İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

22.08.1993 - Belalara Sabır, Arife Günü Arafat, Hac

22.08.1993 - Belalara Sabır, Arife Günü Arafat, Hac
Hadisler Deryası

22.08.1993 - Belalara Sabır, Arife Günü Arafat, Hac

04.06.2025
15 dk 47 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İzâ kâne li'l-abdi 'ındellâhi derecetün lem ye iyyâhâ ibtilâhü fi'd-dünyâ sümme sabberahû 'ala'l-belâi li-yünîlehû tilke'd-deracete.

İbn Şâhin, Zeyd b. Cariye'den, o babasından, o da dedesinden rivayet etmiş bu hadis-i şerifi. Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifinde buyuruyor ki;

İzâ kâne li'l-abdi 'ındellâhi dereceh. "Kulun Allah katında, Allah yanında." Lem yenelhu iyyâhâ. "Henüz ona vermediği bir derece varsa..." 'Şu kulumu şu dereceye çıkartayım.' diyor ama henüz o dereceyi vermemiş, çıkartacağı bir derecesi varsa… " Allah'ın çıkartmak istediği, o kulu yükseltmek istediği bir derece murat etmişse Allah. " İbtilâhü fi'd-dünyâ. "Bu kuluna bir müptelalık verir, bir musibet, bir sıkıntı, bir bela, bir hastalık…" Sümme sabberahû. "Sonra bu verdiği belaya, iptilaya, musibete sabır nasip eder o kula." Sümme sabberahû 'ala'l-belâi li-yünîlehû tilke'd-deracete. "Bu dereceye çıksın." diye.

Demek ki sevgili kullarının derece kazanması için kula bela gelebilir. Onun için Allah'ın mukadderatına karşı insan metin, sabırlı, edepli olmalı, edebe mugayir isyan, itiraz ve bağırıp çağırma, feryâd-ü figan yapmamalı. "Allah'ın takdiri böyleymiş." diyecek, kader-i ilâhîye sabredecek, eğer hoşuna gitmeyen bir şeyse… Hoşa giden bir şeyse tabii insan teşekkür ediyor, şükrediyor, hamd ediyor, yüzü gülüyor. Ama üzücü bir şey olduğu zaman kaşları çatılıyor, ağzı açılıyor, gözü yumuluyor, feryatlar, figanlar, itirazlar, şikayetler, yanmalar, yakılmalar, dertlenmeler; sevapları götürüyor. Sevap kalmıyor o zaman. Sabredecek, yutacak, tahammül edecek ki sevabı kazansın, o dereceye çıksın.

İzâ kâne yevmü'l-cumu'ati nâdeti't-tayru et-tayra ve'l-vuhûşu el-vuhûşa ve's-sibâ'u es-sibâ'a selâmün 'aleyküm hâzâ yevmü'l-cumu'ati.

Deylemî Hz. Ali Efendimiz' den rivayet etmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

"Cuma günü oldu mu, kuşlar kuşlara, vahşi hayvanlar vahşi hayvanlara, kurtlar, çakallar, öteki kurtlara, çakallara 'selamün aleyküm, size selam olsun." Hâzâ yevmü'l-cumu'a. "Bu cuma günüdür' der."

Yani cuma gününün kıymetini kurtlar, kuşlar biliyor.

İzâ kâne recülâni fi'l-meclisi yedehaddesâni fi'l-fıkhi fe-lâ yeclis ileyhimâ sâlisun hattâ yeste'zinehümâ.

Ömer radıyallahu anh'ten, Diyor ki Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifte:

"Bir toplantıda, bir yerde iki adam bir ince, fıkhî bir mesele üzerinde konuşuyorlarken üçüncü şahıs onların izni olmadan yanına sokulmasın."

Bu edebe ait, bir âdâb-ı muaşerete ait bir tavsiye. İki kişi konuşuyorlar. Şimdi biz bir şey yapacağız, bakıyorum etrafımızda bir kalabalık;

"Buyurun, bir ihtiyaç mı, bir işiniz mi var?"

"Yok."

E niye geldin?

Yani biz ikimiz, bir iş yapacağız yani, ne dolduruyorsunuz ortalığı? Bakıyorsun bir yere, hop birçok kimse dolmuş oturmuş;

"Buyur, hayrola, bir şey mi var?"

"Hiç."

Niye geldin oturdun? Ya mahrem konuşacaksa buradaki iki kişi?

Yani işi olmayan ötekinin işine karışmasın. Ötekilerden izin alsın. Fıkıh meselesi bile olsa demek ki, dinî mesele bile olsa, "Müsaade eder misin, ben de gelip dinleyebilir miyim?" desin. Çünkü belki mahrem bir şey konuşur, ailevî bir şey konuşacaktır, mahremdir, sana duyurmak istemeyebilir. İzin alacak.

İslâm'da çok güzel kaideler var. Kapalı bir kapıdan içeri girmek için kapı çalınır, izin istenir. Hem de kapının karşısında böyle durulmaz ya arka dönük durulur ya yan durulur.

Neden?

Doğrudan doğruya kapı açıldığı zaman içerisini görmeyeyim diye. Çünkü belki açan kimse kocası geldi sanır başörtüsüz çıkar. Yapmaması lazım ama veya başka bir şey olur. Ya yan dönecek ya arkası dönecek kapıyı çaldıktan sonra. Kapıyı çalacak, öyle girecek. İki kişinin yanına sokulurken, "Müsaade eder misiniz, konuşmalarınıza ben de katılabilir miyim?" diyecek, izin alacak. Bunlar güzel şey.

"İki kimse konuşurken." diyor başka bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz, "konuşurken etrafa bakınıp da konuşuyorlarsa, yani şöyle iki tarafa bir bakınıyor öyle konuşuyorsa; bu dinleyen kimse bunun sır olduğunu bilsin, başka kimseye açmasın." Çünkü iki tarafa bakınıyor "kimse var mı?" diye, öyle söylüyor. Demek ki sır, bunu başkasına açamaz. İslâm böyle, incelikleri var.

Ve sonuncu hadis-i şerif:

İzâ kâne yevmü 'arafete ğaferallâhu li'l-hâcci'l-hâlisı fe-izâ kâne leylet müzdelifete ğaferallâhu li't-tüccâri fe-izâ kâne yevm ğaferallâhu li'c-cemmâline fe-izâ kâne yevmü remyi cemrati'l-'akabete ğaferallâhu li's-sü'âli fe-lâ halkun yahduru zâlike'l-mevkıfe illâ ğaferallâhu le-hû.

Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ten bu hadis-i şerif. Çok müjdeli bir hadis-i şerif ama hadis alimleri biraz sıhhatli bulmadıkları için aşağıya şerhler düşmüşler. İbnü'l-Cevzî biraz serttir, o "mevzu hadis" demiş. Bazıları da "münker hadis" demişler. İbn Asâkir'de, İbn Hibbân'da, Deylemî'de, vesairede, Dârekutnî'de olan bir hadis-i şerif.

Ama bizim hocamız kitabına bunu aldığına göre, başka yerlerden deliller de olduğu için bunun doğru olmasına kani olduğundan yazar, Gümüşhaneli Hocamız; yani, o aşağıdaki sözleri söylüyor ama ben hadis alimi olarak bunun mânasının doğru olduğuna kâniyim mânasına gelir, o bunu buraya yazdığına göre. Gümüşhaneli Hocamız demek ki uygun görüyor.

Okuyalım bu hadis-i şerifi.

İzâ kâne yevmü 'arafe. "Arefe günü olduğu zaman." Hicaz'da, hacılarla ilgili bu konu.

Hacılar Arefe günü ne yaparlar? Arafat'a çıkarlar.

"Arefe günü olduğu zaman da." Ğaferallâhu li'l-hâcci'l-hâlis. "Allah halis niyetli hacıyı mağfiret eder Arafat'ta." Fe-izâ kâne leyletü müzdelife. "Müzdelife gecesi olunca..." Yani Arefe gününün akşamı, Arafat'tan yola çıkılıyor, Müzdelife'ye geliniyor. "Müzdelife gecesi olduğu zaman." Ğaferallâhu li't-tüccâr. "Ticaret maksadıyla oralara gelenleri de Allah mağfiret eder."

Aslında hacıların bir kısmı hacıdır, bir kısımları seyyahtır, yani turisttir, bir kısımları tüccarlardır, bir kısmı işte böyle niyeti neyse ona göredir. Ama Müzdelife gecesi olduğu zaman ticaret amaçlı hac yapmış olanları bile affeder Allah. Mal götürmüştür, bir şey satmıştır, oradan da bir şey alacaktır, işi bedavaya getirecektir. Halis hacı değil, başka şeyi, karışık hesapları var. Onu bile affeder Müzdelife gecesinde.

Fe-izâ kâne yevmü münâ. "Mina gecesi olduğu zaman, yani ertesi gece olduğu zaman." Ğaferallâhu li'c-cemmâlin. "Allah devecileri de affeder."

Deveci ne arıyor orada?

Hacı devesini kiralamış, binmiş, hacca gelmiş, o da onun yanında tıpış tıpış yürüyor, hac bittiği zaman devesini alıp gidecek. Kirada hayvanı. O deveciyi bile affeder.

Neden? Orada bulunuyor diye, güzel yerde bulunuyor diye onu da affeder.

Fe izâ kâne yevmü remyi cemreti'l-'akabe. "Akabe cemresini atma yani büyük şeytanı taşlama günü, bayramın birinci günü olduğu zaman." Ğaferallâhu li's-su'âl. "Allah dilencileri bile affeder." Yani, kimisi de oraya dilenmeye geliyor.

Hacılar sadaka veriyorlar, para veriyorlar diye dünyanın her yerinin sakatları orada koleksiyon halinde karşınızda. Kafadan bacaklılar, elden ayaklılar, bacağı şuradan dönmüş, şuradan çıkmış... Hilkat garibesi bütün insanları galiba birtakım şebekeler topluyorlar, hacının güzergahına böyle sıra sıra diziliyor. Sanki insan bir müzede geziyormuş gibi;

Allah Allah bu acayip mahluk ne? İnsan galiba.

Bu hangisi? Bu bilmem ne, bilmem ne!

Tabi insanın merhameti coşuyor, üç riyal buna, beş riyal ona. O paralar keşke onlara gitse de bir işe yarasa. Sanıyorum onları akşam, kim bilir hangi şebekenin reisleri topluyor, şey yapıyor [yiyor.]

Muhterem kardeşlerim! Çok zulümler oluyor. Etrafta, dünyada çok zulümler oluyor. Mazlumlara, mağdurlara yardımcı olalım. Herkesi adalete davet edelim. Toplum kuvvetli olursa, böyle herifler, böyle nahoş şeyleri yapmaya fırsat da bulamazlar. Toplumun kuvvetli olması lazım. Yüreğim yandı da fırsatı bulmuşken onu da size açmak istedim.

Demek ki, "Büyük şeytanı taşlama günü, Cemre-i Akabe'de, dilencileri de affeder Allah." diyor. Oradan açtık sözü hani, her çeşit dilenciyi getiriyorlar, önümüze yığıyorlar.

Muhterem kardeşlerim! Tabii gelen insana sadaka verir de insan, asıl fakirleri kendimiz arayıp bulmalıyız. Gerçek fakirleri. Fakirleri sevmek İslâm'ın, Peygamber Efendimiz' in âdeti olarak töresidir. Fakirleri seveceğiz. Fakir mahallelerden dostlar edinelim. Arada fakir mahallelerine gidelim. Bazı cumartesi, pazarlar da fakir mahallelere gidelim. Emirgan'a çay içmeye, Beykoz'a keyif yapmaya değil de arada bir de fakir mahallelere gidelim. Fakirle beraber ağlayalım. Biraz da onların ıstıraplarını görelim. Hakiki fakirleri tespit edelim, yardım edelim.

Geçen sene bir şey anlattılar, ben yurtdışındaydım, yüreğim parçalandı. Bir yaşlı kadıncağızmış. Evi yokmuş veya İstanbul surlarından birisinin deliğinde barınıyorlarmış. Bir oğlu varmış, o da akıl özürlüsüymüş. Kış gününde bunları o sur, kale kovuğunda bizim arkadaşlar bulmuşlar. On beş gündür yemek yememişler. Çocuk akıl özürlüsü, kadın ihtiyar, bir deri bir kemik kalmış. Müslüman kadın, ihvanımızdan.

On beş gün aç kalmışlar yahu! Ne biçim dünyadayız?

Yani o mahallede hiçbir insan görmüyor mu şu karşı tarafta iki kişi yatıyor diye. Veyahut bizim aramızdaki ihvanlık, kardeşlik nasıl bir ihvanlık, kardeşlik ki birbirimizden niye haberimiz olmuyor?

Bu işleri güzel yapmak lazım. Bu noktaya, bu kerteye getirmemek lazım. Önceden bu hayırları yapmamız lazım. Yiyoruz, içiyoruz, karnımız tok, sıhhatimiz yerinde ama yazık işte, Allah'ın bir mağdur kulu, ihtiyar bir ağzı dualı kadıncağızdı, yanında da özürlü bir evlâdı vardı.

Niye buna sahip çıkmamış toplum? Biz daha yakını sayılırız. Niye biz sahip çıkmamışız?

Bilememişiz.

Ben beynimden vurulmuşa döndüm. Yani, içim hâlâ acıyor. Tabii birkaç gün bakmışlar, hastaneye götürmüşler. Aç insana birden yemek versen de olmuyor. Koluna serum takmışlar, bilmem ne filan. Birkaç gün sonra da dünyasını değiştirmiş, ölmüş.

Öbür tarafta bidonlarla lüks lokantaların önünde lüks yemekler atılıyor. Adam çayın, çay bardağının üçte ikisini içiyor, üçte birini bırakıyor. Nezaketmiş, kibarlıkmış. Ben kurutma olsa içini bile kurulayacak kadar içiyorum. Sonuna kadar.

Neden? Damlasını bile ziyan etmem. Tabağı sonuna kadar sıyırıyorum, yağı bile kalmasın.

Neden? İsraf, israf haram. Benim bulduğum bu şeyi, bulamayan nice insan var.

Çok daha gayretli olmalıyız. Arayıp bulmalıyız. Fakiri arayıp bulmalıyız.

Demek ki, dilencileri bile affeder Allah. Tabii iyi niyetle gelmemişti onlar. Halkın merhametini istismar için gelmişlerdi orada; dilendiler, para toplayıp gidecekler.

Bir tanesini bizim arkadaş yakalamış Mekke'de. Koluna sargıyı sarmış, kanları üstüne çıkmış. "Allah rızası için bir şeyler..." filan, dileniyor orada. Telaffuzundan Türk olduğunu anlamış. Kolu da kanlı.

"Ne var kolunda?" demiş.

İşte bilmem ıvır zıvır ne dediyse.

"Aç bakalım." demiş.

Zorla üstüne çullanmış, açtırmış. Ciğer sarmış oraya, hiçbir şey yok. Turp gibi herif. Polis de gelmiş tabii onların o mücadelesinde. Almış götürmüş. Topladığı paralar da müsadere edilmiş. Allah'ın mübarek diyarında, Allah'ın rızasına uygun olmayan iş yapmak hayır getirmez insana. Onun misali bu. Çok misaller var anlatabileceğim.

Fe-lâ halka yahduru zâlike'l-mevkıfu illâ ğaferallâhu lehû. "Bu hacca iştirak eden insanlardan hiçbir Allah'ın mahluku, kulu kalmaz ki Allah onu mağfiret etmesin."

Bunu başka hadis-i şeriflerden de biliyoruz. Bu hadis-i şerif kusurlu olabilir rivayet bakımından. Öteki alimlerin dediğini doğru kabul etsek. Ama Gümüşhaneli Hocamız kitabına aldığına göre, demek ki doğru olduğu kanaatinde. Ama başka hadis-i şeriflerden biliyoruz ki, hacının günahları mağfiret olur. Annesinden doğmuş gibi döner evine. Hatta, "Acaba Allah beni affetti mi?" diye düşünürse, ilk günahı o zaman kazanmış olur. Tereddüt bile etmeyecek, Allah günahları affetti diye.

Ama nedir şartı?

Helal para ile hacca gitmek. Onun için takva ehli bazı insanlar hacca gidecekleri zaman, arkadaştan giderlermiş borç para alırlarmış. Borca ihtiyacı yok.

"Ver bana…"

"Arkadaş, bana borç ver." Tamam, o parayı alırmış. Çünkü borç para helaldir. O para ile hacca giderlermiş. O da bir kurnazlık tabii. Kendi parasında bir kusur varsa, haccına zararı olmasın diye.

Allah bizi tertemiz, helal paralar kazananlardan eylesin. Sevdiği, razı olduğu ibadetleri yapanlardan eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak gidenlerden eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA