İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

06.11.1994 - Secdede Kul Allaha Yakınlaşır

06.11.1994 - Secdede Kul Allaha Yakınlaşır
Hadisler Deryası

06.11.1994 - Secdede Kul Allaha Yakınlaşır

06.02.2026
16 dk 45 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Akrabu mâ yekûnü’l-abdü mina’llâhi teâlâ izâ kâne sâcidâ.

Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.

Evet okuduğumuz hadis-i şerifler, okuyacağımız Allah’ın izniyle 79. sayfasının 6. hadisi ve devamı olacak.

Akrabu mâ yekûnü’l-abdü mina’llâhi Teâlâ. Kulun Allah’a en yakın olduğu vaziyet, durum, izâ kâne sâcidâ, secdede olduğu zamandır.

Yâni kul Mevlâsına yönelmiş, divanına durmuş, secdeye varmış, secdeye kapanmış; Allah’a en yakın olduğu vaziyet budur. Kulun Allah’a en yakın olduğu vaziyet, secde halidir.

Secde tabii çok büyük bir kulluk alametidir. Çok güzel bir kulluk nişanesidir. Allah-u Teâlâ Hazretleri’ne olan saygımızın, bağlılığımızın, kulluğumuzun ifadesi için alabileceğimiz en güzel durumdur. Allah bizi başı dik, eşref-i mahlûkat olarak yaratmış.

Eşref-i mahlûkat ne demek?

Yaratılmışların en şereflisi demek. İnsanoğlu eşref-i mahlûkattır. Nesiyle?

İmanıyla, Allah’a bağlılığıyla, kulluğuyla en şerefli mahlûktur.

Kâfir olursa, esfel-i safilîne düşer, en aşağıya düşer.

Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhüm fi’l-berri ve’l-bahr.

Biz ademoğlunu şerefli, itibarlı kılmışız ve onu karada denizde taşımışız, yüklemişiz, öteki mahluklarımızı onların hizmetine insanoğullarının hizmetine vermişiz buyruluyor.

Şimdi bu şerefli kul, yaratık, başı dik mahluk, bütün mahlukların efendisi olan ve bütün mahluklar emrine verilmiş olan. Develer, atlar, kuzular, kuşlar. Her şey insanoğlu içindir,insanoğlunun hizmetindedir. Onun için İbrahim Hakkı Erzurûmî Hazretleri cennet mekan rahmetullahi aleyh buyuruyor ki:

Hak teâlâ dû cihanı Benî Adem için, Benî Adem’i de kendi ma’rifeti içün yaratmıştır.Ne güzel bir söz.

Allah-u Teâlâ Hazretleri iki cihanı, hem bu dünyayı hem ahireti Benî Adem için, şu Adem aleyhisselam’ın evlatları olan biz insan cinsi için yaratmıştır. Bu dünya da bizim emrimizdedir ahiret de bize mükafattır. Yaptıklarımızın karşılığını bulacağımız yerdir. İkisi de bizim içindir. İki cihanı bizim için yaratmış, bizi de kendisi için yaratmış. Ve Benî Ademi de kendi ma’rifeti için yaratmıştır.

Yani niçin yaratılmışız?

Allah’ı bulalım, bilelim, Allah’a güzel kulluk yapabilelim diye yaratılmışız. Yaratılışımızın hikmeti bu, gayesi bu.

O bakımdan kendi kıymetimizi bilmeliyiz. Bizden istenen şeyin ne olduğunu kavramalı, anlamalıyız. Yaradamıza karşı kulluk vazifemizi mükemmel yapmaya çalışmalıyız.

Bizim bu kadar sadedir, bu kadar aşikardır, bu kadar nettir bizim dünya ve ahiret üzerindeki düşüncelerimiz. Görüşlerimiz bu kadar apaçıktır. Herkes anlar bunu. Anlamamak mümkün değil.

Şu vücut senin eserin mi?

Hayır, Allah’ın eseri.

Yaşam, sağlık, afiyet senin eserin mi?

Hayır, Allah’ın nimeti.

Şu ağaçlar, çiçekler, nimetler, yiyecekler, hava, su senin eserin mi? Sen mi çalıştın yaptın bunları?

Hayır ben istifade ediyorum, faydalanıyorum. Ben bunları hazır buldum. Benden evvel Allah yaratmış. Yeryüzünde bunların hepsini ben hazır buldum.

O halde en küçük bir iyilik yapan insana bile centilmenlik, nezaket icabı, “Teşekkür ederim!” diyorsun da, kibarlık gösteriyorsun da seni yaratan, yaşatan, sayısız nimetlerine gark eden Allah-u Teâlâ Hazretleri’ne teşekkürün yok mu, kulluğun yok mu?

Senin olmayan şeyi sana verene, minnettarlığın yok mu? Senin zahmet çekmeden, senin eline verilmiş olan çok güzel şeyler, sonsuz derecede güzellikler. Bunların vereni olan, bunları sana gönderen, nasib eden Allah-u Teâlâ Hazretleri’ne karşı bir jestin olmayacak mı senin? Tabii olması lazım.

Akıllı hiçbir insan şu benim söylediğim sözlerin karşısında duramaz. Hiçbir filozof şu sözlerin karşısında bir başka kaçamak noktası söyleyemez, ağzından çıkmaz, böyle bir şey.

Biz her şeyi hazır bulmuşuz. Her şeyimiz yaradanımızdan, Allah-u Teâlâ Hazretlerin’den. Tabii ona karşı da jestimiz, bir borcumuz var.

Allah-u Teâlâ Hazretleri bize muhtaç değil ama bizim bir jestimiz var. Biz ona karşı güzel kulluk yapmamız lazım, yapmalıyız. Ona itaatkâr olmalıyız. Ona karşı gelmemeliyiz.

Çağın en büyük filozofu diyorsun, Roger Garaudy bakıyorsun müslüman olmuş. Bakıyorsun Yahudiliği tanımış, Hristiyanlığı tanımış, felsefeyi tanımış, dinsizliği tanımış bir Meryem Cemile kalkıyor müslüman oluyor.

Neden? Dinimiz elhamdülillah akıl ve mantığın hayran kaldığı bir din. Çünkü dinimiz hak peygamber olan Peygamber-i Zîşânımız Muhammed-i Mustafa’dan bozulmadan bize kadar gelmiş. Herhangi bir şeyi yok.

Doğrusu varken; eğrisiyle tatmin olmaya çalışmak, yanlışla yalanla tatmin olmaya çalışmak olmaz. Elhamdülillah sözümü, özümüz, inancımız, itikadımız, dinimiz son derece güzel.

Bunu nasıl anlıyoruz?

Anadan, babadan İslâm’ı öğrendiğimiz için anlamıyoruz muhterem kardeşlerim.

Bunu Yirminci Yüzyıl’ın ilimlerini okuduktan sonra, Avrupa’yı Amerika’yı gördükten sonra, o adamları tanıdıktan sonra anlıyoruz. Tahkiki olarak anlıyoruz. Yani araştırıp araştırıp da hakiki bir imana ondan sonra gelmiş olarak. Yani an’anevi olarak, böyle tevasür etmiş olarak değil.

Onun için Türkiye’de en dindar insanlar, profesörler, münevverler, doktorlar, mühendisler. Bir anket yapın, üniversite talebeleri, Anadolu’da gidin bir yerde, bir toplantı yapın. En aklı başında insanlar, hepsi gayet güzel meslek erbabı. Hayret ediyorsunuz. İstanbul’da öyle. Başka şehirlerde öyle. Bir ciddi konferans, bir şey yapın İslâm’la ilgili bir toplantı yapın, bakıyorsunuz son derece aydın, münevver, okumuş, kaliteli, vasıflı, ünvanlı insanlar.

Neden? En döküntü insanlar, cahiller, İslâm’dan uzak insanlar. Meyhaneleri dolduran, cahillikleri yapan. Hırsızlıkları, yüzsüzlükleri ve saireleri yapan onlar.

Şimdi bir insanın tabii Allah’ı tanıması lazım. Bilmesi, bulması lazım. Var, ama onu idrak etmesi lazım. Ve ona itaat etmesi lazım. Çünkü insanlığa her şeyi veren Allah olduğu gibi celle celalühü, insanlığın yükselmesi için gerekli her çeşit güzel fikri öğreten de Allah’tır:

Er-rahmân. Alleme’l-kur’ân. Haleka’l-insân. Allemehü’l-beyân.

Bak beyanı, konuşmayı insana öğreten, o şartları hazırlayan ve öğreten, o sistemi kuran Allah-u Teâlâ Hazretleri. Her şeyi insanlığa veren Allah. İnsanlığın dünya ve ahiret mutluluğunun yollarını da peygamber gönderip, insanlara öğreten Allah.

Onun için, kulun her şeyi bilen Yaradanına itaat etmesi lazım. Yaratılışa karşı gelmemesi lazım. Akıntıya kürek gitmemesi lazım. İnat etmemesi lazım. Edepsizliği bırakması lazım. İtaat etmesi lazım. Allah’ın büyüklüğünü kavraması lazım, karşısında el pençe divan durması, ibadet etmesi lazım! Tabii ibadetin de el pençe divan durmak güzel bir jesttir. Ellerini bağlıyorsun:

Sen benim Rabbimsin, ben senin kulunum ya Rabbi! diye karşısında el pençe divan duruyorsun, güzel. Ondan sonra rüku ediyorsun. Yarım eğiliyorsun. Reverans diyorlar ya yarım eğiliyorsun.

O rükû olmasa dünyada eğilmez başlar.

Mü’min başka kimsenin karşısında eğilmez. Bizim selamımız es-selâmu aleyküm ve rahmetullah demektir, öyle reverans meverans yoktur bizde. Elle işaret yoktur. Diyor ki Peygamber Efendimiz: Elle işaret yapmayın. O şeyin işaretidir böyle avuçla işaret etmek falan. Öyle yapmayın diyor. Bizde es-selâmu aleyküm dersin. Yani bir duyguyu ifade ediyorsun. Allah’ın selamı, huzuru, saadeti, esenliği senin üzerine olsun, demiş oluyor. Güzel.

Şimdi rüku güzel. Allah’a el pençe divan durmak güzel. Onun karşısında, onun kulu olduğumuzu sembolize ediyor. Rüku güzel ama secde en güzeli. Çünkü ;o ,eğilmez baş, o tertemiz alın Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin karşısında, azameti, celali, cemali karşısında yerlere koyuyoruz başımızı.

Ya rabbi sen öyle büyüksün ki ben sana sevgimi, saygımı böyle ifade ederim.

Ne kadar tatlı bir durum, ne kadar güzel bir jest. Kul için Allah-u Teâlâ Hazretleri’ne sevgisini, saygısını, bağlılığını, aşkını, şevkini gösteren başka ne olabilir?

Onun için secde sadece Allah’a olur, başka hiçbir şeye secde olmaz. Sadece ve sadece Allah’a olur. Secde başka hiçbir şeye olmaz. Var mı yapanlar? Var.

Bu baş öyle başkasının önünde eğilmez. Sadece Allah’ın karşısında secde edilir. Başka türlü secde yok, rüku yok. Es-selâmu aleyküm dersin.

Halifenin huzuruna girmiş alimin birisi, Emevi halifelerinden birisi:

Es-selâmü aleyke yâ filanca! diye ismiyle hitap etmiş.

Adam kıpkırmızı kesilmiş. Halife ya. Devletin başkanı. İsmiyle hitap ediyor karşısındaki. Kıpkırmızı kesilmiş hakaret gibi yani. Ondan sonra da alim geçmiş oturmuş karşısına. Daha beter kızarmış. Demiş ki:

Ya sen bana ne hakla ismimle hitap ediyorsun? Niye bana yâ emire’l-mü’minin, yâ halîfe-i müslimîn demedin de ismimle hitap ediyorsun?

Efendim! demiş, çünkü müslümanların senden memnun olmadığını gördüm, o yüzden isminle hitap ettim. demiş. “Müslümanlar seni halife kabul etmiyor ki. Geçtin başlarına, onun için isminle hitap ettim!”

E niye ben emir vermeden, müsaade etmeden oturdun?

Peygamber efendimiz buyurdu ki: ‘Cehennemlik birisi görmek istiyorsanız, kendisi oturduğu halde karşısındakini ayakta tutana baksın. Bak kendisi oturmuş, onu ayakta tutuyor. Cehennemlik kimse görmek isteyen, gitsin onun yüzüne baksın dediği için, seni cehennemlik görmek istemediğim için, Rasûlüllah’ın tarif ettiği durum sende olmasın diye ondan oturdum. demiş.

Ondan sonra açmış ağzını, bir güzel nasihat etmiş ona ve ağlatmış. Adam başlamış hüngür hüngür ağlamaya. Bizim büyüklerimiz diyorlar ki: Böylesine geç aslanım denir, dur denmez böylesine. Geç aslanım denir, ne diyeceksin. Çünkü sultana bile hak sözü söylüyor.

Efdalü’l-cihâdi kelimetü hakkın inde sultânin câir.

Cevreden  sultanın karşısında hak sözü söylemektir en büyük cihat.

Kalkıp gidersin karşısına, söylersin:

Bak bu yaptığın, şu şu bakımdan doğru olmuyor. Haramdır, günahtır. Hesabı vardır.

Adamın birisi bir kadını dövüyormuş. Kimse de kurtaramıyormuş, büyük bir zorba. Evliyâullahtan bir zat, ihtiyar, zayıf, naif. Oruçtan, ibadetten, uykusuzluktan dal gibi ama. Gitmiş o zata bir omuz atmış. O kadını dövüp de kimsenin ayıramadığı zorbaya bir omuz atmış. Adam feleğini şaşırmış, küt yere düşmüş.

Ya ne oldu sana? demişler.

Vallahi bilmiyorum! demiş. O ak sakallı ihtiyar yanıma geldi, ‘Allah senin yaptığını görüyor!’ dedi. Feleğimi şaşırdım. Dizimin dermanı kesildi, küt yere düştüm! demiş.

Allah bizim her yaptığımızı görmüyor mu? O zulmün hesabını sormayacak mı? O kadıncağızı evire çevire pataklıyorsun meydan dayağı atıyorsun ama Allah bunun hesabını sormayacak mı? Bir hafta sonra ölmüş. O döven. Hayat elinde mi insanın? İşte böyle ölüp gidiverirsin.

Nice yüce, nice saltanatlı, nice debdebeli insanı ölüm nasıl böyle hor, zelil ediyor. Kara toprağın altına geçiriyor. Binâenaleyh ölmeden evvel ölmek lazım. Ölmeden evvel ölümü bilmek lazım ve ona hazırlanmak lazım. Böyle kibri, ücubu bırakmak lazım.

Tamam, alim böyle gidebilirse, büyük heriflerin yanına gitsin. Aksi takdirde gitmesin, dalkavukluk yapacaksa gitmesin, günaha girer. Çünkü zalimi dalkavuklukla desteklemek çok günahtır.

Onun için secde sadece Allah’a yapılır ve secde hali kulun Allah’a en yakın olduğu andır.

Tamam hocam, anladık. Sonuç?

Sen de çok secde et. Allah’a yakın olmak istiyorsan, sen de secde ehli ol. Secdeden uzak kalma, namazdan uzak kalma!

Millet namazı küçümsüyor veya ihmal ediyor. Tamam, bir kısmı var tembellikten. Bir kısmı var diyor ki: “Pantolonu yeni ütülettirdim, namaz kılarsam ütüsü bozulacak. Pantolonum soba borusu gibi olacak.” Olsun be ne olacak ya?

Evet muhterem kardeşlerim, secde ehli olacağız, namaz ehli olacağız, itaat, ibadet ehli olacağız, Allah’ın yolunda yürüyen insan olacağız.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi, sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetûllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA