İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

03.03.1996 - Hacamat, Kan Aldırmak, Humma Hastalığı, Haya ve İman, Münafıkların Alametleri

03.03.1996 - Hacamat, Kan Aldırmak, Humma Hastalığı, Haya ve İman, Münafıkların Alametleri
Hadisler Deryası

03.03.1996 - Hacamat, Kan Aldırmak, Humma Hastalığı, Haya ve İman, Münafıkların Alametleri

04.07.2020
16 dk 37 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübareken fîh. Kemâ yenbeği li-celali vechihî ve li-azîmü sultânih. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi’l evvelîne ve’l âhirîne ve şefîi’l müznibîn. Tâci ruûsinâ ve tabîbi kulubîna ve üsvetine’l haseneti Muhammedini’l Mustafa ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaîne’t-tayyibîne’t-tahirîn.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:  

İnne'l-hıcâmete fi'r-re'si devâün min külli dâin: el-Cünûni ve'l-cüzâmi ve'l-aşâ ve'l-barasi ve's-suda'.

"Hacamat" denilen bir tedbir var, kan aldırmak. Onu da derinin belli yerlerini çizerek, oradan kan çıkartarak yapıyorlardı, "hacamat yaptırmak" deniliyor. Baştan hacamat yaptırılması, bu eskiden yapılırdı. Belki zamanımızda da yapanlar vardır. Veyahut şimdi artık iş biraz modernleşmişse, "hastalara faydamız olsun" diye gidiyorlardır kan veriyorlardır; 300 gr. 500 gr. kan veriyordur, belki o tarzda oluyordur.

Buyuruyor ki;

"Baştan yapılan hacamat her hastalığa şifadır, ilaçtır."

Mühim hastalıkları sayıyor: Cünun. "Delilik." İkincisi; ve'l-aşâ. "Gözde perde" diyor, göze perde inmesi -katarakt galiba- ona da faydalı. Ve'l-baras. O da "alaca illeti" dediğimiz bir cilt hastalığı ki baras illeti öldürücü bir hastalık; ilerliyor, cilt kanserine dönüyor, oradan ölüyor. O da bir amansız hastalık. Ondan sonra suda', bir hastalık da bu. Suda' da "baş ağrısı" demek, başın şiddetli bir şekilde ağrıması. Bunlara hacamat iyi geliyor.

Sanıyorum hacamat olduğu zaman kanın tazyiki azalıyor, tansiyon düşüyor. Tansiyon fazla olduğu zaman bir insanının ölümüne bile sebep olur. Tansiyonun rakamları var; 14-16-18. 20'nin üstüne çıkıyor, tehlikeli boyutlara geliyor; insan felç olur ve ölür. Tabii hacamat yapıldığı zaman netice itibariyle tansiyon düşürülmüş oluyor. Bunun da beyindeki cünun yani delilik, mecnunluk, cüzzama, gözün perdesine, baras illetine ve baş ağrısına faydası olduğunu Efendimiz bildirmiş. Bunu eskiden yaparlarmış.

Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz;

İnne'l-hummâ râidü'l-mevti ve hiye sicnü'l-mü'mini ve hiye kıt'atün mine'n-nâri fe-fettirûhâ anküm bi'l-mâi'l-bâridi.

Humma, "şiddetli yüksek ateş" demek. Hastalanınca insanın ateşi çıkıyor ya, 39 derece, 40 derece, 41 derece; cayır cayır yanıyor. Tamam, işte o humma.

Râidü'l-mevti. "Ölümün kılavuzudur, habercisidir."

Şimdi biz, ateşli bir hastalığa tutulan bir insanı doktora götürüyoruz; gelsin antibiyotikler, ilaçlar, bilmem ne, insanlar çeşitli çareler bulmuşlar. O zaman için bu çarelerin çoğu yok.

Ateşlenmek, humma ölümün kılavuzudur, habercidir. Yani arkasından ölüm gelebilir.

Ve hiye sicnü'l-mü'mini. "Bu mü'minin hapisliği gibidir, hapse tıkılması gibidir." Ve hiye kıt'atün mine'n-nâri. "Bu humma ateşten bir parçadır." Fe-fettirûhâ anküm. "Bunu üzerinizden gidermek için, tedavi etmek için..." Bi'l-mâi'l-bâridi. "Su dökerek onu uzaklaştırın, soğuk su kullanın."

Hummalı insana soğuk su dökülerek veya bez ıslatılarak, alnına konarak, vücudunun muhtelif yerlerine konarak o soğutma yapılabilir. Halen de yapılıyor; ateş çok olduğu zaman doktorlar onu düşürmenin çaresine bakıyor. Giyinmişse hemen soyuyorlar, icabında buza yatırıyorlar.

Mesela, güneş çarpması oluyor. Suud'a gidiyor bizim köylü dayı, hacca gidiyor, güneşin altında şemsiyesiz geziyor; ne olduğunu anlamıyor, güneş çarpıyor. Darabanü's-şems, "güneş çarpması" demek. Ben güneş çarpmasını hafif bir şey sanırdım, biraz başı döner filan... Hayır, öldürüyor! Güneş çarpması insanı öldürüyor. Anladıkları zaman hemen adamı hastaneye kaldırıyorlar, buzların arasına yatırıyorlar. Kurtulursa kurtuluyor, kurtulamazsa güneş çarpmasından gidiyor. Kolay değil. Oranın güneşi de biraz şiddetli oluyor.

İşte bunlar için Efendimiz hadis-i şerifinde soğuk suyla onun soğutulmasını tavsiye buyurmuş. Bu da tıbbî bir tedbir olarak Efendimiz' in söylediği bir mübarek hadis.

İnne'l-hayâe mine'l-imâni ve inne'l-îmâne fi'l-cenneti ve lev kâne'l-hayâu raculen le-kâne raculen sâlihen.

Bunu Hz. Âişe anamız radıyallahu anhâ Peygamber Efendimiz' den rivayet etmiş.

Hayâyı methediyor. Hayâ, "utanç, utangaçlık" demek. Peygamber Efendimiz utangaçlığı methediyor.

Buyuruyor ki;

İnne'l-hayâe mine'l-imâni. "Hiç şüphesiz ki utangaçlık imandandır."

İmansız insan utanmaz, yırtık olur, arsız olur, yüzsüz olur, her şeyi yapar. Utangaçlık imandandır.

Ve inne'l-îmâne fi'l-cenneti. "Ve şüphesiz ki iman da cennettedir."

İmanlı insan cennete girecek. Binâenaleyh, hayâlı insan iyi oluyor, iyi durumda oluyor. Hayâlı olması cennete gireceğine bir emare oluyor.

Hayâlı olacak, utanacak. Günaha harama yönelmeyecek. Hayâsı, utangaçlığı onu koruyacak. Allah'ın izniyle cennete girecek. Diyor ki bir de;

Ve lev kâne'l-hayâu raculen. "Eğer hayâ bir insan şeklinde olsaydı..." Le-kâne raculen sâlihen. "Salih bir insan olurdu."

Hayânın güzelliği insanların gözünün önüne gelsin diye Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz böyle bir benzetme de yapmış.

Bizim çocuklarımız, elhamdülillah biz de küçükken öyleydik, utangaçtır. Bazıları; "Utanmayı bırak yahu! At bu üzerinden utanmayı, biraz açıl, bu kadar utangaç olma!" diye nasihat ederler. Birisi kardeşini yakalamış, ona; "Biraz yırtık ol, biraz utangaçlığı bırak..." diye konuşuyormuş. Peygamber Efendimiz onu duymuş, demiş ki:

"Bırak onu; çünkü hayâ, utangaçlık imandandır."

Muhterem kardeşlerim! Biz de çok utangaç büyüdük. Biz babamızın yanında sofradayken konuşamazdık. Akşam yemeğinde otururduk, babamız gündüz işte oluyor, sofrada konuşamazdık. Büyüklerin yanında konuşulur mu? Susardık, konuşamazdık. Tabii büyüğün yanında "otur" demeden oturulmaz, el pençe divan durulur, hizmetine koşulur, uzun boylu konuşulmaz, her lafa atılmaz. Büyüklerimiz bize bunları öğretirdi. "Aman öyle yapma, ayıptır. Büyüklerinin yanında şöyle yapmak lazım, böyle yapmak lazım..." diye birçok âdâb-ı muaşeret kuralını bize öğretirlerdi. Biz de öyle yetişirdik.

Elhamdülillah, bu hayâ duygusu insanı buluğa erdiği zaman koruyor. Utangaçlığı haramlara günahlara kaymasını engelliyor. Yüzsüz, yırtık olan da çapkın oluyor, çeşitli oyunlar yapıyor, çeşitli günahlara girebiliyor.

Çocukların bir bakıma İslâmî hizmetlerde atik olmasını da öğretmeliyiz. Utangaç olsun ama günahtan, utanılacak şeylerden utansın, yapılacak hizmetlerden utanmasın.

"Kalk evladım, hadi bakalım bir ezan oku." Okusun; "utanırım" demesin. Ezan okumak sevap.

"Hadi evlâdım, imamlığı sen yap."

"Yok, ben utanırım."

"Hadi arslanım, hutbeyi sen oku."

"Yok, utanırım."

Burada utanılacak bir şey yok, bu bir dinî vazife.

Müslüman cenaze yıkamayı öğrenmeli, cenaze namazı kıldırmayı öğrenmeli, cenazeyi defnetmeyi, hutbe okumayı, namaz kıldırmayı öğrenmeli. Aşr-ı şerif okumaktan kaçmamalı, öğrenmeli. Güzel şeylerde, kendi kendimize o utangaçlığı yenecek çalışmalar yapmalıyız.

Ama utanılacak şeyler var, o konularda yine hayâyı, utangaçlığı muhafaza etmeye çalışmak lazım. Güzel bir duygu, Efendimiz' in sevdiği, cennete götüren bir duygu.

Diğer hadis-i şerif, Efendimiz buyuruyor ki;

İnne'l-hayâe ve'l-afâfe ve'l-ıyye -ıyye'l-lisâni lâ ıyye'l-kalbi- ve'l-akle mine'l-îmâni ve innehünne yezidne fi'l-âhireti ve yenkusne mine'd-dünyâ ve lemâ yezidne fi'l-âhireti ekserü mimmâ yenkusne mine'd-dünyâ ve inne'ş-şuhha ve'l-fuhşa ve'l-bezâ'e mine'n-nifâki ve innehünne yenkusne mine'l-âhireti ve yezidde fi'd-dünyâ ve lemâ yenkusne mine'l-âhireti ekserü mimmâ yezidne fi'd-dünyâ.

Birçok kaynaklardan rivayet edilmiş. Bu hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz diyor ki:

Hayâ ve afâf, yani "iffetli olmak, namuskârlı, namuslu olmak." Ve'l-ıyye. "Dilini tutmak, çok konuşmamak." Iyye'l-lisân. "Dilin beceriksizliği." Lâ ıyye'l-kalbi. "Kalbinki değil."

"Bunların hepsi imandandır."

Ve'l-akle mine'l-îmâni.

"Hayâ imandandır, iffetli olmak imandandır. Biraz sükûtî olmak, sözünü pek becerememek bile olsa sükûtilik imandandır. Diline hâkim olmak imandandır ve akıl imandandır."

Akıl, yani insana doğruyu öğütleyen tarafı. Nefsi bir şey söylüyor, aklı da diyor ki; "Yok, öyle yapma."

İnsanın içindeki vicdan duygusu, bunlar imandandır.

İnnehünne yezidne fi'l-âhireti. "Bunlar insanın ahiret sermayesini artırır, ahirette işine yarar, insana sevap kazandırır."

Hem hayâ hem iffetlilik sevap kazandırır hem dilinin biraz sükûtî olması sevap kazandırır çünkü sükût ibadettir, hem de vicdanlı, akıllı olmak sevap kazandırır.

Ve yenkusne mine'd-dünyâ. "Ama bunlar dünyalıktan biraz azalttırır."

Hayâlı çünkü, atılgan değil. İffetli, pek işini beceremiyor. Çok konuşmuyor, derdini tam anlatamıyor, kendisini savunamıyor. Akıllı, vicdanlı, vicdanı şöyle yapmaya böyle yapmaya el vermiyor. Bunlar menfaatlerin biraz azalmasına yol açar. Ama ahirette sevaplarını arttırır. Dünya menfaatleri biraz kaçar gibi görünür ama ahirette sağlayacağı fayda dünyadaki azaltacağı, elden kaçırtacağı faydaya göre çok fazladır. Yani tercih edilmelidir.

İnsan hayâ sahibi olmalı, namus iffet sahibi olmalı. Dili ölçülü kullanan, diline hâkim olan, az konuşan olmalı. Bir de vicdanlı olmalı. Akıllı, iyiyi kötüyü ayırt edip de vicdanının sesini dinleyen insan olmalı.

Buna mukabil ve inne'ş-şuhha. "Cimrilik, pintilik." Ve'l-fuhşa. "Fuhşiyât yani kötü söz, kötü hareket." Ve'l-bezâ'e. "Ve yüzsüzlük yani yırtıklık, derbederlik." Mine'n-nifâki. "Bunlar da münafıklıktandır."

Cimrilik münafıklıktandır. Kötü söz, kötü hareket münafıklıktandır. Derbederlik, yırtıklık, o da münafıklıktandır. Bunlar da insanın ahiret sermayesini azaltırlar. Ahiretteki kârını azaltırlar. Cimrilik zarara sokar. Kötü söz söylemek, küfür vesaire, kötü iş yapmak, bunlar günaha sokar. Eza da böyle. Pespayelik, o da zarara sokar. Bunların ahirette zararı vardır ama dünyalıkta faydaları belki biraz fazla olur. Cimrilik yapıyor, harcamıyor, yanında kalıyor. Kötü laf söylüyor, küfür, kabadayılık, efelik, bilmem ne derken işini götürüyor. Veyahut yırtıklıkla bu işleri yapıyor, yüzsüzlükle yapıyor. Evet, dünyalığı artar ama ahretliği eksilir ve ahirette eksilttiği dünyalıktan sağladığından çok daha fazladır.

O halde bu hadis-i şerife göre neleri öğrenmiş olduk?

Utangaçlık iyidir. İffetlilik iyidir. Sükûtilik iyidir. Az konuşmak iyidir. Vicdanlılık iyidir. Cimrilik fenadır. Kötü söz, kötü hareketli olmak, edepsiz olmak fenadır. Kötü huylar olarak bunları anlamış oluyoruz.

Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemizi güzel huylara sahip eylesin.

Ekserimu yudihili'n-nâse'l-cennete takvallâhi ve hüsni'l-huluk. "İnsanların en çok cennete girme sebebi takvadan dolayı olacak."

Takva yolu tasavvuftur. Allah korkusu, bundan dolayı olacak.

"Bir de güzel huydan dolayı olacak."

Güzel huy da yine tasavvufla öğreniyor.

İnsanların huyu nerede düzeltilir? Hastalanınca hastaneye gidiyor, dişi ağrıyınca dişçiye gidiyor; peki güzel huylar nereden öğrenilecek?

Güzel huylar tasavvufta öğrenilir. Güzel huyların öğretildiği mektep tasavvuftur.

Takva nerede öğrenilir? Takva da yine tasavvuf yolundan öğrenilir.

Ekseriyetle insanlar güzel huyundan dolayı, Allah'ın sevgisini kazanırlar ve cennete girerler. Ekseriyetle insanlar cehenneme kötü huyları dolayısıyla girerler. Huyu kötü olunca cehenneme girerler.

O bakımdan, huyları güzelleştirmeye çalışalım. Kötü huylarımızdan kurtulmaya, onları düzeltmeye çalışalım. Güzel huyları almaya, kâmil bir Müslüman olmaya gayret edelim, dikkat edelim.

Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemizi takva sahibi eylesin. Güzel huylu eylesin. Kâmil Müslüman eylesin. Faydalı Müslüman eylesin. İki cihan saadetine nail eylesin.

Fatiha-i Şerife mea'l Besmele.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA