İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

19.03.1993 - İnsana En Faydalı Tedavi Hacamat ve Kustu Bahri Bitkisidir

19.03.1993 - İnsana En Faydalı Tedavi Hacamat ve Kustu Bahri Bitkisidir
Hadisler Deryası

19.03.1993 - İnsana En Faydalı Tedavi Hacamat ve Kustu Bahri Bitkisidir

09.12.2019
16 dk 37 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîne hamdenkesîrantayyibenmübârekenfîh. Alâ külli hâlin ve fî-külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ ve senedina ve tâcu ruûsinâ üsvetine'l-haseneti Muhammedini'l Mustafa ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l ceza.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve selleme teslîman kesîra. Ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Okuduğumuz hadîs-i şerîfler, Râmûzü'l-ehâdîs isimli hadis kitabımızın Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn Efendi Hocamızın telif etmiş olduğu eserin 83. sayfasında yedinci hadîs-i şerîf ve devamı olacak Allah'ın izniyle...

Bu yedinci hadîs-i şerîf Enes radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş; Tirmizî'de, Müslim'de, Buhâri'de, Ahmed b. Hanbel'de olan bir hadîs-i şerîf.

Emselü mâ tedâveytüm bihi'l-hıcâmetü.

"Hastalıklarınızı iyileştirmek, tedavi etmek için, kullandığınız ilaçların, devaların, malzemelerin en uygunu, en iyisi; hacamattır ve kustu bahrî denilen malzemedir, ottur." Diyor Efendimiz.

Hacamat; "kan almak, aldırmak" anlamına gelir. Deriyi çizmek suretiyle kanın bir miktarını akıtmaktır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, bu hadîs-i şerîfinde bunu tavsiye ediyor. Bunun bir güzel tedavi şekli olduğunu, uygun bir tedavi şekli olduğunu ifade buyuruyor.

Bir de kustu bahrî denilen, buruna çekilen bir malzeme. Bizde bir ot vardır, buruna sıkıldığı zaman burnu çok akıttırır, sinüzit denilen hastalıkta; burnun üst taraflarındaki bölgelerde meydana gelmiş olan iltihapları akıttırıp rahatlattırıyor, iyi ediyor. O ilaç olabilir, o ot olabilir. Bunları güzel birer deva olarak tavsiye etmiş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.

Doktorlar bu malzemeleri incelesinler. Bizim sahamız tıp değil ama sinüzite o ilacın çok iyi geldiğini duyuyoruz.

Başka hadîs-i şerîflerde Efendimiz'in tavsiye ettiği bazı maddeler var, onların da çok şifalı olduğunu deneyenler söylüyorlar. Bir tanesi, biliyorsunuz şu çöreklerin üstüne konulan siyah, susam büyüklüğünde, siyah renkli bir ot var, çörek otu deniliyor; o.

Amerikalılar merak etmişler, bu Müslümanların peygamberi böyle bir ot tavsiye etmiş filan diye; AIDS hastalarına günde belli bir miktarda vermişler; onlarda bile faydası olmuş. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in böyle tavsiyelerinde çok büyük faydalar var.

İslâm'ın kendisi ilaç zaten. Peygamber Efendimiz'in zamanında birisi doktor olarak Medîne-i Münevvere'ye gelmiş de hiç iş yapamamış. Hiç... Hiçbir hasta müracaat etmemiş kendisine. Hiçbir iş yapamamış, para kazanamamış. Yabancı bir doktor gelmiş, kimse müracaat etmemiş. Çünkü Müslümanlar Allah'ın emirlerine, Peygamber Efendimiz'in sünnetine uygun yaşadıkları zaman sonsuz faydalar hâsıl oluyor, bu faydaların bir kısmı da insanın bedenine ait. Bedeni de rahat oluyor, ruhu da rahat oluyor, ailesi de rahat oluyor. Her bakımdan huzura, rahata, sıhhate, afiyete kavuşuyor İslâm'ın emirlerini tam uyguladığı zaman.

Bizim hacı kardeşimiz var, Allah razı olsun.

"Hocam, pazartesi perşembe günü oruçlarını tuttum mu, ilaç almaya lüzum kalmıyor."

Akşam bir yere beraber gittik, çıkarttı, ilaçlar alıyordu, o zaman söyledi bunu.

"Pazartesi perşembe oruçlarını tutarsam bu ilaçları almaya lüzum kalmıyor." diyor.

"Bir de eyyâm-ı bîz oruçlarını tuttum mu…"

Eyyâm-ı bîz ne demek?

Mehtapların gecelerin gündüzlerinde, Arabî ayların 13, 14, 15'inde tutulan oruçlar.

"Bir de onları tuttum mu hiç ilaç kullanmıyorum." diyor. Halbuki kalp hastası kendisi, bayağı ciddi ilaçlar taşıyor, yanından eksik etmiyor.

"Ama oruçlara riayet edince ilaç kullanmaya ihtiyaç kalmıyor." diyor.

Tabi yatmaya, kalkmaya, yemeye, içmeye, oruca, ibadete, uykuya her şeye dikkat ettiği zaman, İslâm'ın kendisi şifa zaten; Müslüman sapasağlam oluyor. 100 yaşına geliyor, camiye tıkır tıkır sabah namazına gidiyor. 110 yaşına geliyor, 130 yaşına geliyor; sigara kullanmaz, içki kullanmaz, vücudunu yıpratmazsa kötü yollarda bulunmadığı için vücudu dinç kalır. Elhamdüllillah, her bakımdan sıhhatli oluyor.

Bunların yanı sıra Efendimiz'in tavsiye ettiği bazı böyle kıymetli malzemeler var. Bunları da doktorlar incelesinler. Mesela kan aldırmanın, kan vermenin çok faydalı olduğunu, insanın bedenini tazelediği her zaman söyleniliyor, teşvik ediliyor. Kan bankası, bize kan gelsin diye söylemiyor bunu. Hakikaten kan verdiği zaman insanın vücudunda bir rahatlama oluyor diye söylüyor.

Hacamat; işte kan aldırmak, o devirde yapılan bir şey, kan alma şekli. Öteki maddeleri de çörek otu olsun, kustu bahrî olsun, daha başka maddeleri de bizim doktor kardeşlerimiz incelesinler, araştırsınlar, bulsunlar.

Mesela; misvak dişlere çok sıhhat veriyormuş. Bir ilköğretim müfettişi -Burdur'a gitmiştik senelerce önce- İmam-Hatip Okuluna teftişe gitmiş. Çocuklara demiş ki;

"Misvak kullanmasak da diş fırçası kullansak olmaz mı?"

Çocuklar misvakı tercih etmişler; "Misvak daha iyidir." Demişler.

Onu, bizim profesöre Müslümanları kınayarak anlatıyordu;

"Bak, ne kadar geri kafalılar ki diş fırçasını değil de iptidaî misvak ağacını teşvik ediyorlar, tercih ediyorlar, onu kullanmayı diş fırçasından daha uygun görüyorlar…"filan diye ayıplıyor.

"Modern bir insan diş fırçası kullanır ya, neymiş yani misvak?!"bu gibi bir hava içinde.

Halbuki sonradan öğrendim, sunî kıllarla yapılan diş fırçalarının bir kısmı domuz kılından yapılıyor o zararlı zaten.

Neden zararlı?

Kılın içinde bir kanal var. Kıl bize küçük gibi görünüyor ama onun içine mikroskopla baktığın zaman büyük bir şeyle, kanal var; içine mikroplar yerleşiyormuş, çok fena oluyormuş. Sen bu sefer dişlerini fırçalıyorsun, yara oluyor. Doktora gidiyorsun;

"Niye yara oldu? Ben çok temizlik yapıyorum…"

Antalya'da çok kıymetli bir deri mütehassısı kardeşimiz var. Bir bayan gelmiş.

"Başımda bir kaşıntı, hastalık, cilt hastalığı var doktor." demiş. Doktor bakmış;

"Hanım, bitlenmişsin sen!" demiş. Bit, resmen bit. Hemen kızmış böyle;

"Ne demek, ben her gün yıkanıyorum." demiş.

Her gün yıkanıyorsun ama ne yapıyorsun?

Şampuan kullanıyorsun.

Nasıl şampuan kullanıyorsun?

Yumurtalı şampuan kullanıyor.

Yumurtalı şampuan saçına yapışıyor, bitler de onu seviyor, geliyor yerleşiyor.

Zengin, sosyetik mahallelerin okullarında bit muayenesi yapıyorlar, çocuklarda bit çıkıyor.

Neden?

O kadar yumurtası bol olunca, oraya hayvan havadan, sudan, bir yerden geliyor, yerleşiyor. Bizim zeytinyağını beğenmezler. Vakıfların yaptığı zeytinyağından yapılmış sabunları... En güzeli o. Öteki sabunla elini yıkıyorsun, elinde bir şey yapışıp kalıyor. Sonra hangi yağdan yaptılar, domuz yağından mı, vesaireden mi...

Kılla yapılan fırçanın kıllarının arasında delik olduğundan, oraya mikroplar yuvalandığından bir kere doğru değil! Ötekiler de fırçalarken kırıldığından, mideye gidebiliyor, onları kullanmak da doğru değil!

Halbuki bu misvak ağacının içinde öyle bir madde varmış ki antiseptikmiş. Yani mikropları öldürücü, ağzı temizleyiciymiş. Mideye de faydası varmış.

"Misvakın on tane faydası var." diye Efendimiz hadîs-i şerîfte bildiriyor;

"Ağzı temizler, ağız kokularını giderir, birtakım göğüs hastalıklarına iyi gelir, mideye şifa verir…" diye şifalarını sayıyor.

Ankara'da bir araştırıcı, kıymetli diş doktoru var, kardeşimiz Fikret Bey diye. O incelemiş;

"Hocam, misvak kullanan insanların diş etlerinde piyore hastalığı olmuyor." diyor. Halbuki halkın yüzde doksanında olan bir hastalık, yüzde sekseninde olan bir hastalık. Herkesin diş etleri iltihaplı, kızartılı filan. Dişleri sallanıyor, kökü çürük, kökünde bir çürüme oluyor, iltihaplanma oluyor. İşte o misvak kullananlarda olmuyormuş.

Gördün mü işte, bak!

Hani Mevlânâ hazretleri, çok hoşuma gidiyor rahmetullahi aleyh, diyor ki:

"Madem okuyorsun şu Yunanlıların felsefesini, gel bir de imanlıların felsefesini oku." diyor.

Bir de şunu dinle mübarek. Hiç olmazsa hâkim yerine koy kendini; iki tarafı dinle, tek taraflı karar verme. Bir incele bakalım.

Bizim doktor incelemiş, çok faydalı diyor. Özel alet yapmış bana gösterdi. Misvakı kesecek, şurasına yerleştirecek; fırça gibi ağzın her tarafına ulaşması için bir araştırma yapıyor.

Milletlerin ileri gitmesi neden?

Araştırıp yenilikleri bulmasından, uygulamasından kaynaklanıyor. Eskiden insanlar bir yerden bir yere atla, deveyle giderlerdi. Sonradan ne kadar nakil vasıtaları gelişti; kocaman uçaklar havalarda uçuyor. Üç yüz kişi, üç yüz kırk beş kişilik, bilmem kaç kişilik uçaklar, kaç katlı uçaklar. İçeride masa, yüznumara, lavabo, koltuk, televizyon var, vesaire var; oturuyorsun, arkadaşının yanına gidiyorsun, konuşuyorsun. Havada apartman uçuyor. Bunlar bir araştırmanın sonunda oluyor. Demek ki araştıracağız.

Bizde tek taraflı bir körlük, bir tarafa bakmak, öbür tarafı görmemek tarafı var. Batı güzel, Batı'nın her şeyi güzel... Doğu kötü, Doğu'nun her şeyi çirkin...

Yanlış!

İncele, sonunda o sonuca geliyorsan tamam; kötüyse kötü, ne yapalım… Ama incelemeden desteksiz, mesnetsiz atma. Sonra, taraf tutma. İlim adamı taraf tutmaz; meseleyi bîtaraf olarak inceler. Taraf tutacaksan kendi tarafını tut, düşmanının tarafını tutma. Adam işte Avrupalı, altını yıkamaz, üstünü yıkamaz, gusül abdesti almaz… Bu adam bize örnek olabilir mi?

Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in çağında insanların, çok imkânları yoktu ama Efendimiz'in söylediği her şey çok güzel. Bak bir dal parçasıyla muazzam diş temizliği sağlıyor, diş hastalıklarını engelliyor. Oruçlarla, hayatın tarzıyla, insanın rûhen, bedenen sıhhatini sağlıyor.

İslâm'ın cinsel hayata bakışını inceleyin; rahatlattırıyor, herkesin havasını alıyor, stresini gideriyor, mutlu bir insan tipi ortaya çıkıyor. "Evlen kardeşim" diyor, evliliği teşvik ediyor. Ama "gayrimeşru yola sapma" diyor. Nesli de, namusu da, aileyi de, çocuğu da koruyor; her şeyi koruyor.

İslâm'ın her şeyi güzel! Normal olarak evlilik var ama İslâm'da flört yok, dalga geçmek yok. Metres edinmek, zinâ, harama bakmak, gözünü nâmahreme çevirmek yok. İslâm daha güzel. Her iki taraf razı oluyor, evleniyorlar.

Onun için İslâm'ın, elhamdülillah incelediğimiz zaman her şeyinin güzel olduğunu anlıyoruz, elhamdülillah.

İslâm sapasağlam ayakta duruyor! Günden güne de parıldayarak; pırıl pırıl, ışıl ışıl, tertemiz, asaletli, soylu, karşında emsalsiz güzellikte bir sistem olarak duruyor. Yaşa, yaşadığın zaman işte öyle, her bakımdan mutlu oluyorsun.

Ağız-diş temizliği için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bulduğu çareye bak. Allah'ın lütfu bu! Bir dal parçasıyla dişleri temizlemek, hem de o dal parçasının içindeki maddeler antiseptik olacak, ilaç olacak.

Hakikaten ağzına alıyorsun, Suudi Arabistan'a gittiğin zaman biraz misvak almaktan anlarsan, misvakçının yanına gittiğin zaman;

"Ver bakalım şöyle kalitelisini." diyorsun, ağzına alıyorsun; Allah… Tiryaki oluyor insan. Ne kadar güzel bir tadı var, ne kadar güzel bir lezzeti var, kendine göre bir baharatı var; çok güzel. İnsanın ağzından çıkarası gelmiyor. İşte o asitleri söndürüyor, mikropları öldürüyor, ağzı sıhhatlendiriyor, diş etlerini kuvvetlendiriyor, iltihapları izale ediyor. İşte Allah'ın lütfu. En kolay bir şey. Yüzlerce, binlerce, milyonlarca lira para vermeye lüzum kalmıyor, basit tarafından halloluyor işler.

Allah-u Teâlâ hazretleri sizi sıratı müstekîmden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetullaha erdirsin. Aşkullahı, muhabbetullahı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varıp; cennetiyle, cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrari’s-sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA