01.04.1990 - Cuma Günü, Elveda Ramazan

01.04.1990 - Cuma Günü, Elveda Ramazan
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemine hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve’s-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ ve senedinâ ve tâcu ruusünâ ve üsveti'l haseneti Muhammedini'l Mustafa ve alâ âlihi ve sahbihi ve men tebiahü bi ihsânin ilâ yevmi'l ceza.
Emma bâ'd:
Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyû seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'ah ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin ve sâhibihâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl.
Kane yeğtasilu bi'ssâi ve yetevadda'u bi'l-müddi.
"Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gusül abdesti alacağı zaman bir sa' miktarı suyla abdest alırdı. Namaz için düz abdest alacağı zamanda bir müd miktarı su ile abdestini alırdı." Çok harcamazdı. Bu miktarda; üç kilodan biraz fazla su imiş gusülde kullandığı su… Ondan alabilirmiş.
Şimdi üç kilo su ne kadardır?
Süt tenceresini düşünün. Sabahleyin sütçü geliyor. "Süüt!" diyor. Sen de kapıyı açıyorsun. Bir kilo süt ver diyorsun, bir litre diyorsun. Şöyle bir dolduruyor, boşaltıyor. İki litre alırsan büyük tencere getiriyorsun. Üç litre alırsan işte…
Peygamber Efendimiz, üç litre [suyla] yıkanırmış.
Millet neyle yıkanıyor?
Şar şar şar…
Bizim Bursa'da bildiğimiz; hamamlarda hamam kurnası olur, oturursun kenarına, kurnayı temizlersin. Suyu şar şar dökersin; biter.
Bu su akacak, seni şaldır şuldur temizleyecek akıp gidecek mesela.
Şimdi Peygamber Efendimiz, böyle abdest meselesinde abdest alırken, gusül alırken israf etmemeyi tavsiye etmiştir.
Neden?
Her şeyin israfı haram da onun için. İnsan iktisadı öğrenmeli. Çünkü bu seferde birisi çıkar der; "Ya su çok zor bulunuyor. En iyisi yapmayalım şu ibadetleri…" diye yan çizmeye başlar.
Normal ölçülerle alınabilmesi lazım. Demek ki üç kilo suyla bütün vücudunu güzelce, üç küsur kilo suyla bütün vücudunu yıkayıp gusül abdestini alıyormuş. Ölçü olarak hatırımızda kalsın!
Abdest içinde; 800 gram suyla abdest alıyormuş. Bir bardak su 250 gramdır. -Bir ayran bardağı 250 gramdır.- Üç bardak suyla elini yüzünü ayaklarını her tarafını yıkayıp normal abdesti alıyormuş. Ölçüsü buymuş.
İsrafa kaçmayalım! İsraf haram! Denizden bile abdest alsa insan israf etmeyecek yine. Ölçüye riayet edecek.
Kâne yeğtesilu hüve ve'l-mer'etü min nisâihî min inâin vâhidin.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve hanımı bazen aynı kaptan yıkanırlardı. Aynı kaptan yıkanırlardı demek şu:
Musluk yok, duş yok. Kaptan alacaklar dökecekler, alacaklar dökecekler. Dökülür, bir şey olmaz. İnsan ilk önce elini yıkar. Eli temiz olur. Eli temiz olduktan sonra tasla filan alırken kabın içine su girse zarar vermez. O da yıkanırdı, o da yıkanırdı. "Caizdir, mahsuru yoktur" diye hocamız bu rivayeti almış, kaydetmiş.
Bir rivayet daha:
Kâne yeğtesilu yevme'l cumu'ati ve yevme'l-fıtri ve yevme'n-nahri ve yevme arafete.
Mübarek Peygamber Efendimiz'in adetiydi. "Cuma günü yıkanırdı. Bayram günü Ramazan Bayramı günü yıkanırdı. Kurban Bayramı günü yıkanırdı. Arefe günü yıkanırdı." "Peygamber Efendimiz bu günlerde yıkanırdı" diye bildiriyor. Cuma günü yıkanmak çok sevap.
Cuma günü mutlaka yıkanmalısınız. Cuma günü yıkanma adetini hiç kaçırmayın, yıkanın!
Neden?
Çünkü "Bir insan iman ile sevabını Allah'tan bekleyerek cuma günü yıkanırsa geçmiş bir haftalık günahları affolur. Üç gün ziyadesiyle." "On günlük günah" demek. Bir haftalık günahı üç gün eklemesiyle affolur. Bir insanın On günlük günahı affolur. Bir cuma günü yıkandığı zaman.
Bilerek bilmeyerek yaptığın günahlar affolsun istemez misin? Onun için cuma günü güzelce gusül abdesti alırsın, yıkanırsın. Kokular sürersin, camiye erkence gelirsin. Oturursun vaazı, Kur'an'ı dinlersin, sevabı kazanırsın. Salimen, gâliben, ecirli sevaplı evine mutlu bahtiyar dönersin. Cuma gününün [önemi] bu. Cuma günü yıkanacağız.
Yevme'l-fıtri. "Ramazan Bayramı’nda da yıkanırdı." Yaklaştı. Dün akşam müezzin: "Elveda ya şehr-i siyâm elveda!" deyince yüreğim ağzıma geldi. İşte geldi işte gidiyor. Keşke tüm sene Ramazan olsa ama durmuyor mübarek yalvarsak da yakarsak da geliyor, gidiyor…
Allah nice Ramazanlara sıhhatle afiyetle erdirsin. Ramazan Bayramı’nda da gusül abdesti alacağız, öyle geleceğiz. O da Efendimiz'in yapmış olduğu bize işaret, bize rehber, bize nasihat…
Güzelce bayramlık elbiseleri giyip camiye geleceğiz.
"Hocam eski elbisemi giyeyim ütüsü bozulmasın."
"Bozulsun be! Feda olsun! Ütüde feda olsun. Pantolonda feda olsun. Elbisede feda olsun. Bayram yapıyorsun. Bir ay Allah'ın rahmetine dalmışsın çıkmışsın, dalmışsın çıkmışsın. Sevapları kazanmışsın. Bayram senin hakkın. Feda olsun!"
Onun için öyle ütüyü pantolonu vesaireyi filan hesaplamayın ha! Bazısı öyle hesaplıyor:
"Gel namaz kıl."
"Yok ben evde kılacağım."
"Gel kıl ya evvel vaktinde kılmak sevap."
"Yok evde kılacağım."
Neden?
Evde pantolonu çıkartacak pijamayı giyecek. Allah'ın huzuruna pijamayla çıkacak. Şerefli çık. Temiz elbiseyle çık. En temiz elbiseni giy, bayramlığını giy; buruşsun.
"Hocam soba borusunun dönme yeri gibi oluyor. Kıvır kıvır oluyor."
Olsun! Feda olsun! Güzel kokular sürünmüş olarak, tertemiz elbisenle pırıl pırıl bayrama gel. Sadaka-ı fıtrını bayramdan önce ver. Bayram namazından çıkmadan önce fakirin eline geçsin o da bayram yapacak hale gelsin. Onun da gönlü şen olsun. Beraberce olsun bu şey. Demek ki ona da hazırız tamam. Ondan sonra Bayram gününe gene yıkanacağız inşallah.
Ve yevme'n-nahri. Peygamber Efendimiz Kurban Bayramı’nda da yıkanırdı. O da güzel. Onu da inşallah Allah, Kurban Bayramı’na sıhhatle afiyetle erdirsin. İnşallah içinizden hacca gitmeyenlere hacca gitmek, gidenlere tekrar tekrar gitmek ne güzel şey. Allah hepimize nasip etsin.
Ve yevme arefete. Peygamber Efendimiz "Arefe gününde de yıkanırdı."
Arefe günü ne demekti? Hangi gündü?
Kurban Bayramının bir gün evvelsine "arefe günü" derler.
Nedir bu arefe gününün özelliği?
"Arefe gününde hocam hacılar Arafat'a çıkarlar. O Arafat Dağı'nın ovasında, eteğinde Cebel-i Rahme'nin kıyısında kenarında baş açık, yalınayak, ihramlara bürünmüş, boyunlar bükük, gözler yaşlı, eller tespihli, dudaklar zikirli… Orada dua ederler, niyaz ederler. Arafat'ta vakfeye dururlar. Allah'tan rahmetini isterler, affını isterler.
Günahlarının, o rahmet deryasının taştığı günlerden biridir. Allah-u Teâlâ hazretleri o Arafat gününde nice kullarını affeder. Onun için o günde Peygamber Efendimiz yıkanırdı. O gün de yıkanırdı, ertesi gün de yıkanırdı.
"Ya dün yıkanmıştım ya."
"Olsun yine yıkan." O da öyle. Onun sevabı, ayrı bunun sevabı ayrı.
Kâne yağsilu mak'atahû selâsen.
Hz. Aişe anamızdan radıyallahu teâla anh. Hanımlarımıza, evlatlarımıza, kızlarımıza örnek olsun Hz. Aişe anamız. O rivayet etmiş.
Büyük alim. Peygamber Efendimiz'in hadislerini rivayet etmiş. Fıkıh biliyor, ferâiz biliyor, tıp biliyor… Her bakımdan müstesna. Ümmühât-i mü'mininden. "Müminlerin anaları" Bizim hepimizin validemiz. O rivayet etmiş:
Kâne yugayyiru'l-ismen kabîha.
Kâne yugayyiru'l-ismen kabîha. Yine Hz. Aişe anamızdan Peygamber Efendimiz'den rivayet olunmuş. "Peygamber Efendimiz kötü isimleri değiştirirdi." Bir insanın ismini soruyorsun.
"Senin adın ne?"
"Bora."
Belki aranızda Bora varsa kızmasın.
Bora esmesini ister misiniz?
Kim ister. Bora "çok şiddetli kasırga" veyahut "çok şiddetli rüzgar" demek. Damları uçurur, minareleri devirir. Kiremitleri adamın kafasına vurdurur. İsmi, Bora… Öyle koymuş.
Onun gibi hızlı olsun, essin, tozsun filan. Esmek, tozmak da iyi değil.
Mesela Peygamber Efendimiz'in zamanındaki isimlerden düşünelim.
"Senin adın ne?"
"Benim adım Abdullât" mesela. Lat putlardan birisinin adı.
Senin adın ne?
"Benim adım Abduşşems." "Güneşin kulu."
"Öyle şey olur mu?" Efendimiz kötü isim oldu mu hemen değiştirirdi.
"Senin ismin Abdullah; senin ismin Abdurrahman, sen şusun, sen şusun…" diye güzel isimle değiştirirdi.
Peygamber Efendimiz kötü isimleri değiştirirdi. Sizde değiştirin. Kendi isminiz kötüyse değiştirin güzel bir isim koyun. Mânası güzel olsun. Mânası imanı ifade etsin, küfrü temsil etmesin, imanı temsil etsin.
Efendimiz her şeyi düzeltirdi. Biliyorsunuz geçmiş derslerden hatırlayacaksınız; Peygamber Efendimiz eşyasına da isim koyardı. Onu yapmıyoruz. Onu da yapalım. Mesela kılıcının, atının ismi var. Canlı, cansız eşyasına da isim koyardı.
Mesela; "Getir bizim Düldül'ü; getir bizim Zülfikâr'ı." Hepsinin ismi var. O sünneti de yapalım inşallah. Arabaya bir isim koyalım, kaleme bir isim koyalım, tatlı olur... Sünnete uygun olan her şey tatlı olur.
Allah bizi Efendimiz'in yolundan ayırmasın. Şefaatine erdirsin. Cennette komşu eylesin.
Sübhane Rabbiye’l aliyyi’l âle’l vehhâb. Elhamdülillahi hakka hamdihî vessalâtü vesselâmü alâ hayra halkıhî Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn ve men tebiahü bi ihsânin ilâ yevmi’d-dîn.
Allahümme yâ Rabbena, yâ Rabbena, yâ Rabbena şu mübarek Ramazan gününde tuttuğumuz oruçları, kıldığımız namazları, yaptığımız ibadetleri, taatleri, hayırları, hasenatı, meberrâtı eksikleri de olsa lütfunla, kereminle ahseni makbul ile kabul eyle ya Rabbi.
Bizleri rahmetine mazhar eyle yâ Rabbi. Rızana vasıl eyle yâ Rabbi. Kardeşlerimizin, evlatlarımızın, ecdadımızın, dostlarımızın, hayır ve hasenat sahiplerinin, şu beldeleri Allah Allah diye diye fethetmiş olan Fatih Sultan Mehmet Han’in ve fatihlerin vesair gazilerin, mücahitlerin, cümle evliyâullâhın, bu beldede meftun bulunan Yûşâ Aleyhisselam’ın, sahâbe-i kirâmın, başta Ebu Eyyup el-Ensâri olmak üzere cümlesinin vesair salihlerin, evliyâullâhın ve hassaten kitabını okuduğumuz Gümüşhaneli Ahmet Ziyâüddin Efendi Hocamızın ve kendisinden feyz aldığımız Muhammed Zahid-i Bursevî Hocamızın ruhlarına hediye eyledik hassaten vasıl eyle ya Rabbi. Makamlarını alâ, derecelerini yüksek eyle yâ Rabbi. Şefaatlerine, himmetlerine, teveccühlerine bizleri nâil eyle ya Rabbi.
Bizimde ahirete göçmüş olan cümle geçmişlerimize de ikram eyle ya Rabbi. Cümlesinin kabirlerini şu mübarek günde pürnur eyle. Nurlarını ve sürurlarını ziyade eyle. Makamlarını alâ, derecelerini yüksek eyle. Biz yaşayan mü’min kullarına tevfını refîk eyle.
Şu Ramazan’da, şu güzel sahip olunan hallere, Ramazan’dan sonrada devam ettirmeyi nasip eyle. Sevdiğin, razı olduğun kullar olarak yaşamayı cümlemize nasip eyle.
Tevfîkini bizlere refîk eyle ya Rabbi. Hakkı hak olarak görüp ona uymayı bize nasip eyle yâ Rabbi. Batılı, batıl olarak görüp ondan korunmayı bizlere nasip eyle ya Rabbi. Dinde bizleri alim ve fakih eyle ya Rabbi. Cahil etme yâ Rabbi. Zulümatta bırakma yâ Rabbi. Gaflete düşürme yâ Rabbi. Nefse, şeytana uydurma yâ Rabbi.
Şu okuduğumuz Kur’an-ı Kerîm’in şefaatine erdirsin yâ Rabbi. Kur’an-ı Kerîm’i bize rehber eyle ya Rabbi. Ömrümüzü Kur’ân-ı Kerîm’in ahkâmına uygun, Kur’ân-ı Kerîm’e hizmet ederek geçirmeyi nasip eyle yâ Rabbi. Peygamber Efendimiz’in sünnetini ihyâ etmeyi nasip eyle yâ Rabbi. Herbirimize yüzlerce şehidin sevabını kazanmayı nasip eyle yâ Rabbi.
Dünyanın ve ahiretin; bildiğimiz, bilmediğimiz her türlü hayırlarına bizler senden isteriz bizlere ihsan eyle ya Rabbi. Dünyanın ve ahiretin bildiğimiz, bilmediğimiz her türlü şerlerinden bizleri mahfuz eyle yâ Rabbi.
Yâ Rabbel alemîn beldelerimizi, vesair müslüman diyarlarını, her çeşit felaketlerden, musibetlerden, zelzelelerden, kıtlıklardan, kuraklıklardan, zalimlerin, fasıkların, kafirlerin, müşriklerin, münafıkların galebesinden, düşmanların istilasından mahfuz eyle ya Rabbi. İstilaya uğramış İslâm beldelerini yakın zamanda kurtar yâ Rabbi. Zalimleri kahreyle yâ Rabbi. Bizlere de dinî mubini İslâm’a en güzel tarzda hizmet etmeyi nasip ve müyesser eyle yâ Rabbi. Cümlemize sıhhat, afiyetler ihsan eyle yâ Rabbi. Hastalarımıza acilen şifalar ihsan eyle ya Rabbi. Dertlilerimize devalar ihsan eyle yâ Rabbi. Borçlularımıza maddî-mânevî borçlarını yakın zamanda ödemelerini nasip eyle yâ Rabbi. Nâmurâd olanlarımızı yakın zamanda karîben bermurâd eyle yâ Rabbi.
Bi-hurmeti esrârı sureti’l Fâtiha.
01.04.1990 -
Ramazan, Konusmak, Hesaba
29.04.1984 -
Alimlerle Oturmak, Hz.Ali,
