13.03.1989 - Kuran ve Sünnet, Namaz İçin Tekbir

13.03.1989 - Kuran ve Sünnet, Namaz İçin Tekbir
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.
El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ ve senedinâ ve tâci ruûsinâ ve üsvenite’l haseneti Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.
Emmâ ba'd:
Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:
Kâne izâ kebbera li's-salâti neşera esâbi'ahû. Nukile ve ruviye an ebî hureyrete radıyallahu anh.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Rabbimiz iki cihan saadetine cümlenizi nail eylesin. Rızasına aykırı, gazabını celp edici çirkin durumlara düşenlerden eylemesin. O kardeşlerimizi de lütfuyla ıslah eylesin. Kahrıyla, gazabıyla memleketimiz ahalisini terbiye etmesin.
Ümmet-i Muhammed için, biz Müslümanlar için en önemli nokta Kur'ân-ı Kerîm'e sarılmaktır. Kur'ân-ı Kerîm'e sarılmanın en aşikâr şekli de Peygamber Efendimiz' in sünnetine uymaktır. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm;
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Kul in küntüm tuhibbûnellâhe fe't-tebi'ûnî âyet-i kerîmesini ihtiva ediyor. Eğer Allah'ı seviyorsa, insanların Peygamber Efendimiz' e uyması lazım. Kur'an'a sarılana, Kur'ân-ı Kerîm; "Bak Resûlullah orada, ona tâbi ol, onun peşinden yürü, onun emirlerini tut." demiş oluyor.
Muhterem kardeşlerim!
O bakımdan hepimiz için en önemli nokta; hani "azı dişleriyle ve sımsıkı ısırıp da yakalamış gibi" derler, hadis-i şeriflerde öyle ifade ediliyor, İslâm'a öyle sarılmamız lazım. İslâm'ın en küçük bir emrinden, hükmünden küçücük bir taviz verdik mi, o taviz büyür büyür, kocaman bir yara olur. Onun için ailemizde, kendi nefsimizde, yaşayışımızda, hayatımızda, ticaretimizde asla İslâm'dan tenzilât yapmayalım, taviz vermeyelim. Allah'ın emirlerine sırt çevirmeyelim. Resûlullah'ın sünnetinden uzak düşmeyelim. Ehl-i küfre benzemeyelim. Günde 40 defa;
İhdine's-sırâta'l-müstakîm, sırâtallezîne en’amte! aleyhim ğayri'l-mağdûbi 'aleyhim ve le'd-dâllîn, diye dua ediyoruz. Bu duanın şuuruna erelim. "Yâ Rabbi! Kendilerini sevdiğin, kendilerinden razı olduğun, in'am ve ihsan eylediğin, taltif eylediğin, mükâfatlandırdığın kulların yoluna bizi sok. Bizi sapıtmışların, şaşırmışların, dalâlete düşmüşlerin, senin gazabına uğramışların yoluna kaydırma." diye günde 40 defa, 40 rekâtta, nafile namaz kılmıyorsak bile farzlarla, sünnetlerle bu kadar söylemiş oluyoruz. Bunun şuuruna erelim de kılık kıyafetimizden yaşayışımıza, düşüncemize kadar her şeyimizde ufacık bir taviz dahi vermeyelim. Tam Resûlullah Efendimiz' in yolunca yürüyelim.
Zaten burada bizim yıllardır yapmak istediğimiz, anlatmak istediğimiz şey de budur. Yani bu fikri benimseyebilmiş olan bir kardeşimize ne mutlu! Kur'an yolunda yürüyecek, Peygamber Efendimiz' in sünnetine sarılacak...
Onun için, gelin bırakalım bu şeytanın oyunlarına gevşek gevşek durup da tutunmayı, yakalanmayı; Resûlullah Efendimiz' in sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılalım. Her işimizi ona göre ayar edelim, ona uyduralım, iki cihan saadetine nail olalım.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz' in nasıl yaşadığını, Gümüşhaneli Ahmed Ziyaeddin hocamız rahmetullahi aleyh, hadislerden müteşekkil bir koleksiyon olan Râmûzü'l-ehâdîs'i yazdıktan sonra arka tarafına toplamış, 50-60 [43] sayfa kadar. Kâne Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yef'alü kezâ, kezâ, kezâ... "Resûlullah Efendimiz şöyle yapardı, böyle yapardı..." diyerek, onu örnek edinelim, ona uyalım diye ayrıca kâne ile başlayan Resûlullah'ın itiyadını ifade eden rivayetleri ayrıca toplamış. Hadisler de Peygamber Efendimiz' in sözleri ama, itiyadı da budur, bu idi diye, Resûlullah Efendimiz' in rivayetlerini arkasına kaydetmiş. Şimdi onların 540. sayfasındayız.
Sayfanın ilk rivayeti, Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten Tirmizî ve Hâkim'in Müstedrek'inde kaydedilmiş.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz namaz kılarken tekbir getirecek. İzâ kebbere li's-salâti. "Namaz için Allah-u Ekber diye tekbir getirirken -iftitah tekbiri diyoruz ya.- parmaklarını sımsıkı kapatarak değil de yayarak, açarak [tekbir alırdı.]" Hani askerde bazıları şöyle selam çakıyor, ellerini, parmaklarını şöyle kapatıyor. Her şeyin bir usulü var.
Namazda Allah-u Ekber demenin usulü neymiş?
"Efendimiz parmaklarını açarak Allah-u Ekber derdi. " Yani "Parmaklarını açarak yapardı." diye böylece kaydetmiş.
Biliyorsunuz biz bu namazı babalarımızdan, dedelerimizden öğrendik kılıyoruz. Allah hepsinden razı olsun. Bize bilerek, bilmeyerek, farkına varmadan İslâm'ın bütün inceliklerini öğretmiş onlar; büyüklerin yanında şöyle yapılır, şöyle oturulur, böyle kalkılır, namaz şöyle kılınır, böyle kılınır… Ama onların her birinin bir mesnedi, bir delili var. Delilsiz olmaz, sünnete aykırı iş olmaz. Dinde Peygamber Efendimiz' in sünnet-i seniyyesine uymayan aykırı iş çok yanlıştır, bid'attır ve bid'atı çıkartan da bid'atın kendisi de cehenneme gideceğinden insanı çok zarara uğratır.
Müslümanın ana gayesi nedir? Efendimiz' e her bakımdan uymak.
Efendimiz nasıl kılardı?
Efendimiz, sallû kemâ raeytumûnî usallî. "Benim namaz kılışıma bakın, beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız o tarzda kılın." buyururdu. Tabii Peygamber Efendimiz' in her şeyine dikkat etmişler. Sakalının kıllarını ziyan etmemişler. Berber tıraş ederken kıllarını hatıra, yadigâr diye saklamışlar. Efendimiz' in her şeyine büyük ihtimam göstermişler. Bir hırkasını ta o zamandan bu zamana kadar saklamışlar da bizim beldemizde Hırka-ı Şerif Camii'ni şereflendiriyor. Hiçbir şeyini kaçırmadan, büyük bir dikkatle takip edip Efendimiz' e sevgilerinin, bağlılıklarının izi, emaresi olarak [korumuşlar.] Namaz kılışına da dikkat etmişler.
Tekbiri nasıl alıyormuş Efendimiz?
Parmaklarını açarak Allah-u Ekber diye alıyormuş. Öteki namazın diğer şekilleri de başka rivayetlerde gelecek. Onlar bütünlendiği zaman işte bizim namaz kılışımız ortaya çıkıyor. İkamet getirişimiz, ezan, oruç, hac ortaya çıkıyor. "Hacda Efendimiz işte şöyle yapmış, böyle tavsiye etmiş." diye...
Dinimizin bütün şeylerini [esaslarını emirlerini] nereden alıyoruz?
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz' den alıyoruz. Bir insan çıkar da;
"Canım benim elimde Kur'an var, başka şeye aldırmam." derse ne olur?
Çok büyük cahillik olur.
Bu Kur'an'ı sana kim getirdi? Allah indirdi.
Kime indirdi? Resûlullah'a indirdi.
Kim tebliğ etti? Resûlullah tebliğ etti.
İnceliklerini kim açıkladı? Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem açıkladı.
Onun için, kim "Bana Kur'an yeter!" diye sırtını dayayıp da şöyle kurulursa, [konuşursa] bilin ki cahildir!
Evet, Kur'ân-ı Kerîm Allah'ın kitabıdır, Resûlullah da Allah'ın resulüdür. Onun sünneti de Kur'ân-ı Kerîm'in en güzel tefsiridir, en güzel açıklamasıdır. Allah emretmiş, Resûlullah Efendimiz uygulamış, tatbik etmiş. Ondan sonra Müslümanlara numune olmuştur.
Her işimizde buna dikkat edelim. Soralım;
"Resûlullah Efendimiz şu işte nasıl yapardı?
Şöyle bir durumda nasıl hareket ederdi?"
Soralım, göreceksiniz, hayatınız ne kadar güzel olacak ne kadar feyizli ne kadar ecirli ne kadar sevaplı olacak.
Allah-u Teâlâ hazretleri bizi bir göz yumup açıncaya kadar Resûlullah Efendimiz' in yolundan aykırı düşünmesin.
Yahudi’nin birisi Müslüman olmuş; Teksaslı, petrol kuyularına sahip bir Yahudi’ymiş. Müslüman olmuş, derviş olmuş, iyi bir halde... Ben görmek istedim kendisini, göremedim. New York’ta oturuyormuş. Dedim:
"Ya bari hakikaten iyi Müslüman olmuş mu yani?" Hani bazen böyle lafta oluyor, bazen de tam olmamış oluyor.
"Hocam kendisine gıpta ediyoruz; öyle mütevazı, öyle mahviyetkârâne hareket ediyor ki hayranız." dediler.
E Allah razı olsun, maşallah. Demek ki Allah nasip edince hidayet geliyor, saadet-i dâreyne eriyorlar.
Yine büyük hadis alimlerinden İmam Tirmizî -Allah rahmet etsin, şefaatine erdirsin- Enes radıyallahu anh'ten rivayet etmiş.
"Efendimiz' e üzücü bir iş, bir sıkıntı gelirse başına, derdi ki: Yâ Hayyu yâ Kayyum bi-rahmetike esteğîs." Bu duayı okurdu.
Allah'ın sevgili kulu olduğuna göre Peygamber'e üzücü bir şey gelir mi?
Gelir, muhterem kardeşlerim. Gelmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
"İmtihanların, sıkıntıların en büyüğü peygamberlere gelir. Ondan sonra evliyâullaha gelir, büyük velîlere gelir. Ondan sonra salihlere gelir. Ondan sonra mü'minlere gelir, derece derece..."
Ya firavunlar?
Firavunlar saraylarda yaşarlar, gafilce ömür geçirirler de sonra Allah-u Teâlâ hazretleri firavunları, karunları deryalara, yerin içine batırır, mahveder. Sen onların bir müddet için sarayda yaşadığına, saltanat sürdüğüne aldanma...
Bu dünya rahat dünyası değildir. Mü'min için rahat ahirettedir. Bu dünya mü'minin çalışıp kazanma, Allah'ın rızasına erme dünyasıdır.
Peygamber Efendimiz' e de sıkıntı gelirdi. Sıkıntılar insanları yükseltir. Sıkıntı insanı Allah'a döndürür. Bu insanlar;
İnne'l-insâne le-yetgâ er-reâhü's-tağnâ. "Kendisini müstağni gördü mü, zengin, rahat gördü mü, insanoğlu sapıtır, tuğyan eder, şaşırır."
Peygamber Efendimiz' e bela gelirdi, üzüntü gelirdi.
Gelince ne derdi Efendimiz? Feryad mı ederdi?
Hayır. Derdi ki;
Yâ Hayyu yâ Kayyûm. "Ey Hayy ve Kayyum olan Rabbim!" derdi. "Allah" derdi yani. Yâ Hayyu yâ Kayyûm bi-rahmetike estağîs. "Senin rahmetine iltica ediyorum, senin rahmetinden medet ediyorum, imdat istiyorum yâ Rabbi!" derdi.
Kuluz, zayıfız, biraz midemiz ağrısa yerlere yığılır kalırız. Başımız ağrısa feleğimizi şaşırırız. Dişimiz ağrısa geceleyin doktor ararız, dişçi ararız;
"Aman şu dişi köklesinler atsınlar."
"Ya buna kerpeten tutup çekerken de acır bu."
"Acır ama hocam bu diş ağrısı senin bildiğin gibi değil, köklensin meret de kurtulayım şu ağrıdan." diyor.
Millet geceleyin kerpetenle çektirecek yer arıyor. Kimseyi bulamazsa kapının tokmağına bağlayacak, kapıyı birden hop çektirtecek, dişini çıkartacak diye uğraşıyor.
Ne derdi Peygamber Efendimiz?
O da beşer, o da bizim numunemiz. Derdi ki; yâ Hayyu yâ Kayyûm. "Ey Hayy ve Kayyum olan Allah, ey benim Rabbim! Senin rahmetine iltica ederim. Senin rahmetinden medet umarım. Senden dilerim. Bak başıma bir sıkıntı geldi; sen halimi görüyorsun. Kurtar beni yâ Rabbi!" derdi, Allah'tan isterdi.
Ne demek "yâ Hayy"?
Hayy, "hayat sahibi" demektir. Allah-u Teâlâ hazretlerinin sıfatlarından bir tanesi Hayy'dır. Allah-u Teâlâ hazretleri kör bir tabiat kuvveti değildir.
Kör olan şeyden bu kadar hikmetli bir kâinat nizamı meydana gelir mi?
Peygamber Efendimiz yâ Hayyu yâ Kayyûm derdi.
"Kayyum" ne demek?
"Kendi zatıyla kaim." demektir. Kâim bi-nefsihi. "Kendi zatıyla kaim." Kimseye muhtaç değil, Alemlerden müstağnîdir: Ğaniyyün 'ani'l-âlemîn. Kulların ibadetine ihtiyacı yok.
Onun için yalvaracağız, isteyeceğiz O'nun rahmetinden, boynumuzu bükeceğiz;
"Yâ Rabbi! Kaderine de rızamız var, takdirin de hoş, kahrın da hoş, lütfun da hoş ama benim bir dua hakkım var ya, affet yâ Rabbi! Bağışla yâ Rabbi! Kaldır yâ Rabbi şu suçu, şu belayı başımdan. Şu sıkıntımı gider yâ Rabbi!" diye isteyeceğiz.
Ne olur isteyince?
"İstemek ibadettir." Bir daha söylüyorum, "Dua etmek, istemek ibadettir." Üç olsun, "Dua etmek, istemek ibadettir." Namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, Kur'an okumak gibi istemek gibi;
ed-Du'âu hüve'l-ibâdetü. "Dua ibadetin ta kendisidir." Özüdür, iliğidir, iç tarafıdır. Kaymaklı güzel yeridir. Çünkü sen biliyorsun Rabbinin Rabbin olduğunu, kendinin [O'nun] kulu olduğunu, âciz olduğunu; boynunu büküyorsun, istiyorsun. İbadet, sevap... Allah-u Teâlâ hazretleri;
Ve kâle rabbukumu'd'ûnî estecib le-küm, buyurmuş. "Kullarım bana dua edin!" diye kendisi teşvik ediyor. Baş üstüne! İşi olmasa bile insanın, isteği olmasa bile istemesi lazım.
Neden? Allah "bana dua edin" diyor.
Men lem yed'ullâhe gadibellâhu 'aleyhi. "Kim Allah'a dua etmezse, Allah ona gazap eder." Dua etmeyene gazap eder Allah. İsteyene kızmaz, istemeyene kızar.
Onun için Efendimiz' in hayatını bir okuyun.
Efendimiz her şeyinde ağzı dualı bir insandı, her şeyinde... Pabucunu giyerken besmele-dua, camiye girerken besmele-dua, camiden çıkarken dua, elbise giyerken sağ elini sokar dua, çıkartırken dua, banyoya girerken dua, yüznumaraya girerken dua, çıkarken dua, yeni meyve yerken dua... Efendimiz' in her şeyi duadır. Sabahtan akşama, işi gücü her şeyi dua.
Neden?
Ayan beyan müşahede halinde olduğu için, Rabbiyle naz ve niyaz halinde öyle ağzı dualı... O da bize işte numune. Onun için isteyin, dua edin. Duanızı kendiniz için yapmayın, arkadaşlarınız için de yapın. Beni de duada unutmayın. Ben de sizi duada unutmayayım, beraberce Allah'ın rahmetine erelim. Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.
Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.
13.03.1989 -
Peygamberimizin Adeti Seniyyesi,
12.11.1989 -
Peygamber Efendimizin Tedavide
