İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

21.08.1988 - Cehennem, Abdest Almak, Gönül Temizliği

21.08.1988 - Cehennem, Abdest Almak, Gönül Temizliği
Hadisler Deryası

21.08.1988 - Cehennem, Abdest Almak, Gönül Temizliği

21.12.2020
24 dk 20 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi’l evvelîne ve’l âhirîn. Senedinâ ve mededinâ Muhammedini’l Mustafa ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin zevi’s sıdkı ve’l vefâ. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Yekûlullâhu tebâreke ve teâlâ yevme'l-kıyâmeti: "Yâ Âdemu, kum fe-cehhiz min ümmetike tis'a-mieten ve tis'aten ve tis'îne ile'n-nâri ve vâhiden ile'l-cenneti." Fe-kebâ ashâbuhû ve bekev fe kâle: İrfeû ruûseküm fevellezî nefsî biyedihî mâ ümmetî fi'l-ümemi illâ ke'ş-şa'reti'l-beyzâi fî celdi's-sevri'l-esvedi.

Sadaka Resûlullâh fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Çok aziz ve muhterem kardeşlerim!

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı ve ikramı dünya ve ahirette üzerinizde olsun.

Berâ radıyallahu anh'ten, Taberânî rivayet etmiş diye metinde kaydedilmiş. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu rivayete göre şöyle buyurmuş:

Yekûlullâhu tebâreke ve teâlâ. "Yüce ve kutlu Rabbimiz Allah-u Teâlâ hazretleri buyurur ki…" Yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamet gününde buyuracak ki…" Yâ Âdemu. "Ey Âdem!"

Hz. Âdem peygamber aleyhisselâm ceddimiz, dedemiz, ebu'l-beşer...

"Hz. Âdem'e Allah-u Teâlâ hazretleri kıyamet gününde buyuracak ki 'Ey Âdem!'"

Kum. "Kalk ayağa!" Fe-cehhiz min ümmetike. "Senin ümmetinden…" Tis'a-mieten ve tis'aten ve tis'îne ile'n-nâri. "999'unu cehenneme sevk et, cehenneme gitmek üzere hazırla." Ve vâhiden ile'l-cenneti. "Sadece bir tanesi, binde bir tanesi cennete gidecek şekilde onları ayarla, teçhiz et."

Ümmetike dediği Hz. Âdem aleyhiselâm'ın zürriyetinden bugüne kadar yeryüzünde yaşamış olan cemî' zürriyâtı rivayet edilmiş, öyle olduğu belirtilmiş. Demek ki Peygamber Efendimiz; "Allah-u Teâlâ hazretleri Hz. Âdem aleyhisselâm'ın neslinden gelen, benî Âdem, Hz. Âdem'in evlatları olan biz insan neslinin dokuz yüz doksan dokuz bölüğü cehenneme, bir bölüğü cennete gidecek diye onları hazırlamasını, sevk etmesini, temyiz etmesini, tefrik etmesini Hazreti Âdem'e 'kalk ayır' diye emredecek." dedi. Bilgi olarak bunu verdi.

Bu hadis-i şerifin dışında başka hadis-i şeriflerden de bunu biliyoruz. İnsanların çok büyük ekseriyeti cehenneme, çok küçük bir ekalliyet cennete girecek; bunu çok net biliyoruz.

"Ne kadar temenni etsen, arzu etsen ey Resulüm, insanların çoğu iman etmeyecekler." diye ayet-i kerimede de bildirildiği gibi sizin de etrafınıza baktığınız zaman gördüğünüz [üzere] insanların çoğu cehenneme odun, yakıt, cehennemin malzemesi durumunda...

Din yok, iman yok, insaf yok, adalet yok, vefa yok, dürüstlük yok... Hepsi cezayı hak etmiş, bir yığın güruh! Bunların içinde cennete girecekler binde bir mesabesinde. Dokuz yüz doksan dokuzu cehenneme, bir bölüğü cennete gidecek kadar cennetlikler az…

Resûlullah Efendimiz' den bu sözler sadır olup da ashâb-ı kiram bunu duyunca ne yaptılar?

Fe-kebâ ashâbuhû. "Yüzleri üstü yerlere düştüler."

Baş üstü, yüz üstü yere kapandılar, düştüler. Ayakta duracak takatleri kalmadı veyahut dehşetten, korkudan, üzüntüden secdeye varır gibi yüzleri üstü yerlere devrildiler, kapandılar. Ve bekev. "Başladılar ağlamaya." Çünkü haberi veren muhbir-i sadık, Allah-u Teâlâ hazretlerinin peygamberi. O haberi duyunca, o malumat onların kulağına erişince hepsi yüzüstü yerlere düştü ve ağladılar.

Fe kâle. "Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki…" İrfeû ruûseküm. "Başlarınızı kaldırın." Fe-vellezî nefsî biyedihî. "Canım, nefsim elinde olan Allah'a ant olsun, yemin ederim ki…" Mâ ümmetî fi'l-ümemi. "Benim ümmetime öteki ümmetlere nazaran kıyas edilirse, nispet edilirse…" İllâ ke'ş-şa'reti'l-beyzâi fî celdi's-sevri'l-esvedi. "Benim ümmetim siyah renkli bir öküzün derisindeki tek bir beyaz kıl gibidir."

Yani bu ne demek?

O da ayrı bir acı haber. Miraçta Peygamber Efendimiz, Hz. Âdem aleyhisselâm'ı sağına baktığı zaman gülüyor, soluna baktığı zaman ağlıyor gördü. Cebrail aleyhisselâm'a sordu. "Onun sağına bakıp da gördüğü insanlar, zürriyetler, Hz. Âdem'in cennete gidecek evlatları olduğundan onları görünce sevinip gülüyor. Soluna dönüp baktığı zaman gördükleri de cehenneme gidecekler olduğu için, canından parça olduğundan, evlatları, zürriyetleri olduğundan onları görünce ağlıyor." dedi. Miraçtan da Peygamber Efendimiz 'in gözüne meselenin böyle gösterildiğini biliyoruz.

Peygamber Efendimiz, "Başınızı kaldırın. Öteki ümmetlere nispetle benim ümmetim bir siyah öküz derisinde -birkaç kişi oturacak gibi büyük, kocaman olur- bir tek beyaz kıl kadar azdır. Ve cennet ehlinin üçte biri olmaya, yarısı olmaya razı mısınız?" dedi. Anlaşılıyor ki va'd-i ilâhî, ümmet-i Muhammed'in içinden çıkan cennetlikler, cennete girecekler cennette öteki ümmetlerin hepsine denk olacak, onların hepsinden fazla olacak gibi ama insanların çoğu, büyük ekseriyet cehenneme gidecek.

Muhterem kardeşlerim! Belki bu hadis-i şerif bize sahabe-i kiram kadar tesir etmiyor. Çünkü biz ağlamadık. İçimizde bir şey kıpırdadı ama onlar yerlere kapandılar, hüngür hüngür ağladılar da biz sadece dinliyoruz.

Neden?

İmanlar farklı, duygular farklı, seviyeler farklı olduğu için o kadar fazla [tesir etmiyor] ama derince ekseriyetin cehenneme gideceğini düşünecek olursak; bizim de acaba cennete mi yarar, cehenneme mi yarar iş yaptığımızı düşünecek olursak, uykumuzun kaçması lazım. Bizim de biraz aklımızın başımızdan gitmesi lazım. Bizim de biraz kalbimizin küt küt atması, biraz telaşa, endişeye düşmemiz gerekir. Çünkü bu acı bir haberdir. Cehennem oyuncak değildir.

Türkiye'nin istersen İstanbul'unda istersen Ankara'sında, istersen kasabasında istersen köyünde oturursun gibi değil! Birisi cennet, Allah'ın nimetlerinin olduğu yer; öbür tarafta cehennem, Allah'ın kahrının tecelli ettiği yer. O cennete giremezsek halimiz ne olur! O cehenneme düşer, o ateşlerde yanar, o azaplara uğrarsak halimiz ne olur!

Bir dişçiye tedavi için gidemiyoruz. Elimize iğne batsa, ayağımıza diken batsa, midemiz rahatsızlansa veya başımız ağrısa veyahut başımıza sebebi bilinmeyen bir ağrı saplansa feleğimizi şaşırıyoruz. Allah'ın kahrının yoğun bir şekilde tecelli ettiği cehenneme kim dayanabilir?

Kimse dayanamaz. Onun için çok ciddi olarak bu meseleyi düşünmeliyiz.

Biz Resûlullah'ın ashabından mıyız? Değiliz!

Evliyâullahtan mıyız? Salihlerden mi, kâmillerden mi, alimlerden miyiz? Allah'ın sevdiği muttaki, muhsin, sabırlı, şükürlü kullardan mıyız? Herkes kendisini teraziye koysun, haline bir dikkat etsin. Kötü huylarını bir tarafa koysun, kötü amellerinden vazgeçsin. Hayatına çekidüzen versin. Çünkü elde fırsat var. Çünkü yaşıyoruz, şu anda sağız. Tevbe edersek tevbenin kabul olma ihtimali var. Yolumuzu döndürürsek bir başka yola gitme ihtimali var. Yani vazgeçilmez bir yola girmişiz de dönemeyeceğiz gibi bir durum yok.

Muhterem kardeşlerim! Allah'ın vaadi haktır. Dinimiz haktır. Resûlullah Efendimiz haktır. Kur'an haktır. Resûlullah Efendimiz' in sünneti, sözü, bildirdikleri haktır, gerçektir. Aklımızı başımıza toplayalım.

İnsanların gözü dönmüş. Ahlâk, vicdan kalmamış. Hatta dindarım diyen insanlarda bile… Şu ağzımı bir açsam söylenecek öyle sözler var ki ortalık karmakarış olur. Sadece karşılaştığım hadiseleri, bana anlatılanları size nakletsem ortalık allak bullak olur. Gözümüzü açalım!

Düşünün ki geminin birisi bir kayaya çarpmış, içindeki insanların hepsi denize dökülmüşler. Canını kurtaran kurtaracak, öyle bir durumdayız. Aklınızı başınıza toplayın, aklımızı başımıza toplayalım. Kimsenin kimseye caka satacak hali yoktur. Bu iş sarık işi de sakal işi de değil. Zor! Cenneti kazanmak kolay bir şey değil. Sadece, "Namaz kıldım, Ramazan'da oruç tuttum." demekle olacak bir şey değil. Çünkü namazın kabulünün, orucun, Allah'ın bir kulu sevmesinin şartları var... Bunun için tasa çekmeli, çare aramalıyız.

Borcumuzun vadesi geldiği zaman, vergi ayı geldiği zaman nasıl çare düşünüyorsak; ayın sonu geldiği zaman kirayı nasıl vereceğiz diye bir şeyler düşünüyorsak; sabah kalktığımız zaman o gün ne yemek yiyeceğiz, nereden sağlayacağız diye düşünüyorsak… Bunların hepsi gelip geçici şeyler! En çok düşünülmeye uygun ve layık olan;

Cenneti nasıl kazanacağız? Cehennemden paçayı nasıl kurtaracağız? Şu azınlığın, mutlu mübareklerin arasına acaba nasıl olur da biz de girebiliriz? Bunların içine girmek çok zor! Dokuz yüz doksan dokuz kişiden biri mi olacağız yoksa binde bir olabilecek miyiz?

Onun için çok ciddi gayret sarf edelim. Ömürlerimiz gelip geçiyor.

Genç olan kardeşlerimize ihtar ediyorum ki yaşlılara sorsunlar, rüzgâr gibi geçiyor. "Ben şu anda gencim." diye gençliğine güvenmesinler. Bir gözünü kapar, bir açar bakar ki kırk beş yaşına gelmiş. Bir gözünü kapar, bir daha açar, bakar ki yetmiş yaşına gelmiş, yürümeye dermanı kalmamış. Ondan sonra bir daha gözünü açtığı zaman Azrail'i karşısında görüverir. Bazen de genç yaşında gider, onu da bilmiyoruz.

Bu çok ciddi iş! Hadis-i şerifi biz de düşünelim. Gece düşünelim, not alalım; gündüz düşünelim, "Hangi kazancı sağlıyor, nereden kazanıyoruz? Hangi işleri yapıyoruz? Günümüzü nasıl değerlendiriyoruz? Acaba sağlam yolda mı, çürük yolda mı gidiyoruz?"

Dünya hırsını bırakalım, ahireti düşünelim. Çünkü Allah bu dünyada rızkı garanti etmiş. "Yarattım, rızkınızı da garanti ediyorum." diye rivayetler var. Asıl ahiretin tasasını çekelim. Çünkü dünya nasıl olsa oluyor.

Rabbimiz bizi uyanık Müslüman etsin. Şeytana ve nefse uymaktan, ona köle olmaktan, aldanmaktan bizi korusun. Bizi sevdiği kul etsin. Sevdiği amelleri işlemeyi muvaffak eylesin. Cehenneme düşmeyenlerden eylesin. Has kulları ile cennetine girenlerden eylesin.

Yekûlü Rabbüküm: Yebne Âdeme, teferrağ li-ibâdetî emle' kalbeke ğınen ve emle' yedeyke rızkan. Yebne Âdeme, lâ tübâıd minnî fe emle' kalbeke fakran ve emle' yedeyke şuğlen.

Ma'kıl b. Yesâr radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş bir hadis-i kutsi. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

Yekûlü Rabbüküm. "Sizin Rabbiniz buyuruyor ki…" "Ey Âdemoğulları!" Ey insanlar, ey Hz. Âdem'in evladı olan kul!

Teferrağ li-ibâdetî. "Sen, benim kulluğum için içindeki şeyleri sil, çıkar."

Kendini konsantre et, topla, içindekileri boşalt. Benim ibadetim, kulluğum için lüzumsuz şeyleri at bakalım.

Böyle yaparsa ne olur?

Emle' kalbeke ğınen. "O zaman senin gönlünü, kalbini ben zenginlik doldururum."

Sen benim için içindeki malayani, boş, lüzumsuz şeyleri sürüp çıkartıp kalbini pak edersen o zaman ben senin kalbini manevi bakımdan zenginlik doldururum, zinetlendiririm. "Ve evini de rızık doldururum."

O zaman anlaşıldı ki teferrağ; "Benim ibadetim için boşalt." demesinin iki mânası var. Bir, içini lüzumsuz duygulardan, düşüncelerden, kalbini fesat, fitne hislerden, kötü huylardan temizle… Bir de boş şeylerle uğraşmaktan vazgeç de biraz benim ibadetime zaman ayır.

"Çok işim var." Ne işin var?

Plaja gidecek, eğlenecek, televizyon seyredecek, yatacak, uyuyacak, pikniğe gidecek, arkadaşlarıyla kahvede sohbet edecek, lokalde oturacak vs. Çok işi varmış, kimi kandırıyorsun? Genel müdürün kapısına gidiyorsun, "İçeride toplantı var." Giriyorsun, bakıyorsun, ne toplantısı; oturmuşlar, kahve içiyorlar. Kapıda levha; "Çok mühim toplantı var!" Ne toplantısı; dışarıdan öyle görünüyor.

Allah her şeyi, her hâlimizi biliyor. Sen zamanını Allah'ın ibadetine bir tahsis et, bir ayır, ona zamanını bir ver o zaman Allah iki şey yapar:

1. Gönlünü zenginlik doldurur.

 

2. Elini rızık doldurur.

 

"Ben çalışamadım, gidemedim." diye rızkın kaçtı sanıyorsun ya, rızkı Allah sana başka yerden verir.

Benim Ankara'da, İstanbul'da tanıdığım kardeşlerim var. Ankara'da bir tanesini çok iyi tanıyorum, biliyorum. Namaz vakti geldi mi dükkânından çıkar, camiye gider. Namazını camide sakin sakin, sünnetiyle, farzıyla, duasıyla, aşr-ı şerifini dinleyinceye kadar rahat rahat yapar.

Neden? Bir müşteri giderse bir başka müşteri gelecek. O müşterilerin sonu gelmez ki.

" Son sünneti kılmayım. Hemen pabucu kapayım, derhal camiden işimin başına…"

Şeytan seni aldatıyor, ibadeti acele getirtiyor. İbadetine biraz zaman ayır. Öğle namazının bir tadını çıkar. Abdestini güzelce al.

"Yok hocam. Şu sıkışık abdestle bu namazı çıkartırsam yirmi dakika kazanırım."

Olmaz! Git, güzelce rahatla. Tertemiz elini yüzünü yıkadığın zaman ne rahat edeceksin, bak. İçin dışın temizlenecek çünkü bu abdest, insanı hem maddeten hem manen temizliyor. Sonra namazını doğru düzgün kıl! Sünnetleri kıl.

"Çok yorgunum hocam! On rekât da çok değil mi?"

Sen onu kıldığın zaman dinleneceksin. Yatsı namazını kılmadan evvel insanın gözlerinin uçlarına kurşun takılmış gibi uykusu geliyor. Yatsı namazı kılıyorsun, gözler böcek gibi açılıyor.

Neden? Birincisi şeytanın hilesi…

"Yat, haydi biraz uyu." Bir yatarsan alimallah sabah namazına kaldırmaz.

"Gece kalkar kılarsın, daha iyi." O, şeytanın aldatması.

"Çok yoruldun, gündüz çok koşturdun."

Koşturma. Dünya işine o kadar koşturma. Bir bahane bulur. O bahaneyi yutarsan, takılırsan, kapılırsan çok şeyler kaybedersin. İşte Peygamber Efendimiz' in bu hadis-i şerifinden anlaşılıyor ki ibadete biraz serbest vakit ayır ve gönlünü de başka şeylerden temizle, çıkar.

Padişah konmaz saraya, hâne ma'mûr olmadan.

Kalbine Allah tecelli edecek. Öyle viraneye tecelli eder mi?

Padişahın mezbeleye, gecekonduya geldiği görülmüş mü? Tertemiz olacak. Eskiden padişah nereye konaklayacaksa padişah gelmeden evvel otağcılar giderler, otağ-ı hümâyunu kurarlarmış. Tertemiz halılar, şilteler, sedirler vs. Yanında mutfak faaliyete başlarmış, yemekler vs. hazır. Seferde padişah atından indiği zaman otağına giriverirmiş. Padişahı olmadık bir yerde oturtmayalım, temiz bir yerde olsun diye tedbir alıyorlar.

Kalbin günahlarla, fitne fesatla, kötü düşüncelerle dolu olursa Allah-u Teâlâ hazretleri oraya tecelli etmez ki! İhsan etmez, lütuflarını göndermez ki!

Padişah konmaz saraya, hâne ma'mûr olmadan.

Kalbini de kötü duygulardan temizleyeceksin. Zamanının da meşguliyetlerini biraz ayıracaksın. Sen şu tarafa, sen şu tarafa diye iki tarafa ayıracaksın… Durun bakalım, ibadet edeceğiz. O arada bir güzel namaz kılacaksın.

Ne olur?

İki şey olur. Allah kalbini manevi zenginliklerle doldurur. İçin zenginleşir, ruhaniyetin, maneviyatın güzelleşir. Bu, bir. İkincisi, Allah elini de rızıkla doldurur. Yani merak etme, sen Allah'a ibadetini yaptın diye maaşından mahrum kalmazsın, geçimin dara düşmez.

Hadis-i şerif; vemle' yedeyke rızkan, "Elini de rızık doldurur." diyor.

Rızk, kelimesini biliyorsunuz. Yed kelimesinin de "el" mânasına geldiğini biliyorsunuz. "Allah'ın ibadetine zaman ayırırsan Allah senin iki elini rızıkla da doldurur." buyuruyor.

Sonra, Peygamber Efendimiz' in söylediğine göre, Allah-u Teâlâ hazretleri ne buyurmuş;

"Ey Âdemoğlu! Benden uzaklaşma. Yani benim ibadetimden, kulluğumdan uzaklaşma. O zaman ben senin kalbini fakirlikle ve iki elini de meşguliyetlerle doldururum. " Hangi birine yetişeceğini şaşırırsın. Feleğin şaşar.

"Oraya gidecektim, bunu yapacaktım, şu da olmadı, bu da gelmedi… Postane' den telgraf geldi mi? Şunu aldın mı? Malları yükledin mi? Kontrolünü yaptın mı?"

Şeytan sana kıs kıs güler. Sen oradan namazdan biraz vakti kırpıp buraya [bakayım] dedin, Allah sana bir meşguliyet salar, namazların hiçbirini kılmasan bitmez o iş. Sen orada sünnetin zamanını kâr mı ettin sanıyorsun? Sen ibadetin vaktinden tasarruf edince Allah bu tarafa bir meşgale yığar, feleğini şaşırırsın. Eğer Allah yolunda gidersen Allah hem gönlüne zenginlik hem eline rızık veriyor. Rahatlık oluyor. Ama kendi hesabına göre Allah'ın ibadetinden uzaklaşır, Allah'a kulluktan geri durursan…

Neden geri duruyor?

"Çok meşguliyetim var. Ben genel müdürüm. Fabrika sahibiyim. Şu kadar malım var. Sizin gibi boşta gezen, hayta, aylak filan değilim."

Seni Allah onlara esir etmiş. Sen onlardan biraz kesil. Oralara vekiller vs. tayin et, zenginsen her işe kendin koşma. Ağalar, kendileri gidip mutfakta bulaşık yıkar mı? Hizmetçisi vs. var. Sen biraz oralara adam koy, kendin camiye gel, Allah'a ibadete koş, Allah'ın dinine hizmet etmeye gel.

Fakir, Allah'ın dinine hizmet edemiyor; parası yok. Zengin, Allah'ın dinine hizmet edemiyor; işi çok. Bu Allah'ın dinine kim yardım edecek? Mezardan dedelerimiz mi kalkacak? Ellerinde mızraklar, kılıçlar, kalkanlar, "Yâ Allah!" diye kâfirlerle onlar uğraşacak! Sen yine fabrikada, işyerinde kazancına devam!..

Yazın nasıl gezmeye, tatile fırsatı buluyorsun? Eğlenceye zamanı nasıl buluyorsun? Sinemadaki filmi seyretmeye vakti nasıl buluyorsun? Kendi kendimizi aldatmayalım.

Hadis-i şerifi bir daha okuyalım:

"Rabbiniz buyurur ki; 'Ey Âdemoğlu! Sen benim ibadetim için içini, dışını, çevreni, zamanını biraz boşalt. Ben de senin kalbini zenginlik, iki elini de rızık doldurayım. Ey Âdemoğlu! Benim ibadetlerimi yapmaktan geri durmak sureti ile benden uzaklaşma. O zaman senin kalbini fakirlik, iki elini de meşgale doldururum. Hangi işe, hangi meşguliyete koşturacağını şaşırırsın."

Bu da bir manevi kanundur. Yavaş yavaş manevi kanunları öğrenin. İnsan ibadetten geri kaldığı zaman işlerini bitirecek bir zaman kazanmaz. Şeytan talebeyi de tüccarı da böyle aldatır. Talebeye der ki:

"Oraya gidersen derslerine çalışamazsın, imtihandan muvaffak olamazsın."

Hayır! Sen camiye git, namazını kıl, ibadetini yap. Allah senin zihnine açıklık verir. Başka yerden yardım eder, o iş olur.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA