06.11.1994 - Gece İbadeti, Güzel Ahlak

06.11.1994 - Gece İbadeti, Güzel Ahlak
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:
Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:
Akrabu mâ yekûnü’r-rabbu mine’l-abdi, fî cevfi’l-leyli’l-ahiri, feinisteta’te en tekûne mimme’n yezkûru’llâhe fî tilke’s-saati, fekün.
Bunu Tirmizî hasen, sahih hadis diye rivayet etmiş. Müstedrek’te var, Ebû Ümâme’den ve Amr ibn-i Abese’den rivayet edilmiş bir hadisi şerif.
Ne buyuruyor Peygamber Efendimiz bu ikinci hadis-i şerifte:
Akrabu mâ yekûnü’r-rabbu mine’l-abdi. Rab Teâlâ Hazretleri’nin, Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin kuluna en yakın olduğu zaman, akrabu mâ yekûnü’r-rabbu mine’l-abdi, Rabbin kula, en yakın olduğu zaman, fî cevfi’l-leyli’l-âhiri, gecenin ortasının en son kısımları.Yani gece yarısından sonraki kısımlar.
Cevf bir şeyin içi demek. Gecenin içinin son tarafları. Yani gece yarısından sonra, sabaha yaklaşan kısımlar. Bunun adı nedir?
Türkçemizde bildiğimiz adı seher vaktidir.
Seher vakti ne demek? Gecenin yarısından sonraki zaman demek.
Ama halkımız bazen seher vakti deyince; Ben de öyle anlıyordum küçükken. Seher vakti deyince, sanıyordum ki daha güneşin doğmadığı aydınlık zaman sanıyordum. Hayır! O sabah zamanı. Sabah zamanı başka. Seher vakti, daha sabah girmeden önceki zaman. Kısaca hatırınızda kalacak gibi söylemek gerekirse, sahur zamanı.
Sahur zamanı ne demek?
Kişinin uykusunu bölüp, kalkıp, yemek hazırlayıp, oruç için yemek yediği zaman. Ondan sonra;
Niyet ettim yarın oruç tutmaya ya Rabbi! diyor, suyunu içiyor, niyet ediyor.
Ondan sonra tamam oruç başlıyor. İşte o sahura kalktığı zaman demek yani. Sahurla seher zaten birbirine benzeyen kelimelerdir. Aynı kökten çıkmadır. Sahur, seher vaktinde yenilen yemek demektir zaten,faul vezninde. Seher vaktinde yenilen yemeğe sahur denilir.
Sabah vaktinde, içilen içkiye sabuh dedikleri gibi.
Sabuh ne demek?
Ayyaşlar akşam içerlermiş. Sabahleyin kalktılar, mideleri bulanıyor, ağızları zehir gibi acı, kafaları sallanıyor. Bir de sabuh içerlermiş. Sabahleyin bir içki. O zaman kafa çivi çiviyi söker dedikleri gibi, o zaman kafaları yeniden sarhoş olduğu için, hisleri dumura uğradığından hissetmezlermiş.
Bir sabuh var işte. O da faul vezninde. Yani sabahleyin içilen demek. Sahur da seher vaktinde yenilen yemek demek. Onun gibi. Yani dil izahı, kelime izahı yapıyoruz ,herkes bilsin diye.
Demek ki takvime bakacağız, imsak ne zaman kesiliyor, oruç ne zaman tutulacak diye, diyelim ki, beşe şu kadar kala, beş civarında oluyor. Tamam. İşte o zamandan evvelki zaman.
Kimin ne olduğu zaman?
Rab Teâlâ’nın Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin kula en yakın olduğu zaman.
Kulun Allah’a en yakın olduğu vaziyet. Kulun Allah’a en yakın olduğu vaziyet secde zamanı, Allah’ın kula en yakın olduğu zaman seher zamanı muhterem kardeşlerim! Seher vakti.
Diyor ki Efendimiz; Feinisteta’te en tekûne mimme’n yezkûru’llahe fi tilke’s-saati fekün. Eğer güç yetirebilirsen, takat getirebilirsen, yapabilirsen, başarabilirsen; bu saatte Allah’ı zikredenlerden olmayı başarabilirsen başar, yap! diyor.
Demek istiyor ki karşısındakine: Bu vakit çok kıymetlidir, bu vakitte uykunu böl de kalk, namazı kıl, zikrini yap! demek yani kısacası.
Ne tavsiye ediyor Peygamber Efendimiz?
Saati kurup, sahur vakitlerinde, Ramazan olmasa bile kalkıp o vakitte namaz kılıp, zikir yapmayı tavsiye ediyor.
Bak kaç tane, kaç tane, kaç tane ayet var, kaç tane hadis-i şerif var zikri tavsiye ediyor. Gelsinler karşıma zikre yan bakanlar. Gelsinler karşıma zikir erbabını tenkid edenler.
Ne emrediyorsa yap. Kur’ân-ı Kerîm oku diyorum. İki Peygamber Efendimiz’in sünneti, hadis-i şerifleri. Oku hadis-i şerifleri ne diyorsa onu yap. Göreceksin bak ,benim dediklerimin doğru olduğunu o zaman anlayacaksın.
Ne yapacaksın? Kur’an’ı okuyacaksın kardeşim! Ahiretin mahvoluyor,mühim olan ahret.
Senden çok daha rahatları var.Dünya mühim değil, ahiretin mahvoluyor. Dünyada bir insanın zevk safa sürmesi önemli değil. Ahiretin elden gidiyor. Kur’an’ı oku, Kur’an-ı Kerîm’e inanıyorsan, Kur’an’ı dinle.
Rabbin kula en yakın olduğu zaman gece zamanıdır. Gecenin son taraflarıdır, yani sahur zamanıdır. Saati kuracaksın, o saatte kalkacaksın, bir. Uyumayacaksın, kalkacaksın.
Feinisteta’te. Güç yetirebilirsen! Er kişiysen, yapabilirsen yap! diyor.
Yapamıyorum!
Tamam çocuklar uyur, sen de uyu. Hastalar uyur, sen de uyu. Hasta mısın sen, çocuk musun? Değilsin. O zaman güç yetirebiliyorsan, er kişiysen, mert kişiysen, müslüman, mütedeyyin kişiysen, Efendimiz tavsiye ediyor işte:
Güç yetirebilirsen kalk! diyor.
Saati kuracaksın, kalkacaksın, uykunu yeneceksin, nefsini yeneceksin.
Feinisteta’te en tekûne mimme’n yezkûru’llâhe fî tilke’s-saati, fekün.
Bak ne diyor: zikret diyor. Gücün yetebilirse kalk, o vakitte zikret.
Eyvah!
Güç yetirebilirsen kalk o vakitte, Allah’ın kula en yakın olduğu seher vaktinde kalk da, Allah de.
Yunus Emre’yi herkes seviyor. Tatlı söylemiş, benim gibi böyle sert değil. Savaşır gibi söylemiyor, Yunus Emre tatlı söylemiş. Herkes dinliyor ama anlamıyor.
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni.
Söze bak. Seherlerde kuşlar ile çağırayım Mevlâm seni. Hiç seher vaktinde uyanık oldunuz mu? Köyde, yaylada, tarlada, bahçede. Kuşların hepsi cıvıl cıvıl, cıvıl cıvıl, cıvıl cıvıl bir şamata, bir tatlı, bir güzel koro vardır ki. Onlar kalkmıştır, kuştur onlar kalkmıştır ama insanoğlu derin uykuda. Yunus Emre ne diyor? Seherlerde kuşlar ile çağırayım Mevlâm seni. Çağırmak ne demek? Dua etmek demek, zikretmek demek.
Deryalarda mâhi ile,
Sahralarda âhu ile,
Derviş olup yâ hû ile
Çağırayım Mevlâm seni.
Deryalarda mahi ile. Mâhi balık demek. Sahralarda yani çöllerde ahu ile. Ahu ceylan demek. Yani denizlerde balıkla, çöllerde ceylanlarla.
Hadi, buyur şimdi. Yunus da çıktı ellerinden.
Delil gösteriyoruz.
Bunları niçin okuyoruz? Allah’ın rızasını bulalım, yolunda gidelim, sevdiği kul olalım, ahireti kazanalım diye okuyoruz. Neden okuyoruz bunları?
Bu konuşmaları yapmamızın sebebi, hakkı bulmak. Sonra, hakkı buldun ne oldu? Bulduktan sonra da uygulamak.
Hakkı bilip, bulduktan sonra yapmamak o da ayrı bir suç. Bilip de yapmamak, o da ayrı bir suç değil mi?
Bildiğini yapacak insan. Eğrilerle ömür geçireceğine, eğrileri doğrultup, doğrularla ömür geçirmesi lazım herkesin.
Akrabüküm minnî meclisen yevme’l-kıyameti ahsenühüm hulükan.
Bu üç hadis-i şerifi ezberlediniz mi, uyguladınız mı kurtuldunuz. Bak bu üçüncü hadis-i şerifi de kim rivayet etmiş Peygamber Efendimiz söylemiş. Kim rivayet etmiş Peygamber Efendimizden? Sürpriz: Hz. Ali Efendimiz.
Akrabüküm minnî meclisen yevme’l-kıyameti ahsenühüm hulükan.
İbnü’n-Neccar ,Hz. Ali radıyallahuanh’den rivayet etmiş. Hz. Ali Efendimiz söylüyor. Ne buyurmuş Peygamber Efendimiz ,Hz. Ali’nin rivayet ettiğine göre ne buyurmuş:
Akrabüküm minnî meclisen yevme’l-kıyâmeti. Kıyamet gününde bana oturma yeri bakımından en yakın olanınız ,en yakınıma oturacak kimse demek yani. Kıyamet gününde Rasûlüllah’ın yakınına oturmak istemez misin? Sağ yanını sana ayırsalar, mest olmaz mısın.Cemalini görecek yerde olsan,
Rasûlüllah’ın yanında olmak istemez misin?
Can veririm hocam, istemek ne demek, sorulur mu hocam? Hele bir yolunu göster de canımızı verelim! der insan, değil mi?
İşte yolu: Akrabukum minnî meclisen yevme’l-kıyameh. Kıyamet günü; oturma yeri bakımından, koltuk bakımından en yakın olanlarınız, ahsenühüm hulükan, ahlâkı en güzel olanlarınızdır.
Rasûlüllah Efendimiz; ahlâkı en güzel olanları yanına toplayacak, toplayacak. Ahlâkı fena olanlar, eksik olanlar, kusurlu olanlar uzaklarda, taa ötelerde kalacak. Belki cennete giremeyecek.
İnsanları ekseriyetle cennete sokan sebep nedir?
Güzel huydur. Ekseriyetle güzel huyundan dolayı cennete girecek insanlar.
İnsanları ekseriyetle cehenneme sokan nedir?
Diyor ki Peygamber Efendimiz:
ecvefân diyor. Ağzı ile karnı demek. Midesine Haram lokma yer, oradan cehenneme gider. Birde namusunu koruyamadığı için.
Güzel huyluluk çok önemlidir. Bizim bu tasavvuf dediğimiz müessese, bir eğitim müessesesidir.
Köye gidiyoruz Düzce’de. Muhammed Zâhid-i Kevserî Hazretleri’nin köyünü bulduk. Çok seviyoruz adamcağızıAllah rahmet eylesin. Mısır’da yaşamış, büyük alim. Hicret etmiş buradan Mısır’a, Mısır’da almış eline kalemi, öyle eserler yazmış ki. Mısır ahalisi, Arap alemi, bizim memleketten gitme şahsın ilmine, irfanına hayran kalmış. Çok büyük zat.
Şimdi gidelim dedik, Düzce’de Zâhid-i Kevserî’nin köyünü bulalım! Bulduk. Camisi? Camisini de bulduk, tamam. Bir de medresesi varmış, köy dememiş, dağ dememiş mübarek, köyünde bir de medrese yaptırmış, talebe yetiştiriyormuş.
Medrese nerede? Yerle bir etmişler.
Medreseler çingenelerin istilasına uğramış, yıkılmış. Kitapların üstünde çocuklar hoplamış, zıplamış. Gözlerimle gördüm.
Nevşehir’in, Gülşehir kasabasında dediler ki:
Bir kütüphane var, yazma eserler var içinde.
Aman ben de yazma eser aşıklısıyım, atladım gittim. Orada bir hafta kadar çalıştım, yazma eserleri bir bir inceledim. Altın yaldızlı, meşin kapaklı, şaheser eserler. Harika.Neden? Oradan bir sadrazam yetişmiş, oraya hizmet etmiş, cami yaptırmış, çeşme yaptırmış, hamam yaptırmış, kütüphane yaptırmış, kütüphanesinin içini güzel kitaplarda doldurmuş filan. Ama torunlarda hayır yok, yapılan hayrı devam ettirememişler.
Hocam! dedi orada, bana bir ahaliden bir şahıs. Hocam, sizin bu kıymet verdiğiniz, öpüp başınıza koyduğunuz bu altın yaldızlı kıymetli kitaplar var ya. Bu kitapların üstünde bizim çocukluğumuzda çocuklar hoplayıp, zıplayıp oynardı! dedi.
Yahu çocuk oynatacak başka yer bulamadınız mı? Bir tane akıllı çıkıp da:
Heyt! Çık oradan bakayım! diyemedi mi çocuklara. “Kitap o, günahtır!” diyemedi mi?
Dememiş. Yani tarihin içindeki dedeye bak, oraya kütüphane yapıyor, kitaplar vakfediyor. Tarihin şimdiki zamanındaki toruna bak, kitapların üstündeki çocukları zıplarken görüyor, bir şey yapmıyor.
Hocam senin bu çok sevdiğin kitapların sayfalarını, leblebiciler külah yapıyordu! dediler.
Cart kıvırıyor, yüz lira sarı leblebi içine. Ayçiçek. Çıt çıt yapacak, püf diye üfleyecek. Yâhu bu kitaplar insaf.Camiye girdim,tarihi eserler var,yaldızlı.
Sultanahmet’te Cevri Kalfa İlkokulu var, Çanakkale’ye gitmenize lüzum yok. Cevri Kalfa İlkokulu’nun, Sultanahmet’e bakan tarafındaki çeşmenin üstündeki kitabeye bakın ne olmuş. Harf devrimi yaptık diye birisi oradaki tarihi kitabeyi kazımaya kalkmış. Öyle şey olur mu? İngiliz yapmazdı, vallahi yapmazdı. Yapmıyor zaten. Mezar taşlarını İngiltere’de satıyorlarmış şimdi. Eyüp Sultan’dan topluyormuş açıkgözler, İngiltere’de haraç-mezat pahalı pahalı satılıyormuş.
Bizim yazma eserleri turistler topluyor götürüyor, onlar kıymetini biliyor.
Evet muhterem kardeşlerim,
Şimdi ahlâkı öğreten bir müessese biliyor musunuz siz? Stenografi öğretiyorlar, bilgisayar öğretiyorlar, radyo tamir şeyi öğretiyorlar, bilmem dersaneler var, şunlar var, bunlar var.
Ahlak öğreten bir müessese var mı?
Yok. Ahlâk öğretilmeden bir millet yükselir mi, ahlaksız bir millet. Yükselemez.
Evet muhterem kardeşlerim. İnsan aklını başına toplarsa toplar; toplamazsa, şeytanın maskarası olur, ele rezil rüsva olur. Aklımıza başımıza toplayacağız, şahsiyet sahibi olacağız. Dünya üzerinde bizim kadar kültürü yüksek, bizim kadar dini temiz başka bir millet yok. En yüksek milletiz, kıymetimizi bilelim! Allah bize vermiş bu payeyi, kimsenin bir şeyden haberi yok.
Peygamber Efendimiz’e en yakın olacak, en yakınına oturacak kimse, kimlermiş?
Ahlâkı en güzel olanlarmış. Yâhu bizim bugün okuduklarımız yeter bize ya! Üç şeyi öğrendik: Kulun Allah’a en yakın olduğu vaziyet, Allah’ın kuluna en yakın olduğu zaman ve müslümanın kıyamet gününde Rasûlüllah’ın en yakınında olmasının şartı. Yetmez mi bu üç güzel şey?
Elhamdülillâh, çok şükür bugünkü bu hadis-i şeriflere, bu derse, bu dinleyenlere, bu söyleyenlere. Allah’ın büyük nimeti bu, elhamdülillah.
Kul ne zaman Allah’a en yakın oluyormuş, hangi vaziyette?
Secde halindeyken. O halde secdeyi, namazı, niyazı kıymetini bilin, bırakmayın, geçirmeyin. Namazı seremoni olarak, jimnastik, idman hareketi gibi kılmaktan kurtarın yakayı, paçayı. Biraz namazın zevkine varın. Allah deyince tüyleriniz diken diken olsun. Sübhânallah deyince gözlerinizden yaşlar aksın.
Sübhânallah hayranlık kelimesidir. “Hayranım sana!” demek ya.
Namazın, niyazın kıymetini bilin, bir.
Gecenin kıymetini bil ve zikrin kıymetini bil, sahur vaktinde kalk da sen de dağlar ile, taşlar ile, kuşlar ile Allah de! Hepsi Allah diyor çünkü. Niye dağlar ile taşlar ile Allah deyim diyor Yunus Emre?
Ve in min şey’in illâ yüsebbihu bi-hamdihi. Allah’ı zikretmeyen hiçbir mahluk yok. Hiçbir yaratık yok; ve lâkin ha tefkahûne tesbihahüm, yalnız siz anlayamıyorsunuz tesbihini! buyuruyor Allah.
Sen taşı taş mı sanıyorsun, ağacı ağaç mı sanıyorsun? Hissiz mi sanıyorsun, duygusuz mu sanıyorsun? Evet materyalist mantıkta bize öyle öğretildi ama değil. Onun da kendine göre bir varlığı, bir şahsiyeti var. Dinimiz de böyle söylüyor, hepsi tesbih ediyor diyor. Dağlar tesbih ediyor, taşlar tesbih ediyor, kuşlar tesbih ediyor, ağaç, yağmur, bulut, ay, güneş, yıldız, dünya hepsi tesbih ediyor.
Sen çok akıllısın, sen korkuyorsun, tesbih etmiyorsun, zikretmiyorsun. Öyle akıl mı olur? Allah’ın verdiği aklı böyle mi kullanır insan.
Seher vakitlerinde kalk da biraz dergâh-ı izzete yönel de Allahu Teâlâ Hazretleri’ne yalvar da bu hali senden alsın, kurtarsın seni.
Üçüncüsü: Ahirette Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’e yakın olmak istiyorsan, yanına oturmak istiyorsan, iltifatına ermek istiyorsan, ahlâkını güzelleştir.
Çok yaşlı köylü kadınlar tanıdım. Hocamızla muhtelif yerleri gezerken. Vallahi, billahi öyle profesör gibi arif, tatlı dilli, güleç yüzlü insanlar. Neden?
Kâmil insan olmak başka şeydir muhterem kardeşlerim.
Onun için ahlakınızı güzelleştirmeye gayret edin, kötü huylarınızı atmaya çalışın, güzel huyları almaya çalışın ki Rasûlüllah’ın sevdiği ümmet olasınız.
Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetûllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.
Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.
15.10.1995 -
Hakka Riayet, Emri
24.01.1993 -
Zina
