İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

28.03.1982 - Sabır, Marifetin Ölçüleri, Rızkın Gecikmesi, Allahı Unutmak, Allahı Sevmek

28.03.1982 - Sabır, Marifetin Ölçüleri, Rızkın Gecikmesi, Allahı Unutmak, Allahı Sevmek
Hadisler Deryası

28.03.1982 - Sabır, Marifetin Ölçüleri, Rızkın Gecikmesi, Allahı Unutmak, Allahı Sevmek

15.05.2026
19 dk 45 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Kâlallâhü azze ve celle alâmetü ma'rifetî fî kulûbî ibâdî hüsnü mevkıi kadrî en lâ üştekâ ve en lâ üstübtie ve lâ üstübfiye.

Sadaka Resulullah.

Kâlallâhü azze ve celle alâmetü ma'rifetî fî kulûbî ibâdî. "Allah-u Teâlâ hazretleri buyurdu ki; benim kullarımın kalplerinde benim marifetimin, mârifetullahın olduğunun alameti…"

O kulun kalbinde benim marifetim var mı, o kul irfana ermiş mi ermemiş mi, mârifetullaha sahip mi değil mi; bunun alameti nedir?

Hüsnü mevkıi kadrî. "Bunun alameti, kadr-ü kıymetimin onun yanındaki mevkii güzel derecesidir."

Eğer benim kadr-ü kıymetim onun indinde yüksek derecede ise bana itibarı çoksa o zaman marifeti çok demektir.

Bu da nasıl tezahür edecek?

"Allah-u Teâlâ hazretlerinin kadri, mevkii; bizim gönlümüzde her şeyden yüksektir." diye herkes söyler. İlkokul çocuklarına da soruyoruz. Bir çocuk konuşmasını öğrenmişse ana-babası -Allah razı olsun- öyle öğretmişler:

"En çok kimi seversin?"

"Allah'ı severim!" diyor, küçük çocuklar da söylüyor. Onun için herkes diyecek ki:

"Ben Allah-u Teâlâ hazretlerinin kadrini her şeyden üstün tutarım, benim gönlümde onun mevkii her şeyden yüksek!.."

Ama alametini söyleyecek! Bakalım; o alametler varsa sen sözünde doğrusun, hakikaten öyledir. Eğer o alametler yoksa o zaman senin iddian bir kuruntu –hüsn-ü kuruntu derler– sen öyle kuruyorsun, sanıyorsun ama aslında öyle değil!

Alametleri neymiş?

En lâ üştekâ. "O kulumun benden şikâyet etmemesi, benim şikâyet edilmemem!"

Eğer bir kulun gönlünde Allah'ın marifeti varsa, mârifetullah varsa, arif bir kulsa, o irfana sahip olmuşsa Allah'tan şikâyet etmez. Alameti odur. Bir musibet geldiği, bir imtihan geldiği zaman, malında, canında, evlâd-ü iyâlinde bir derde uğradığı zaman feryat etmez. Sıkıntısını kimseye söylemez. Derdini kimseye açmaz. Allah'ı kimseye şikâyet etmez. "Başıma şunlar geldi, şöyle oldu, böyle oldu, mahvoldum, evim yıkıldı, artık hayatın tadı kalmadı, tuzu kalmadı…" Hayrola ne oluyorsun sen!

Bunları Allah-u Teâlâ hazretleri takdir etmedi mi, kimi kime şikâyet ediyorsun?!..

Memnun değilsin, unuttun eski nimetleri, lezzetleri, ikramları; şimdi başına bir hadise geldi, ediyorsun feryadı. Unuttu! Demek ki marifeti yok. Allah-u Teâlâ hazretlerine kalbinde marifeti olsa o şerefle şereflenmiş olsa şikâyet etmez. Şikâyet ediyorsa yok demektir. Demek ki şikâyet etmemek için de sabır lazım:

İnnallâhe mea's-sâbirîn. "Allah sabredenlerle beraberdir."

Allah cümlemize musibetlere, gamlara, kederlere karşı metin olmak, sabretmek, kimden geldiğini düşünüp sağlam durmak nasip eylesin. Sağlam durmadı mı olmuyor, sağlam duracak.

İkincisi: Ve en lâ üstübtia.

"Allah'ın nimeti gecikti, bana gelmedi. İşte sıkıntı çekiyorum, aç kaldım, açık kaldım, borcumu ödeyemedim. Tam en dar zamanımda hâlâ Allah'ın bir yardımı olmadı, dua ediyorum, Allah'ın nimeti, lütfu geri kaldı…" filan gibi kanaat içinde olmaz! "Allah'ın yardımı nerede kaldı, ben dua ediyorum, bir türlü iş düzelmedi…" gibi kanaat içinde olmaz!

Arif ise; "Her şeyin bir zamanı var!" der, tevekkül ile bekler. Ne şikâyet eder ne de "Geç kaldı…" filan diye dırlanıp sızlanır.

Üçüncüsü:

Ve en lâ üstühfiye. "Ve ben ondan gizlenmem, beni unutmaz, beni hatırından çıkarmaz, ben ondan gizli bir duruma, hafi duruma düşmem! Daima gözünün önünde, daima aşikâr, daima beni görür tarzda olur."

[Ahmed Ziyâüddin] Hocamız bazı izahlarda bulunmuş, bunlar da mühim olduğu için onları da anlatacağım:

Li-mahabbetillâhi teâlâ alâmâtün. "Allah'ı sevmenin alametleri vardır."

Bu sözler nereden? Hadis bitti, hadisin metnini söyledik. Şu [söylediğim] sözler izahat. Kimin izahatı?

Seneler senesi insanları irşat etmiş; yüzlerce halife yetiştirmiş, mürşit yetiştirmiş, etrafa göndermiş; milyonun üstünde müridi olan, padişahların kendisine hürmet ettiği, emrine vapur tahsis edip de "Efendim, bununla müritlerinizi alırsınız, hacca gidersiniz, buyurun…" diye izzet-ü ikram ettiği [kişi].

Onun, tecrübeli bir insanın hayat tecrübesine dayanan; yolu gitmiş gelmiş bir kılavuzun, yolun inceliklerini bilen bir insanın sözlerini, izahını söyleyeceğim. O gözle, o kulakla takip ederseniz faydalı olur.

"Allah'ın muhabbetinin, muhabbetullahın alametleri vardır." Allah'ın muhabbeti ne demek?

Kul bazen; "Ben Allah'ı seviyorum. "diyor, çocuk da öyle diyordu ya:

"En çok kimi seversin?"

"Allah'ı severim."

"Sonra kimi seversin?"

"Peygamberimi severim."

"Sonra kimi seversin?"

"Anamı-babamı severim."

Herkes; "Allah'ı severim" diyor ama hadis-i şerifte olduğu gibi bakalım o kimsenin "Allah'ı severim." demesi doğru mu, değil mi?

[Ahmed Ziyâüddin] Üstadımız, alametlerini zikrediyor: "Muhabbetullahın, bir kimsenin, 'Ben Allah'ı seviyorum.' dediği zaman sevgisinin doğru olup olmadığının alametleri vardır."

Onlar nedir?

Takdîmu emrihî alâ heven nefsî. "Allah'ın emrini hevâ-ı nefsine tercih etmesidir."

Eğer Allah-u Teâlâ hazretlerinin emrini kendi hevâ-ı nefsine tercih edebiliyorsan işte bu muhabbetin alametidir. Bunu, seven insan yapar, başkası yapamaz. Eğer Allah'ını seviyorsan o zaman hevâ-ı nefsini terk edersin!

Tam oturduk. Biraz da yorgunum, ayağımda da hafif ağrımsı gibi bir şey var, ezan okundu…

Ezan okunması Ne demek?

Hayye ale's-salâh. "Haydin namaza gelin!" Hayye ale'l-felâh. "Haydin kurtuluşa, felaha gelin!" diye Hak'tan davet var. Çok da yoruldum, şimdi şuraya oturdum, tam ayağımı da uzattım, karşıma da televizyonu açtım…

Tam televizyonda da çok meraklı dizi var. En heyecanlı yeri! Camiye giderse dizi kalacak, merakı tatmin olmayacak… Acep ne yapmalı?

Allah'ı seven bir insan televizyonun karşısında zaten biraz zor durur ya! Allah cümleyi kurtarsın. Camiye gidebiliyorsa işte bir imtihan çıktı bak! Sıkıştırıyor. Allah imtihan ediyor:

İşte ezan, işte program, işte film! Çok da komik, çok da kahkahayla gülünüyor ama işte eğlence, işte ibadet! Seçebiliyorsan, Allah'ı seven bir kul olduğunun alameti çıktı.

Başka alametler nelermiş?

Ve riâyeti hudûdu şer'i. " İslâm dininin ahkâmına, yasaklarına hudud-u şer'ine riayet. Hududu tecavüz etmemek. Çizgiyi aşmamak ahkâmı ilâhîye uymak!"

Yapabiliyor musun?

"Hocam, ne yalan söyleyeyim tam yapmak mümkün olmuyor. Çünkü tüccarım; bankayla işim var, kredili satışım var, bonom var vs. Sonra şu oluyor, bu kalıyor…"

Burada diyor ki; Riayet-i hudûdu şer'i.

Şer'-i şerifin ahkâmına riayet ediyorsa seviyor, demektir; etmiyorsa parayı daha çok seviyor, ticareti, kazancı daha çok seviyor, demektir.

Para da sevilir çünkü her sevilen onunla alınır ama Allah'ın rızası parayla alınmaz. Yine alınabilir belki ama helal parayla alınır. Haram parayla mümkün değil!

Bir şeyler alırsın ama o haram paranın alınışındaki bereketsizlik dolayısıyla haydan geldiği için muhakkak huya gider, hayra gitmez. İnsan oradan bir hayır görmez. Allah'ın rızası parayla alınmaz başka şeyle alınır; itaatle alınır. Onun için burada demiş ki:

"Şer'-i şerifin ahkâmına uyabiliyor musun?"

"Hocam, bu devirde çok zor…"

Uğraş! Hangi şey kolay ki? Ticarette para kazanmak kolay mı, herkes o kadar ticarete atılıyor da herkes bir güzel kazanç sahibi olamıyor. Uğraş!

Ve't-takvâ. Ölçüleri saymaya devam ediyor.

Takva: "Günahtan kaçınmak!"

Verâ: "Şüphelilerden kaçınmak!"

Bir insan takva ehli ise günahlara, haramlara meyletmez. Bunlar makbul kimselerdir. Bir de bunun ötesinde daha titiz insanlar vardır ki şüphelinin yanına yanaşmaz. Acaba haram mı, diye korkusundan helallerinde bile bazısını terk eder; ona da verâ derler.

Hadis-i şerifte geçmişti ki; "Verâ sahibi bir insanın iki rekât namazı ötekisinin kıldığı bin rekâta bedeldir!"

Öyle olunca ecri de öyle oluyor. Eğer senin takvan ve verân varsa, Allah rızası için yüreğin titriyor da harama düşmekten sakınıyor, şüpheliden kaçınıyorsan demek ki seviyorsun ki öyle bir titizlenmen var. Sevgi alametlerinden birisi de bu! Sonra:

Ve't-teşevvuku ilâ likâihî. "Allah'a kavuşmaya karşı aşk, muhabbet."

Bu kavuşmak nasıl olacak? İki şekilde: Bir, bu dünyada; iki, öbür dünyada!

"İnsan bu dünyada da Allah'a kavuşur mu?"

Zaten bu dünyada kör olan ahirette hiç görmeyecekmiş! Sen ahirete bırakırsan zaten yandın; bu dünyada bulacaksın, uğraşıp didineceksin, bulacaksın! Var, bulan buluyor; ara, sen de bul! Başkası arayıp buluyor.

"Benim çok işim var…"

Bundan daha mühim işleri varsa mühim işlerini bitirirsin, sonra vaktin kalırsa o zaman yaparsın.

Ve huluvvu an kerâhiyeti'l-mevt. "Allah'a şevk duyan insanın ikinci vasfı muhabbettir."

Muhabbet duyacak, şevk duyacak. Eğer sevgisi varsa Allah'a karşı muhabbeti varsa insan ölümden korkmaktan da sıyrılacak!

Neden? Ölünce perde kalkacak!

Irci'î ilâ rabbiki razıyaten merdiyye. "Razı ve merzî bir kul olarak Allah'a kavuşmak mümkün olacak!"

Ve ileyhi turceûn. "Herkes O'na dönecek!"

Dönüşün zamanı ne?

Ölüm ile başlıyor. Onun için Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin ölümle ilgili bir şiiri var, Onu ezberlemek lazım. O, ölüm için 'düğün gecesi' diyor:

"Sakın ben öldüğüm zaman, feryâd-u figan etmeyin, üzülmeyin, yas etmeyin; çünkü matem zamanı değil, sevinç zamanı!

"Benim tabutum evimizden kalkıp öbür tarafa giderken sakın 'Elveda, elveda!..' demeyin çünkü kavuşmaya gidiyorum! Ne elvedası, Mevla'ya kavuşmaya gidiyorum! Tabutumu gördüğünüz zaman;

Ne yazığı! Terhis olmuşum, askerlikten vatan-ı aslîme gidiyorum, memleketime dönüyorum. 'Yazık, vah vah!..' demeyin, çünkü günah işleyene 'Yazık!..' derler!" diyor.

Buradaki cefalı hayat bitti, meşakkatli imtihan bitti. Zil çaldı, imtihan kâğıtlarını topladılar. Bütün soruları yapmış, dersten çıkmış on alacak bir çocuğun sevinci belli. Zil, ölüm!

İnsanlar ölümden çok korkuyor. Ahir zamanın hastalıklarından birisi ölümden korkmak! Ümmet-i Muhammed ahir zamanda çok hücuma uğrayacak, yağmalanacak!

"Ekelenin, yemek yiyenlerin tabağın içindeki yemeğe saldırması gibi sair kâfir ümmetler Ümmet-i Muhammed'in üstüne çullanacaklar!"

"Balkanlar senin, Afrika benim; İran senin, Kafkasya onun, şunun bunun…"

Öyle olmadı mı? Yağmalandı!

"Böyle saldıracak!" deyince, ashâb-ı kiramdan soruyorlar:

"Yâ Resûlallah, o zaman biz Ümmet-i Muhammed az mı olacak da herkes saldıracak?"

"Hayır, şimdikinden daha fazla olacaksınız ama sizden önceki ümmetlerin hastalıkları sizin içinize girmiş, sizi hasta etmiş olacak!"

O hastalıklar nedir? Birisi:

Kerâhiyetü'l-mevt. "Ölümden korkmak! Ölümden korkacaksınız!"

İnsan ölümden korktu mu bitiyor. Birisi de;

Hubb-u dünya. "Dünyayı sevmek. Dünyayı seveceksiniz, bağlanacaksınız! Aman menfaatim gitmesin, köşklerime zarar gelmesin, ticaretim bozulmasın, diye dünyaya bağlanacaksınız!" [Şeklinde] bildiriyor.

Kolay bir şey değil, zorluğunu kabul ediyorum.

"Bir insan can-u gönülden şehitliği murat etmedikçe münafıklıktan bir hâl üzere ölür!" diye bir hadis-i şerif var. Bir insan şehitliği isteyecek, can-u gönülden isteyecek.

"İsteyemiyorum."

İstemiyorsan sende bir hastalık var, sen onun merhemini bulmaya çalış. Yavaş yavaş bir doktora, tedaviye git. Bu iş doktorsuz olmaz!

Ve rızâ bi-kadâihî. "Seviyorsa Allah'ın kazasına, kaderine, hükmüne razı olacak!" Ve muhabbetü kelâmihî. "Kur'an'ını sevecek, kelamını sevecek!" Ve telezzüzü bi-tilâvetihî. "Kur'ân-ı Kerîm okumaktan zevk alacak!"

Makam ile okumaktan, dinlemekten zevk alacak; mânasını anlamaktan ve mucibince amel etmekten zevk alacak...

Ve semâuhû ve't-tarabû inde zikrihî. "Allah-u Teâlâ hazretleri anıldığı zaman şıkır şıkır oynayası gelecek!"

Tarab: "Eğlence ve sema!" Mevlevilerin döndüğü gibi dönmek…

Ev semâi ismihî. "İsmi anıldığı zaman, Allah denildiği zaman zikrinden, sevgisinden şöyle bir oynayacağı gelecek!" Ve ademu sabri inde an zâlike. "Bu hâlde sabır filan kalmayacak. Elinden ihtiyarı gidecek, Allah'ın adı anıldığı zaman aklı başından gidecek." Ve muhabbetü Resûlihî. "Resulünü sevecek!"

Öyle şey var mı? Sen, Resulünü sevmeden "Allah'ı sevdim!" [Diye] nasıl dersin?!..

Ve't-tıbâuhû. "Ve Resûlullah'a ittibâ edecek!" Ve hâzâ hüve'l-ma'rifetü. "Allah'ı bilmek, O'na muhabbetle bağlanmak ve sevmek böyle olur!" diye zikrediyor.

[Ahmed Ziyâüddin] Üstadımız bir kitaptan naklen diyor ki:

"Mârifetullaha erişmek için şu üç kademe lazım: el-Ma'rifetü bi-vahdâniyetillâhi teâlâ. Allah-u Teâlâ hazretlerinin bir olduğu inanmak!"

Var mı başka tapınacak, önünde eğilinecek, var mı başka sözü dinlenecek? İki değil, üç değil, beş değil; bir tane! Allah'ın birliğini anlayacak! İnsan böyle yaptığı zaman şirkten kurtulur.

"Ben şirk koşmuyorum, Allah'ın birliğine inanıyorum."

Peki, nefsine tapıyorsun, paraya tapıyorsun, makama tapıyorsun; onlar da bir çeşit şirk! Onlar gözle görülmüyor, karşında bir put olarak durmuyor ama onlara da tapıyorsun, mevkiye, makama, paraya… kulluk ediyorsun ya; ona da dikkat etmek lazım! O görünmeyen şeyleri çok kimse gözden kaçırır ama fiilen o öyle oluyor.

İkincisi;

"Ve'l-Ma'rifetü bi-kudretihî. "Kudretiyle dilerse dilediğini yapar!"

Duayı kabul ederse yaşadın! İsterse seni toz eder, zerre zerre hâle getirir, kahreder, ezer. Kudretine inanacak, kudretine her yönden inanınca pervasızlıktan kurtulacak.

"Ve sâlis el-ma'rifetü bi-sıfâtihî. "O'nun sıfatlarını vasıflarını bilecek!"

"Acaba Allah-u Teâlâ hazretleri nasıldır, söyle? Sen nasıl bir Allah'a ibadet ediyorsun? Hani günde beş vakit namaz kılıyorsun ya, o senin Mevla'n nasıldır, anlat bakalım? Bu yaşa gelmişsin ne kadar öğrenmişsin? Allah-u Teâlâ hazretlerini bir anlat bakalım, senin bildiği Allah-u Teâlâ hazretlerinin sıfatlarını bir tarif et bakalım, nasıl biliyorsun?.."

İnsan Allah'ın o sıfatlarına sahip olacak.

Böyle olursa ne olur? Teşbihten, benzetmeden kurtulur; başkalarını O'na benzetmekten kurtulur. Tenzihe erer.

Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemizi vahdaniyetini idraki nasip etsin. Kudretini sezmeyi ve O'na boyun eğmeyi nasip etsin. Sıfatlarına vukufu nasip etsin.

Her sabah okuduğumuz Evrâd'da geçiyor ki; "Bir insan Allah-u Teâlâ hazretlerinin -hadis-i şerifte zikredilmiş doksan dokuz tane ismi var- isimlerini ezberlerse [cennete girer]."

İnnâ lillâhi tis'aten ve tis'îne ismen men ahsâhâ dehâle'l-cenneh. "Kim bunları ezberlerse cennete girer."

"Cenneti istiyor musun?"

"İstiyorum."

"Niye ezberlemedin?.."

Dehale'l-cenneh.

Cennete girecek ya Esma-i Hüsna’yı öğrenmez!

"Esma-i Hüsna’nın mânası nedir, bir şerhinden, açıklamasından okumaz; ondan sonra cenneti ister! Öyle durduğun yerden cennet olmaz ki! Talep edeceksin!

Men talebe şey'en ve cedde vecede. "Kim bir şeyi talep ederse isterse ve onun içinde ciddi gayret ederse sa'y ederse uğraşırsa bulur." Ve men karae bâben ve lecce velece. "Israr ederse, -kapıyı çalıyor, durur tekrar tekrar çalar çalar- beklerse kapıdan girer."

Bekleyecek, açılmadı diye hemen geri dönmeyecek. Uğraşacak, gayret sarf edecek. Dünya için ne kadar koşturduğumuzu düşünün, ahiret için ne kadar tembellik yaptığımızı kendi kendinize kıyaslayın. İnsafa gelin! Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemizi insafa sahip eylesin.

Fatiha-i Şerife mea'l Besmele…

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA