İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

13.11.1988 - Peygamber Efendimizin Ahlak ve Şemaili

13.11.1988 - Peygamber Efendimizin Ahlak ve Şemaili
Hadisler Deryası

13.11.1988 - Peygamber Efendimizin Ahlak ve Şemaili

24.09.2025
17 dk 3 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Kâne izâ esâbehû ğammün ev kerbün yekûlü hasbiye'r-rabbü mine'l-ibâdi hasbiye'l-hâliku mine'l-mahlûkîn ve hasbiye'r-râzıku mine'l-merzûkîn hasbiye'l-lezî hüve hasbî hasbiyellâhu ve ni'me'l-vekîl hasbiyellâhu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbü'l-arşi'l-azîm

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini Gümüşhaneli hocamızın toplamış olduğu hadis koleksiyonundan, Râmuzu'l-ehâdîs'ten okuduk. Hocamız bu kitabın sonuna Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in âdet-i seniyyeleri ve şemâil-i şerîfeleri ne ise onları da ihtiva eden rivayetleri toplamış, koymuş.

Az önce 526. sayfanın ikinci ibaresini okuduk. Bu ibareler bize Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hakkında bilgi veriyor. ''Resûlullah Efendimiz şöyleydi, şöyle yapardı, böyle yapardı.'' diye bize onun hayatından, ahlâkından, şemailinden ve sıfatından bazı şeyleri bildiriyor. Bunları okuyacağız. Peygamber Efendimiz nasıl yaparsa, biz de hayatımızı ona uydurmaya çalışacağız. Çünkü o bizim peygamberimizdir, rehberimizdir, önderimizdir, numune-i imtisalimizdir. Her şeyimizi ona benzetirsek, ona uydurursak, onun sünnetine uyarsak dünya ve ahiretin saadet ve selametine ereriz. Onun için bunları zevk ve şevkle okumaya, dinlemeye gayret edeceğiz.

Peygamber Efendimiz' in âdet-i seniyyeleri şöyle anlatılıyor:

Kâne izâ esâbehû ğammün ev kerbün.''Kendisine bir gam, bir sıkıntı veya üzüntü gelince.'' Kâne yekûlü. ''Şöyle buyururdu.'' Hasbiye'r-rabbü mine'l-ibâdi. ''Kullarına karşı Rabbim bana yeter.'' ''Kulları ne kadar çok olursa olsun ne kadar güçlü olursa olsun ne kadar zalim olursa olsun hiç önemi yok; Rabbim bana yeter.'' Hasbiye'l-hâliku mine'l-mahlûkîn. ''Yaratılanlara karşı Yaradan bana yeter. Yaratılmışın ne gücü ne kuvveti var ki? Yaradan bana yeter!'' Hasbiye'r-râzıku mine'l-merzûkîn. ''Kendisine rızık verilen şu biçarelere; başkalarının verdiklerine muhtaç olan, Allah'ın rızık vermesine muhtaç olan şu güçsüz biçarelere karşı râzık olan Allah bana yeter.'' Hasbiye'l-lezî hüve hasbî ''Her zaman benim istinatgâhım olan, her zaman bana yetecek olan Rabbim, bana sıkıntılarımda her zaman yardım edecek olan Rabbim bana yeter.'' Hasbiyellâhu ve ni'me'l-vekîl. ''Allah bana yeter ve O ne iyi vekildir. Hasbiyellâhu lâ ilâhe illâ hû. ''Allah bana yeter, O'ndan gayri ilâh yoktur.'' Aleyhi tevekkeltü. ''Ben ona tevekkül eyledim.'' Ve hüve rabbü'l-arşi'l-azîm. ''O azîm Arş'ın Rabbidir, sahibidir.''

Peygamber Efendimiz sıkıntılara karşı bu sözleri söylerdi. Bu sözlerle Allah-u Teâlâ hazretlerine iltica ve tevekkül ederdi, ona dayandığını ifade ederdi.

Allah'ın en güçsüz mahlûku, en aciz varlığı Allah'a dayandığında en güçlü en kuvvetli olur. Çünkü her şeyi yaratan, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen, bir şeyin olmasını istediği zaman ''ol'' diyen, dediği zaman olduran Allah'a dayanıyor. Allah razı olursa, onun duasına icabet ederse, ona yardım etmeyi murat ederse karşı tarafın hali harap, bitti. İsterse bir tarafta ordu olsun, isterse dünya olsun, isterse kâinat olsun; Allah yeter. Gerçekten de bu böyledir. Hakikaten de Allah-u Teâlâ hazretleri her zaman bu tarzda Allah'a dayananların imdadına yetişmiştir. Bunun her zaman böyle olduğu; Allah'ın, candan sığınanların imdadına yetiştiği, ve men yetevekkel ale'l-lâhi fe-hüve hasbühû Kur'ân-ı Kerîm'le de sabittir, tarihle de sabittir, hatta kendi şahsî hayatımızda karşılaştığımız olaylarla da sabittir.

Sabahleyin dünya kadar borcumuz olur. Alacaklı sabahleyin kapımıza gelecektir. Kasamızda bir kuruş yoktur. Söz vermişizdir, parayı ödememiz lazım. Mertliğimizin, Müslümanlığımızın, sözümüzün eri olmamızın ayaklar altına alınmasını istemeyiz, sözümüzü çiğnetmek istemeyiz, el açarız: ''Yâ Rabbi! Kasamda hiçbir şey yok, alacaklım gelecek, senden gayrı müracaat edeceğim bir yer yok, bir merci yok, beni mahcup etme.'' deriz. Bakarsın Allah birisini gönderir, bir sebep gönderir. Çünkü Allah, üsebbibü'l-esbâbtır, sebepleri harekete geçiren O'dur, her şey O'ndandır.

Bakarsın o iş hallolmuş, elhamdülillah. Muhakkak bunu hayatımızda birkaç defa tatmışızdır, denemişizdir, biliyoruzdur. Bilmeyen de denesin; bu böyledir.

Allah-u Teâlâ hazretleri imkân vermeyince kullar kolunu kaldıramaz, felç gelir. Adımını atamaz, kafasına yıldırım yağar. ''Şunu şöyle yapacağım, bunu böyle yapacağım, asarım keserim.'' diyen insanlar hiçbir şey yapamaz.

Meşhur hikâyedir; zalim bir hükümdar varmış, çok zorlu, çok zorba bir kimseymiş. Kuyumcubaşısını çağırmış;

''Bana sabaha kadar üstü elmas kakmalı, süslü, ziynetli, sekiz tane yıldız yapacaksın.'' demiş.

''Efendim mümkün değil. Bunun ilk önce kaynatılması eritilmesi lazım; dökülmesi, törpülenmesi, oyulması, taşların ayarlanması lazım. Birkaç günlük iş.''

''Ben anlamam!'' demiş, ''Git, sabaha kadar getirirsen getirirsin, getiremezsen kellen gider.''

Yapar mı? Allah zulmüne fırsat verirse yapar ama vermezse yapamaz.

Bakmış bu iş olacak gibi değil, ağlayarak eve gelmiş.

Hanımı demiş ki; ''Kızgınlık anında söylemiştir, sen şimdi elinden geldiği kadar git çalış, biz de sana yardım edelim. ‘Bütün gece uyumadım, sabaha ancak bu kadarını yapabildim.' dersin.'' demiş.

''Doğru söylüyorsun hanım.'' demiş adam, beraberce atölyeye gitmişler. Kadın körüğü çalıştırmış; çocuklar aletleri, ocağı yakacak malzemeyi getirmişler. Üfürmüşler, yakmışlar, ısıtmışlar, eritmişler, dökmüşler, törpülemişler ve sabaha dek ancak yedi tanesini çivi haline getirebilmişler. O çiviler dövülecek, ondan sonra şekil verilecek, sonra da üstüne süslü ziynetli motifler icra edilecek.

Sabah olmuş. Bakmışlar ki karşıdan tozu dumana katarak atlılar geliyor. ''Eyvah! Hadi ayrılık zamanı geldi.'' demiş, ev halkıyla vedalaşmaya başlamış. Kapı hızlı hızlı çalınmış. Açmışlar. Bir grup asker;

''Yahu kapıyı niye açmıyorsun? Bu gece padişahımız öldü. Tabutuna çakılmak üzere sekiz tane altın çivi lazım.'' demişler.

Allah'a dayandı mı bir insan, Allah onun düşmanını yerin dibine geçirir.

Bu sadece ona mahsus bir şey değil, hepimiz için böyledir. Allah'a dayanmayı, Allah'a güvenmeyi, Allah'a sarılmayı, Allah'a tevekkül etmeyi öğrenelim. Kulların ne gücü var ne kuvveti var? Herkes ister ki bin sene yaşasın. Hayatlarını idame ettirmeye güçleri yetiyor mu? Hastalandıkları zaman kendilerini iyi etmeye güçleri yetiyor mu? Hiçbir şeye güçleri yetmiyor. Ancak Allah verirse, Allah nasip ederse oluyor.

Yaratan varken yaratılmışlara baş eğmeye lüzum yok. Ve tahşe'n-nâs va'l-lâhu ehakku en-tahşâhu. ''Kendisinden korkulacak olan Allah olduğu halde insanlardan korkuyorsun.'' ''İnsanlardan korkmak olur mu? Olmaz!'' mânasında Kur'ân-ı Kerîm'de ayet-i kerime var. Sadece bu ibarenin bile biz insanlara yetmesi lazım. Yaratan bize yeter. Hangi türlü olursa olsun mahlukata karşı Yaradan yeter.

Peygamber Efendimiz; ''Yatarken şu duayı okursanız akrep, yılan, çıyan vesaire tesir etmez, sokamaz, bir şey yapamaz, diyor: Eûzü bi-kelimâti'l-lâhi't-tâmmeti ve esmâihî küllehâ min şerri mâ halaka ve zerae ve berae. ''Yarattığı, halk ettiği her şeyin şerrinden o Esma-i hüsna sahibi, her türlü güce sahip Allah'a sığınıyorum.''

Demek ki Allah'a sığınınca mahlûklar da insanlar da maddeler de zarar veremez. Bunun misalleri çok.

Hz. Ömer radıyallahu anh'a Bizans'tan elçi gelmiş, bazı hediyelerle beraber bir de zehir getirmiş.

''Ne olacak bu zehir?''

''Efendim, bizim ülkemizde bazen asker isyan ediyor, kralı sıkıştırıyorlar; askerin eline düşse çok işkence görecek olduğundan bu zehri ağzına atıyor, hemen ölüyor, kurtuluyor.''

Gülmüş Hz. Ömer; ''Ver onu'' demiş, yâ hayyu yâ kayyûm diyerek, dua ederek onu ağzına atmış.

Elçi, ''Düştü, düşecek.'' diye bakıyor ama karşısındaki Peygamber Efendimiz' in has sahabesi. Onlar, Allah'ın sevgili kulları, evliyanın en yüksekleri, tabi hiçbir şey olmamış. ''Allah zarar verdirtmezse olmaz, kimse zarar veremez. Rabbimiz bize yeter. Bizim böyle zehirle uğraşmaya, tedbir düşünmeye hiç ihtiyacımız yoktur. Biz Rabbimize dayanırız, o bizi korudu mu kimse zarar veremez.'' diye gösteriyor.

Bu duyguyu öğrenmemiz, yaşamamız ve hayatımızı bu duyguya göre tanzim etmemiz lazım. Kazancımızı buna göre helalinden kazanmalıyız. ''Ben bu helal yola girersem para kazanamam, aç kalırım.'' veyahut ''Ben bu hak sözü söylersem işimden olurum, aç kalırım, çoluk çocuk muhtaç olur.''

Yahu sen Allah'a dayan! Allah korur, kollar. İnsanın o duyguyu yaşaması lazım. Sonra rızık için başkasına boyun büker, çeşitli gayrimeşru yollardan rızkın gelmesine tamah eder.

Peygamber Efendimiz; ''Rızık verilen kimselerin karşısında râzık olan Allah bana yeter.'' diyor. Rızkı Allah veriyor. Ötekiler de rızkı Allah'tan alıyorlar. İnsana sarılacağına, insana bel bağlayacağına, insandan isteyeceğine Allah'tan iste.

Bir mahallede iki kişi varmış. Birisinin iki gözü de görmüyor. Ötekisi de kör galiba, çalışacak durumda değil. Birisi hasbünallah dermiş; ''Allah bize yeter. Allah'tan beklerim, Allah'tan isterim.'' Ötekisi de mahallenin ağasından, zengininden umar, bunu da alenen söylermiş. Bu da o ağanın kulağına gitmiş.

O fakire akşamları bir tepsi kızarmış tavuk göndermeye başlamış. O da tavuğu almış, öteki âmâya gitmiş, demiş ki:

''Yahu ben tek başımayım, bekârım, senin çoluk çocuğun kalabalık. Ben bu tepsiyi sana vereyim, sen de sabahtan beri avucunda ne biriktiyse bana ver.''

''Peki, bana yemek lazım.'' demiş, o tepsiyi almış; diğeri de onun hasılatını almış. Böyle bir gün, iki gün, beş gün, on gün devam etmiş. En sonunda;

''En iyisi ben sana bu tepsiyi satayım sen de cebindekileri bana ver.'' demiş.

''Olur.'' diyor o da. Fakat yine de;

''Yahu bir ağadan yalnızca böyle bir tepsiyle mi yetineceğiz, bu kadar az mı gelecek?'' diye sözler söylüyor. Ağa haber göndermiş;

''Ya be adam! Sen utanmaz mısın? Sana kaç gündür tepsi içinde tavuk gönderiyorum, tavuğun içini de altın dolduruyorum; hala gözün doymadı mı?''

O onları sattı, haberi yok. Tepsiyi tavuğuyla beraber sattı, altınlar da Allah'tan isteyenin eline geçti. Kuldan isteyenin eline bir şey gelmedi.

Bunları eski tasavvufî kitaplarda naklediyorlar ki insanlar; Allah'a dayanan insanın sonunda kazançlı çıkacağını, kula dayananın da mahrum kalacağını bilsinler.

''Ağaca dayanma yıkılır, insana dayanma ölür.'' derler, değil mi? Allah'a dayanmak, O'na tevekkül etmek lazım.

İşte Peygamber Efendimiz de ''Allah bana yeter. O ne iyi vekildir!'' dermiş. O'ndan gayrı ilâh olmadığını lâ ilâhe illâ hû diyerek, ona tevekkül ettiğini aleyhi tevekkeltü diyerek, O'nun Arş-ı azîm sahibi olduğunu ifade ederek, O'nu överek, Allah-u Teâlâ hazretlerinin şanına layık sıfatlarını sıralayarak O'na iltica edermiş.

Ne zaman? Başına bir üzüntü, sıkıntı, darlık ve meşakkat geldiği zaman.

Hasbüna'l-lâhu ve ni'me'l-vekîl. Dedelerimiz söylüyor olduğu için biz bunu kızdığımız zaman birbirimize söyleriz. Mânasını unutmuşuz, işi asıl çığırından çıkarmışız ama dedelerimizden geldiği için âdet kabilinden söylüyoruz. Karşımızdaki bizi kızdırdığı zaman veya başımıza biraz sıkıntılı bir hal geldiği zaman biz de diyoruz. Hasbüna'l-lâhu ve ni'me'l-vekîl, sübhanallah diyoruz. Bunlar güzel sözler ama ne mânaya geldiğini bilerek, duyarak, şuurlu olarak söylemek lazım.

Tefsir kitabını açtım, Süleyman aleyhisselam'ın kıssası karşıma çıktı; hoşuma gitti. Allah ona çok mülk vermiş, saltanat vermiş, çok büyük manevi güç vermiş; cinlere inslere tesiri olan, hepsinin onun emrinde olduğu bir peygamber. Havalarda uçarmış.

Böyle havada uçarken fellahın birisi görmüş de;

''Ne saltanat! Allah, Davud'un oğluna neler vermiş!'' deyince onu huzuruna çağırtmış, şöyle demiş:

''Yanlış bir duyguya kapılıp da dininde zarara uğrama, günaha girme. Kabul olunmuş bir sübhanallah sözü bütün bu saltanatların hepsinden daha hayırlıdır.''

Onun için bu duyguların kadrini kıymetini bilelim. İslâm budur, iman dediğimiz şey budur, mü'min insan böyle durumlarda belli olur. Parayı almaz, aç kalır ama harama uzanmaz, haramı işlemez.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA