İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

07.09.1986 - Şahitliği Kabul Olmayanlar, Sınırdaki Askerler

07.09.1986 - Şahitliği Kabul Olmayanlar, Sınırdaki Askerler
Hadisler Deryası

07.09.1986 - Şahitliği Kabul Olmayanlar, Sınırdaki Askerler

09.12.2019
15 dk 36 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İnne’l-murâbıta fî-sebîlillâhi a’zamu ecran min raculin ceme’a ka’beyhi yertâdü seheran sâmehû ve kâmehû.[1]

“Murabıt, Allah rızası için hudut kalelerinde düşman gelmesin diye nöbet tutan kimse, kendisini derleyip toparlayıp ibadet etmek için uykusuz kalmayı göze alarak gündüzleri oruç tutup geceleri namaz kılan insandan sevap bakımından daha yüksek durumdadır.”

Murâbıt, rıbat kelimesiyle ilgilidir.Bir yere rabt olmak, sımsıkı orada durmak kelimesiyle ilgili...Rabtiye diyoruz ya, duvara birşeyi rabtediyoruz, bir yere bağlıyoruz. [Murâbıt,] “bir yere bağlı olan kimse” demek. Hudutlarda, müslümanları korumak için kalelerde duran, oraya kendisini yerleştirmiş, bağlamış olan gözcü mücahide derler.Mücahid, “cihat eden” demektir.Murâbıt, cihat olmasa bile kalede bekliyor ya düşman gelirse diye.Bekliyor ya daha savaş yok, mücahit değil. Ha, murâbıt işte, hudut kalesinde, rıbatta düşman gelmesin diye bekleyen kimse.

Fî-sebilillah.“Allah rızası için hudut kalelerinde düşman gelmesin diye nöbet tutan, murabıt olan,hudutta bekçilik yapan, Allah rızası için düşmanlardan, müslüman ülkeyi koruyan kimseler, kişi.”A’zamu ecran. “Sevap bakımından daha yüksek durumdadır.”

Kimden?

Min raculin ceme’a ka’beyhi yertâdü seheran sâmehû ve kâmehû. “Kendisini derleyip toparlayıp, ibadet etmek için; uykusuz kalmayı göze alarak, gündüzleri oruç tutup, geceleri kalkıp namaz kılan insandan, sevap bakımından daha üstündür.”

Kim?

Murâbıt.Bekleyen, hudut kalelerinde bekleyen...Düşman gelirse çarpışacak, gelmezse bekliyor.Düşmandan ondan korkar oradan gelmez, bekliyorlar diye gelmez. [Bekleyen] olmazsa gelir, sızar, huduttan sızar, olursa gelmez.İşte murâbıt bu.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Tabii bu hudutlarda beklemek, tarih boyunca yapılmıştır. Hatta Afrika’da Murâbıtîn devleti , Murâbıtlar devleti vardı. Afrika’da İslâm yayıldı, İspanya’da yayıldı, Fransa’nın ortasına kadar gitti.Yedi asır Endülüs beldesi, İspanya İberik yarımadası müslüman olarak yaşadı, Sicilya adası asırlarca müslüman olarak yaşadı. Palermo limanı filan var ya hani, Etna yanardağı filan, patlayan...İşte o Sicilya müslümandı, Tunus’un karşısında idi. Malta adası müslümünların olmuştu, Balkanlar müslümanlarındı, Tuna vilayeti, Mora vilayeti,Romanya müslümanlardı, Beserabya müslümanlarındı, yani Beyaz Rusların olduğu yerler.Kırım müslümanlarındı, Kazan müslümanlarındı, Kafkasya müslümanlarındı...

Ne oldu?

İnnâ llillah ve innâ ileyhi râci’ûn.[2]

Elden gitti, gidiyor...Gidiyor boyuna, boyuna gidiyor ve biz de aldanmakla meşgulüz, dünyayla uğraşmakla meşgulüz.İslâm için çalışan insan az! İslâm için hayatını vakfeden, İslâm için parasını veren az ! Çocuğuna sünnet yaptıracağım diye en lüks oteli kapatıyor, şu kadar milyon harcıyor, Allah rızası için hizmet yapan az.

Eğer bütün Müslümanlar, sulhu sükûn zamanında Allah’ın dinine yardımcı olmayı düşünüp çalışsalardı  vevmasraf etselerdi; yedi asır İslâm diyarı olarak yaşamış olan Kurtuba’nın, Gırnata’nın camilerini yapan o ahâli, kâfirlerin karşısında mağlup olmazdı,orası İslâm diyarı olarak kalırdı.

Anadolu nedir?

Yüzde 99’u müslüman Türkiye. Müslüman... Müslüman değil mi, müslüman...

Ee, İspanya?

İspanya hıristiyan devleti.

E değildi, yedi asır müslümandı!?

Hıristiyanlar derlendiler, toparlandılar, saldırdılar... İspanya’nın filanca kralı Katolik Ferdinand ile bilmem hangi devletin başındaki kraliçe İzabella ile evlendi,güçlerini birleştirdiler ama onların karşısındaki müslümanlar birleşmediler, hatta hıristiyanlarla ittifak yapıp, hınç duyduğu, düşman olduğu müslüman devlete saldırdılar.Hatta hıristiyanlarla ittifak yaparak yaptılar bunları...Müslümanlar böyle gaflet ile birbirlerine saldıra saldıra; o onu yıktı, o onu yıktı. Ondan sonra da hıristiyanlar hepsini yıktı. İspanya’dan İslâm gitti, Müslümanlık kalmadı.

Yedi asır, Anadolu kadar müslümandı, çok büyük alimler yetişmişti.

En büyük tefsir kitaplarından birisi kim yazmıştır?

el-İmam Kurtubî! Üff, öyle bir eser yazmış ki şâheser! Muazzam bir tefsir yaşmış, Kurtuba’da yetişmiş, yani İspanya’da...

Hani nerede?Kabri nerede,kendisi nerede, İspanya’nın Müslümanlığı nerede?

Ha, var orada. Kurtuba sarayı var, el-Hamrâ sarayı var, vesaire var.Köşkler kalmış, içine kilise kurmuşlar .

Bu gafletten, müslümanların uyanması lazım. Bu gafleti, müslümanların bırakması lazım.Müslümanların dinlerine dönmesi lazım, müslümanların dinlerine canlarıyla, mallarıyla hizmet etmeleri lazım.

Lâ tecûzü şahâdetü hâinin ve lâ hâinetin. Ve lâ meclûdin hadden ve lâ meclûdetin .Ve lâ zîğimrin alâ ehîhi. Ve lâ mücerrebin aleyhi şahâdetü zûrin .Velev kânii mea âli’l-beyti lehüm. Ve la’z-zânîni fî velâin ve lâ karâbetin

Lâ tecûzü şahâdetü hâinin ve lâ hâinetin. “Şu insanların şahitlikleri kabul olmaz: Hain ve haine, emanete hıyanet eden erkek ve kadının şahitliği kabul olmaz!” Ve lâ meclûdin hadden ve lâ meclûdetin. “Kendisine, yaptığı bi şer’î kabahatten dolayı had-ı şer’î; sopa, değnek, meydan dayağı vurulmuş olan kimsenin şahitliği kabul olmaz!”

Çünkü bir kere suçlu artık, bir ceza yemiş. Onun şahitliği -kadın olsun erkek olsun- kabul olmaz.

Ve lâ zîğimrin alâ ehîhi. “Müslüman kardeşine, içinde kin tutanının şahitliği kabul olmaz.”

Belli zaten, kin tutu mu kin tuttuğu için, yalan söyleyecek. Ama sadece kin tuttuğu kimsenin aleyhindeki şahitliği değil, hiç kimsenin aleyhinde kabul olmaz! Çünkü kin tutan insan ölçüyü kaçırıyor demektir, onun hiçbir şahitliği esas olmaz!

Ve lâ mücerrebin aleyhi şahâdetü zûrin. “Yalan şahitlik ettiği, tecrübe ile sabit olmuş kimsenin de şahitliği kabul olmaz.”

Bir kere daha böyle bir hata ,böyle bir şahitlik etti de yalan söylemişti bu kerata, denir. Bir daha onun şahitliği kabul olmaz.

Velev kânii mea âli’l-beyti lehüm. “Bir evin ahalisiyle beraber oturup kalkan hizmetçi vs. gibi kimsenin şahitliği kabul olmaz.” Çünkü tarafgir olur, ona taraf tutar. Hakikati tam söyleyemez.

Ve la’z-zânîni fî velâin ve lâ karâbetin. “Hakkı olmadığı hâlde, ‘Ben filancanın velisiyim, ben falancanın akrabasıyım.’ diye kendisinin akrabasından gayrıya, intisap iddia edenin de -o da bir çeşit büyük yalan oluyor- şahitliği kabul olmaz!” dedi.

Demek ki hatırımızda kalacak olan; bazı kimselerin, kötü huylu kimselerin şahitliğini mahkeme-i İslâmiyye kabul etmiyor. Şahitliği geçerli olmuyormuş.

...

Lâ tuhaddisû ümmeti min ahâdisî illâ bimâ tahtemiluhû ukûluhüm.

İbn Abbas radıyallahu anh’ten, Efendimiz’in kısa bir nasihati. Buyuruyor ki;

“Ümmetime benim sözlerimden, onların akıllarının kavrayamayacağı hadisleri söylemeyin, rivayet etmeyin!”

İnsanlar derece derece oluyor. Hatta tahsilli kimse, üniversiteye gelmiş, karşında sıralarda oturuyor, dersi anlatıyorsun. Senelerin tecrübesi var, hocasın biliyorsun. Yumuşak yumuşak, tane tane dersi anlatıyorsun. Arkadan birisi kalkıyor:

“Hocam anlamadım, bir daha anlatır mısınız?..”

Anlayamıyor, o da dersi dinliyor anlamak istiyor, anlayamıyor.

Tahsillisi böyle olursa, halktan bir kimse ya anlar ya anlamaz. Vur dersin kırar, tut dersin yutar; avamdan oldu mu ne yapacağı belli olmaz.

“Namazda konuşursan, namaz bozulur.” diye biz fıkhın [hükmünü] konuşuyoruz.

Yurtta biz sünneti kıldık, farza öteki arkadaşlar abdest alsın diye bekliyoruz. Biz konuştuk. Yeni talebeliğe başlamış bir arkadaş;

“Tamam, sizin kıldığınız sünnetiniz bozuldu.”

“Niye?” dedik.

“İşte, hakkında hüküm var, fıkıh şöyledir, böyledir…”

“Neymiş?”

“İşte iki namaz arasında, namaz arasında konuştunuz.” dedi.

Konuştuk ama biz selam verdik, namazdan çıktık, bitti. İyi anlamamış daha, selam vermeden namazın rekâtları içinde konuşursa; namazın bozulacağı meselesini anlayamamış. Biz sünneti kıldık, farzı bekliyoruz. Burada birbirimize bir şey konuştuk diye sünnetin bozulduğunu iddia ediyor. İnsanın aklı eksik oldu mu yanlış şeyler düşünebilir.

O bakımdan insanlara akılları ölçüsünde konuşmak gerekir, anlayabileceği tarzda konuşmak gerekir. Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfinde diyor ki;

“Akıllarının kavrayamayacağı şeyleri, onlara benden nakletmeyin!”

Kellimü’n-nâsi alâ kadri ukûlihim. “İnsanlara akılları ölçüsünde [söz söyleyin].”

“Tamam, sen bunu böyle yap, şu şöyledir…”

İnce detay, tefarruat, şunu bunu anlatırken aklı bir kayar, ne yapacağını şaşırır. Yapma dediğini yapar, yap dediğini yapmaz, karıştırır. Onun için, halkın akıl seviyesini düşünerek konuşmak lazım.

Bizim [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız rahmetullahi aleyh de bu Râmûz-u Şerîf’in okutulma müsadesini lütfederken;

“İstediğin hadisi oku evladım, istediğini geçebilirsin.” dedi. Hadîs-i şerîflerin hepsini tabii Gümüşhaneli [Ahmed Ziyâüddin] Hocamız seçmiş ama “İstediğine geçebilirsin.” dedi.

Lâ tuharrimü’l-messatü vele’l-messatâni.

Ahmet b. Hanbel, Müslim, Tirmizî, Ebû Davud, Nesâî, İbn Mâce; Hz. Âişe validemizden rivayet etmişler.

İslâm’da bir öz kardeşlik vardır, bir de süt kardeşliği vardır. Bir kadın iki çocuğu emzirmişse; o zaman onlar süt kardeşi olur ve onların birbirlerine nikâhlanması olmaz. “Süt kardeşiyle nikâhlanamaz!” diye âyet-i kerîmede bildirilmiştir.

Süt kardeşi olma meselesi hakkında; Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfte buyurmuş ki;

“Memeden bir defacık hüp diye emmek veya iki defa emmekten süt kardeşliği olmaz.”

Bu hususta bizim Hanefî mezhebimizde büyüklerimiz âyet-i kerîmede;

Ve ahavâtüküm mine’r-radâati.[3]

“Emzirmeden olan kız kardeşlerinizin de nikâhı size düşmez!” buyuruluyor diye umumi zikredildiği için az veya çok da olsa artık evlenme olmaz, diye [hüküm çıkarmış]. Başka öbür mezheplerde, bazılarında bu hadîs-i şerîfe uygun olarak; “En aşağı beş defa emmiş olması lazım, azlıktan kurtulması lazım.” gibi bir hüküm [çıkarmışlar], buna dikkat edilsin.

Bir insanı annesi emzirir ama bazen de annesi hasta olur, sütü gelmez filan; bir başkası emzirir. O zaman o süt anne olur. O sütanne bir başkasını da emzirdi mi bu sefer süt kardeşliği tahakkuk eder. Süt kız kardeşinin ötekisi ile nikâhı düşmez, buna dikkat etmek lazım. Bu, İslâm’da önemli bir meseledir.

Lâ tehticumû yevme’l-hamîsi fe-innehû men yehtecim fîhi fe yenâluhû mekrûhün fe lâ yelûmenne illâ nefsehû.

Deylemî ve Hatîb-i Bağdadî, İbn Asâkir, İbn Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet etmişler. Peygamber Efendimiz hacamat etmeyi perşembe günü yapmamayı emrediyor.

“Perşembe günü hacamat olmayınız, çünkü; perşembe günü hacamat olan kimsenin başına hoşlanmayacağı bir durum gelirse bu hacamattan dolayı, başkasına kabahat bulmasın. Ancak kendisini kınasın, başkasına bir söz söylemesin. Perşembe günü hacamat olmayın!” buyurmuş.

Hacamat olmak, “kan aldırmak” demek. Eskilerin pek yaptığı bir şeydir. Çeşitli usulleri var. Kalbe çok faydası olur ve insanın sıhhat kazanmasına vesile olur diye kan alıyorlar, onun zamanıyla ilgili bu hadîs-i şerîf varid olmuş.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi Peygamber Efendimiz’in sünnetine vakıf ve aşina kullar eylesin. Peygamber Efendimiz’in sünnetine hüsn-ü ittibâ edenlere; Efendimiz’in sünnetini güzel bir tarzda icrâ edenlere Allahu Teâlâ hazretleri şehit sevapları verecek. O şehit sevaplarını almayı cümlemize nasip eylesin.

Fâtiha-yı Şerîfe mea’l-besmele…


[1]Gümüşhânevî, Râmûz, 107, r. 11.

[2] Bakara 2/156.

[3] 4/Nisâ, 23.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA