İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

17.03.1996 - Baldaki Şifalar

17.03.1996 - Baldaki Şifalar
Hadisler Deryası

17.03.1996 - Baldaki Şifalar

18.07.2020
19 dk 1 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İnne'l-hâsırate ırku'l-külliyeti izâ teharrake âzâ sâhıbehâ fe-devâuhâ bi'l-mâi'l-mahrakı ve'l-asel.

Sadaka Resûlüllâh fi mâ kâl ev kemâ kâl.

Hz. Aişe-i Sıddîka validemiz tarafından, Peygamber Efendimiz' den rivayet olunmuş, bir tıbbi tavsiyedir.

Rivayete göre Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; Hâkim'in Müstedrek'inde kaydedilen İnne'l- hâsırate. ''Hâsıra'' insanın böğründe, yanında olan bir hastalık, ağrı, belki böbrek ağrısı. Böbrekler de insanın beline doğrudur. Ağrısı olanlar bilirler böbrek ağrısı zor bir ağrıdır, insanlar taş düşüreceği zaman çok ıstırap çeker. Allah sıhhat ve âfiyette daim eylesin, elem keder göstermesin. Hastalarımıza da acilen şifalar ihsan eylesin.

Böğür ağrısı, yan taraf ağrısı ve ırku'l-külliye, ''Buradaki bir damardan dolayı olur.'' Bu, hareket ettiği zaman sahibi acı, ızdırap çeker. Fe-devâuhâ, ''bunun tedavisi'', bi'l-mâi'l-muhraki ve'l-asal, ''Ateşte ısıtılmış su, sıcak su ve bir de baldır.''

Balla sıcak su içerse, şifa bulur, diye tavsiye etmiş oluyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Hz. Âişe validemizin bize rivayet ettiğine göre.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selem, bazı tıbbî tavsiyelerde bulunmuş, bazı ilaçları tavsiye etmiştir. Bu ilaçların arasında bal var. Zaten balın içinde şifa olduğu Kur'ân-ı Kerîm ayetinde geçiyor. Fîhi şifâün li'n-nâs; ''Balın içinde insanlar için şifa vardır.''

Gerçekten de bal çok kıymetli bir maddedir. Laboratuvarda tahlili yapıldığı zaman çok değerli, çok kıymetli, çok şifalı ve çok enerji verici olduğu görülüyor. İçinde çok kıymetli bazı maddelerin bulunduğu bugünün ilmince de biliniyor, söyleniyor. Peygamber Efendimiz bazı hastalıkların tedavisi için bal şerbetini tavsiye etmiş. Hatta birisi;

''Yâ Resûlallah! Karnım ağrıyor, çok rahatsızım.'' diyor,

''Bal şerbeti iç.'' diyor. O şahıs bal şerbeti içip geliyor;

''Yâ Resûlallah, geçmedi.'' diyor.

''Bal şerbeti içmeye devam et.'' diyor. Tekrar içiyor, geliyor;

''Rahatsızlığım geçmedi, ya Resûlallah.'' diyor.

''Allah-u Teâlâ hazretleri yalan söylemez, Kur'ân-ı Kerîm yalan söylemez, bal şerbeti içmeye devam et.'' diyor. Üçüncü tavsiyeden sonra geliyor, rahatsızlığının geçtiğini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz' e bildiriyor.

Buradan anlıyoruz ki bal şifalıdır. Şifa için de biraz devam etmek lazımdır, hemen bıçak gibi kesilmeyebilir. Alınan şifalı malzemenin, insanın sağlığına etki yapması için, zamanın geçmesi gerekiyor. Her şeyin bir zamanı var. Şifanın da oluşması için zaman gerekiyor.

Tohumu ekiyorsun, bitmesi için zaman lazım. Meyve oluyor, olgunlaşması için zaman lazım. Ocağa tencereyi koyuyorsun, pişmesi için zaman lazım. Yumurtanın üstüne tavuk oturuyor, civciv çıkması için zaman lazım. Biraz da zamanı nazar-ı dikkate almak, sabretmek gerekiyor.

''Dua ettim, olmadı.'' demek doğru değil. ''Allah benim duamı kabul etmiyor.'' diye düşünmek doğru değil. ''Dua ile istediği şey olmayınca, sakın sizden biriniz, ‘Ben dua ettim de olmadı.' demesin. Gecikti demesin!'' diyor. Peygamber Efendimiz. Devam etmek, sabretmek lazım, şifa yavaş yavaş oluşur, gelişir, bakarsınız istediğiniz olmuş, elhamdülillah. Demek ki oluyormuş, o zaman anlarsınız.

Peygamber Efendimiz sabırlı davranmayı tavsiye ediyor. Ben de hayat tecrübelerimden aynı şeyi tavsiye ediyorum. Dua edince duanın tesirini bekleyin, sabredin, Allah'ın izniyle olacak.

Kardeşlerimizden birinin evli bir kızı var fakat yıllardır çocuk sahibi olamıyordu. Muradına nail olabilmesi için beş yüz Yasin okudular, şimdi dua ediyor. ''Elhamdülillah tamam, bebek olacak inşallah, alametleri belirdi.'' diyor. Onun için sabretmeli, dua etmeli.

Hz. Ali Efendimiz hafızasının zayıflığından, Peygamber Efendimiz' e dert yandı.

''Yâ Resûlallah, unutuyorum'' dedi. Peygamber Efendimiz de ona dua buyurdu ve dedi ki:

''Perşembe’yi cumaya bağlayan geceler kalk, namaz kıl, şu duayı oku.'' Hz. Ali Efendimiz, o duaya devam etti, hafızası kuvvetlendi. Ama biraz müdavim olmak, devam etmek lazım. Sebatlı deniliyor bu çeşit insana.

Sebat ne demek?

Bir yerde biraz tahammül etmek, devamlı durmak demek. Sebat, güzel huylardan bir tanesidir, sabrın bir çeşididir. Bir şeyin üzerinde, biraz sabretmek, devam etmek, sabit durmak, ''hemen olmadı'' diye değiştirmemek, vazgeçmemek. Bu güzel bir huydur. Duada da biraz sebat etmek lazım.

Hem de Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selem, ''Dua ederken ısrarla isteyin.'' diyor. Hatta duada inşallah demeyin, ''İnşallah büyük bir adam olursun.'' Duayı inşallahla söylemeye alışmışız.

İnşallah ne demek? ''Allah dilerse'' demek.

Allah dilemezse zaten bir şey olmaz. Peygamber Efendimiz; ''Duada inşallah demeyin, Allah'ın dilemesine bırakmayın.'' buyuruyor. İsteyeceğini kuvvetli, sağlam bir şekilde iste, bekle, Allah-u Teâlâ hazretleri verir.

Kur'ân-ı Kerîm'de Allah-u Teâlâ hazretlerinin;

''Bana dua edin, ben duanıza karşılık vereceğim, isticâbe eyleyeceğim.'' diye vaadi var. Bu isticâbe, yani duanın olması, duada istenen şeyin verilmesi nasıl olur?

O Allah'a ait bir şey, şeklinin nasıl olacağını Allah biliyor. Onun için biz duaya devam edeceğiz, moralimizi bozmayacağız. ''Kabul olmuyor; ettim, ettim olmadı.'' demeyeceğiz.

Biz askerdeyken, arkadaşımızın birisi yanımıza geldi, cebine dinî bir kitap koymuş, ucu görünüyor, yani boş zamanı olsa, cebinden çıkarıp okuyacak. Güzel bir huy, siz de böyle yapın. Yanınızda daima okunacak bir kitap bulunsun. Boş bir zamanınız oldu mu, hemen açın okuyun. O kitap bitsin, diğeri başlasın, sonra diğeri.

Bir arkadaşım var; ''Müesseseme bir müdür aldım, üç kitabı birden okuyor.'' diyor. Üç kitabı birden okuyormuş. Bazen böyle çok süper insanlar oluyor, üç insanla birden konuşuyor. İki telefonu alıyor, bir ona laf yetiştiriyor, bir buna laf yetiştiriyor, çok meziyetli insanlar oluyor. Kısa zamanda şu kitabı okumuş, bu kitabı okumuş, aferin.

Hızlı okumak hayatımızın çok önemli bir işi. Hepimiz hem okuyacağız hem hızlı okuyacağız hem çok şey okuyacağız, çünkü bilinmesi gerekenler çok fazla. Onun için okumanın sürati bile önemli.

İstanbul'dan Ankara'ya kaç günde gidersin? Yaya gidersen üç ayda gidersin. At arabasıyla gidersen, bir ayda gidersin, külüstür bir arabayla gidersen iki günde gidersin. Orta bir arabayla gidersen, bir günde gidersin. İyi bir arabayla gidersen, beş altı saatte gidersin. Bir otobüsle, lüks bir arabayla gidersen, üç saatte gidersin. Vasıtanın sürati çok önemli. Okumanın da süratli olması lazım, çünkü çok şey okumamız geriyor.

Kur'an'ı, hadis-i şerifleri, Peygamber Efendimiz' in hayatını, ahlâkını, öğrenmemiz gerekiyor. Bunlar önemli! Haramları öğrenmemiz gerekiyor, su gibi. ''Say bakalım haramları!'' Şıkır şıkır, şıkır şıkır saymalı, bunlar yapılmayacak! Say bakalım helalleri; tıkır tıkır, tıkır tıkır bunlar yapılacak, sevaplı, kaçırılmaz. Bunların hepsini bilmek zorundayız. Fıkıh bilmemiz lazım. Daha bu dünyada yaşamamız için gerekli, birçok bilgi var. Hâsılı, hepimizin çok okuması, hızlı okuması, çok şey öğrenmesi gerekiyor.

Yan, böğür rahatsızlığı. Bu, umumi damarın hareketindendir. Hz. Âişe anamız, ''O zaman, sıcak suyla, balla tedavi olun, geçer.'' diye Peygamber Efendimiz' in hadis-i şerifini nakletmiş. Hz. Aişe validemiz tıbbî konuları çok severmiş, hatırında güzel tutarmış, epeyce hekimlik bilgisi varmış.

Balın şifa olduğunu öğrendik. Kur'ân-ı Kerîm'de Allah, ''Balda şifa var.'' diyor. Demek ki vardır. ''İçince sabretmek, biraz devam etmek lazım.'' dedik. Acele etmemek, hemen olmuyor diye bırakmamak lazım. Oluyor.

Küçükken, hatırlıyorum, bizim kaz, bahçede yumurtaların üstüne çıktı, yattı, oturdu. Uzun zaman geçti, ''Biz olmadı, günü geçti zannettik.'' Meğer olmuş, kazın yumurtası tavuğunki gibi değilmiş, yumurtadan yavru meydana gelmiş. Sabretmek lazım. Bala da devam etmek lazım.

Peygamber Efendimiz başka ne şifalı şeyler tavsiye ediyor?

Çörek otunu çok tavsiye ediyor. Çörek otu susam gibi, küçük ama rengi siyah olan, çöreklerin üstüne konulan bir ot. O da çok şifalı. Hatta Amerika'da, ''Müslümanların peygamberi buna şifalı demiş.'' diye incelemeye almışlar, AİDS hastalarına, belli miktarlarda çörek otundan yedirmişler, onlara bile fayda etmiş. Çörek otu evinizde, sofranızda bulunsun, hastalarınıza tavsiye edin. Peygamber Efendimiz' in, ''Ölümden ve ihtiyarlıktan başka her hastalığa şifadır.'' diye, onun hakkında da methi ve tavsiyesi var.

Evet, şifalı şeyler var. İnsan bunları aramalı, bulmalı, kullanmalı. Sıhhate uygun gıdaları almaya dikkat etmeli. Hele bu devirde, sıhhate uygun gıda meselesi çok önemli. İnsan sıhhate uygun olmayan malzemelerle yapılmış şeyleri yediği içtiği zaman, zararlı olduğunu biliyoruz.

Kimyevî maddeler, birtakım gübreler… Mesela ekmek, doğrudan doğruya foil oil püskürtülerek, ısıtılarak pişiriliyorsa, o zaman ekmeğin üzerinde karbon, yani kömür taneleri, zerreleri birikiyormuş. O, sıhhate zararlı oluyormuş. Doğrudan doğruya ateşle karşı karşıya gelmeyecek şekilde pişirilmesi, sıhhatliymiş. Odun kömürüyle olanı sıhhatliymiş. Bunlara dikkat etmek, her şeyin tabiî olanını, sıhhatlisini, güzelini bulmaya çalışmak lazım. Sıhhate önem vermemiz lazım. Neden?

Sıhhat, bedenin bakımı demektir. Bu beden bize emanet olduğu için, bedene güzel bakmamız gerekiyor. Bu bize Allah tarafından emanet edilmiş bir varlık. Elimiz, ayağımız, gözümüz, kulağımız… Biz bunu hor kullanmayacağız, bakımsız bırakmayacağız, istirahatsız bırakmayacağız. Her şeyi yerli yerince, gayet güzel bir şekilde yapmaya çalışacağız. Uyku zamanında uyku, ibadet zamanında ibadet, istirahat zamanında istirahat, çalışma zamanında çalışma, bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.

Peygamber Efendimiz, ''İlim ikidir, birisi dinlerle ilgili bilgi, birisi de bedenin sıhhatiyle ilgili'' demiş. Bedenin sıhhati çok önemli. Onun için eski evliyâullah büyüklerimiz ve mürşid-i kâmillerimiz, sûfiyye, tıbba çok önem vermişlerdir.

Manisa'da bir mübarek zatın, Muslihiddin Merkez Efendi'nin mesir macunu yaptığını; mikropları daha Avrupalılar bulmadan, Akşemseddinzâde hazretlerinin bulduğunu biliyorsunuz. İbrahim Hakkı-i Erzurûmî hazretlerinin kitabındaki, tıbbî bölümleri biliyorsunuz. ''Ne kadar güzel şeyleri tespit etmişler.'' diye, hep hayretle okuyoruz.

Sıhhatimize dikkat edeceğiz, vücudumuzu koruyacağız, vücudumuzu yıpratmayacağız. Yıprattığımız zaman emanete hıyanet etmiş oluruz. Kur'ân-ı Kerîm emanete riayetin çok önemli olduğunu bildiriyor. Vücudumuz da emanet olduğu için, onu da koruyacağız. Adam içki içti, midesini deldi, korumadı. Sigara içti, ciğerini kurum doldurdu, zifir doldurdu, hastalandı. Bunların vebali var, sorgusu suali var. ''Canım kendi vücudum, ne istersem öyle yaparım.'' diyemez, vücudunu kollaması lazım.

Onun için; ''Sigara içmeyin.'' diyoruz. Doktorlar sigaranın insanı yavaş yavaş öldürdüğünü, söylüyorlar. Yavaş zehir. ''İçki içmeyeceğiz.'' İçki içmemenin gerektiğini, dinimizde içkinin haram olduğunu herkes biliyor. Ama sigaraya gelince, birçok kimse sigara içiyor. Camiye geldiği, hacca gittiği halde, hafız, hoca olduğu halde içiyor. Halbuki zararlı. Zararlı olan şeyin içilmemesi lazım. O bakımdan küçük gibi görünse de sigara içmemeye de dikkat edin.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Bir Önceki

16.06.1996 -

Selam

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA