İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

01.01.1989 - Defi Hacet, Mescide Girerken Okunacak Dualar

01.01.1989 - Defi Hacet, Mescide Girerken Okunacak Dualar
Hadisler Deryası

01.01.1989 - Defi Hacet, Mescide Girerken Okunacak Dualar

14.05.2022
17 dk 2 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi’l evvelîne ve’l âhirîn. Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr.

Kâne izâ dehale'l-halâe vedaa hâtemehû.

Kâne izâ dehale'l-kenîfe kâle bismillâhi Allâhümme innî eûzü bike mine'l hubsi ve'l-habâis.

Kâne izâ dehale'l-halâe kâle yâ Ze'l-celâl.

Kâne izâ dehale'l-ğâita kâle Allâhümme innî eûzu bike mine'r-ricsi'n-necisi'l-habîsi'l-muhbisi'ş-şeytâni'r-racîm.

Kâne izâ dehale'l-mirfaka lebise hıdâehû ve ğaddâ re'sehû.

Kâne izâ dehale'l-halâe kâle: Allâhümme innî eûzü bike mine'r-ricsi'n-necisi'l-habîsi'l-muhbisi'ş-şeytâni'r-racîm. Ve harace kâle: el-Hamdü li'l-lâhi'l-lezî ezâkanî lezzetehû ve ebkafiyye kuvvetehû ve ezhebe annî ezâhü.

Bu dört hadis-i şerif; Peygamber Efendimiz' in def-i hacet, ihtiyaçlarını gidermek durumlarında nasıl davrandığından ve hangi duaları ettiğinden bahsediyor. Hepsini birden okudum, tercümesini yapalım.

"Peygamber Efendimiz büyük abdeste çıkarken, parmağından yüzüğünü çıkarır, bir kenara koyardı."

İkincisi; Peygamber Efendimiz tuvalete giderken şöyle derdi, "Bismillah, Allah'ın adıyla başlıyorum. " Bismillâh Allâhümme innî eûzü bike mine'l-hubsi vel-habâis. "Yâ Rabbi! Hubstan ve habâisten sana sığınırım. Senin adınla yâ Rabbi!"

Hubs ne demek?

Her kötü, hoşlanılmayan, nahoş şeye "hubs" derler. Hoş olmayan şeye Araplar "hubs" diyorlar. Mesela, hubsü'l-kelâm "sözün hubsu, kelamın kötüsü" "küfür" demek.

Hoş olmayan söz ne olur?

Küfür olur. Hubs-u taam, "yemeğin fenası" desek, "insana zarar veren" mânasına geliyor. Her şeyin hoş olmayan, fena olan şeyine hubs derler. Habâis de pislik gibi şeylere, maddeten pis olan şeylere derler. Peygamber Efendimiz;

"Hoş olmayan her şeyden, pis olan maddelerden, onlara bulaşmaktan, kirlenmekten sana sığınırım." demiş oluyor.

Bismillâh, Allâhümme innî eûzu bike mine'l-hubsi vel-habâisi. Bir duası bu.

Kâne izâ dehale'l-halâe kâle yâ Ze'l-celâl! "Bazen de tuvalete girerken; "Yâ Ze'l-celâl!" "Ey celal sahibi Allah!" derdi. Yani Allah-u Teâlâ hazretlerinin sıfatını düşünerek, "Yâ Ze'l-celâl!" diye girerdi.

Bazen şöyle derdi;

Allâhümme innî eûzü bike mine'r-ricsi'n-necisi'l-habîsi'l-muhbisi'ş-şeytâni'r-racîm.

Bu da bir duası. Demek ki çeşitli şekillerde yapıyor. Nasıl aklına uygun düşüyorsa o şekilde dua ederek, Allah'a sığınarak öyle giriyor. Buradaki mâna da şu oluyor;

"Yâ Rabbi! Ben her türlü kirden, murdarlıktan, pis şeylerden, insana pislik bulaştıran şeylerden ve kovulmuş şeytandan sana sığınırım."

Yani her türlü kötülükten sığınarak öyle girerdi tuvalete, bir duası da bu.

Kâne izâ dehale'l-mirfaka. Bu da tuvalet mânasındaymış. Peygamber Efendimiz tuvalete gireceği zaman, lebise hıdâehû ve ğaddâ re'sehû. "Ayağına bir şey giyerdi ve başını da örterdi."

Sayfanın en sonundaki dua şöyle;

Kâne izâ dehale'l-halâe. "Tuvalete gireceği zaman derdi ki" Allâhümme innî eûzü bike mine'-r-ricsi'n-necisi'l-habîsi'l-muhbisi'ş-şeytâni'r-racîm. "Yâ Rabbi! Her türlü kirden, murdarlıktan, başkalarını kirletecek necasetten, taşlanmış şeytandan sana sığınırım."

Ve izâ haraca. "Tuvaletten çıkarken de" Kâle el-hamdü li'l-lâhi'l-lezî ezâkanî lezzetehû ve ebkafiyye kuvvetehû ve ezhebe annî ezâhü. "Bana yediğim yiyeceklerin lezzetini tattıran, onların faydalarını kuvvetini içimde bıraktıran ve ezalarından da beni kurtaran Allah'a hamd olsun!" derdi.

Ne kadar güzel! Tabi insan yemek yiyor, bir lezzet alıyor.

"Oh! Çorba çok nefis olmuş, Allah razı olsun, elinize sağlık. Kızarma şahane olmuş, böreği çok güzel yapmışsın, su böreği çok hafif olmuş, bir tane daha ver bakalım. Pilav tane tane olmuş şahane!"

Tabi insan her yemekten bir güzel tat, bir zevk alıyor.

"Bana bu lezzeti tattıran Allah'a hamdolsun!" diyor, bir.

Sonra insan yediği şeyden güç kuvvet buluyor. Hiç tâkati yokken yedi mi gözü açılıyor; neşesi kuvveti yerine geliyor.

Mesela Ramazan'ı düşünelim; ikindiden sonra bir mayhoşluk, bir halsizlik çöküyor insanın üstüne, kıpırdayacak hâli kalmıyor. Akşam yemeğini yedikten sonra bir keyfi geliyor; suyu içtikten sonra gözleri açılıyor, canlanıyor. Yediği şeyden bir kuvvet kazanıyor.

"Bana bu yediğim şeyin lezzetini tattıran, kuvvetini içimde bırakan ve yaramayan ezasından da beni kurtaran Allah'a hamdolsun!" diye dua ederdi.

Aziz kardeşlerim! Peygamber Efendimiz' i görüyorsunuz; her anında, her halinde Allah'a dua durumunda, Allah'ı zikretmekte, Allah'a niyazda, Allah'a ilticada. Efendimiz' in her halini görüyorsunuz. Tuvalete girerken;

"Yâ Rabbi! Beni kötülüklerden, çirkinliklerden, şeytandan koru!" diye gidiyor; "Yâ Ze'l-celâl!" diyor, Allah'a iltica ederek giriyor. Bir de temiz olmaya çok dikkat ediyor; ayakkabı giyiyor, başını örtüyor. Temizlik hususunda o devirdeki insanların bilmesinin mümkün olmayacağı kadar titiz. Vahiyle geldiği belli olacak âşikârlıkta, her şeyin temizliğine son derece dikkat ediyor.

Biz de son derece temiz olmalıyız. Yirminci yüzyıldayız ama maalesef Resûlullah Efendimiz' in açtığı temizlik çığırında onun ayağının tozu olacak halimiz bile yok. Batılılar şimdi tuvaletlerde pisüvar denilen bir şey yapmışlar, duvara monteli. Erkek gidecek orada küçük abdestini yapacak. Oraya bir dayandığı zaman şaldır şuldur göğsüne, belki ağzına bile sıçrar insanın. Çünkü usul çirkin.

Süleymaniye Camii'nin tuvaletine hiç gittiniz mi bilmiyorum, ecdat öyle güzel yapmış ki! Tuvalet taşının altına geniş bir kanal yapmış, orasını delik yapmış, hiçbir şey sıçramıyor.

Muhterem kardeşlerim! Çok dikkat edin diye söylüyorum. Afedersiniz; erkekler kadınlar sanıyorum bu bizim evlerde olan tuvaletlerde üstlerini başlarını berbat ediyorlardır. Giden şeyin nereye sıçradığına bir dikkat edin bakalım. Sıçramaması önemli. Taşın şeklini öyle seçmek lazım. Taşın üstüne bir şey damladı mı etrafa sıçrar. Damlamayıp da fışkırdı mı o zaman o fışkırışının kuvvetine göre üç metre öteye gider.

Üç metre öteye giden o pislik, o idrar parçası insanın her tarafına bulaşırsa o adam, o kadın namazı nasıl kılacak?

Çok önemli. Tuvaletlere dikkat edin. Tuvaletlerin yönüne dikkat edin. Tuvaletlerde küçük abdestinizi, büyük abdestinizi yaparken bir yerinize bir şey sıçramamasına dikkat edin. Sıçrarsa olmaz!

Birisi kabirde azap görüyordu da Peygamber Efendimiz o kabrin yanından geçerken bildi.

"Bu kabirdekiler azap görüyor. Bunlardan birisi gıybet eder, söz taşırdı. Ötekisi de küçük abdestinden sakınmazdı." dedi.

Yani küçük abdestinizi mühim görmezsiniz, kabirde azap görürsünüz. Bak adam azap görüyor, Allah saklasın. Onun için bu işe dikkat edin.

Adam tuvalete giriyor, üstünde paltosu var. "Paltosunun etekleri yere değmesin." diye iki ayağını Boğaziçi Köprüsü gibi açıyor, yukarıdan aşağıya salıveriyor.

Sen deve misin, daha başka bir mahlûk musun? Aşağıya böyle salıverdiğin şey pabuçlarını ıslatıyor, paçalarını ıslatıyor, pantolonuna geliyor.

Olmaz ki! Erkekler böyle yapıyor.

Kadınlar? Kadınların da dikkat etmesi lazım, erkeklerin de dikkat etmesi lazım. Ana fikir şu:

Bir tertibat alacaksınız, bir zerresi üstünüze sıçramayacak. Artık tuvaletin taşını mı öyle yaparsınız, nasıl yaparsanız yapacaksınız, çaresini bulacaksınız, dikkat edeceksiniz. Öyle yukarılardan, yükseklerden salıvermek olmaz.

Bunu böyle yaptığı zaman insan abdest aldım sanır. Ama bakın hadesten taharet, necasetten taharet, setr-i avret, istikbal-i kıble, hani şu namazın dışındaki farzlar. İnsanın üstü başı, secde ettiği yer ve elbiseleri temiz olmazsa o zaman namazı olmaz, akıntıya kürek çekmiş olur, boşuna uğraşmış olur, ibadeti makbul olmaz.

"İbadetten zevk alamadım hocam, feyz alamadım hocam, tesbihimden bir şey göremedim hocam."

Abdestine dikkat etsene! Abdestine dikkat etmiyorsun; abdest aldım sanıyorsun, kendini abdestli sanıyorsun. Çok önemli. Efendimiz sığınarak girerdi, çok sakınırdı, çok dikkat ederdi. Hatta Efendimiz' in, mesela arazide filan def'-i hâcet yaptığı zaman hiç kimse izini bulamazdı, örterdi. Veyahut "Yer onu yutardı, yok ederdi." deniliyor. Efendimiz, o devirde, o imkânsızlıklar içinde bu devirlerden çok daha ileride, çok daha yüksekteydi. Şimdi her türlü imkân var.

Muhterem kardeşlerim! Bir topluluğun medeniyetinin seviyesi tuvaletlerinden ölçülür.

Girin tuvalete, rezalet! Bu toplumda iş yok. Almanya'da gidiyorum, Avustralya'da muhtelif yerlerde gittim, gördüm.

Ha orada medeniyet var mı?

Orada da yok! Duvarlarını resimlerle, yazılarla doldurmuş. Hatta geçenlerde bir mecmuada "tuvalet edebiyatından numuneler" diye bir yazı vardı. Bak Peygamber Efendimiz tuvalete girerken eûzübillâhimineşşeytânirracîm diyor, şeytandan Allah'a sığınıyor.

Neden?

Sığınmadığın zaman seni maskara eder. Duvara ne resimler ne yazılar ne rezaletler ne adresler yazmışlar. Ne kadar alçaklık varsa hepsini görüyorsunuz. "Bu milletin ruh yapısının fotoğrafı buraya çıkmış." diyorsunuz. Almanya öyle, Avustralya öyle, Allah saklasın. Biz Müslümanız, ama bizim tuvaletlerimizde de Müslümanların eseri görünmüyor ki. Şimdi etrafta dolaşanlar bizim Müslümanların torunları. Babasından dedesinden üzerinde biraz Müslümanlık nuru kalmış insanlar dolaşıyor. Yoksa kendisinin Müslümanlıkla ilgisi kalmamış; içki içer, kumar oynar, namaz kılmaz, oruç tutmaz, camiye gelmez, hocayı sevmez, tarikata muhalif, zikre karşı. Sen ne biçim Müslümansın? Gökten mi indin, yerden mi çıktın? Balıkçılar seni denizden mi yakaladı, ormandan avcılar mı tuttu vurdu getirdi, kafesin içinde? Ne biçim mahlûksun!

Bir de mescide girdiği zaman nasıl dua edermiş.

Kâne izâ dehale'l-mescide kâl, eûzü billâhi'l-azîm ve bi-vechihi'l-kerîm ve sultânihi'l-kadîm mine'ş-şeytâni'r-racîm. Ve kâle izâ kâle zâlike hafiza minnî sâire'l-yevmi.

Abdullah b. Amr radyallahu anhümâ'dan Ebu Dâvud rivayet etmiş.

"Efendimiz mescide girerken şöyle dua ederdi."

Demek ki gününe göre, zamanına göre, hatırına gelen şekilde dua ediyor. Mescide girerken de çeşitli duaları vardı. Şimdi bir duasını okuyorum:

Eûzü bi'l-lâhi'l-azîm ve bi-vechihi'l-kerîm ve sultânihi'l-kadîm mine'ş-şeytâni'r-racîm.

Girerken yaptığı dua bu.

Peygamber Efendimiz böyle dua ettiği zaman şeytan ne dermiş?

Ve kâle izâ kâle zâlike hafıza minni saire'l-yevmi. "Gününün geri kalan kısmında kendisini benden korudu." "Kurtuldu benim elimden, kaçırdım, hay Allah!" gibilerden.

Bu dua yapıldığı zaman şeytan öyle dermiş

Eûzü billâhi'l-azîm. "Ulu Allah'a sığınırım." Ve bi-vechihi'l-kerîm. "Ve onun Kerem sahibi olan Zat’ına sığınırım. Keremli, asil, asaletli Zat’ına sığınırım." Ve sultânihi'l-kadîm. "Ve O'nun ezelî saltanatına sığınırım."

Kimden? Mine'ş-şeytâni'r-racîm "Taşlanmış, huzur-u Rabbi'l-İzzet'ten kovulmuş şeytandan o Allah'a sığınırım."

Cami ibadethanedir. "Gelip de şeytan onu şaşırttırmasın, aklını başka yerlere çelmesin; namazda okuduğu duaların, yaptığı tekbirin tesbihin mânasından gafil etmesin, namazı şuurla kılsın." diye Müslümanın şeytandan uzak olması lazım. Onu bildirmek için Peygamber Efendimiz böyle dua ederek mescide giriyor.

Şeytan camide insana gelir mi?

Gelir. Ezan okunduğu zaman camiden ezanın duyulmadığı yere kadar kaçar, gelir. Kamet getirildiği zaman kametin duyulmadığı yere kadar kaçar, gelir. Ondan sonra insana vesvese verir;

"Sen bu namazı üç rekât kıldın, iki rekât kıldın, oturdun mu oturmadın mı, abdestin var mı yok mu, kaçtı galiba, bak kıpırdanır gibi oldu." Veyahut;

"Namazdan çıkar çıkmaz bakkala uğrayayım, iki tane ekmek alacaktım onu unutmayayım. Hanım bir de çamaşır suyu istedi, onu da unutmayayım, şu borcum vardı, şunu da yapacaktım."

Sen namaz kılıyorsun, bunları aklına kim getiriyor? Şeytan getiriyor. Şeytan böyle çeşitli şeyleri hatıra getirir, namazını berbat eder.

Onun için daha caminin kapısından içeri girerken onunla alakayı kesecek duayı yapıştırmalı.

Eûzü bi'l-lahi'l-azîm ve bi-vechihi'l-kerîm ve sultânihi'l-kadîm mine'ş-şeytâni'r-racîm.

Arkadaşların bazısı ezberledi. Bir kere daha söylüyorum.

Eûzü bi'l-lâhi'l-azîm. "İlk önce Allah'ın azametini anıyor." Ve bi-vechihi'l-kerîm. "İkincisi, keremini bahis konusu ediyor." Ve sultânihi'l-kadîm. "Kadîm ve ezelî saltanatını anıyor." Mine'ş-şeytâni'r-racîm.

Kolaymış. Allah insana hafıza verdi mi, akıl verdi mi hatırda kalıyor.

Peygamber Efendimiz böyle dua ederdi. Böyle dediği zaman şeytan ah vah edip üzülür, "Gününün sair zamanında benim elimden kurtuldu." diye esef eder.

Muhterem kardeşlerim! Bizler de camiye böyle girelim.

Allah bizi her yönden Resûlullah Efendimiz' e benzetsin. Her bakımdan ona uymayı nasip ve müyesser eylesin.

Fatiha-i Şerife mea’l Besmele.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA