İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

24.10.1993 - Hafızların Bedeni Toprak Olmaz, Selamlaşmak

24.10.1993 - Hafızların Bedeni Toprak Olmaz, Selamlaşmak
Hadisler Deryası

24.10.1993 - Hafızların Bedeni Toprak Olmaz, Selamlaşmak

29.04.2026
17 dk 45 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İzâ mâte hâmilün kur'âni ev Allahu Teâlâ ile'l-ardı ellâ te'külû fe ellâ te'kül lahmehû kâlet ilâhî keyfe âkülü lahmehû ve kelâmike fî-cevfihî.

Câbir radıyallahu anh'ten.

Bu herkese değil, hafızlara müjde!

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifinde ne diyor?

İzâ mâte hâmilün kur'ân. "Kur'ân-ı Kerîm'i taşıyan, hamele-i Kur'an'dan olan…"

"Hafızasında taşımak, hafız" demek, yoksa eline mushafı cüz kesesinde omzuna almış, taşıyor; o değil! Ezberlemiş olan hâmil-i Kur'an.

İzâ mâte hâmilün kur'âni ev Allahu Teâlâ ile'l-ardı ellâ te'külû fe ellâ te'kül lahmehû "Hamele-i Kur'an'dan, hafızlardan birisi öldüğü zaman Allah toprağa, yeryüzüne vahyeder ki; 'Bu kulumun etini yeme, bu kulumun etini çürütme, kabirde olduğu gibi kalsın, toprak olmasın!'"

Kâlet ilâhî keyfe âkülü lahmehû ve kelâmike fî-cevfihî. "Toprak cevap olarak der ki; 'Ey benim rabbim! Ben onun etini nasıl yiyebilirim, çürütebilirim ki! Senin kelamın onun içindeyken ben onu ne cesaretle, nasıl çürütebilirim!'"

Çürütmem mümkün mü, çürütemem! Çünkü senin kelamını ezberlemiş, hafızasında o var, demek oluyor.

Sasani hükümdarları arasında Enûşirvan veya Nûşirevan adlı, adaletli bir hükümdar varmış. Adaletiyle tanınmış, tarih kitaplarında "Enûşirvan -ı âdil" derler. Peygamber Efendimiz' den biraz önce yaşamış, o çağa yetişmemiş görmemiş.

Peygamber Efendimiz' in zamanındaki Sasani hükümdarı, Peygamber Efendimiz' in elçisini öldürmüş, mektubunu yırtmış o kâfir. Peygamber Efendimiz de "O mektubu yırtıp parçaladığı gibi Allah da onun mülkünü parça parça etsin!" diye beddua etmiş. O Sasani hükümdarını oğlu öldürüyor! Allah'ın [işine] bakın! Peygamberin bedduasına uğradığı için oğlu katletmiş. Ondan sonra da o mülkü Peygamber Efendimiz' in mektubunu yırttığı gibi parça parça parçalanmış.

Şimdi bu Enûşirvan-ı âdil, ava çıkmış da yemek pişirmişler, avladıkları avı odunla pişirmişler. Tuz lazım.

"Gidin, karşı köyden tuzu alın ama parasıyla alın!" demiş.

"Tuzdan ucuz, bol ne var, tuza da para mı?.." demişler.

"Hayır, hükümdar ne olacak diye tebaadan parasız tuz alırsa hükümdarın memurları halkın derisini yüzer! Ondan öyle gördüler mi fırsat buldular mı derisini yüzer, parasıyla alacaksınız!.." demiş.

Öyle adaletliymiş.

Hadis-i şerif de geçiyor ki; "Adaletli hükümdarla ilmiyle amil olan alimin etini toprak yemez, çürümez!" İlmiyle amil olan!

Burada da "Kur'an'ı ezbere bilen" deniliyor. Demek ki insan; Kur'ân-ı Kerîm'i bilip de onunla amel etti mi, Kur'an'ı taşıyan insan oluyor, Kur'an'ın ehli olmuş oluyor.

Müslümanın kabri açılmaz ama Harun er-Reşîd'in yanında bu hadis-i şerifi okumuşlar, okuyunca demiş ki:

"İlmiyle amil Müslüman alimin kabrini açamayız ama madem adaletli hükümdarın da [etini] toprak yemiyormuş, Nûşirevân'ın kabrini açalım, acaba yemiyor mu?!.." İslâm'dan önce gelmiş birisi [ni kastederek]; "Onun kabrini bir açalım bakalım!" demiş.

Harun er-Reşîd'in yanında alimler bu hadis-i şerifi okumuş da onun üzerine açmışlar, bakmışlar ki ter-ü taze, aynen duruyor!

[Mehmed Zahid Kotku] Hocamız cennetmekân anlatmıştı: Gelmişler, demişler ki; "Süleymaniye'de kabirlerin yerini naklediyoruz, sizin [Mustafa Feyzi Efendi] Hocanızın da kabrini şu tarafa alacağız, gelin cenazenin naklinde bulunun!"

[Mehmed Zahid] Hocamız da oraya gitmiş. Kendisinden halvet çıkarttığı Mustafa Feyzi Efendi ve diğer [leri için]; "Teni sanki canlı gibi, o kadar sene geçtiği hâlde hiçbir şey olmamıştı! Oradan aldık, öbür tarafa, öbür kabre yatırdık!" diyor.

Neden?

Demek ki ilmiyle amil olan ehlullah olan, ehl-î Kur'an olan insanların [bedenini] hakikaten, toprak çürütmüyor. Allah'ın böyle hikmeti!

İzâ mâteti'l-mer'atü maa'r-ricâli leyse meahüm imreetün gayrahâ ev racülü mea'n-nisâi leyse maahünne gayruhû fe innehû mâ müteyemmemâni ve yütfenâni ve hümâ bi-menzileti men lâ yecidü'l-ma'. "Bir seyahat esnasında bir kadın ölse, kafilede onu yıkayacak başka hiç kadın yok; hep erkekler var. Bir tek kadındı öldü. Yahut bir başka kafile ki [sadece] kadınlar var, başlarında bir adam vardı, öldü. Birincisinde bir kadın yok ki o ölen kadını yıkayacak, ikincisinde bir adam yok ki bu ölen adamı yıkayacak! Bu durumda teyemmüm ettirilir!"

Çünkü bu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem; "Cenazeler suyu bulamamış hükmünde sayılırlar!" diyor.

İzâ mittü ene ve Ebû Bekri'l-ve Umeru ve Usmânu fe enisteta'te ente mûte femut. Muhatabı olan zata Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki; "Ben vefat ettiğim zaman, Ebu Bekir de vefat ettikten sonra, Ömer de vefat ettikten sonra -öldüğümüz zaman- artık ölmeye gücün yeterse sen de öl!"

Bunun mânası ne?

Allahualem, o zaman çok fitneler çıkacak, işler karışacak, bazı insanlar o tarafa tutacak bazı insanlar bu tarafa tutacak, bir şeyler olacak… demek. Hakikaten de Hz. Osman Efendimiz' i şehit ettiler. Ebû Lü'lü' isimli bir Mecusi, ateşperest köle; Hz. Ömer Efendimizi de şehit etti, hançerledi. Ömer Efendimiz şehit oldu.

Kargaşa çıktı, anarşi çıktı, Osman Zinnûreyn Efendimiz' i Kur'an okurken öyle şehit ettiler. Hatta okuduğu Kur'an'ın üzerine kanları damladı, o Kur'ân-ı Kerîm bizim müzelerde!

Emevîler ve bazı aile mensupları o kadar düşmanlık etmişler ki hışımlarından, kızgınlıklarından kaç gün cenazesini kaldırtmamışlar. Hâlbuki aşere-i mübeşşereden, Peygamber Efendimiz' in damadı, iki kızı ile evlilik nasip olmuş, zinnûreyn lakabını almış!.. Fitneler çıktı, öldürenler katil… Ondan sonra da çok hadiseler çıktı, birçok insanlar yalan yanlış işler yaptılar.

Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; "Ben öldüm mü, Ebu Bekir öldü mü, Ömer öldü mü, Osman öldü mü ondan sonra gücün yetiyorsa sen de öl!"

Çünkü karmakarışık işleri görmektense, bir tarafı tutup da günah işlemektense, ahirette vebal altında kalmaktansa iman selametliği içinde ölmek daha iyi!

İzâ menrabiküm ehlü'l-yemeni yesûkûne nisaehum ve yahmelûne ebnâehum alâ avâtıkıhım fe innehum minnî ve ene minhüm. "Yemen halkı sizin yanınızdan geçerken Yemenliler hanımlarını etrafına, evlatlarını omuzlarına almışlarken, sevk ediyorken, sizin yanınızdan geçerken; bilin ki onlar bendendir ben de onlardanım!"

Bu ne demek?

"Ben Yemenlileri seviyorum. Hanımlarını koruyan, himaye eden, çocuklarını omzuna alan öyle insanları, Yemenlileri seviyorum. Benim sevdiğimi bilin, onlara iyi muamele edin, misafirperverlik gösterin, acıyın…" filan demek.

Çünkü yemen halkı fukara ama âşık, dindarlıkları kuvvetli! Veysel Karânî hazretleri de onlardan birisi. Peygamber Efendimiz onları böyle methetmiş.

İzâ merre ricâlün bi-kavmin fe selleme racülün minellezîne merrû ale'l-cülûsî ve reddeminhâ ülâhi vahidun eczee.

Selamla ilgili bir hadis-i şerif!

"Bir grup insan bir topluluğun yanından geçiyorken, kalabalık birkaç kişi, kalabalık oturmuş olan birkaç kişinin yanından geçiyorken geçenlerden bir tanesi bu oturanlardan bir tanesine es-Selâmu aleyküm dese, oturanlardan bir tanesi de ve aleyküm selam dese kâfi gelir! Hepsinin ayrı ayrı selam vermesine, hepsinin ayrı ayrı selam almasına mecburiyet kalmaz, hacet kalmaz; bu da kifayet eder!"

Biliyorsunuz selam almak vermekten daha önemlidir, selâmı almak bir mecburiyet oluyor.

Ötekiler vebal altında kalır mı? Kalmaz. "Bir tanesi aldı mı iş tamam olmuş oluyor." demek.

Cülûs; câlis kelimesinin çoğulu.

İzâ merre ricâlün bi-kavmin fe selleme racülün minellezîne merrû ale'l-cülûsî ve reddeminhâ ülâhi vahidun.

İzâ müdiha'l-fâsıku gadıbe'-rabbû vehtezze li-zâlike'l-arş.

Enes radıyallahu anh'ten, Ebu Hüreyre radıyallahu anhüm ecmaîn rivayet eylemiş.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

İzâ müdiha'l-fâsıku gadıbe'-rabbû. "Fasık methedilirse övülürse Allah-u Teâlâ hazretleri bu işe gazap eder!"

Fasık ne demek? "Allah'ın emrinden, doğru yoldan sapmış, günah işlemeye dalmış insan" demek.

"Aman sen aslansın, ağasın, paşasın, iyisin, hoşsun, şöyledir, böyledir…" diye methedilirse "Fasıkı ne methediyorsun?!" diye methedene gazap eder!

Vehtezze li-zâlike'l-arş. "Allah-u Teâlâ hazretlerinin arş-ı azamı bu metihten dolayı titrer, sallanır, ihtizaz eder!"

"Aman yâ Rabbi, Allah'ın sevmediği bir günahkâr methediliyor!" diye arş titrer. Bu hatırınızda kalsın. Allah kızar, Allah kızdı diye korkudan Allah'ın arşı titrer. Allah gazap etti diye korkuyor. Fasıka lüzumsuz yere metih yok!

Bir insan doğru yolda yürüyorsa elini öp, ayağını öp; iyi, güzel ama günahkârı ne diye övüyorsun?!.. Hatta azarla ki hatasını bilsin, dönsün; örnek olmasın! Hem günahkâr hem fasık hem hatalı hem yanlış yolda hem de mevkii makamı, parası pulu var diye etrafındakiler dalkavukluk yapıyor, övüyor. Allah kızar, Arş-ı âlâ titrer!

Öyle yapmayın, Müslüman dobra dobra konuşacak!

Hoşuma gitti, Osmanlı sultanlarından birisi bir alime dinî ders versin diye haber göndermiş:

Âlim; "O kadar dinî ilimlere aşıksa gelsin burada dinlesin. Ona söyle, avcılığı filan bıraksın. Devletin işlerine iyi baksın. Bu kadar insanın vebali omzunda!" demiş, nasihatler etmiş.

Gelen adam onu gidip padişaha söyleyemez diye; "Yemin et, aynen söylediklerimi nakledeceksin değil mi?" diye bir de yemin ettirmiş, öyle göndermiş. Başka bir alime gitmiş, o da aynı şekilde, "Avı filan bıraksın da devlet işlerine baksın, ciddi olsun, ümmetin işlerinde ihmalkârlık göstermesin!" demiş.

Padişah olduğu hâlde övmemişler. Fatih Sultan Mehmed, Akşemseddin'in çadırına gelmiş; [Akşemseddin] yattığı yerden kalkmamış.

Kalkılmaz mı?

Normal olarak kalkılır. Yatıyormuş, kibirlenmesin diye uzandığı yerden kalkmamış. Hocası nasihat edecek, aklını başına toplasın, hatalı iş yapmasın.

Fatih'in bir hocası daha var: Molla Gürânî. Ak sakallı ehl-i Kur'an, alim bir kimse, Fatih'i yetiştiren kimse. Fatih hizaya girmiyormuş, eli avuca sığmıyormuş, haşarıymış; Kur'an öğrenmiyormuş, hocaları saymıyormuş… Küçük, haşarı, yaramaz bir çocuk. Babası II. Murad, vezirlerine;

"Bizim oğlan hâlâ Kur'ân-ı Kerîm'i sökmedi, elif-be'yi öğrenmedi, hocaları saymıyor…" demiş.

"Aman! Mısır'dan Molla Gürânî diye bir alim geldi. Çok ciddi, çok alim; onu hoca yapalım."

"Çağırın" demiş. "Hocam, bizim mahdum sultan Şehzade Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenemedi, yazıya geçemedi, hocalığını yapar mısınız lütfen, Allah rızası için, Müslümanlığı öğrensin…"

Bir insanı yetiştirecek; alimin vazifesi hakkı söylemek, öğretmek!

"Yaparım ama hak ettiği zaman da çakarım, döverim!" demiş.

"Eh, nasıl istersen öyle yap."

Elinde değnek, Manisa'ya gitmiş. Manisa'da şehzâde lalası yanında; küçük, "Hocam geldi." diye karşılamış, oturmuşlar. Haşarı, ele avuca sığmıyor. Gözümün önüne geliyor gibi oluyor. Kaşını kaldırmış, "Hocam, o yanınızdaki sopa ne?" demiş.

Başkaları sopayla gelmiyorlar, bir şey sezinlemiş.

Ötekisi gayet ciddi, hiç gülmüyor: "Bu te'dip sopasıdır, adam etme, dövme sopasıdır. Eğer derslerine çalışmazsan seni bununla döverim!" demiş. O yine kaşını kaldırmış:

"Hocam, ben ki padişah çocuğuyum, şehzadesiyim, beni dövmek nasıl mümkün olur, reva mıdır?.." derken çat çat değnek bir-iki inmiş, bakmış ki bu hoca başka türlü hoca, öteki hocalara benzemiyor; kısa zamanda Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenmiş, daha nice şeyler öğrenmiş.

"İstanbul'u fetheden ne iyi komutandır…" diye Resûlullah'ın methettiği bir insan olmuş. Mübarekler öyle yetişmişler.

Fasık bir insan methedildiği zaman Allah kızar, Arş-ı Azam titrer.

Biz nasıl olacağız?

Dosdoğru sözlü olacağız, dobra dobra olacağız, hakkı söyleyeceğiz. Ama yumuşak söyle ama sert söyle… Tabii yumuşak söylemek daha iyidir. Karşı taraftaki adamı doğru yola getirmek daha iyidir.

Nush ile uslanmayana etmeli tekdir

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

İlk önce nasihat, ondan sonra tekdir; ondan sonra da uslanmıyorsa o zaman biraz da ceza gerekiyor, demek ki ceza olunca iyi oluyor.

Allah bizi her işi kendi rızası için yapanlardan eylesin. Kimseye dalkavukluk ettirmesin, kimsenin önünde hor zelil etmesin, mağlup mahcup etmesin. İslâm'ın izzetini yaşamayı ve temsil etmeyi nasip eylesin. Ömrümüzü rızasına uygun geçirmeyi nasip etsin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu bir kul olarak varmayı nasip eylesin. Cennetiyle, cemâliyle cümlenizi müşerref eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA