İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

18.10.1992 - Kötü Lakab, Müslüman Arasındaki Rekabet

18.10.1992 - Kötü Lakab, Müslüman Arasındaki Rekabet
Hadisler Deryası

18.10.1992 - Kötü Lakab, Müslüman Arasındaki Rekabet

24.03.2022
17 dk 49 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Üd’û ihvâneküm bi-esmâihim ve lâ ted’ûhüm bi’l-elkâb.

Bu da Abdullah b. Cerâd radıyallahu anh isimli, bir sahabeden rivayet edilmiştir.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

“Müslüman kardeşlerinizi, tanıdıklarınızı, dostlarınızı güzel isimleri ile çağırın.”

Ahmet Bey, Hasan Bey, Abdullah Bey filan neyse ismiyle çağırın.

Ve lâ ted’ûhüm bi’l-elkâb. “Onları rahatsız edecek, lakaplarla çağırmayın.”

Kör Ali, buraya gel! Topal Ahmet, şu işi yap! Sağır Hasan, şöyle…

Olmaz!

Kötü lakaplarla, kalbini kırarak, konuşmak olmaz!

Veyahut bu işi kim yaptı? Bu duvarı kim yaptı?

Hani “Kel Ali” derler ya, “İşte o yaptı.”

Olmaz!

Böyle haysiyet kırıcı, üzücü, duyduğu zaman sahibini mahzun edecek, lakapları kullanmayı Efendimiz uygun görmüyor.

Nereden kaynaklanıyor bu?

Hadîs-i şerîften. Âyet, bu hadîs-i şerîften.

O nereden kaynaklanıyor?

Peygamber Efendimiz'den.

Allahu Tealâ hazretleri âyette buyuruyor ki;

Kala’llâhu Teâlâ.

Yâ eyyühe’llezîne âmenû. “Ey iman edenler!” La yeshar kavmün min kavmin. “Bir kavim, öteki bir kavimle alay etmesin.”

Alaya almasın, maskaraya almasın, alay etmesin.

Asâ en yekûnû hayran minhüm. “Belki de alay ettikleri, o beğenmedikleri kimseler, kendilerinden daha hayırlıdır.”

Bir de alay ediyorlar, alay etmesinler. Dalgaya, tiye almasınlar.

Ve lâ nisâün min nisâin asâ en yekünne hayren minhünn. “Kadınlar da öbür bazı kadınları, alaya almasın, maskaraya almasın. Onları dillerine dolamasın. Belki onlar kendilerinden daha hayırlı olabilirler.”

Bu alaya almak, dalga geçmek, aleyhinde konuşmak yasaklanmış.

Ve lâ telmizû enfüseküm ve lâ tenâbezû bi’l-elkâb

Birbirlerinize göz kaş işaretleri, “falanca var ya,anlarsın ya…”gibi kalp kırıcı şeyler yapmayın,doğru değil.Bir de bir takım lakaplar takıpta öyle anmayın.

Bunların hepsinin, temelinde sebep ne?

Temelindeki sebep; muhabbetin bozulmamasını sağlamak. Müslümanların muhabbetli olması lazım. Müslüman toplumunun sağlam bir toplum olması lazım. Müslüman toplumunun fertlerinin birbirini sevmesi lazım. Birbirini kıracak işler, yapmaması lazım.

İslâm’da birbirini kıracak işler günah. Aleyhte konuşmak, laf getirmek götürmek, hakaret etmek, üzmek, kırmak, bunların hepsi günah. Sevindirmek sevap. Mesele, bu kadar basit. Hiç kimseyi, karıncayı bile, incitmeyeceksin; kurda, kuşa, yapabilirsen, kuşlara bile iyilik yapacaksın.

Sıcak yerde, ağacın altına, köpeği bağlamışlar, kendileri gezmeye gitmiş, eğlenmeye gitmiş. Köpek orada sıcaktan dilini bir karış uzatmış. Götürdük, su verdik. Hemen bitirdi hayvan, bir daha götürdük bir daha bitirdi.

Neden?

Sıcaktan, ciğeri yanmış. Köpeğe bile iyilik yapsan onun da sevabı var. Kurda kuşa bile iyilik yapsan, onun da sevabı var.

Onun için iyilik yapmaya çalışacağız. Kötülük yapmayacağız, kalp kırmayacağız, kalp kırıcı hitaplarda bulunmayacağız.

Niye karşımızdakine “beyefendi” diyoruz?

Niye birisi bir şey söyleyince “efendim” diyoruz?

Terbiyemiz güzel olduğundan. Dedelerimiz bizi güzel terbiye etmiş.

“Anlayamadım efendim.”

O senin efendin mi, sen onun kölesi misin?

Değil ama, terbiyemiz böyle.

“Bir daha tekrar eder misiniz efendim, buyurun efendim, rica ederim efendim. Beyefendi nasılsınız, hanımefendi müsaade eder misiniz?”

Değil mi? Bunlar güzel şeyler.

Bir de koca karı, sus moruk! Bir de böyleleri var değil mi? Bunlar kırıcı şeyler. Kırıcı şeyleri bırakacağız; hele kötü lakapları...

Bazıları, kötü lakap takıyor. Bu hususu meslek edinmiştir, mahirdir; ona lakap buna lakap... Güya o verdiği isimlerle herkesi güldürecek. Bunlar doğru değil, günah ve zararı çok. O ismi, başkaları kullandıkça hep o ortaya atana günah yazılıyor.

Kimseyi kırmayalım, kimseye kötü hitap etmeyelim.

Biliyor musunuz; hayatta başarı kazanmanın bir yolu, muvaffak olmanın , -birçok şey var da- riayet edilecek noktalardan birisi de karşındaki insana nasıl hitap edeceğini bileceksin. “Beyefendi” dersen memnun oluyorsa [öyle diyeceksin].

Hacca gitmiş bir hacı kardeşimizi hatırladım.

“Orada birisine “ya seyyid” dedin mi, sevincinden ,adam dört köşe oluyor.” diyor.

Seyyid, “beyefendi” demek, “soylu kişi” demek, “bir topluluğun efendisi” demek.

“‘Ya seyyid’ dediğin zaman adam, hemen “buyur” diyor, seviniyor.” diyor.

Neden?

Hitap güzel. Şişt, hey, bilmem ne falan desen, adam bakmaz bile. Arkadan öyle kötü seslenildiği zaman hiç bakmaz bile.

Neden?

Güzelce “Beyefendi, bakar mısınız?” deyince herkes bakar.

İzâ dehale ehadükümü’l-mescide fe’l-yüsellim sümme’l-yekûl: Allahümmeftahlî ebvâbe rahmetike ve izâ harece fe’l-yekûl: Allahümmefetahlî ebvâbe fadlik.

Peygamber Efendimiz, bu hadîs-i şerîfinde diyor ki;

“Sizden biriniz, mescide girdiği zaman ,önce selam versin. Sonra desin ki; Allahümmefetahlî ebvâbe rahmetike.”

Çünkü; mescitte kimse olmasa bile melekler vardır, senin görmediğin varlıklar vardır. es-Selâmu aleyküm ve rahmetullah denilir. İnsan, kendi evine girerken de selam vererek girer. Hatta hiç kimse yoksa, es-Selâmu aleynâ ve alâ îbâdillâhi’s-sâlihîn. “Selam bizim üzerimize olsun ve Allah’ın görünen görünmez, insten cinden varlıkların üzerine olsun.” diye dua edilir. Camiye de girerken selam verilir.

Bazı rivayetlerde “Peygamber Efendimiz’e selam getirin.” denir. Salât u selâm getirmek de var.

Efendimiz diyor ki;

“Selam versin, sonra da desin ki; Allahummeftahlî ebvâbe rahmetike. Yâ Rabbi! Sen, bana rahmetinin kapılarını aç!”

“Nasip oldu, mescidin kapısından içeri giriyorum. Yâ Rabbi ,bana rahmetinin kapılarını da aç!” demiş oluyor.

Allahummeftahlî ebvâbe rahmetike.

İnsan, rahmetinin çeşitli kapılarının kendisine açılmasına dua edecek. Girerken sağ ayağıyla giriyor, güzel yerden çıkarken de sol ayağıyla çıkacak. Çıkılırken sol ayakla çıkılıyor, bırakılmak istenmiyor. Girilmek, uğurlu kademle olsun diye, girerken sağ ayakla girilir. Sol ayağıyla çıkarken diyecek ki;

Allahummeftahlî ebvâbe fazlik. “Yâ Rabbi! Bana fazl u kereminin, ihsanının kapılarını aç!”

Dışarıda kazanç olur, alış veriş, ticaret olur.

“İkramlarının, fazl u keremlerinin kapılarını aç!”

İçerde ne olur?

Mânevî bir kazanç olur.

“İçeri girerken, ‘Rahmetinin kapılarını aç!’ diye; dışarı çıkarken, ‘İhsanın kapıların aç!’ diye dua edilsin, buyurmuş.

İzâ dehale ehadükümü’l-mescide fe’l-yusellim ale’n-nebiyyi ve’l-yekûl: Allahümmefetahlî ebvâbe rahmetike ve izâ harace fe’l-yusellim ale’n-nebiyy ve’l-yekûl: Allahümme asımnî mine’ş-şeytân.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ten.

“Sizden biriniz, mescide girince, Peygamber’e salât u selâm getirsin! Ve desin ki; ‘Yâ Rabbi. Bana rahmetinin kapılarını aç, içeri giriyorum; sevaplara gark eyle, mânevî bakımdan lütuflarına erdir.’ Çıkarken de gene Peygamber Efendimiz’e salât u selâm getirsin.”

Burada Peygamber’e salât u selâm getirmek açıkça söylendi. Bu hadîs-i şerîf de bir başka duayı öğretiyor:

Allahümme asımnî mine’ş-şeytân. “Yâ Rabbi! Beni şeytandan koru!”

Burası mescit; burası sevaplı, melekli yer. Dışarısı şeytanlı yer, dışarıda şeytanlar, fıldır fıldır dolaşır.

Şeytanların en çok dolaştığı yer, çarşı pazardır, en çok dolaştığı, en kalabalık olduğu yer orasıdır. Yalan yere yemin edilir, çeşit çeşit günahlar, aldatmacalar, tartılarda hileler, malların dizilmesinde, alınmasında satılmasında çeşit çeşit şeyler olur.

Mescitten dış âleme çıkıyorsun, Allah seni korusun! Kurtlar var, canavarlar, haydutlar var, şeytan var, dışarıda her şey var. Mescidin içi, cennet bahçesi gibi! Mescidin dışında kalan insanı Allah korusun.

Çıkarken diyecek ki; “Yâ Rabbi! Beni şeytandan koru! Şurada sevap işledim; dışarı çıkıp da günahlara daldırma, şeytana uydurma!”

Muhterem kardeşlerim!

Şeytandan kurtulmak, nefsi yenmek çok zor! Hele şimdi daha da zor, çünkü; şeytanın işi kolaylaştı.

Ne yapacak?

Abdestli olacak, ağzı dualı olacak, çarşıya pazara girerken, tespih çeke çeke ,zikir ede ede dolaşacak, Allah’a sığınacak…

Camiden çıkarken, şeytandan Allah’a sığınıyor, öyle olursa korunur.

Şeytan; ta insanoğlu yaratıldığı zamandan beri var ve çalışıyor; sen daha toysun, senin daha dünyadan haberin yok, o aldatmanın, her çeşidini biliyor. Âbidleri, zâhidleri, dervişleri ,nasıl aldatırım, zenginleri nasıl, kadınları, erkekleri nasıl aldatırım, insanları birbirlerine,nasıl düşürürüm, karıyı kocayı birbirlerine nasıl kapıştırırım, evde nasıl kavga çıkartırım, nasıl birbirlerini boşattırırım… Şeytan, hepsini bilir, kandırmanın âlâsını bilir, her çeşidini bilir.

Onun için çok dikkatli olmak lazım! Allah bizi şeytanın şerrinden ve yarattığı her mahlûkun, her çeşit şerrinden korusun, hıfz u himayesine daim eylesin.

İnsanın tehlikelerden korunması, için üç tane kale var:

Bir: Mescit. Ama mescitte her zaman duramıyoruz; ticaret yapacağız, evimize gideceğiz, işimiz var gücümüz var.

İki: Kur’ân-ı Kerîm.

Üç: Zikrullah.

İnsan, Kur’ân okursa korunur, zikre devam ederse zikrettiği, müddetçe korunur. Allah, zikredenle beraber olur. Allah celle celâlüh’un beraber olduğu kulun yanına şeytan -haddine mi düşmüş- yanaşabilir mi? Bucak bucak kaçar.

Peygamber Efendimiz, Ebû Bekir es-Sıddîk Efendimiz’le oturuyordu. Müşrik, kâfir birisi geldi, Ebû Bekir es-Sıddîk Efendimiz’e hakaret etmeye, ağır sözler söylemeye başladı. O da sakin duruyor bir taraftan da ne yapacak diye, Peygamber Efendimiz’e bakıyor. Sonra ona cevap vermeye başladı. Cevap vermeye başlayınca, Peygamber Efendimiz yerinden kalktı yürümeye başladı. O hemen cevabı filan bıraktı. Başımızın tacı, Ebû Bekir es-Sıddîk Efendimiz hemen koştu;

“Anam babam sana feda olsun yâ Resûlallah, hatalı bir şey mi yaptım? Seni üzmek istemezdim, adam böyle ters sözler söylüyor diye cevap vermek istemiştim. Seni üzecek bir şey mi yapım yâ Resûlallah, kıracak bir şey mi yaptım?”

“Hayır, kıracak bir şey yapmadın ama, sen susarken senin namına bir melek, o herife cevap veriyordu. Sen konuşmaya başlayınca melek oradan ayrıldı, bir şeytan geldi; şeytanın gelme durumunda olduğu bir yerde de benim kalmam uygun olmadığından kalktım!” diyor.

Demek ki şeytan, nerelere gelebiliyor, nasıl geliyor! İnsan okudu mu buralardan bazı ipuçları öğrenir. Hadîs-i şerîfleri okudu mu mânevî hayatın esrarını öğrenir. Bak Ebû Bekir es-Sıddîk Efendimiz görmüyor ama Peygamber Efendimiz o zamana kadar meleğin cevap verdiğini, ondan sonra şeytanın geldiğini görüyor.

Müşrikin birisi, gene açmış ağzını yummuş gözünü, Peygamber Efendimiz’e hakaret ediyor! Peygamber Efendimiz beddua etmiş. Cebrail aleyhisselam kalkmış, adamın yanına gitmiş; bir şey yapmış, dönmüş.

“Ne yaptın yâ Cebrail?”

“Ben onun içinden şu damarına şöyle bir şey yaptım ki tamam, onun işi bitik.”

Kim bilir ne kadar zaman sonra işi bitik! Cebrail gitti, Peygamber Efendimiz’in bedduası üzerine bir şey yaptı; onun hâli harap!

Ama nasıl bir şey?

Başka insanlar görmüyor.

O bakımdan dışarı çıkarken, abdestli olacağız, zikirli olacağız; Allah yardım eder!

Camiden çıkarken ne diyecek?

Allahummeftahli ebvâbe fadlike. “Fazlının kereminin kapısını aç.”

Alluhümme asımnî mine’ş-şeytân. “Beni şeytandan koru.”

Çünkü kandırıverir, aldatıverir; damarına girer baktırır, konuşturur, söylettirir, söylemeye başladı mı da iki taraf kızışır, kavga gürültü kopar.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi dinimizi iyi bilenlerden eylesin çünkü insan iyi bilmediği zaman ibadeti, sevabı, kaçırabilir, kaş yapayım derken göz çıkartabilir, sevap umarken günaha düşebilir.

Öğrenmek lazım, Allah alim kullarını sever alim kullarını yükseltir. İlim yolunda olan kullarını cennetine sokar, ilim yolu cennet yoludur onun için müslüman detay gibi de teferruat gibi de görünse bütün incelikleri bir bir öğrenecek.

Allah razı olsun.

Allah-u Tealâ Hazretleri, sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA