İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

12.04.1987 - Kerahat Vakitleri, Cemaatle Namaz, Namaz Kılma Adabı, Abdest

12.04.1987 - Kerahat Vakitleri, Cemaatle Namaz, Namaz Kılma Adabı, Abdest
Hadisler Deryası

12.04.1987 - Kerahat Vakitleri, Cemaatle Namaz, Namaz Kılma Adabı, Abdest

08.09.2025
18 dk 41 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Lâ salâte ba'de'l-asri hattâ tağrube'ş-şemsu ve lâ ba'de'l-fecri hattâ tatlua'ş-şemsu illâ bi-Mekkete illâ bi-Mekkete.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Ebû Zer radıyallahu anh rivayet etmiştir. Ahmed b. Hanbel'in, Dârekutnî'nin, Tayâlisî'nin, Hulvânî'nin kitaplarında mevcut, yazılı. Rahmetullahi aleyhim ecmaîn.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Lâ salâte ba'de'l-asri hattâ tağrube'ş-şemsu. "İkindiden sonra, yani ikindi namazı kılındıktan sonra, güneş tamamen batıp akşamın vakti gelinceye kadar ayrı namaz kılınmaz."

"İkindiyi kıldıktan sonra başka namaz kılınmaz."

Ve lâ ba'de'l-fecri hattâ tatlua'ş-şemsu. "Sabah namazı kılındıktan sonra da güneş doğuncaya kadar geçen o aradaki o zamanda başka namaz kılınmaz; sabah namazından başka."

İllâ bi-Mekkete illâ bi-Mekkete. "Sadece Mekke'de, ancak Mekke'de kılınabilir." tarzında Efendimiz buyurmuş.

Malum namazların kılınmadığı üç kerahat vakti vardır: Birisi, güneşin doğmasından sonra. Birisi, güneş tam tepedeyken. Birisi, güneş batarken. Bu vakitlerde nafile ve farz namazlar kılınmıyor. Bir de sabah namazını kıldıktan sonra daha güneş doğmasa bile o arada başka namaz kılınmaz. İkindi namazını kıldıktan sonra, daha arada akşama kadar vakit olsa bile bu arada namaz kılınmaz. İşte bu hadis-i şerif bunu anlatıyor.

Mekke müstesna. Çünkü Mekke-i Mükerreme Müslümanlığın şiârıdır. Orada artık başka bir inancın adı bile hatıra gelmez. Kâbe-i Müşerrefe bizim kıblemizdir. Mescid-i Haram, içinde ibadetin en sevaplı olduğu yerdir. Yüz bin mislidir sevap; burada kılınan iki rekât namazdan, orada kılınan namaz yüz bin mislidir. Orada insan tavaf etti; tavafın arkasından iki rekât namaz kılacak, kılar. Bu vakitlere rastlasa da kılar. Çünkü orası Mekke'dir, orası müstesnadır, orası Harem-i Şerif'tir, orası Müslümanlığın kalpgâhıdır, merkezidir. Orada ona müsaade ediliyor.

Ulemamız bu vakitlerden sonra namaz kılınmama hususunda, Ebu Hanife hazretleri Efendimiz, mezhebimizin kurucusu; "Farz ve nafile hiçbirisi kılınmaz." buyurmuş. Bizim memleketin Doğu Anadolu kısımlarında Şafi kardeşlerimiz de vardır. Şafi mezhebinin imamı olan İmam Şafi hazretleri ise; "Nafile kılınmaz, farz kılınabilir." diye buyurmuş. Mezhepler arasında, imamlar arasında böyle bir görüş farkı var. Bizim imamımız buradaki yasağı mutlak olarak almış, farz da olsa nafile de olsa kılınmaz hükmünü ifade etmiştir.

Lâ salâte li-câri'l-mescidi illâ fi'l-mescid.

Hz. Âişe validemizden, Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ten, Cabir radıyallahu anh'ten muhtelif yollarla kanallarla bize kadar ulaşmış bir hadis-i şeriftir. Başka başka kaynaklarda yazılmıştır.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki;

Lâ salâte. "Hiçbir namaz yoktur." Li-câri'l-mescidi. "Mescidin komşusu için." İllâ fi'l-mescidi. "Ancak mescitte kılarsa olur."

Başkası uygun olmaz. Yani sevabı çok olmaz, kâmil olmaz, Allah indinde makbul olmaz. Mademki mescidin komşusudur; gelsin namazlarını mescitte kılsın.

Tabii bu farz namazlar içindir. Evinde sünneti kılabilir. İmam dahi buraya gelmeden önce evinde sünneti kılar, öyle gelebilir. Bu farz namazlar için. Cami komşusunun farz namazları evinde kılması doğru değildir. Farz namazında ezana icabet edecek, gelecek, namazı burada kılacak. Ama sünnetleri, nafileleri evinde kılabilir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz' in zamanında iki gözü âmâ olan Abdullah b. Ümmi Mektum radıyallahu anh geldi, Peygamber Efendimiz' e dedi ki:

"Yâ Resûlallah, benim iki gözüm âmâ olduğu için gündüz gelmem kolay olsa bile geceleyin gelmemde zorluklar oluyor. Evim de mescide çok uzak yerde. Acaba ben evimde namaz kılsam olur mu?" diye sordu.

Peygamber Efendimiz "olabilir" dedikten sonra o birkaç adım gidince, arkasından seslendi, dedi ki:

"Sen ezan sesini duyuyor musun?"

"Duyuyorum yâ Resûlallah."

"O halde geleceksin." dedi.

Ezanı duyup da camiye gelmemenin mânası çok acıdır.

Ezan, Allah'ın Müslümanı Allah'ın huzuruna davetiyesidir. Allah'ın huzuruna kabulün için davetiyedir. Hayya ale's-salâh. "Hadi namaza gel." Hayya ale'l-felah. "Haydi kurtuluşa gel." diye davetiyedir. Bu davetiyeyi reddetmek çok büyük eksiklik, çok büyük kusur, çok büyük edepsizlik olur.

Onun için camilere koşacağız, cemaatle namaz kılacağız. Çünkü bir insan evinde namaz kıldığı zaman kendisine ait bir sıfattan, bir kusurdan, bir eksikten dolayı namazı kabul olunmayabilir. Kusuru vardır, eksiği vardır, hatası vardır; o sebepten dolayı namazı kabul olmaz. Ama aynı şahıs aynı kusurla, aynı eksiklikle, aynı kabahatle mescide gelmiş olsaydı, o cemaatle namaz kıldığı esnada, ötekilerin namazının içinden Allah-u Teâlâ hazretleri "Bu kulumun namazını ayırın, ben bununkini kabul etmiyorum, ötekilerini kabul ediyorum." demiyor; toptan kabul ediyor. O bakımdan camiye gelmekte ibadetin kabulü için bir garanti var, bir.

Tabii faydalarının hepsini şurada saymakla bitiremeyiz ama bir faydası; bir kere namazın kabulü ihtimali çoğalıyor. Çünkü caminin içindeki aksakallı ihtiyarlar, masum gençler, ağzı dualı makbul salih kimseler, alimler, fazıllar hürmetine eksiği kusuru olan, cahilliği olan kimsenin de namazı kabul oluyor, bir.

Burada ilim konuşulur, hikmet konuşulur, fıkıh konuşulur, tefsir konuşulur, hadis konuşulur; ondan bir istifadesi olur. Gelen velev bir hadis bile olsa her vakitte bir hadis öğrense bir günde beş hadis eder. Her gün okunsa, her vakitte okunsa, böylece hadisler birike birike bilgisi görgüsü artar.

Sonra manevi birtakım faydaları vardır. Müslümanlar orada birbirlerinin feyzinden istifade ederler. Maddî ve manevi hastalıkları tedavi olur. Bir iş yapacakları zaman içtimâî yardımlaşma mümkün olur, beraberce yaparlar. Yardım yapacaklarsa yardımı beraberce yaparlar. Bir kimse yardıma muhtaçsa, cami cemaatindense, gelmediği zaman cemaat bilir, ona yardım eder. Yani sayılamayacak kadar çok faydaları vardır.

Onun için bizlerin camimize, camilerimize, cemaatlerimize devam etmemiz lazım. Cemaat, son derece önemli bir sünnettir. Bu sünnet-i seniyyeye hepimiz riayet edelim. Huşû ile, güzel takva ile, vera duygusu ile gelip camilerde namaz kılmaya itina gösterelim inşaallah.

Lâ salâte bi-hadreti taâmin ve lâ ve hüve yudâfiuhû ahbesâni.

Hz. Âişe validemizden. Yine Müslim ve Ebû Dâvud rivayet eylemişler, rahmetullahi aleyhimâ.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

Lâ salâte. "Bir namaz yoktur, namaz kılınmaz, kılınmak uygun olmaz." Bi-hadreti taâmin. "Yemek hazır olduğu zaman."

Yemek hazırlanmış olduğu zaman namaz kılmak olmaz, bir.

İkincisi ve lâ ve hüve yudâfiuhû ahbesâni. "Büyük abdeste veya küçük abdeste sıkışmış bir vaziyetteyken o kimsenin de namaz kılması doğru olmaz."

Ne yapacak?

Yemeği yiyecek, açlığını giderecek, namaza öyle duracak. Küçük abdestini veya büyük abdestini yapacak, abdestini tazeleyecek, öyle o tarzda namaz kılacak. Çünkü bunların hepsi insanın kendisini ibadete tam mânasıyla vermesine mâni olan şeylerdir.

Karnı aç, gurulduyor, acıkmış, aklı yemekte, sofrada da yemekler var; tabii onları düşünüp dururken Rabbimizin huzurunda namaza durduğu sırada aklına yemekler geliverse çok zarar eder. Onun için önce yemeği yesin, namazı sonra kılsın.

Mekke-i Mükerreme'de, Medine-i Münevvere' de bu hadis-i şerif uygun olarak tatbikat şöyle yapılıyor: Ramazanlarda ezan okunuyor, herkes evinden getirdiği hurmayı, orada mevcut olan zemzemi ortaya koyuyor; bir kısa kestirme sofra atıştırması oluyor.

Beş dakika, on dakika bir fırsat, o atıştırıp onu yedikten sonra ikamet getiriliyor ve namaza duruluyor. Böylece bu [sünnet] yerine gelmiş oluyor.

Sıkışıkken abdest almak çok kere yapılan bir şeydir. Abdesti sıkışmıştır, abdest almak zoruna gider. "İşte şunu da kılıvereyim de şu namaz da çıksın..." Bu yanlış. Böyle bir namazın fazileti olmaz, sevabı olmaz. O bakımdan bu hususa dikkat edelim.

Hatta bir büyük zatı anlattılar. Bizim eve de gelmişti. Yaşlı. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Seneler önce gelmişti. Sünneti kılmış, farzda kendisinde hafif bir bastırma, tazyik, sıkışma hissedince hemen gitmiş tekrar namaz kılmış. Yani hani "Sünneti kıldım, farzı da çıkartıvereyim." demiyor.

O bakımdan biz de inşaallah namazımızı huzurlu huşulu kılmamıza mâni olacak neler varsa onları izale edelim. Namaza öyle tam kendimizi verebilecek bir tarzda gelelim. Abdestimiz sıkışık olmasın, karnımız acıkmış, yemek arzusu içimizde, burnumuzda yemeklerin kokusu tütüyor, aklımızda hep yemekler; o olmuyor.

O bakımdan insanın kendisini ibadete vermesine mâni olacak her şey bu hükme dâhil edilebilir. Hatta mesela insan uyukluyor. Eğer müsaitse biraz uyuklasın, ibadetini ondan sonra yapsın. Tesbih çekecek, uyukluyor; uzan, uyu, ondan sonra yap. Uyuklaya uyuklaya kaç adet çektiğini bilmeden yapacağına, dinlendikten sonra yapmak daha uygundur. İbadetin neşe ile, neşat ile, sevine sevine, şevk ile yapılması önemli oluyor.

Gece ibadetine kalkmak; uykuyu terk ediyorsunuz, kalkıyorsunuz, kalktığınız zaman abdest aldığınızda zaten o [uyku hâli] gider. Yüzünüzü yıkadığınız zaman şeytanın gözünüze attığı düğümler, mâniler çözülür. Ağzınızı burnunuzu yıkadığınız zaman çözülür. Abdest alınca bir kere insanın [dikkati] yerine gelir. Fakat Peygamber Efendimiz diyor ki:

"Gündüz uykusu ile geceye biraz yardım edin."

İnsan gündüz uyuduğu zaman gece çok halsiz bitkin olmaz, gece ibadetine kalkar.

Gece ibadetine alışkın iken onu terk etmek büyük kusur oluyor. Gece ibadetini yapmamak da büyük bir fırsat kaçırmak oluyor. Çünkü geceleyin ibadetler makbul, dualar kabul.

O bakımdan o gecenin o vaktini ganimet bilip o vakitte kalkıp seherlerde;

ve'l-müstağfirîne bi'l-eshâr tevbelerle, istiğfarlarla, dualarla meşgul olmak uygun olur.

Kendimizi bu ibadetlerimizi böyle yapmaya göre alıştıralım, adapte edelim inşaallah.

Lâ salâte li-men lâ vudûa lehû ve lâ vudûa li-men lem yezküri'smallâhi aleyhi.

Ebu Hüreyre, Abdurrahman İbn Ebî Said hazretlerinden radıyallahu anhümâ rivayet edilmiş.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

Lâ salâte li-men lâ vudûa lehû. "Abdesti olmayanın namazı yoktur."

Namaz, abdeste bağlı.

"Canım dört rekât kıldım işte, özene bezene kıldım; ama abdest almadım."

Abdestin bozuk, abdestin sakat, abdestin eksik; o zaman o namaz olmuyor. Demek ki namaz abdeste bağlı.

Bazıları yazmışlar ki şadırvana;

"Pek çok kimse namazın burada başladığını bilmiyor, bundan gafil."

Namaz şadırvanda başlıyor. Abdestini güzel alırsan namaz da feyizli olur. Abdestini kusurlu alırsan, üstüne başına sıçratırsan, derece derece feyizlerden mahrum kalırsın. Onun için abdest almaya çok dikkat edeceğiz.

Bu zamanda bir de utansak da sıkılsak da söylememiz gereken bir şey vardır ki; insanın yüznumarayla abdest alma arasında dinlenmesi lazım. Yüznumaraya gidiyorlar, oradan çıkıyorlar, abdest alıyorlar. Halbuki daha damlalar kalmış oluyor, o zaman abdesti yarı yolda kaçıyor. Dikkat edin, yüznumaraya gittikten sonra abdest alın, biraz sonra kurcalayın, inceleyin, daha ıslaklık var, dışarıya ıslaklık çıkmış olduğunu göreceksiniz. Onun için tamamen istibra etmeden, yani o damlalardan arkası kesilecek şekilde tamamen kurtulmadan abdest almaya geçmemek lazım.

Büyükler, tabii eskiden yüznumaralar evlerin içinde olmazdı, eskiler her şeye dikkat ederek yapmışlardır. Eski evlerimizde, yerleşme şeklinde, evin içinde yüznumara olur muymuş; dedelerimiz böyle bir şey duysalardı hayret ederlerdi. Eskiden bahçenin öbür köşesinde olurdu. Yani temizlik noktasından yüznumaralar evin içinde değil ta uzakta olurdu. Tabii o uzaktan bu yakına, abdest alacağı yere gelinceye kadar da bu [istibra] meselesi hallolmuş olurdu. Yani abdestin kaçma tehlikesi kalmaz, buraya gelinceye kadar iş tamam olurdu.

Buna dikkat edelim. Gençler bu işin farkında değildir, şaldur şuldur yüznumaraya girerler, şaldur şuldur çıkarlar. Yüznumaraya girerken bir de paçalar malum modaya uygun olarak uzun yapılıyor, paçaları kıvırmak lazım. Paçaları kıvırmıyorsun, yerlerde sürünüyor, ıslanıyor, onunla geliyorsun burada namaz kılmaya kalkıyorsun. "Hiç feyiz almadım." Almazsın çünkü necasetten taharet olmadı.

Ve siyâbeke fe-tahhir.

Namazda elbisenin temiz olma şartı vardır. Ondan feyiz alamadın.

Demek ki üstümüze başımıza bir şey sıçratmamaya dikkat edeceğiz. Paçamızı ıslatmamaya dikkat edeceğiz. Büyük ve küçük abdestten tamamen kurtulmaya dikkat edeceğiz. Büyük abdestin sularını velev temizlenmiş bile olsa kurulamaya dikkat edeceğiz. Ondan sonra şadırvana gelinceye kadar, abdest alacağımız yere gelinceye kadar bir dinlenme ve bir değişik bir şey olacak ki bir tekrar bozulma ihtimali olmasın.

"Abdest aldım, oturduğum yerden kalktım, ceketimi giyerken kolumu şöyle kaldırdım, böyle kaldırdım; ah gitti bizim abdest galiba!"

Gider. Çünkü başında [istibra] yapmadı. Git kurcala; hakikaten bakarsın, önünde bir yaşlık belirmiş; çünkü iyi korunmadı.

İşte bu gibi şeylerden insanın abdesti olmuyor. Abdesti olmayınca da namazı olmuyor. Namazın insana sağlayacağı faydalar da gelmiyor.

Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

İnne's-salâte tenhâ ani'l-fahşâi ve'l-münker. Ayet-i kerimeyle sabit.

Alıkoymuyor, neden?

Namaz olmuyor da ondan. Çünkü abdest abdest değil; abdest abdest olmayınca namaz namaz olmuyor. Birbirine bağlı.

Abdest nereye bağlı?

Burada da bildirmiş Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem;

Ve lâ vudûa li-men lem yezküri'smallâhi aleyhi.

"Abdest alırken başlangıçta besmele çekmeyenin de abdesti yoktur."

Besmele çekecek, Bismillâhirrahmânirrahîm diye başlayacak.

Sonra, bu abdestin öyle manevi faziletleri var ki yüzümüzün terini giderdiği gibi, elimizin pisliğini giderdiği gibi bizi manevi günahlardan da temizliyor. Ama dua etmek şartıyla. Mesela ellerini yıkarken duası var, -ilmihallerden açarsınız, onları öğrenirsiniz- yüzünü yıkarken duası var, ağzına burnuna su verirken dualar var, sağ elini yıkarken sol elini yıkarken dualar var, başına mesh ederken dualar var, ayağını yıkarken duası var... Bu duaları öğrenin. Onlar olmadığı zaman sadece abdesti oluyor insanın, öteki faydalardan mahrum kalıyor. Dualarını ede ede abdest aldığı zaman manevi feyizleri faydaları da sağlamış oluyor. Onun için böyle yapalım.

Allah'ın adını anmadan, besmele çekmeden başlandığı zaman abdestin de fazileti olmuyor.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA