İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

06.04.1986 - Ümitsizliğe Düşmemek, Peygamber Efendimizin Şefaati

06.04.1986 - Ümitsizliğe Düşmemek, Peygamber Efendimizin Şefaati
Hadisler Deryası

06.04.1986 - Ümitsizliğe Düşmemek, Peygamber Efendimizin Şefaati

04.07.2026
16 dk 53 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Vellezî nefsî bi yedihî lev lem tüznibû le-zeheba'llâhu biküm ve le-câe bi kavmin yüznibûne fe yestağfirûna'llâhe fe yağfiru lehüm.

Ahmed b. Hanbel rahmetullahi aleyh ki mezhep imamlarından, Hanbelî mezhebinin kurucularından bir mübarek büyüğümüz ve Müslim Sahîhayn'dan bir tanesini yazmış olan Sahîh-i Müslim'in sahibi kitabına yazmış bu hadîs-i şerîfi ki hadis sağlam yani...

Bir taraftan da sevinmek lazım. Birisine bir hadis söyledin mi dikleniyor hemen. Biraz insan bir kızar gibi oluyor ama bir taraftan da sevinmek lazım.

"Hocam bunun kaynağı nerede?"

Pekâlâ, kaynağı işte burada. Her şeyin sağlamını öğrenmek istediği için seviniyoruz. Tamam, bak bu kaynaklar sağlam kaynaklar. Ahmed b. Hanbel, mezhep imamı. Müslim kitabına yazmış. Sağlam hadîs-i şerîf.

Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfinde Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ın rivayet ettiğine göre buyurmuş ki;

Vellezî nefsî bi yedihî. "Canım kudreti elinde olan Allah'a yemin olsun ki." Lev lem tüznibû. "Eğer siz günahsız kullar olsaydınız, hiç günah işlememiş kullar olsaydınız." Le-zeheba'llâhu biküm. "Allah sizi sürüp götürtürdü. Kaldırırdı yeryüzünden." Ve le-câe bi kavmin yüznibûne. "Günah işleyen kavim getirirdi." Fe yestağfirûna'llâhe. "Onlar da günah işleyip, boyun büküp, Allah'a istiğfar ederlerdi." Fe yağfiru lehüm. "Allah da onları mağfiret ederdi."

Bu hadisi duymayan çok şaşırır. Bu hadisin mânasına çok şaşırır ilk defa duyan. Daha önceden duymuş olan o şaşkınlığı atlatmış olur da duymayan insan şaşırır.

"Allah-u Teâlâ hazretleri, eğer hiç günah işlememiş insanlar olsa yeryüzünde, günahsız, melek gibi insanlar olsa, onları götürür de yeryüzünden, günah işleyen, tevbe eden kullar halk eder. Allah'tan istiğfar edip tevbe isteyen kullara onları yaptırtır ve ondan sonra onları mağfiret ederdi." buyuruyor Peygamber Efendimiz.

Bunun mânası, Allah-u âlem, şu oluyor ki:

"Ey günahkârlar! Allah'ın bir de Gaffâr'lığı, mağfireti, günahları affetmesi var ya; onu düşünün, ümitsizliğe düşmeyin. Eğer Allah-u Teâlâ hazretlerinin günah işleyen kulları olmasaydı Gaffâr'lığı görülmezdi. Günahları affediciliği belli olmazdı. Onun için Allah-u Teâlâ hazretleri Gaffâru'z-zünûb'dur, bir hata işlemişseniz moraliniz bozulup ümitsizliğe düşüp 'Artık ben öldüm, mahvoldum, bir daha benim doğru yola girmem mümkün değil.' filan gibi bir fikre saplanmayın."

Birisi mektup yazmış ki:

"Hocam şu günahı işledim, acaba Allah beni affeder mi? Acaba ben imamlık yapabilir miyim? Acaba ben müezzinlik yapabilir miyim? Acaba evliliğim câiz olur mu, evlenebilir miyim?"

Bir günah işlemiş, ondan sonra çok morali bozulmuş, mahvolmuş. Ben de cevabını yazdım ki:

"Allah-u Teâlâ hazretleri kendisine şirk koşmak, müşriklik hariç her günahı dilerse bağışlıyor. Tevbe edenin tevbesini kabul ediyor, günahlarını bağışlıyor." diye. Onun için günaha batmış kullar bile olsa tevbe etsin, hak yola girsin. Korkmasın, eski günahlarını Allah affeder.

Ama bu hadisin bir de yanlış anlaşılması olabilir, onu da düzeltelim.

"Mademki Allah-u Teâlâ hazretleri affedermiş, hadi ben dalayım günahlara…" Bu yanlış bir mâna!

"Madem Allah affediyormuş, günah işleyeyim, işleyeyim, nasıl olsa affeder."

Öylelerine Allah tevbe nasip etmez. Öylelerini bir ters zamanda yakalar, öyle şey olarak gider. Bu iş oyuna gelmez. Allah-u Teâlâ hazretleri kalbi sâfî, niyeti iyi olanlara lütfunu ihsan eder. Kendisiyle oyun oynanmaz. Hâşâ, sümme hâşâ. Alaya alınmaz dinî hükümler.

Mesela; "Faiz günah, içki günah." diyorsun;

"Getir, ben içeyim." diyor.

"Şu haram." diyorsun;

"Ver, ben yiyeyim." diyor.

Çok büyük cezaya uğrar, çok büyük felakete uğrar. Bin bir defa pişman olur yaptığı şeye, söylediği o edepsizliğe pişman olur. Bin bir defa pişmanlık duyar! O bakımdan edebini, saygısını takınacak insan.

Eğer beşer olduğu için, bilerek bilmeyerek, şeytana uyarak, bir zaaf eseri bir hata işlemişse kendisini mahvetmesin, helâk etmesin; "Artık benim bu işim düzelmez." diye üzülmesine lüzum yok. Allah affedebilir, affeder. Bak, hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz teselli ediyor.

"Günah işlemeyen kul olmaz, olsaydı Allah onları kaldırırdı yeryüzünden, günah işleyip de makbul tevbe eden kul getirirdi. Günah işleyip de tevbe eden kul getirirdi." diyor.

Onun için biz de cemî-i günahlarımıza tevbe edelim. Allah-u Teâlâ hazretlerine boynumuzu büküp tam tevbenin zamanıdır, gözyaşları dökelim.

"Allah-u Teâlâ hazretleri, Allah korkusundan ağlayan gözü cehennemde yakmayacak. Allah korkusundan ağlayan göze cehennem ateşi değmeyecek ve cehennem ateşini hiçbir şey söndürmez. Ne atarsan daha onu da yakar, taşları da insanları da yakar. Cehennem ateşini Allah rızası için tesbih çeken, Allah korkusundan ağlayan gözyaşı söndürür. O gözyaşı söndürür." diye geçiyor kitaplarda.

Onun için günahlarımıza ağlayalım, üzülelim, tevbe edelim, istiğfar eyleyelim. Rabbimiz Gaffâr-ı zunûb'dur, Settar-ı uyûb'tur; affeder, bağışlar, anasından doğduğu gibi pâk eder kulu. Daha iyi eder. Bir de setreder.

Bakın kaç kademesi var işin… İşin bu müjde tarafını biraz daha açıklayalım. Allah günahları affeder. Affettiğini de kimse duymasın diye bir de örter. Setreder. Bir de;

Yübeddilu'llâhu seyyiâtihim hasenâtin. "Kötülüklerini hasenâta da çevirir."

Subhanallah! Kul günah işler, tevbe eder, Allah-u Teâlâ hazretleri o kadar kerim ki günahın yerine bu sefer sevaba döndürür işi.

İnna'llâhe yuhibbu't-tevvâbîne ve yuhibbu'l-mütetahhirîn.

Allah tevbekâr kullarını seviyor. Seviyor, bir de mükâfatlandırıyor bu sefer. Tevbe etmesini sevdiğinden kulunun, yanlış yolu bırakıp da doğru yola gelmesini sevdiğinden dolayı bu sefer mükâfat da veriyor. Keremini gör ki Rabbimizin; kul günah işliyor, sonunda iş dönüp dolaşıyor tevbe etmek şartıyla mükâfata kadar gidiyor. Affedilmekle, örtülmekle, saklanmakla kalmıyor; aksine mükâfat kazanacak duruma da geliyor insan.

Annenin, babanın duası makbul diye bir başka hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

"Annesine babasına erişip de cenneti kazanamayanın burnu yere sürtsün."

"Ne kadar fırsat kaçırmış." demek. Hem annesine babasına sağlığında yetişmiş, hizmet edip cenneti kazanamamış; burnu yere sürtsün! Rağime enfühû. "Burnu yere sürtsün!" buyurmuş.

Rabbimiz bu kadar Gaffâr-ı zunûb'ken, Settâr-ı uyûb'ken, mübeddilü's seyyiât ile'l-hasenât iken, insan cenneti kazanamazsa hakikaten burnu yere sürtmesi lazım. Öyle temenni edilir.

Allah biraz gayret versin, insaf versin cümlemize.

Vellezî nefsî bi yedihî le-abdullâhi fi'l-mevâzîni yevme'l-kıyâmeti eskalü min uhudin.

Bu hadîs-i şerîf Taberânî'de var. Sâretü binti Abdullah b. Mes'ud râviyesi, İbn Mes'ud radıyallahu anh'ın kızıymış bu Sâre Hatun. Babasından rivayet etmiş. Allah her ikisinin de şefaatine bizlere erdirsin. Büyük şahıslar. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

"Kıyamet gününde ameller tartılırken, hesaplar görülürken bir kul terazide Uhud dağından daha ağır çeker."

Uhud dağını hacca gidenler bilir. Ovanın ortasında kocaman, heybetli bir dağdır. Bir adamcık terazide Uhud dağından fazla çeker.

Bu neden dolayıdır? İmanın kıymetinden dolayıdır. Mü'min kulun Allah indinde kıymeti çok fazladır. Öyle, hesaplara gelmez. Mü'min kulun derecesi çok yüksektir. Allah-u Teâlâ hazretleri ona çok büyük şeyler ihsan eder. Bir başka mâna da şu olabilir:

"Kul, köle âzat etmek fevkalâde sevaplı bir ibadet."

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem peygamber olduğu zaman dünya üzerinde kölelik vardı. Suud-î Arabistan'da kölelik vardı. Ondan sonra asırlar boyu devam etti. Bu kölelik meselesine, kölelerin haklarına en güzel hükümler getiren Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizdir. "Kölenize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, dövmeyin…" filan diye tavsiyeleri vardır. Köle âzat etmeye teşvikleri vardır. Her vesile ile köle âzat etmek suretiyle onları düzeltmek, kurtarmak için uğraşmıştır. Bu da mümkündür ki köle âzat etmenin sevabını beyan etsin. Bu mâna da olabilir. Asıl öteki mâna da doğrudur.

Allah indinde bir mü'min kulun kıymeti öyle Uhud dağıyla, dağlarla ölçülemeyecek kadar yüksektir. Mü'minin kıymeti çok fazladır. Biz kendi kalbimizdeki imanın kıymetini bilelim. Bu iman bize çok değer kazandırıyor. Bu iman cevherini Allah-u Teâlâ hazretleri kalbimizde daim eylesin.

Onu şeytana kaptırmayalım, onu elden kaçırtmayalım. İmanlı olarak doğduk, imanlı olarak yaşıyoruz, imân-ı kâmil ile göçmeyi Allah cümlemize nasip eylesin.

Vellezî nefsî bi yedihî inne'rtifâ'ahâ kemâ beyne's-semâi ve'l-arzi ve inne mâ beyne's-semâi ve'l-arzi le-mesîretü hamsi mieti âmin.

"Cennette yüksek divanlar, koltuklar, yüksek sedirler olacak." diye âyet-i kerîmede bildirilmiş.

Ve fürüşin merfû'atin. "Yüksek, âlâ, yüce divanlar, sedirler olacak." diye…

Bunların yüksekliği hakkında bu hadîs-i şerîfi buyurmuş Efendimiz. İbn Hibbân'da ve Tirmizî'de var.

Bu fürüşin merfû'atin ne kadardır?

"Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki; bu sedirlerin, bu cennet ehlinin safa sürecekleri o tahtların, divanların yüksekliği sema ile yer arası kadardır ve sema ile yerlerin arası beş yüz yıllık yoldur. Beş yüz yıllık mesafedir." diye onların büyüklüğünü bildirmiş.

Âhirette Allah-u Teâlâ hazretleri mü'minlere tariflere sığmayacak büyük ikramlar veriyor. Cennete en son giren insan ki cehennemde kabahatinden dolayı yanmış, yanmış kömür olmuş, ondan sonra çıkartmışlar. Nehr-i hayata atmışlar, hayat nehrinde tekrar otun, tohumun bittiği gibi bitmiş, insan haline gelmiş, ondan sonra cennete giriyor. Hatta Allah-u Teâlâ hazretleri onu cehennemden çıkartırken; "Yâ Rabbi beni buradan çıkart, senden gayrı bir şey istemem." diyor. Çıktıktan sonra cehennem önünde harıl harıl yanıyor, azaplarını görüyor.

"Yâ Rabbi yönümü bu cehennemden çevir, senden gayrı bir şey istemem." diyor. Çeviriyor Allah-u Teâlâ hazretleri, bu sefer cennete gözü takılıyor. "Yâ Rabbi beni buraya sok, senden gayri bir şey istemem." diyor. Sözünde durmuyor ama Rabbimiz onun her defasında istediğini veriyor. Sonra cennete girmiş, girenlerin en sonuncusu, ondan sonra ölüm kesiliyor arada. Cehennem ehline; "Hadi bakalım siz burada ebedî kalıcılarsınız!" deniliyor. Cennet ehline; "Siz burada ebedî kalıcılarsınız!" deniyor, cehennemin kapıları kapanıyor.

En son giren şahsa o kadar büyük nimetler verilecekmiş ki bu semavat ve arz gibi, yerler gökler kadar çok mülkler verilecekmiş ki cennette, o zât sanacakmış ki;

"Cennette Allah en büyük ikramı bana yaptı."

Haberi yok ötekilerden. Ötekilere nelerin verdiğini bilse mahzun olur, haberi yok. Mahzun olmayacak kadar büyük mülkler verilmiş. Bu gökler, bu yer kadar…

Allah bizi cennete dâhil eylesin.

Hadi cehennem ateşi olmadı, cehenneme girmedi ama cennete de giremedi bir insan. Ona da dayanılmaz. Ona bile dayanılmaz.

Rabbimiz bizi cennete ilk girenlerle beraber dâhil etsin. İlk evvel girenlerle…

Cennetin kapısına Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz gelecek, vazifeli melek diyecek ki:

Men ente. "Kimsin sen?"

"Ben Allah'ın Resûlü Muhammed-i Mustafâ'yım." diye cevap verecek Peygamber Efendimiz.

Diyecek ki melek:

"Bu kapıyı senden gayrıya, senden evvel açmamakla emrolunmuştum. Buyur yâ Resûlallah!"

İlk girecek olan kim? Efendimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem.

Rabbimiz onun şefaatine cümlemizi erdirsin. Onunla beraber cennetine dâhil eylesin cümlemizi; kardeşlerimizle, sevdiklerimizle beraber...

Çünkü Allah seveni sevdiğinden ayırmayacak. Benim sevdiğim şuracıkta, ben bunu… Öyle değil. Seveni sevdiğinin derecesine yükseltecek.

El-Mer'ü me'a men ehabbe. "Kişi sevdiğiyle beraber olacak cennette." Ayrılık yok. Onun için iyi şeyleri, iyi kimseleri sevelim.

Allah gönlümüze Resûlullah'ın muhabbetini ışıl ışıl yerleştirsin. Onun adı anıldığı zaman yüreğimiz ağzımıza gelsin. Gözümüze yaş gelsin, ne yapacağımızı şaşıralım sevgiden. O şuuru ihsan etsin Rabbimiz.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA