İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

09.01.1983 - Cennet Nimetleri, Elhamdulillahın Fazileti

09.01.1983 - Cennet Nimetleri, Elhamdulillahın Fazileti
Hadisler Deryası

09.01.1983 - Cennet Nimetleri, Elhamdulillahın Fazileti

07.01.2026
19 dk 9 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Lev enne havrâe atlaat isbean min esâbiehâ le vecede rîhahâ külli zî-rûhin.

Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Cennet hurileriyle ilgili.

Said b. Âmir radıyallahu anh'ten Taberânî rivayet eylemiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz cennet hurilerini tarif ediyor.

Nasıl tarif ediyor?

Lev enne havrâe "Eğer huri kızlarından bir tanesi" atlaat isbean min esâbiehâ "bir parmağını çıkarsaydı" le vecede rîhahâ külli zî-rûhin. Her ruh sahibi onun o güzel, latif kokusunu duyardı!"

Malum, cennette huriler var.

Hûrun'înün

Huri ne demek?

Ahver kelimesinin müennesi havrâ, nitekim burada da havrâ demiş. Onların her ikisinin de cemi hûr geliyor ki gözünün güzelliğini tarif etmek suretiyle anlatılıyor.

Cennet nimetlerinden bir nimet de huriler: Gözünün güzelliği ile tarif ediliyor. Gözünün akı gayet ak, karası gayet kara.

Iyn de ayna kelimesinin cem'idir. O da "gözleri gayet iri ve güzel, kirpikleriyle, göz bebekleriyle fevkalade güzel" demek.

Göz, insanın yüzünde en tesirli uzuvlardan birisi olduğu, göz güzelliği çarpıcı bir güzellik olduğu için oradan anlatılmış.

"Bir huri kızı -biz sonuna yâ-yı nisbet ekleyerek huri demişiz- o zümreye mensup bir kız eğer parmaklarından bir parmağını dünya ehlinin göreceği gibi çıkartsaydı hepsi o güzel kokuyu duyardı!" buyuruyor.

Lev enne emreeten min nisâi ehli'l-cenneti eşrefet ilâ ehli'l-ardi le mele'eti'l-ardu min rîhi'l-misk ve le ezhebet dav' eş-şemsi ve'l-kamer.

Said b. Âmir radıyallahu anh'ten nakledilmiş, Peygamber Efendimiz' in tarifleri şöyle:

Lev enne emreeten min nisâi ehli'l-cenneh "Ehl-i cennet kadınlardan bir kadın yeryüzüne doğsa -güneş nasıl doğup da ışıklarını saçarsa ışıklarını saçar gibi o güzelliği ile yeryüzüne doğuverse" le mele'eti'l-ardu min rîhi'l-misk "yeryüzü muhakkak ve muhakkak ki bir misk kokusu ile dolardı!"

"Güzelliği güneş gibi tulû ediverseydi görünmesi ile yeryüzü misk kokusu ile dolardı."

Ve le ezhebet dav' eş-şemsi ve'l-kamer. "Ayın ve güneşin nuru giderdi!"

Ayın, güneşin nuru nereye gidiyor?

Onun güzelliği yanında ay ve güneş sönük kalıyor. Nasıl gündüz güneş çıktığı zaman yine gökyüzünde mevcut olan yıldızların ışıklarını göremiyorsak [onun gibi].

Gündüz yıldızlar yok mu oluyor, gökyüzü yıldızsızlaşıyor mu?

Hayır. Güneş doğuyor, güneşin ışıkları, parıltısı fazla; öteki ışıkların hepsini bastırıyor da yıldızları göremiyoruz. Eğer bir huri kızı görünseydi, güneşin ve ayın ışıkları görünmezdi.

Lev enne mâ yukıllü zufurün mimmâ fi'l-cenneti bedâ le tezahrafet lehû mâ beyne havâfiki's-semâvâti ve'l-ardi ve lev enne racülen min ehli'l-cenneti tala'a fe bedâ esâviruhû le tamese dav' eş-şemsi kemâ tatmisu'ş-şemsü dav'e'n-nücûm.

Lev enne mâ yukıllü zufurün mimmâ fi'l-cenneti "Cennette olan nimetlerden bir tırnağın taşıyabileceği kadar az bir miktar görülseydi" bedâ le tezahrafet lehû mâ beyne havâfiki's-semâvâti ve'l-ardi. Bu güzelliklerle semaların ve yerin çepeçevre sonlarına kadar olan her tarafı müzeyyen olurdu."

Cennetten bir tırnağın taşıyabileceği kadar küçük miktar bir şey çıksaydı bütün gökler ve bütün yeryüzü, en son noktalarına kadar müzeyyen olurdu, altın yaldızla yaldızlanmış gibi süslenirdi. O kadarcık şey bütün semaları, yeri, altın yaldızla süslenmiş gibi ziynetlendirmeye, takışlandırmaya, süslemeye yeterdi.

Ve lev enne racülen min ehli'l-cenneti "Cennet ehlinden bir adam doğsa, görünse, fe bedâ zâhir olsa" esâviruhû "bileklerindeki bilezikler veyahut bilezik mahalli olan elinin bilek yerleri görünüverse; güneşin yıldızların ışıklarını söndürdüğü gibi o da güneşi söndürürdü."

Onu gölgede bırakırdı, bastırırdı, mânasına.

Hadis-i şerif cennet ile cennetin içindeki huri kızlarıyla, gılman ile ilgili tasvirler.

Cennetin içinde neler var? Nasıl anlatalım, emsali olmayan şeyler nasıl anlatılır?..

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

"Cennet; gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve kimsenin gönlüne de gelemeyecek kadar güzel nimetlerle süslenmiştir."

Cennetin güzelliğini anlatmak için benim aklıma şöyle geliyor: Yerlerin, göklerin sahibi Allah-u Teâlâ hazretleri, şu sonsuz kudretin sahibi Allah-u Teâlâ hazretleri bir tek yaprak bile, yapraklık işini görmeye yeterken, binlerce çeşit yaprak yaratan, sanatını gösteren; bir tek balık çeşidi yetecekken binlerce çeşit balık, binlerce çeşit böcek, binlerce çeşit kuş yaratan Allah-u Teâlâ hazretleri, hilkatten yorulmayan, bıkmayan, sanatına son olmayan Allah-u Teâlâ hazretleri, yaratmasındaki kudretini göstermek için çeşitlendiriyor. O kadar büyük güç, kudret sahibi Allah-u Teâlâ hazretleri! O güzel gülleri, sümbülleri, çiçekleri, arıları, balları, manzaraları, ağaçları, çiçekleri, gölleri, dereleri yaratan, o güzellikleri yaratan Allah-u Teâlâ hazretleri, kulunu; "Sen bana itaat ettin ey kulum!" diye memnun etmek için cennet denilen bir yer hazırlamış.

Memnun olmamak mümkün mü?

O kudret sahibinin hazırladığı bir şeyi akılların, hayallerin ihata etmesi, alması, kavraması mümkün mü?!..

O zaman misal ile anlatılır:

"Bir huri kızı bir parmağını çıkarsa o zaman onun kokusunu her ruh sahibi duyar."

"Eğer cennet kadınlarından bir kadın yer ehline bir güneş doğar gibi görünüverseydi yerler, gökler misk kokusu ile dolardı ve ayın, güneşin nuru gölgede kalırdı, ikinci planda kalırdı, görünmez olurdu."

"Eğer cennetten bir tırnak taşıyacak kadar bir şey çıkartılması mümkün olsaydı o kadarcık bir şey bütün yerleri, gökleri ziynetlendirmeye, yaldızlamaya, süslemeye yeterdi."

Böyle bir şey!

Yunus Emre demiş ki;

Cennet cennet dedikleri

Birkaç köşk ile birkaç huri

İsteyene ver onları

Bana seni gerek seni

Tabii bilmeyen insan için biraz ağır bir söz:

Cennet cennet dedikleri

Birkaç köşk ile birkaç huri

Ne birkaçı, tarifi mümkün mü?

Bir köşk verileceği zaman yetmiş bin odası olacak, her köşkün çeşit çeşit burçları, odaları olacak. Tarifler mümkün değil. Hurilerin sayısını bilmek mümkün değil. Bir hurinin bir tanesi parmağını gösterse böyle oluyor.

Genç bir zât rüyasında bir huri kızını görmüş, tamam, artık gitti!.. Canı, hayatı hiç istemiyor.

Öyle bir şey gördükten sonra insan oraya kavuşmak istemez mi?

Hayatı gözü görmüyor!

Allah-u Teâlâ hazretleri cennet içinde çeşit çeşit nimetler ihsan etmiştir. Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemizi o nimetlere erdirsin. Allah, aklımızı başımıza toplayıp cennet için Allah'ın rızasını kazanmak için salih ameller işleyip onların sözünü duyduğumuz gibi özüne de ermeyi nasip etsin. O nimetlerin içine de bizleri gark eylesin; nimetine, rahmetine gark eylesin.

Nimetin en güzeli de Allah-u Teâlâ hazretlerinin cemâlini seyretmek olacakmış. Cennet içinde nimetlerin en büyüğü!

Allah-u Teâlâ hazretleri cennetiyle ve cemâliyle cümlemizi müşerref eylesin.

Lev enne'd-dünyâ küllehâ bi-hadâfîrihâ bi-yedi racülin min ümmeti sümme kâle elhamdülillâhi le kâneti'l-hamdulillâhi efdale min zâlike küllehû.

Annemiz öğretti, babamız öğretti diye biz bazı sözler söylüyoruz. Küçükten beri haşir neşir olmuşuz, kadr-ü kıymetini bilmiyoruz. Ama insan okudukça öğrendikçe elinde ne nimetler olduğunu anlıyor!

Bir elhamdülillah diyoruz ya; aksırırız elhamdülillah deriz, yemek yeriz elhamdülillah deriz, namazda elhamdülillah tesbihi çekiyoruz, Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn diye her rekâtta hamd ile başlayan Fatiha suresini okuyoruz.

Elhamdülillah ne demek?

"Yâ Rabbi! Her türlü övgü, metih, sena, sana layık, her türlü meth-ü senanın sahibi aslında sensin! Çünkü neyi övsem sahibi sensin, yaratanı sensin! Ne olsa bütün övgüler, sana gider!"

Lâ uhsî senâen aleyh. "Yâ Rabbi! Ben sana nasıl metihleri sıralayayım da sayıyım tüketeyim?.. Dilim yetmez, ömrüm yetmez ki! Sana meth-ü sena etmek için uğraşsam bitiremem ki!" Keyfe ve küllü senâin yeûdü ileyk. "Bütün senalar sana dönüp gelirken nasıl senin senanı yapabilirim? Mümkün mü?"

"Her sena, sana çıkar; çiçeği övsem sana çıkar, kokuyu övsem sana çıkar, manzarayı sevsem sana çıkar, çocuğumu sevsem sana çıkar… Yaratan sen değil misin? Elhamdülillah! Her türlü övgü senindir yâ Rabbi!" demek oluyor.

Bunun kıymeti neymiş?

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; "Eğer şu dünya tamamıyla, bütünüyle, çepeçevre bütün teferruatıyla, her şeyiyle ümmetimden bir adamın elinde olsa…"

"Dünyanın tamamı, kıyısı köşesi ile aşağısı yukarısı ile her şeyi ile ümmetimden bir adamın elinde olsa; Boğaziçi, Emirgan, Çamlıca, Erenköy, Marmara, Ege, Marmaris, Akdeniz, Afrika, Amerika… her tarafı tamamen bir insanın elinde olsa bu dünya bütün nimetleriyle, bütün köşkleriyle, saraylarıyla vs. ile…" demek.

Çünkü Peygamber Efendimiz tekrar tekrar söylüyor:

Lev enne'd-dünyâ. "Eğer dünya olsa!.." Arkasından ekliyor: Küllehâ. "Tamamıyla!.." Ondan sonra bir daha ekliyor: Bi-hadâfîrihâ. "Çepeçevresiyle, etrafıyla, yüksekliğiyle, alçaklığıyla…"

Tekrar tekrar söylüyor ki hiç eksiksiz olduğu anlaşılsın!

"Benim ümmetimden bir adamın elinde olsa sonra o adam elhamdülillah dese şu elhamdülillah sözü, küçüklükten beri her zaman şuursuz söylediğimiz elhamdülillah sözü!.. Bu elhamdülillah bütün dünyanın hepsinden daha faziletlidir! Biz elimizdeki nimetlerin kıymetini bilmiyoruz!

Hindistan'da adamın birisi fakirleşmiş, fakr-u zaruret çekiyormuş. Ziraat yapacak ama taşlık bir tarlası varmış. Taşını ayıklamaktan bıkmış. Mahsulü az veriyor diye o tarlayı bırakmış, sonra geçimini sağlamak için para kazanmak için yollara düşmüş, seyahatlere çıkmış. Para kazanmanın çarelerini aramak için terk-i diyar etmiş, başka yerlere gelmiş. Açlık, sefalet içinde ölmüş.

Onun o taşlı tarlasından elmas madeni çıkmış, orası dünyanın en iri elmaslarının madeniymiş.

Tarlasında elmas olduğunu bilseydi yola çıkar mıydı?

Bizim hâlimiz de böyle: Elimizde elmas tarlaları var; kenarda maneviyatsızlıktan açlıktan ölüyoruz! Allah-u Teâlâ hazretleri bizi Müslüman etmiş, farkında değiliz. Allah-u Teâlâ hazretlerinin bizi mü'min etmesi çok büyük bir nimet! Çünkü imanla dünya ve ahiretin her şeyi kazanılıyor. Bir de Peygamber sallallahu aleyhi ve selem hazretlerine ümmet etmiş, hiç farkında değiliz.

Eski insanlar, peygamberler yanıp yakılıyorlardı, ağlaşıyorlardı bizim Peygamberimize ümmet olmak için Allah-u Teâlâ hazretlerine yalvarıyorlardı. Öyle şanlı bir Peygamber'in ümmetiyiz, farkında değiliz!

Hadis-i şeriflerini okuruz.

Bir profesör arkadaş var, diyor ki:

"Hocam, her konuda hadis var…"

Küçümsüyor.

Bir Elhamdülillah'ın faziletine, kemaline bak!

Allah-u Teâlâ hazretleri o güzel duygularla, Allah-u Teâlâ hazretlerine metih, sena arzusuyla, duygusuyla bu kelimeleri, bu hazineleri bile bile duya duya söylemeyi nasip etsin.

İnsan bir defa lâ ilâhe illallah dedi mi ne oluyor?

Mü'min oluyor, cennete giriyor. Cennetin anahtarı lâ ilâhe illallah o kadar önemli, elhamdülillah bu kadar önemli, Allah-u Ekber o kadar önemli, subhanallah o kadar önemli…

Namazımız o kadar güzel bir ibadet ki adam sırf namaz ibadetine bakıp Müslüman oluyor. "Ne kadar güzel bir ibadet!" diyor; şekline şemailine bak, içinde söylenilen duygulara, sözlere bak. Eğilişteki güzelliğe bak!..

O rükû olmasa dünyada eğilmez başlar

Allah'tan gayrıya eğilmeyen başlar haysiyetiyle, şerefiyle, alnı açık, dimdik durur. Allah-u Teâlâ hazretlerinin önünde rükûa varıyor, secdeye varıyor. Topraklara alnını sürüyor. Ne güzel ibadet, kıymetini bilmiyoruz. Paldır küldür:

"Aman kılayım da televizyona geç kalacağım…"

Ne yapacaksın, namazdan daha güzel ibadet var mı?

Senin gözünden perde kalksa öteki perde kalksa perdelerin hepsi kalksa gönlün pırıl pırıl olsa ne yapacaksın?

Kendini namazdan alamayacaksın! İşin başında sonuna ermişsin de haberin yok! Evliyâullahın en zevk aldığı şey! Resûlullah Efendimiz;

Kurretü aynî fi's-salâh. "Gözümün serinliği namazda!" buyuruyor.

Arabistan'ın sıcağında, 45-50 derecede, yumurta kaynatan sıcakta namazı; "Gözümün serinliği namazda!" diye tarif ediyor.

Kime çıkıyorsun?

Allah-u Teâlâ hazretlerinin huzuruna çıkıyorsun, o sultanlar sultanı seni huzuruna kabul ediyor.

Sonra bu dinin direği:

İşbu dinin direğidir bu namaz

Mü'min olanlar ânı elden komaz.

Namaz angarya gibi mi kılınır?

"Hadi namaz kıl!.."

Mektep talebeleri gibi kenardan köşeden kıvırtıyor.

Geçende bir mektebe gittik, çok azı namaz kılıyormuş; kılması lazım, cahil!

Ne olacak; elinde altın mı var elmas mı var, cam mı var çakıl mı var; haberi yok!

Sen ki miraç eyleyip kıldın niyaz

Ümmetin mi'racını kıldım namaz

Mevlid'de anlatıldığına göre Allah-u Teâlâ hazretleri;

"Yâ Resûlullah, ey benim Resulüm! Sen beşerin ermediği bir nimete erdin, miraç eyledin; huzur-u âlîme geldin, benim huzuruma geldin!" [Buyuruyor.]

Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti

Ahirette öyle görür ümmeti

Resûlullah Efendimiz Allah-u Teâlâ hazretlerini aşikâre gördü.

Ümmetin mi'racını kıldım namaz

Namaz her gün oluyor, beş vakit mi'raç oluyor. Mumların eridiği gibi eririz, nimetlerin kadr-ü kıymetini bilsek yanıp yanıp eririz!

Allah-u Teâlâ hazretleri bize elimizde bulunan nimetlerin kadrini bilmek nasip eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA