İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

13.02.1988 - Vefattan Sonra Geriye Bırakılan Hayırlı Şeyler, Sadaka, Hayırlı Evlat, Cumanın Fazileti

13.02.1988 - Vefattan Sonra Geriye Bırakılan Hayırlı Şeyler, Sadaka, Hayırlı Evlat, Cumanın Fazileti
Hadisler Deryası

13.02.1988 - Vefattan Sonra Geriye Bırakılan Hayırlı Şeyler, Sadaka, Hayırlı Evlat, Cumanın Fazileti

07.03.2024
26 dk 40 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Hayru mâ hallefe'l-insânü ba'dehû selâsün veledün sâlihun yed'û lehû ve sadakatün tecrî yebluğuhû ecrühâ ve ilmün yüntefe'u bihî min ba'dihî.

Ebu Katâde'den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurmuş:

''İnsanın vefatından sonra geriye bıraktığı şeylerin en hayırlıları üç tanedir.

Geriye bir şeyler bırakıp ahirete gidiyoruz. Dünyada ne kazandıysak bırakıyoruz. Bizden öncekilerin gittiği gibi biz de gideceğiz. Allah hayırlı uzun ömür versin, güzel bir hal ile göçmek nasip etsin. Biz de bırakacağız.

Şu üç şey, geride bırakılan şeylerin en hayırlısıdır. Bir: Veledün sâlihun yed'û lehû. ''Arkasından; ölen ana-babasına dua edip duran dindar, iyi bir evlat.'' Bu en hayırlı şeydir. İnsanın arkada bırakacağı şeylerin en hayırlısı budur. Onun için Müslüman; ''Evlenelim, evlat edinelim.'' diye düşünecek. ''Bekârlık sultanlıktır.'' demeyecek. Adam; ''Evliliğin zahmeti çekilir mi, yuva idare etmenin zorluğu göze alınır mı?'' diye evlenmiyor. Başka ülkelerde görüyoruz. Hayır, evlenecek! Çoluk çocuk sahibi olacak sonra onu Müslüman olarak yetiştirecek ki öldükten sonra arkasından ona hayır dua etsin, sevabını arttırsın.

Eskilerden bir tanesi, bir derviş evlenmeden bekâr yaşamaya karar vermiş. ''Mücerret derviş'' denilen. Mücerretlikten maksat bekârlık. Dervişlik yapacak, evlenmeyecek, vaktini böyle geçirecek. Doğru değil. Doğru olan Peygamber Efendimiz' in sünnetine uymaktır.

Bu şahıs kırk-elli yaşına gelmiş. Namazında, niyazında, tesbihinde dindar adam ama evlenmemiş. Bir gece rüya görüyor; kıyamet kopmuş, herkes mahşer yerinde. Bir hararet, bir sıcaklık var; susamış. Bakmış ay yüzlü, küçük küçük yavrular orada halkın arasında dolaşıyorlar. Bazı kimselere kupalarla su ikram ediyorlar. Onlardan bir tanesi yanından geçerken; ''Yahu şu sudan biraz da bana ver. Benim de içim yandı, yüreğim yandı.'' demiş.

''Yok. Biz bu suyu herkese vermiyoruz, babalarımıza veriyoruz. Biz Müslümanların küçük yaşta ölmüş olan yavrularıyız. Burada babalarımıza ikram ediyoruz. Sana veremeyiz, sen evli değilsin, aramızda senin çocuğun yok.'' demişler. Onun üzerine sabahleyin uyanır uyanmaz etrafını sıkıştırmaya başlamış.

''Aman bana bir saliha hatun bulun, beni evlendirin, ben artık bekâr durmayacağım.'' demiş.

Neden? ''Çocuğu olsun, hayırlı evladı olsun.'' diye.

Evlilikten asıl maksat hayırlı bir evlada sahip olmaktır. Hayırlı evlat hem yaşlılığında bakar hem vefatından sonra dua eder. Onun ecrinin, sevabının artmasına sebep olur. Evlatlarınızı böyle yetiştirmeye gayret edin. Hep beraber böyle çalışalım.

Ve sadakatün tecrî yebluğuhû ecruhâ. ''Ecri kendisine devamlı gelecek, sevabı kendisine devamlı ulaşacak olan bir sadaka-i cariye, devamlı bir hayır.'' Arkada bir eser bırakın! Çeşme olabilir, cami olabilir, köprü olabilir, hastane olabilir. Bir ağaç olabilir, kuyu açmak olabilir, su getirtmek olabilir. Bunları tek başına yapacak durumda değilse yardım etmek tarzında olur. İnşaallah onun sevabı da kendisine gelir.

Ve üçüncüsü: Ve ilmün yüntefe'u bihî min ba'dihî. ''Kendisinin vefatından sonra geride başkalarının okuyup öğrenip de faydalandığı bir ilim bırakan kimse de sevap kazanır.''

Hadis kitapları yazılmış; ben açıyorum, buradan size hadis-i şerifleri okuyorum.

Bundan kimler sevap alıyor?

Hadisi rivayet eden âlimlerin hepsi sevap kazanıyor. Bunu Peygamber Efendimiz' den duyan sahabe sevap kazanıyor, sahabeden rivayet eden öteki alimler sevap kazanıyor. Çünkü bu ilim onlar vasıtasıyla bize geldi. Ben okuyorum, siz de dinliyorsunuz. Siz de birisine nakletseniz, öğrense siz de sevap kazanırsınız. O bakımdan öğrenip başkasına da nakletmek gerekiyor. Şu kitabı yazan da sevap kazanıyor.

Hayru mâ ü'tiye'l-insanü huluku'l hasenü, şerru ma ü'tiye kalbü sev’in fî sûretin hasenetin.

Üsame İbn Şerîk radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

''İnsanoğluna verilen, bahşedilen, Allah tarafından sunulan, ikram olunan şeylerin en hayırlısı güzel huydur.''

Bir insana Allah'ın verdiği şeyler; sıhhat, afiyet, güç, kuvvet, zekâ, akıl, fikir, zenginlik, mal mülk, evlat, ev bark bir tarafa; en güzel ikram, güzel huydur. Allah tarafından verilen şeylerin en kötüsü de kötü kalptir. Kalbü sev’in fî sûretin hasenetin. ''Güzel görünüşlü bir insanda kötü bir kalptir.'' Vücudu güzel, yüzü güzel. Dış manzarası, sureti yerli yerinde; kalıbı iyi ama kalbi fena olan insan. Kalıp iyi, kalp fena; bu da en fena şeydir.

Eski insanlardan, filozoflardan, hakîmlerden bir tanesi bakmış; karşıdan boylu poslu, yakışıklı, ay gibi pırıl pırıl yüzlü şahane bir delikanlı geliyor. ''Vay! Allah ne güzel insan yaratıyor. Şunun endamına, boyuna posuna, haline bak, maşaallah!'' demiş, beğenmiş. Yanına varmış, selam vermiş. Ötekisi yüzünü buruşturmuş. Karşılık vermiş, biraz konuşmuş. Hep kaba saba şeyler duymuş, başını döndürmüş.

Giderken şöyle demiş: İnâun zehebün ve fîhi hallün. ''Altından bir kap ama içi sirke dolu.'' Dış görünüşü altın gibi ama içi ekşi, turşu, sirke gibi. Demek ki kalbimizin iyi, huyumuzun güzel olması önemli. Kalpten maksat da malum et parçası değildir. Kalp dendiği zaman hadis-i şeriflerde, ayet-i kerimelerde kastedilen ''gönül''dür. Gönlü, içi yoksa bu kalp ölüde de var. Mühim olan insanın gönlüdür. Gönlümüz hoş olacak, iyi olacak, ahlâkımız güzel olacak.

Hayru nisâiküm el-afîfetü'l-ğalimetü afîfetün fî fercihâ ğalimetün alâ zevcihâ.

''Kadınlarınızın en hayırlıları iffetli olanlardır.'' Afîfetün fî fercihâ. ''Namusu konusunda iffetli.'' Ğalimetün alâ zevcihâ. ''Efendisine karşı da sevgisi, muhabbeti fazla.''

Yani, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri; “Kadının hayırlısı bu.” diye buyurmuş.

Hayru yevmin talaat fîhi'ş-şemsü yevmü'l-cumu'ati. Fîhi hulika Âdemü ve fîhi uhbite mine'l-cenneti ve fîhi tîbe aleyhi ve fîhi kubida ve fîhi tekumu's-sâ'atü ve mâ alâ vechi'l-ardı min dâbbetin illâ ve hiye tusbihu yevme'l-cumu'ati musihaten hattâ tatlu'a'ş-şemsü şefakan mine's-sâ'ati ille'bne Âdem ve fîhi sâ'atün lâ yusadu fîhâ abdün mü'minün ve hüve fi's-salâti yes'elu'l-lâhe şey'en illâ e'tâhu iyyâhu.

Ebu Hureyre radıyallahu anh'ten, mezhep imamlarından Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş. Peygamber Efendimiz' in bu hadis-i şerifi cuma günü hakkında. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

''Güneşin doğduğu günlerin en hayırlısı Cuma günüdür. En hayırlı gün Cuma günüdür.'' Fîhi hulika Âdemü. ''Hz. Âdem atamız aleyhisselam cuma günü yaratıldı.'' Ve fîhi uhbite mine'l-cenneti. ''Cuma gününde cennetten yeryüzüne indirildi.'' Ve fîhi tîbe aleyhi. ''Tevbesi cuma gününde kabul olundu. Tevbesi kabul oldu; Allah'ın affı, mağfireti erişti.'' Ve fîhi kubida. ''Ve Hz. Âdem atamızın ruhu cuma gününde kabzolundu.'' Fîhi tekûmu's-sâ'ah. ''Ve bu cuma gününde kıyamet kopacak.'' Ve mâ alâ vechi'l-ardı min dâbbetin illâ ve hiye tusbihu yevme'l-cumu'ati musîhaten hattâ tatlu'a'ş-şemsi şefakan mine's-sâ'ah. ''Yeryüzü üzerinde gezen hiçbir canlı varlık yoktur ki cuma sabahına çıktığı zaman, güneş doğması esnasında ‘kıyamet kopacak' diye korkusundan feryadı basmasın.'' İlle'ibni Âdem. ''Âdemoğlu, insanoğlu müstesna.''

Yeryüzündeki başka varlıkların hepsi cuma günü oldu mu; ''Acaba kıyamet bugün mü kopacak?'' diye korkusundan feryadı basar. Cuma günü böyle bir gündür. Ve fîhi sâ'atün. ''Ve bu Cuma'nın içinde bir zaman vardır ki'' Lâ yusallû fîhâ abdün mü'minün. ''Bu saatin içinde, mü'min kul namazdayken, Allah'tan bir şey isterse, Allah onun istediğini ikram ve ihsan eder.''

Yani ''Duaların kabul olduğu bir saat vardır.'' deniliyor.

Muhterem kardeşlerim! Cuma günü çok önemli bir gündür. Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifte Cuma’yla ilgili uzun uzun bilgiler vermiş.

Cuma günlerine ihtimam edin, itina eyleyin. Cuma günü sabahleyin erkenden işe gidecekseniz bile kalkarsınız, gusül abdesti alırsınız. Cuma günü yıkanmak on günlük günahın affına sebep olur. Perşembe gününden tırnaklarınızı kesip tıraşınızı olup vücuttaki fazla kılları izale eyleyip hazırlığınızı yaparsınız. Cuma günü en temiz elbiselerinizi giyersiniz. Cuma namazına gitmeye büyük ihtimam gösterirsiniz.

İşinizi ona göre ayarlarsınız. Cuma namazına erken vakitte gidersiniz. En erken gidene sevap en fazladır. Cuma gününden ve perşembe günü akşam namazından sonraki vakitten itibaren yani cuma gecesinde, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz' e çok salât-u selâm edersiniz. Çünkü kendisi öyle emrediyor. Çok salât-u selâm etmenin faziletini bildiriyor. Ve cuma günü mümkünse hasta ziyaret edersiniz. Ayrıca cuma günü sadaka vermeyi ganimet bilin. Mümkünse cuma günü büyüklerinizin, sevdiklerinizin, yakınlarınızın kabrini ziyaret edin. Cuma günü programına dikkat edin.

Bunların yapılması için ne gerekiyor?

Cuma gününde insanın serbest olması gerekiyor. Hıristiyanlar allem etmişler, kallem etmişler pazar gününü dünyanın her yerinde tatil etmişler. Yahudiler cumartesi günü çalışmamanın çaresini, yolunu bulmuşlar; bizim memlekette de fermanlarını yürütmüşler. Bizim Cumartesi, Pazar günlerinin tatil olması Yahudilere de Hristiyanlara da yarıyor. Ama cuma günü iş günü olduğu için Müslümanlar büyük sıkıntı çekiyorlar. Halbuki memleket, yüzde doksan dokuz İslâm beldesi.

Cuma namazlarını kılın. Üç defa Cuma namazını terk edenin kalbine Allah mühür vurur. Hani dükkânlar kapanıyor; belediyeden geliyorlar, dükkânı kapatıyorlar. Bir de kırmızı mühür akıtıyorlar. Açılamaz. Açılırsa görür gününü. Üç ay kapalı, iki ay kapalı, on beş gün kapalı kalıyor. Bir ceza veriyorlar, kapanıyor. Allah kalbe öyle bir mühür vurur, kapatır. İnsanın kalbi gönlü kararır, taşlaşır, bir işe yaramaz. Cuma günü çok önemlidir. Cuma namazına gitmeye çok gayret edeceksiniz.

Mümkünse Cuma namazının o saatlerini tatil etmek için uğraşın veya işe girerken; ''Ben o vakitte izin almak istiyorum.'' diye baştan mutlaka söyleyin. Bizim işçilerimiz Almanya'da böyle diyorlar; ''Ben Cuma’ya giderim.'' diye adamlara şart koşuyorlar. ''Şu saatten şu saate kadar serbest olmak şartıyla.'' diyorlar. Cuma’nın kaçırılmamasına dikkat edin.

Hayruküm hayruküm li-ehlihî ve ene hayruküm li-ehlî mâ ekreme'n-nisâe illâ kerîmün ve mâ ehânehünne illâ leîmün.

''Sizin en hayırlılarınız aile efradına, hanımlarına karşı en hayırlı olanlarınızdır, onlara iyi davrananlarınızdır. Ben de kendi aile efradıma, hanımlarıma en hayırlı olanınızım. Peygamber olarak ben de hayırlınızım. Kadınlara ancak asil kimseler ikramda bulunur, iyi muamele eder. Kadınlara ancak alçak tabiatlı, aşağı kimseler kötü muamele eder; onları hor görüp ters muamele eder.''

Bu hadis-i şerifi bütün kadınların bilmesi gerekiyor. Ayrıca bizim bunu bütün herkese söylememiz gerekiyor; bak İslâm hanımlara nasıl paye vermiş, nasıl kıymet vermiş. Avrupa'da kadının miras hakkı yokken, kadın şeytanın bir aleti olarak görülürken, horlanırken ve yakın zamana kadar seçme seçilme hakkına, ticaret hakkına bile sahip değilken Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem o zamandan; ''Ey Müslümanlar! Sizin en hayırlılarınız aile efradına, hanımına en iyi muamele edeninizdir. Ben de sizin en hayırlınızım, ben de aileme iyi davranırım.'' buyurmuştur.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem acaba hanımlarını dövmüş mü? Asla!

Bir sert söz söylemiş mi? Hayır!

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz son derece iyi muamele etmiş. Ama Anadolu'da millet hanımı dayaktan geçiriyor, alışmış. Bir keresinde gözüme ilişti; adamın birisi Mekke-i Mükerreme'de, Mescid-i Haram'ın içinde gerildi, karısına bir tane patlattı. Gözümün önünde, kalabalıkta vurdu. Herhalde kadın tavaftan biraz geç geldi, artık nasıl olduysa. Veyahut kayboldu da oradaki, sözleştikleri yere vaktinde gelemedi. Mescid-i Haram'ın içinde, Kâbe'nin civarında karısına tokat patlattı.

Hacılık nerede kaldı? İhram nerede kaldı?

Görgü meselesi. Kızdı mı pataklıyor. Tabi kadın daha güçlü, kuvvetli olsa yapamaz. Duyuyoruz bazı kadınlar da kocalarını dövüyormuş. Yani o babayiğit, ötekisi zayıf. Adamcağız çelimsiz, kadın cadaloz. O da doğru değil, o da doğru değil!

İslâm'ın hükmü; kadına müşfik davranmak, iyi muamele etmektir. Efendimiz böyle buyuruyor.

Hayruküm men lem yetruk âhiretehû li-dünyâhu ve lâ dünyâhu li-âhiretihî ve lem yekün kellen ale'n-nâsi.

''Sizin en hayırlınız; ahiretini dünyalık için, dünyasını da ahireti için terk etmeyen ve insanlara mali bakımdan, geçim yönünden yük olmayandır.''

Hayruküm men lem yetruk âhiretehû li-dünyâhu. ''Dünyası için ahireti terk etmemek.'' Bu devirde ekseriyet bunu yapıyor. ''İşe gideceğim, para kazanacağım, geçim meselesi.'' diyerek ahiretini bir tarafa bırakıyor. Namaz kılacak, kılmıyor. Cuma’ya gidecek, gitmiyor. Hayır yapacak, yapmıyor. Hayra koşacak, koşmuyor. Sosyal hizmetlerini görmesi gerekiyor, görmüyor.

Neden?

Geçim, para, pul, hırs, vesaire. Bu işi dünyası için yapıyor. Dünyaya, dünya işlerine dalmış. Ahirete ait işleri yapmıyor. Bu doğru değil. Bir de bunun zıttı var. ''Ben sevap kazanacağım.'' diye adam namazda, niyazda, oruçta, tesbihte, zikirde, camide. Görevini yapmıyor, dünyalık kazanmaya gitmiyor; çalışmıyor, çabalamıyor, evini geçindirmeyi düşünmüyor. Bu da yanlıştır. Dünya işlerine dalıp, çalışıp ibadet yapmamak; ibadete dalıp da dünyalık kazanmak için çalışma yapmamak. Bu da doğru değil, o da doğru değil.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: ''Sizin en hayırlınız, dünyası için ahiretini terk etmeyen, ahireti için de dünyasını terk etmeyendir.'' İkisini dengeli götürecek. Hem ibadetini yapacak hem kazancını sağlayacak. ''Ve kimseye yük olmayandır.'' İşte güzel olan şey budur. Kimseye el açmamak; kimsenin sırtından, beleşten geçinmemek, asalak parazit olmamak, kimseye yük olmamak.

Tasavvufun tarifleri arasında çok güzel ve sevimli bir tarif vardır: ''Tasavvuf yâr olup bâr olmamaktır.'' denilir. Mânası şu: ''Bâr'' Farsça ''yük'' demek. Hatta eskiden yük taşıyan hayvanlara ''bârgir'' derlermiş. Sonra biz onu değiştirmişiz. Telaffuzda biraz bozulmuş ''beygir'' yapmışız.

Beygir ne demek?

''Yük taşıyan hayvan'' demek. İki tarafa yük vuruluyor, yük taşıyor. Biz ''beygir'' demişiz, aslı ''Bârgir.'' ''Bâr'' ''yük'' demektir. Yâr ol ama bâr olma! ''Bir kimseyle ahbaplık et ama adamın sırtına yük olma, külfet olma.''

Tekerlemede; ''Geldik biraz, kaldık bir yaz.'' demişler. Adamın evine misafir olmuş; ''Birazcık kalacağım.'' demiş, üç ay kalmış. Olmaz ki! Misafirlik üç günlüktür. Hadi diyelim biraz daha kaldın ama üç ay kalırsan sonunda ne olur? Adamın canına tak der. İnsan yâr olacak, bâr olmayacak. Kimse kimseye yük olmayacak.

Neden?

Dinimiz böyle emrediyor, Peygamber Efendimiz böyle tavsiye ediyor. Kimse kimseye yük olmayacak. Kendi kazancını kendisi sağlayacak. ''İbadet yapacağım.'' diye kazançtan geri kalmayacak. ''Kazanacağım.'' diye ibadetten geri kalmayacak. İkisini dengeli bir şekilde götürecek. Adam dini yanlış yorumluyor. ''Bana dünya gerekmez. Ben dünyalığı, parayı, pulu ne yapacağım.'' diyor. Ama eve ekmek gerekiyor. Hanıma gıda gerekiyor, çoluk çocuğun ihtiyacı var. ''Eh ziyanı yok.'' diyor; el açıyor avuç açıyor başkasının sırtından geçiniyor. Olmaz!

Hz. Ömer zamanında bir grup insan yolun kenarına oturmuşlar. Öyle boş boş dururlarken Hz. Ömer yanlarından geçmiş. Herhalde biraz da huylarını, hallerini biliyor.

Herhalde bildiği için kalabalığa diyor ki; ''Ne duruyorsunuz burada?'' Yani ''Niye çalışmıyorsunuz?'' demek istiyor. Diyorlar ki; ''Biz mütevekkil insanlarız. Allah'a tevekkül ettik. Nasıl olsa rızkı Allah göndermeyecek mi? İşte oturuyoruz, O gönderir. Tevekkül ettik, biz mütevekkiliz.'' O da diyor ki; ''Siz mütevekkil değil müteekkilsiniz.'' ''Ekl'' Arapça' da ''yemek'' demek. ''Müteekkil'' ''Yiyicisi'' demek. Siz mütevekkil değil yiyicisiniz. Halkın kâsesine dal çıkıp onların kâsesinden yiyorsunuz. Mütevekkil olan kimse; tarlayı süren, tohumu eken, kendisinin üzerine düşen her şeyi yapan kimsedir. Ondan sonra da Allah'a tevekkül eder. ''Yâ Rabbi! Ben tarlamı sürdüm, buğdayımı ektim, mahsul vermek senden.'' der. Tevekkül öyle olacak. Kul, yapması gerekli olan işleri yapacak, ondan sonra Allah'a tevekkül edecek.

Birisi geldi dedi ki:

''Yâ Resûlallah! Devemi salıvereyim de Allah'a tevekkül mü edeyim?''

''Hayır! Deveni bağla ondan sonra tevekkül et.'' dedi. Bir kere kaçıp gitmemesi için deveni bağla, tedbirini al, ondan sonra da ''Evvelallah bir şey olmaz, Allah'a tevekkül ettim.'' de, Allah'a ısmarla. O bakımdan alnımızın teriyle, elimizin emeğiyle kazanmak en güzel şeydir. En güzel prensiplerden birisidir. Allah-u Teâlâ hazretleri bizi helalinden kazananlardan eylesin. Helalinden hayır hasenat yapanlardan eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA