin sen?"

"Ben senin Peygamberinim." demiş, bir şeyler tavsiye etmiş. O da rüyadan uyanıp o tavsiyeleri söyleyince babası azarlamış; "Git be! Bacak kadar boyunla sen kim oluyorsun? Resûlullah senin rüyana mı girecek? Sen rüyada kim bilir neyi gördün de Peygamber sanıyorsun." demiş. "Bir daha bir rüya görünce, birisi rüyada sana böyle bir şey dediği zaman şu duayı oku, şu tesbihleri çek." filan diye azarlamış.

Bir zaman geçmiş, yine Peygamber Efendimiz' i rüyada görmüş. Babasının öğrettiği duaları okumaya kalkınca Peygamber Efendimiz gülmüş, demiş ki; "Evladım! Şeytan benim suretime giremez. Rüyada beni gören, beni görmüştür."

Rüyada görmek bile saadet. Ama işte dersin başında; edep! Her şey, ilim bile geride; önce edep… Önce edepli kul olacağız.

Bir talebem bir kafilenin başkanı olmuş. O kafile yedi otobüs, dokuz otobüs neyse karayoluyla hacca gitmişler, gelmişler. Dedim:

"Nasıl kafilen, iyi miydi?"

"Hocam! Maalesef bizim hacılar hac ibadetinin şuurunda değiller. Boş kafayla gidiyor, boş kafayla geliyorlar. Turist gibi gidiyorlar, geliyorlar." dedi.

Bizim talebe uyanık. Benim bayağı iyi bir talebemdi.

"Harem-i Şerif’in kaç kapısı var? Kaç minaresi var? Bu hediyeyi kaça aldın? Kem riyal? Bu tesbihlerin düzinesi kaçtan? Bunu hangi dükkândan aldın?" İşi gücü çarşı Pazar... Sen oraya alışverişe mi, ibadete mi gittin? "Şuurunda değil" diyor.

"Yalnız bizim kafileden bir tanesi vardı. Çok ciddi, aşık, sadık, edepli, zarif bir kimseydi, iyi bir dervişti. O ciddiydi. Gözü yaşlıydı. Medine'ye geldiği zaman otobüsten indi, başını yerlere koydu, toprakları öptü, 'Resûlullah'ın beldesine geldim' dedi. 'Acaba Resûlullah buraya ayağını bastı mı?' dedi, gözyaşları döktü, bizi de ağlattı… O iyiydi." filan diyor.

Haccı yapmışlar. Kara yoluyla yine otobüsle dönüyorlar. Rüya görmüş. Gördüğü rüyayı bizim talebe anlatıyor. Bu edepli kul, bu şahıs rüyada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz' i görmüş. Demiş ki:

"Evladım! Senin haccın kabul oldu. Bir kâğıt kalem getir de haccını yazıvereyim." O da sevincinden rüyada, "Aman kâğıt nerede? Kalem nerede?" diye öbür odalara gitmiş, dolaşmış. Rüyada gördüğü yer neresiyse oradan kâğıdı kalemi almış. Peygamber Efendimiz' in oturduğu sedire gelmiş, bakmış ki orada şeyhi oturuyor. Peygamber Efendimiz' in oturduğunu bıraktığı yerde bakıyor ki şeyhi oturuyormuş.

O ne demek?

Şeyhi de Peygamber Efendimiz' in varisi, vekili demek. Demek ki insan edepli kul olursa edepli kul mahrum olmuyor. Bütün mahrumiyetler edepsizlere.

Allah bizi edepten ayırmasın. Allah bizi Peygamber Efendimiz' in şefaatine erdirsin. Dünyada, rüyada görmeyi nasip etsin. Ahirette meclisine ermeyi nasip etsin. Cennette komşu eylesin. Havz-ı kevserinden doya doya nûş etmeyi nasip etsin.

Bi-hürmeti esrârı sûreti'l-Fâtiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA