İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

24.01.1993 - Hac ve Kurban Yasakları

24.01.1993 - Hac ve Kurban Yasakları
Hadisler Deryası

24.01.1993 - Hac ve Kurban Yasakları

11.06.2022
17 dk 56 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İzâ reme'r-raculü cemrete'l-akabeti ve halaka re'sehû fekad halle lehû küllü şey'in ille'n-nisâ'.

Hz. Âişe anamız, mü'minlerin annesi, başımızın tacı, Peygamber Efendimiz' in mübarek zevcesi, alim, fakih, zâhid Âişe validemiz rivayet etmiş ki Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş:

"Hac yapan kişi Akabe cemresini attı mı..."

Şeytan taşlama, [bayramın] birinci günü büyük şeytan taşlamaya "Akabe cemresi" derler. Çünkü yerin adı Akabe'dir.

"Büyük şeytanı taşladı mı, sonra saçını da tıraş etti mi her şey helal olur."

Hacı olduğu için, ihrama girmiş olduğu için yapmaması gereken koku sürünmek vs. vs. gibi yasaklar meşrulaşır, hepsi serbest hâle gelir. Sadece hanımının helal olması olmaz. Hanımın[ın] serbest olması farz tavafı yaptıktan sonradır. Ondan başka her şey serbest olur. Ve ihramını çıkartabilir. Normal elbiseleri giyebilir. Çünkü dikişli elbise giymesinde mahzur kalmaz. Ancak farz tavafı yaptıktan sonra hanımı kendisine serbest olur. Onun için buna "birinci tahallul" derler; helal olmaya ilk adım, ilk helal olma. İkinci asıl helal olma farz tavafını yaptıktan sonradır.

Hz. Âişe validemizle ilgili Tabakâtu's-sûfiyye kitabımızı okurken orada dipnotu okuduk... Mübarek validemiz -çünkü Peygamber Efendimiz' in hanımları Müslümanların anneleridir- bütün sene oruç tutarmış. Öyle âbid, öyle zâhid ki... Kâne tesûmü'd-dehr. "Bütün sene oruç tutarmış." Haram, oruç tutmamak gereken bayram günleri hariç, sair her zaman oruçlu. İbadetinde, taatinde... Çok bilgiliymiş, çok görgülüymüş, çok tecrübeliymiş, hafızası çok kuvvetliymiş, hadis bilgisi iyiymiş, fıkıh bilgisi iyiymiş, tefsir bilgisi çok iyiymiş, tıp bilgisi çok iyiymiş. Mübarek...

Hatta yeğeni sormuş ki:

"Teyzeciğim, senin hadis bilmeni garipsemiyorum, Peygamber Efendimiz' in zevcesisin, elbet bileceksin. Kur'ân-ı Kerîm bilmeni garipsemiyorum, elbet bileceksin. Ama bu tıbbı nereden öğrendin?" demiş.

Tıbbı da doktor gibi bilirmiş mübarek...

Haccın farzlarından birisi ihramdır, birisi vakfedir. Arafat'ta bulunacak. Arafat'ta bulunamazsa hacı olamaz. İhram yapamazsa hacı olamaz. Bunlar [haccın] farzları...

Mikat mahalline girmeden evvel hacı ihrama girecek, ihramlanacak, ihram hâline yani olağanüstü hâle girecek. Olağanüstü hâlin çeşitli şartları var; koku sürünmeyecek, hanımına yanaşmayacak, dikişli elbise giymeyecek vs. vs. Onlardan bir şartı da dikişli elbise giymemek olduğundan [altına] bir peştamal, üstüne bir [örtü]; iki parça örtü ile örtünecek. Dikişli elbise yok.

Neden?

Orası böbürlenme, fiyaka satma yeri değil. Orada Allah'ın huzurunda ibadet edeceksin. Boynun bükük, fukara kıyafeti ile yürü bakalım... Kefen gibi beyazlara sarınmış çık bakalım Allah'ın huzuruna, mahşer gününü hatırla bakalım... Boynunu bir bük; saçın başın dağınık, üstün başın tozlu topraklı; "İşte kapına geldim yâ Rabbi! Ben ettim, sen etme. Ben günah işledim, isyan eyledim; sen ihsan eyle, affet yâ Rabbi!" diye yalvaracak, kendisini acındıracak. "Orası süslenme yeri değildir; tevazu ve mahviyet yeridir." demişler. Onun için dikişli ayakkabı giyemez, üstü kapalı, topuklu, çizmeli mesh vesaire giyemez. Terlik giyecek. Ayağının üstü açık olacak. Dikişli elbise giyemez; bir peştamal, bir üstlük giyecek.

Bu hal mikat hududuna girmeden evvel başlayacak, bu işler bitinceye kadar devam edecek, günlerce o halde duracak.

İşte o hâlin bitmesi... Hacı Arafat'a gitti. Arafat'ta akşama kadar vakfeyi yaptılar. Yola çıktılar, Müzdelife'ye geldiler. Müzdelife'de sabah namazına kadar beklediler. Sabah namazını kıldılar. Orada da dualar ettiler, Müzdelife vakfesini yaptılar. Kurban kesme yeri, mahalli olan Mina'ya geldiler. Mina'da ilk gün en büyük şeytana yedi taş atılacak.

Şehre yakın taraftaki [yere] "büyük şeytan" diyoruz; yani "büyük şeytanın olduğu yer" demek istiyoruz. Araplar oraya cemretü'l-akabe derler. Mevkinin adı Akabe mevkiidir. Akabe, "eşik" demek. Yani "iki dağın arasında bel" demek, "eşik, geçit yeri" demek. Mina vadisi orada bitiyor. Orada biraz yükselirmiş, dağ geçirilirmiş, öbür tarafa öyle gelinirmiş. Araplar şimdi dağ falan tanımamışlar, sokmuşlar büyük iş makinelerini, dağları kaşar peyniri gibi sıra sıra kesmişler. Ondan sonra ne Akabesi kalmış ne eşiği kalmış ne gediği kalmış; dümdüz öbür tarafa doğru düzlemişler. Ama yeri Akabe.

İlk gün gelecek, orada Akabe'de en büyük şeytanı taşlayacak. Sembolik bir hareket; nice hikmetler var... Orada yedi taş atacak. Bismillâhi Allah-u Ekber rağmen li'ş-şeytân ve hizbihî rıden li'r-Rahmân, taşlamasını yapacak, tamam. Gitti orada tıraş da oldu, tamam. Eğer kıran haccı ve temettü haccı yapmışsa gidecek kurbanını kesecek, ondan sonra tıraş olacak.

"Saç, baş, tıraş" diyorlar; sıralama böyle. Önce taş atacak, sonra kurban kesecek, sonra tıraş olacak. Sırası da bize göre vacip. Sırasına uymazsa o zaman cezalı duruma düşer. Bu sıraya dikkat edecek. Taşı atacak, gidecek kurbanı kesecek, tıraş olacak, ihramdan çıkacak. Yani ihramın birinci kısmı, devresi tamam olmuştur.

Eğer sadece hac yapmışsa, ifrad haccı yapmışsa, o zaman şeytanı taşladıktan sonra tıraş olur, -zaten onun için kurban meselesi yok- ondan sonra dikişli elbise giyebilir, koku sürünebilir, taranabilir, donanabilir. Hepsi tamam; yalnız farz tavafını yapıncaya kadar hanımı helal olmaz. Asıl helal olma durumu farz tavaftan sonra. Efendimiz burada onu anlatıyor.

Bu izahattan sonra bir daha okuyalım:

İzâ reme'r-raculü cemrete'l-akabeti. "Kişi Akabe'de cemresini attı mı..."

Cemre, "taş" demek.

"Büyük şeytanı taşlamasını yaptı mı..."

Ve halaka re'sehû. "Saçını da tıraşladı mı..." Halle lehû küllü şey'in. "Her şey ona helal olur."

Yasak olan, hac dolayısıyla yapmaması gereken, memnu olan her şey onun için serbestleşir.

İlle'n-nisâ'. "Kadınlar hariç."

"O hariç hepsi helal olur." diyor.

Bilinsin diye... Hac yapanlar bunları bilemezlerse cezalı duruma düşerler, kurban kesmeleri gerekir. Cezanın büyüklüğüne göre çeşitli cezaları vardır. Bunları güzelce öğrenmek lazım.

Halaka demek, "tıraş etmek" demek.

Arapça' da ha harfi üç tanedir. Ha vardır, halaka'daki gibi, noktasız ha. Noktasız ama göbekli, küplü; aşağısı "küplü" derler. Küp gibi göbeği var. Bir de khı vardır. Ondan sonra iki gözlü he vardır. Heleke dersen, "mahvoldu, helâk oldu" demek. Halaka dersen, "saçını tıraş etti" demek. Khalaka dersen, khı ile hırıltılı söylersen "yarattı" demek.

İnsan bu harfler arasındaki farkı bilmezse bir kelimeyi okuduğu zaman çok yanlışlıklar çıkabilir. Dikkat etmek lazım. Onun için Kur'an öğrenecek insanın da harflerin ne cins olduğunu ne mânaya geldiğini bilmesi gerekiyor.

Halaka, "tıraş etmek" demek. Hallâk, "berber" demek; mesleği, çok tıraş ettiğinden hallâk derler. Khallâk olursa, khı ile olursa, o da "yaratan" demek. Allah-u Teâlâ hazretleri her şeyi yaratıyor. Bunlara dikkat etmek lazım.

Kul eûzü bi-rabbi'l-felak min şerri mâ khalak.

Khalak, khı ile mesela...

Öğrenmek de lazım. Tatlı...

Sonra, bakın Arapça konuşan dünya üzerinde kocaman bir âlem var.

Nereleri var?

Bir kere bütün Afrika'nın -haritanın- yukarısı hep Arapça konuşur. Hepsi Arapça konuşur. Tunus, Cezayir, Fas, Mısır, Libya, Sudan, şurası burası... Aşağı doğru da artık Somali... Şimdi Amerikalıların çıkartma yaptığı Somali, fasih güzel Arapça konuşur. Daha başka nereleri varsa... Çizginin de aşağı tarafına doğru... Afrika'da Arapça ile anlaşırsınız. Irak, Ortadoğu, Suudi Arabistan, daha doğuya doğru İran'ın bazı kısımları ve Müslüman oldukları için Pakistan, Hindistan, Bangladeş’teki [insanlar] hepsi Arapça konuşur.

Arapça öğrendiğiniz zaman dünyanın çok büyük bir zümresinin, büyük bir kalabalığın bildiği bir lisanı öğrenmiş olursusunuz.

İzâ remeyte bi'l-mi'râdi's-sayde fe-haraka fe-külhü ve in esâbehû bi-ardıhî fe-lâ te'külhü fe-innehû vakîzun.

Bu avlanmakla ilgili bir hadis-i şerif. Zamanımızda önemi, şartları değişti. Çünkü şimdi ok kullanılmıyor.

Burada Peygamber Efendimiz diyor ki:

"Ava ok attığın zaman avı parçalarsa, hayvanın bir yerini yırtarsa, kanarsa, saplanırsa..."

Fe-külhü. "O zaman ye."

Yatırıp da koyun gibi kesemedi hayvanı ama o av oku ile vurmak ve yarasından kanın akması, kesmesi, onu parçalaması, o kurban yerine geçer. Rabbü'l-âlemin avcılığın İslâm'da hükmünü böyle vermiş, böyle bir duruma müsaade etmiş. Ok isabet edip derisini parçalar kan akarsa av yenilebilir.

Ama ok döndü, 'tak' diye çarptı, hayvan 'küt' diye düştü; hiçbir yerinde bir şey yok. Öldü ama bu yenmez. Öldü ama bir yerinden kanı akmadı. Bu mevkûzedir. Vakîz, "mevkûze" demek. Yani darbe ile ölmüş leş gibi sayılır, o yenilmez. Murdar olmuş oluyor. Kesilerek olmadığı için "murdar" diyelim, o durumda oluyor.

Mesela seyahat acenteleri biletlerinde, ikram ettikleri yemekler [için] yazıyorlar;

"Bu -içindeki et- domuz eti değildir."

Yetmez ki... Kâfi değil. Müslüman domuz eti yemez, doğru. İçindeki şeyin domuz eti olmaması lazım. Ama sığır eti, koyun eti bile olsa hayvanın kesilmesi lazım, etin öyle olması lazım.

Kesilmeden hayvanın kafasına bir tokmak vurdular, sersemledi, 'küt' gitti, soydular etini yemek pişirdiler.

Yenir mi? Yenmez, murdar olur.

Yenmesi için kanın akması lazım. Dinimizin hükmü böyle.

Bizim arkadaşlardan birisi Amerika'ya gittiği zaman ikram etmişler, bu izahatı verince adamların gözleri açılmış;

"Yahu hakikaten böyle mi?"

"Evet, böyle; İslâm'ın hükmü bu."

"Allah Allah..." şaşırmışlar. Demişler ki:

"Yahu biz şimdi bilimsel araştırmalarda yeni anladık, hayvanın kesilmeyip kanı içinde kaldı mı kan bozuluyor, et murdarlaşıyor, pis oluyor. Bilimsel bakımdan biz bunu düşünmeye başladık. Hayvana bir tokmak vuruyoruz, ondan sonra kesiyoruz, kasapta satıyoruz ama murdar oluyor." diye şimdi şimdi, yeni yeni ilmî araştırmalarla ayıkmaya başlamışlar.

1400 yıl önceden dinimiz "kesilecek" diyor. Kesilmeden öldü mü aynı hayvan; ok saplanır kanı akarsa helal, ok ters dönüp 'küt' vurup da öldürürse haram. Allah'ın hükmü. Allah'ın hükmüne [uyacağız]. Ama;

İnna'llâhe lâ ye'muru bi'l-fahşâ'. "Allah kötü şeyi emretmez."

Emrettiği her şeyde bir güzellik vardır. Yasakladığı her şeyde de incelenirse bir çirkinlik vardır.

Domuz etinde çeşitli hastalıklar var. Ben Almanya'ya gittiğim zaman arkadaş; "Hocam, televizyonda doktorun birisi domuz etinin fenalıkları üzerine, domuz eti aleyhine burada bir haftadır program yapıyor." dedi. Almanya'da, Hristiyan ülkesinde...

Bizim dinimiz yasaklamış. Hiç mikroskopluk araştırmalar vesaire yokken "yasak" demiş, "Hayvan kesilip de kanı akıtılmazsa olmaz." demiş, işi bitirmiş.

Emrinde hikmet var, yasaklamasında hikmet var.

İçkiyi yasaklamış; şimdi trafik polisi de yasaklıyor. "Sakın ha! Araba kullanırken içmeyin!" diyor.

Adam içiyor. Polis görmez diye içiyor.

Ne oluyor?

Boğaz köprüsünden aşağı uçuyor, ne olacak... Ya da direğe çarpıyor ya da arabası parça parça oluyor, karısı ile çoluk çocuğu ile hadi bakalım...

Allah bir şeyi yasaklamışsa güzeldir, sebebi vardır. Bir şeyi emretmişse faydası vardır. Bunu böyle bileceğiz.

"Allah bir şeyi emretmiş ama dur ben inceleyeyim, mantığıma uyarsa kabul ederim, uymazsa kabul etmem."

Böyle şeyi de Allah sevmez.

Müslüman olmak ne demek?

"Allah'a teslim olmak" demek. Ben sana teslim oldum yâ Rabbi! Ne dersen baş üstüne yâ Rabbi! Emrin fermanın başım gözüm üstüne yâ Rabbi!" demek.

Esleme ne demek? Esleme fiili, "insanın kendisini Allah'a teslim etmesi" demek.

Eslemtü. "Ben İslâm oldum." ne demek?

"Ben sana kendimi teslim ettim yâ Rabbi! Sana teslim oldum. Ne buyurursan tamam, bekliyorum, ne dersen öyle yapacağım. İster kes ister as ister sat ister tut ister sev, ne yaparsan yap..."

"Tabii sevmeni istiyoruz yâ Rabbi!" deriz de...

Teslim olmak... Biz Allah'ın emrine teslim olmuşuz, buyruğu başımızın tacıdır, yasaklarından kaçınırız. Helallerini yaparız, haramlarını yapmayız.

Peki niye Allah bazı şeyleri haram etmiş?

Ve yuharrimu aleyhimü'l-habâis. Allah habis şeyleri yasaklamıştır.

İçkiyi yasaklamıştır; çünkü içki içti mi adam mayhoşlaşıyor. Direğe sarılıyor, duvarla konuşuyor, yalpalıyor, otomobilin altına gidiyor, midesi bulanıyor, kusuyor, çamurlara düşüyor, üstü başı perişan oluyor, rezil oluyor. Ölebilir, çatlayabilir... Karaciğeri siroz oluyor. Allah ondan yasaklamış. Her şeyin hikmeti var.

İzâ remeyte sehmeke ve ğâbe selâsete eyyâmin ve edrektehû fe-kül mâ lâm yüntin.

Ebî Sa'lebe'den rivayet edilmiş.

Okunu attığın zaman hayvanı çalıların arasında aradın bulamadın... Bazen öyle oluyormuş. Ben hiç avlanmadım ama... Bazen insan avladığı hayvanı, oraya buraya düşüyor, bulamıyor. Vurdu ama bulamadı. Onun için köpek tutuyorlar ya; gidiyor, kokluyor, ağzıyla alıp getiriyor. O da câiz. İslâm'da köpek kullanmak da câiz. Onu salarken bismillâhi Allah-u Ekber diyecek. O da yemeyip ağzıyla tutup getirirse, taşıyıcılık yaparsa olur. Parçalarsa olmaz.

O gün bulamadın, daha sonra buldun; ne olacak?

Üç gün içinde bulduğun zaman, kokmamışsa av yenir. Hava soğuktur, kar vardır, kış vardır, kokmamıştır; yenir. Kokmuşsa yenmez. Kokmuş [et de] murdar oluyor. Tabii doktorlar "Tamam, iyi oldu." diyorlar. Çünkü et kokmuş, mikroplanmış artık...

En iyisi Rabbimiz bizi hiç hatalara, günahlara bulaşmadan, edebiyle, ahlâkıyla, hâlis, muhlis, temiz, pak, dürüst insan olarak yaşatsın. Rabbimiz yüzümüzü iki cihanda ak eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA