İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

17.11.1984 - Güzel Söz, Sıla-i Rahim, Hamilelik, Afiyet İstemek

17.11.1984 - Güzel Söz, Sıla-i Rahim, Hamilelik, Afiyet İstemek
Hadisler Deryası

17.11.1984 - Güzel Söz, Sıla-i Rahim, Hamilelik, Afiyet İstemek

17.08.2025
19 dk 56 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Etıbi'l-kelâm ve efşi's-selâm ve sıli'l-erhâm ve sallibi'l-leyli ve'n-nâsü niyâm sümme'dhuli'l- cennete bi-selâm.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. İbn Hibban'da ve Taberânî'de geçen bir hadis-i şerif.

Peygamber Efendimiz uzun söz söylemezdi, kısaca söylerdi, hatırda kalacak gibi söylerdi. Çünkü karşısında köylü var, bedevî var, çoban var. O zaman tahsil imkânı az. Azıcık söylerdi. Ama derli toplu sözler. Yani kişi ona tam uysa, tamam, halas olur, kurtulur.

Böyle derli toplu, cevâmiu'l-kelîm, güzel sözlerinden, nasihatlerinden, toplu nasihatlerinden bir tanesi... Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz;

Etıbi'l-kelâm." Sözü hoş söyle, güzel konuş."

Türkçesi; tatlı konuş. Yani acı konuşma, küfretme, kalp kırıcı olma mânasına. Sözü tayyib eyle, güzel eyle.

Ve efşi's-selâm." Selamı yay, ifşâ et."

Es-Selâmualeyküm, es-selâmualeyküm...Herkese selamı yay. Bildiğine, bilmediğine selam ver.

Ve sıli'l-erhâm."Yakınlarına, akrabana bağlantını sağlam tut." Sıla-i rahim eyle.

Sıla-i rahim eylemek ne demek?

İki mânası var. Gözet, alâkanı devam ettir, ahbaplığını kesme, onları unutma mânası var. Bir de para pul ver, biraz ihtiyaçlarını gider demek. Fakirse yardım et demek.

Ve sallibi'l-leyli ve'n-nâsüniyâm."Ve insanlar uyurken sen geceleyin namaz kıl."

Ne olur böyle yaparsa?

Sümme'dhuli'l-cennete bi-selâm. "Selametle sonra cennete gir."

Böyle yaparsa demek ki insan cennetlik olur ki Peygamber Efendimiz "O zaman cennete gir." buyurmuş.

Biraz izah edelim.

Etıbi'l-kelâm. "Tayyip, güzel söz söyle."

En güzel söz nedir? Lâ ilâhe illallah.

Lâ ilâhe illallah de sübhanallah de Allah-u Ekber de elhamdülillah de mânalarını düşünerek Allah'ın varlığını, birliğini ifade et. Bâkıyâtü's-sâlihât'tır, hayırlı olan şeyler bunlardır. Mülayim olarak insanlara konuş. Tatlı söyle, acı söyleme. Gönül alıcı tarzda konuş. Kimse sana yapmasın. Sert, kaba, haşin sözlü olma.

Peygamber Efendimiz Allah'ın peygamberi miydi? Elbette.

Vazifeli miydi? Elbette.

İnsanlar ona uymalı, uymak zorunda mıydı? Elbette.

Diyor ki Kur'ân-ı Kerîm;

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Fe-bimâ rahmetin mine'llâhi lintelehüm. "Allah'ın bir rahmeti eseri olarak onlara mülayim davrandın."

Ve levkün tefezzan ğalîza'l-kalbi lenfeddû min havlik. "Eğer sen sert, kaba, kırıcı sözlü bir kimse olsaydın, onlar etrafından darmadağın dağılırlardı."

Bak, Peygamber Efendimiz olduğu halde dağılır. Bu insanoğlunun tabiatı böyle. Onun için insanoğlunu -insanın eti yenmez, derisi giyilmez-yumuşak sözle, tatlı dille hoş edersin.

"Güzel ama namazda pantolonunu şöyle çekerek, elinle böyle oynayarak, şunu yaparak, bunu yaparak namazını iptal ediyorsun; onu öyle yapmayıver."

Bir hüsn-ü niyetini beyan etmiş olursun, ondan sonra söyleyeceğini yine gerekiyorsa söylersin.

Ve efşi's-selâm."Selamı yayın."

Selamı yaymak ne demek?

Peygamber Efendimiz bizim birbirimizle tanışmamızı, dost olmamızı istiyor.

Haberiniz olsun. Bu camide herkes birbirini tanıyacak.

Geliyor gidiyor, hiç kimsenin haberi olmuyor. Olmaz.

Dışarıda da tanıyacak, burada da tanıyacak. Selamı vereceksin; esselâmualeyküm, tanışacaksın. Tanışmamızı istiyor. Tanışmanın anahtarı selamlaşmadır. Tanışacaksın, ahbap olacaksın, el ele tutacaksın, hayırlı işleri beraber yapacaksın. Bir kişinin kaldıramadığı yükü, kalabalık olursa kaldırıverir. Onun için o dostluğun remzidir. Ötekisi de cemiyette fitne fesat, gürültü patırtı çıkartmamanın remzidir, içtimâî huzuru korumanın remzidir.

Ve sıli'l-erhâm.

Akrabanı unutmayacaksın, yakınlarını gözeteceksin. Gideceksin, geleceksin. Ziyaretin de sevabı var. İkram ve ihsanın da sevabı var. Sırf ziyaret etsen;

"Nasılsın dayıcığım? Seni çoktandır görmediğim için geldim. Bir ihtiyacın var mı? Bak Ankara'ya döneceğim, bir şey ister misin?"

Gönlü hoş olur, o ziyaretten sevap kazanırsın. Allah, birbirini Allah rızası için ziyaret edenleri seveceğini vaat eylemiş hadis-i kutside; hakkat mahabbetîli'l-mütezâvirîne fiyyediye. O ziyaretin faydası var. Ayrıca ihtiyacı varsa, baktın yoksul, baktın biraz pejmürde, baktın hâli sıkıntıda, baktın borcu var; "Şunu alıver, kusura bakma, az ama..." diye bir iyilik yapıverirsin, yani bir ikramda bulunuverirsin. O da çok sevap.

Sonra, "İnsanlar uykudayken kalk, namaz kıl." diyor Peygamber Efendimiz.

Bu neden?

Biz buraya Allah-u Teâlâ hazretlerini bilip O'na kulluk etmek için gönderildik. Buraya, bu dünyaya neden geldik?

Vemâ halektu'l-cinne ve'l-inse illâ li-ya'budûn.

Allah'ı bilip ibadet edeceğiz, rızasını kazanacağız, başka bir sebeple gelmedik.

Mâ ürîdü minhüm min rızkin vemâ ürîdü en yut'ımûn."Ben onlardan rızık istemiyorum, onların bana ziyafet çekmelerini istemiyorum."

İnnellâhe hüve'r-razzâku zü'l-kuvveti'l-metîn." Allah razzâk-ı âlemdir. Herkesin rızkını Mevlâ veriyor. Kuvvet-i metin sahibidir."

Kuvvet sahibidir, metanet sahibidir. Allah-u Teâlâ hazretleri metindir. Her türlü güç kuvvet elindedir.

Bizim O'na ne yapmamız lazım? Kulluk etmemiz lazım.

Yoksa Allah-u Teâlâ hazretleri bizden rızık vesaire istemiyor. Kulluk edeceğiz; asıl vazifemiz bu.

O kulluk etmenin de başı nedir? Allah'ı bilmektir. Bileceğiz ki kulluk edelim.

Onun anahtarı nedir?

Çalışacaksın biraz. Herkes tahsile devam ediyor. Bir insanın tahsili... Yani dışarıdan -Merih'ten, Ay'dan gelen bir insana-gelen bir insana anlatacak olsak; "Biz çocuğumuzu 20-30 sene okuturuz." desek; "Oo, amma çok yahu!" der. İlkokula veriyoruz beş sene, ortaokul üç sene; sekiz, üç sene lise; on bir, beş sene, dört sene üniversite; on dört, on beş; ihtisas vesaire... On beş sene okutuyoruz deyince çok. Ama bize hiç çok gelmiyor, alıştırmışız; tamam, çocuk büyüdü ilkokula gidecek, ilkokul bitti ortaokula gidecek filan diye tabiî karşılıyoruz, değil mi? Halbuki o kadar zamanımızı bir şeyler öğrenmeye harcıyoruz.

Peki Allah'ı bilmek, tanımak için ne gayret sarf ediyoruz?

Seni yaratmış. Seni rızıklandırıyor. Seni yaşatıyor. Üstelik öldükten sonra huzuruna varacaksın, bu dünyada yaptıklarından hesap vereceksin.

Ne biliyorsun? Neyi sever, neye kızar? Neden razı olur, neye gazap eder, biliyor musun? Senden ne istiyor, sana neyi yasaklamış, biliyor musun?

"Bilmem."

Senin buraya geliş sebebin ne? Senin bu dünyaya geliş sebebin, O'nu bilip de O'na kulluk etmek.

Dünyaya 15 sene, 20 sene tahsil görüp de dünyanın bir bilgisini öğrenmek için bu kadar zaman harcıyorsun, harcattırıyorsun çocuğuna; Allah'ın rızasının yolunu öğrenmesen olur mu?

"Tamam hocam, artık uzatma, öğrenmem lazım. Nasıl?"

Tabi onun yolu yöntemi var da...

Aslında Allah'ı, kimse kimseye öğretemez. Allah-u Teâlâ hazretleri kendisini kuluna bildirir. O da ibadetle olur. Herkes uyurken, yatarken otur bakalım seccadeye, kapat bakalım gözlerini, dök bakalım gözlerinden inci gibi yaşları, yalvar Mevlâ'ya;

"Yâ Rabbi ben çok cahilim, benim halim ne olacak? Yardımsız biçare bir insan olarak kaldım. Senin rızanın yolunu bilmem. Zulümâttayım, nura kavuşmamışım, benim halim ne olacak? Sen bilirsin yâ Rabbi. Sen benim rabbimsin, beni bu hâle getirdin, lütuf kerem senindir..."

Bir iltica et bakalım, bir yalvar; neler oluyor, gör. Her şeyin anahtarı O.

Onun için Peygamber Efendimiz onu demiş, onu demiş, onu demiş, arkasına da buyurmuş ki;ve sallibi'l-leyli ve'n-nâsüniyâm. Gece bakalım herkes uyumuşken Mevlâ'nın huzuruna bir çık, ses seda yok, çıt çıkmıyor, hiç kimse seni görmüyor, gösteriş, riya ihtimali yok. Kıl bakalım namazı, yalvar bakalım... Neler olur, neler gösterir...Mevlâ her şeye kâdirdir.

Ölüden diri çıkartıyor mu?

Yuhricu'l-hayyemine'l-meyyiti.

"Hocam, tabi ölüden diri çıkartır Mevlâ."

Kara taştan su çıkartıyor mu?

Yeş şakkaku fe-yahrucu minhu'l-mâ'.

Çatır çatır taş ayrılıyor, içinden pınarlar çıkıyor mu? Her şeye kâdir.

Küçücük bir tohumu koca bir ağaç yapıyor mu? Küçücük bir tohumu koca bir insan yapıyor mu?

"Tebareka'llâhu ahsenü'l-hâlıkîn. Yapıyor hocam."

Her şeye kâdir. O zaman senin ve benim gibi nâkâbil insanı da dilerse arif eder, akil eder, kâmil eder, garip eder, edip eder, sevdiği, hoş halli bir kul eder, alim eder. Her şey ondan.

Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî Mesnevi’sinin başında diyor ki -Hüsameddin Çelebi için-:

"O şu şeyhe mensuptur. el-Mensûbile'ş-şeyh ellezî kâle emseytü kürdiyyen ve asbahtu arabiyyen. Akşam Kürt olarak akşamladım, sabah Arap olarak kalktım."

Uzun hikayesi vardır, o söz de çeşitli şahıslara isnat edilir. Yani adamcağız geceleyin âmmî olarak, bir şey bilmez olarak yatmış da sabahleyin neler neler öğrenmiş olarak Allah kaldırmış onu. Her şeye kâdirdir Mevlâ...

Bir teybin bir bandını alıyorsun, öteki teybe takıyorsun. Bu 45 dakika ise 45 dakika çaldığı zaman bu tarafa 45 dakikada geçiyor. Sen de o teybi alıyorsun, "Filanca hocanın konuşması bende de var şimdi." diyorsun. Ama öyle makineler var ki basıyorsun, çarçabuk buraya geçiriyor, 45 dakika geçmesine lüzum kalmıyor.

Allah 40 yılda verilen şeyi daha erken de verir, dilerse gösterir. Her şey O'ndan olduğu için, gece bir ağla bakalım, bir gözyaşı dök, günahlarına bir tevbe eyle, ondan sonra Allah-u Teâlâ hazretlerine bir iltica eyle; hakkı, hayrı Allah-u Teâlâ hazretlerinden iste, bakalım ne olacak.

Diğer hadis-i şerif:

Et'ımû nisâeküm fî nifâsihinne't-temre fe-innehû men kâne taâmuhâ fî nifâsihâ et-temre harece veleduhâ zâlike halîmen fe-inne hûkâne taâmu Meryem haysü veledet İsâ velev alima'llâhu taâmen hayre'l-lehâ mine't-temri et'amahâ.

Bu, Hatîb-i Bağdâdî'nin rivayet etmiş olduğu bir hadis-i şerif. Senedine bir zât varmış ki güvenilen bir kimse değil.

Et'ımû nisâeküm fîni fâsihin ne't-temr. "Nifas halinde -yani çocuğu olacağı zaman mânasına burada-hanımlarınıza hurma yedirin. Çünkü kim böyle, bu haldeyken kendisine hurma yedirilirse, o zaman çocuğu halim selim olur. Meryem validemizin Hz. İsa'yı doğurduğu zaman da taamı hurmaydı."

Fehuzzî ileyki bi-ciz'i'n-nahleti tusâkıt aleyki rutaben ceniyya.

Şöyle hurmalar döküldü, onları yedi diye…

"Eğer daha başka bir taam olsaydı Allah onu ikram ederdi. Bunu ikram ettiğine göre siz de ikram edin." denmiş bu sözde.

Bu sözün hadis senedindeki bir şahıs hakkında var ama Hocamız bunu almış, bir de diyor ki; lehû şevâhid. Hocamız yani bu kitabın müellifi olan Gümüşhaneli Ahmet Ziyaeddin Efendi cennet-mekân, kaddesallahu sırrahû, böyle başka yerlerden takviye edilmiş olan şeyleri senedinde kusur olsa bile naklediyor ki başka yerde deliller var, yani bunun böyle yapılması uygun olur mânasına.

Etfâlu'l-mü'minîne fî cebelin fi'l-cenneti fîhi yekfülühüm İbrâhimu ve Sâretü hattâ yerüddehüm ilâ âbâihim yevme'l-kıyâmeti.

Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ten Müstedrek'te "sahih" diye bildirilmiş. Bu hadis-i şerife göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

"Müslümanların evlatları, tıfılları, küçük çocukları cennette bir tepededir, dağdadır. Orada onlara İbrahim aleyhisselam ve hanımı Sâre validemiz nezaret ederler. Müslümanların çocuklarına cennetteki o dağda onlar bakarlar."

Hattâ yerüddehüm ilâ âbâihim yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamet gününde onları babalarına, 'Al, evladın bu.' diye verinceye kadar onlar cennetteki o tepede İbrahim aleyhisselam'ın ve hanımı Sâre'nin nezareti altında dururlar."

Demek ki Müslümanların çocukları cennette olacaklar, buradan çıkıyor. Öbür âleme ait bir malumat bu. Fakat çocukların ruhlarının nerede olduğuna dair çeşitli rivayetler vardır. Onları uzun uzun burada kaydetmiş de onları şerhten okumayayım.

Utlübü'l-âfiyete li-ğayrike türzakhâ fî nefsike.

Bu hadis-i şerifi Abdullah b. Amr İbnü'l-Âs rivayet eylemiş. İsbehânî'de kaydedilmiş. Bu hadis-i şerifinde buyurmuş ki Peygamber Efendimiz:

"Afiyeti başkası için, senden gayrısı için iste; senin bizzat kendine o ikram olunsun."

Kısa bir hadis-i şerif ama çok mühim bir kaideyi bize öğretiyor Peygamber Efendimiz.

"Afiyet nedir hocam?"

Afiyet, insanın bedeninin hastalıklardan, ruhunun üzüntülerden, elemlerden, kederlerden, sıkıntılardan sâlim olmasıdır. İki çeşit selamet vardır. Maddî selamet, manevi selamet hem bedenin rahat olacak hem ruhun hem kafan dinç olacak hem vücudun. Afiyet bu.

"Yâ Rabbi sen bana sıhhat ver." desen; olur, insan turp gibi sağlam olur, yanağından kan damlayacak gibi olur, demiri sıksa suyunu çıkartacak kadar kuvvetli olur. Ama öyle üzüntüleri olur ki gecesi gündüzü birbirine karışır. Hanımı hastadır, felçlidir, çocuğu şöyledir, işi böyledir, başına bir sürü dertler yığılmıştır. Demek ki sıhhat yetmiyormuş; insanın manevi bakımdan da huzurlu, saadetli olması lazımmış. İşte o afiyet.

O zaman istediğin zaman Allah'tan sadece sıhhat isteme, istediğin zaman afiyet iste. O zaman hem sıhhat gelecek hem huzur saadet gelecek, insan hem mutlu olacak hem sıhhatli olacak.

"Peki, o afiyeti ben kendim için isteyeyim?"

İste tabi, kendin için de iste.

Allahümme innâ nes'elüke'l-afveve'l-âfiyete ve'l-muâfâte'd-dâimete fi'd-dîni ve'd-dünyâve'l-ahîreti.

Dualar var zaten, Peygamber Efendimiz "Böyle dua edin." diyor. Ama bunun bir kestirme, güzel tarafı var; sen bunu gel kardeşin için iste, Allah sana da ikram etsin. Onun için istediğin zaman Allah sana onu ikram ediyor.

Burada ne var?

Allah-u Teâlâ hazretleri kulların birbirlerini sevmesini, Resûlullah Efendimiz ümmetinin birbirini sevmesini ve birbirine hayır dilemesini istiyor. Gıyabında;

"Yâ Rabbi o kardeşime afiyet ver. Yâ Rabbi şu kardeşime afiyet ver. Yâ Rabbi bu kardeşime afiyet ver..."

Sen onun hayrını, iyiliğini isteyeceksin, bir de bakacaksın kendi halin güzelleşivermiş.

Neden? Muhabbetten.

Sen ona istedin, Allah-u Teâlâ hazretleri onun güzel bir şey olduğunu, senin canının çektiğini görmüyor mu, bilmiyor mu?

Sen mademki Müslümanı seviyorsun, başkası için bir şey isteyebiliyorsun... Ona insanın gönül zenginliği derler.

Bak, hasetçi öyle yapamıyor. Hasetçi karşısındakinin nimeti elinden gitsin istiyor.

Ama iyi Müslüman ne istiyor?

"Yâ Rabbi! Sen ona afiyet ver; malı olsun, mülkü olsun, huzuru olsun, saadeti olsun hem dünyada rahat etsin hem ahirette rahat etsin, sevdiğin kul olsun, cennetini bulsun, cemaline ersin..."

Ne olacak, senin kesenden mi çıkıyor yani? Allah-u Teâlâ hazretlerinin cenneti dolacak da sen dışarıda mı kalacaksın? Ne olur istesen?

İstersen Müslüman olursun; istemezsen sen bilirsin, o zaman mahrum kalırsın.

Birbirimize iyi şeyler isteyeceğiz, temenni edeceğiz. Birbirimizin gıyabında dua edeceğiz.

Duaların icabette en süratlisi, en çabuk kabul olanı nedir?

Kardeşin kardeşe onun arkasından yaptığı hayır duadır, en süratli hemen kabul olur.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA