İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

22.11.1987 - Hilafet, Kıyamete Yakın Gelecek Halife, Gece Namazı, Emirlik İstemek, Yemin

22.11.1987 - Hilafet, Kıyamete Yakın Gelecek Halife, Gece Namazı, Emirlik İstemek, Yemin
Hadisler Deryası

22.11.1987 - Hilafet, Kıyamete Yakın Gelecek Halife, Gece Namazı, Emirlik İstemek, Yemin

09.12.2019
18 dk 21 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Yâ Abbâs! İnnallâhe bedee fetha hâze'l-emri bî. Ve se-yahtimuhû bi-gulâmin min veledike yemleuhâ adlen kemâ müliet çevren. Ve hüvellezî yusallî bi- Îsâ aleyhisselâm.

Bu hadis-i şerif Ammâr b. Yâsir radıyallahu anhümâ'dan rivayet edilmiş, Abbas radıyallahu anh'a söylenmiş. Diyor ki:

"Ey Abbas! Allah bu işi benimle açtı."

Peygamber Efendimiz kendisini söylüyor: Hz. Muhammed ile bu iş açıldı; hilafet, Müslümanların yeryüzüne gelmeleri, İslâm dininin, Müslümanlığın başlaması Peygamber Efendimizle başladı.

"Ve senin ailenden bir çocuk ile bu iş tamamlanacak!"

Hilafet, Müslümanların başkanlığı o aileden kimseyle tamamlanacak.

"O senin evladından son halife olan kişi yeryüzünü adaletle dolduracak. Eskiden zulümle dolmuş olan yeryüzüne adalet getirecek. Ve o İsa aleyhisselam'a namaz kıldıracak."

Bu kıyametin ahvalini anlatan hadis-i şeriflerden bir tanesidir. Biliyorsunuz Allah-u Teâlâ hazretleri Müslümanları mutlaka yeryüzüne yeniden hâkim edecek! Mehdi gelecek, o mehdinin Peygamber Efendimiz' in sülalesinden olduğu, ismi kendisinin ismi gibi, babasının ismi Peygamber Efendimiz' in babasının ismi gibi olduğu hadis-i şeriflerde bildiriliyor.

Bu hadis-i şeriflerde de bildiriliyor ki Hz. Abbas'ın sülalesiyle de alakalı. İki sülale belki birleşecek; Mehdi aleyhisselam sülale olarak bir taraftan Peygamber Efendimiz' e bağlı olacak, bir taraftan da Hz. Abbas ile sülalesinin akrabalık bağlarının bulunacak olduğu anlaşılıyor. Ammâr b. Yâsir böyle rivayet etmiş. Hatîb-i Bağdadî ve Dârekutnî böyle rivayet etmişler. Mehdilikle ilgili müstakil kitaplar çıkmıştır. Mehdilik meselesi bu günlerin canlı konularındandır. Mehdilikle ilgili konuları anlatan, özel o konuya tahsis edilmiş kitaplar vardır. Detaylı bilgi isteyenler oraya bakabilirler.

Yalnız şunu söyleyeyim ki hadis-i şeriflerde Mehdi aleyhisselam çıktığı zaman bütün Müslümanların onun bayrağı altında toplanması emrolunuyor.

Hem de nasıl emrolunuyor?

Yerler kar yağmış, buz olmuş olsa, dizi üstünde veya yere oturarak -Allah göstermesin- hani ayağı olmayan insanlar filan yürürler de yerde. Velev habben ale's-selce. Buzun üstünde emekleyerek veya böyle oturmuş vaziyette elleriyle gelmek şeklinde bile olsa oraya koşup gelecek.

Çünkü Müslümanların kâfirlerle büyük savaşı bahis konusu. O savaşta Müslümanların safında yer almak için dünyanın neresinde olursa olsun mehdinin ordusuna gidip toplanmaları hadis-i şeriflerde emrediliyor. Bizi ilgilendiren tarafı budur. Bu bilince vakıf olacağız ki böyle bir şey olduğu zaman bir kenarda kalmak, "Tamam ben burada selametteyim." diye durmak yok. Müslümanlar; uzaklardan da olsa, dağlardan da olsa, karlardan, buzlardan geçmek de olsa oraya gidecek ve onun ordusunda vazifesini alacak!

Allah-u Teâlâ hazretleri İslâm beldelerini her türlü afetlerden korusun. Kıyameti başımıza koparmasın! Kıyametin zamanını daha uzak zamanlara ileri zamanlara tehir eylesin! Bizlere salah-u hâl nasip eylesin. Çünkü savaş zordur. Çünkü böyle büyük işler koptuğu zaman insanların işi zordur.

Muhterem kardeşlerim!

İçinde yaşadığımız günlerin kıymetini bilelim. Sulhun, sükûnun, asudeliğin, rahatlığın, keyfin karnımızın tokluğunun, sırtımızın berkliliğinin, sağlamlığının şükrünü eda edelim. Allah'ın yoluna sımsıkı sarılalım. Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri, bu güzel günleri arattıracak kötü durumlara düşürmesin!

Bizim beldemizde durum güzel, başka İslâm beldelerinde durum çok fena: Suriye'de, Irak’ta, Afganistan'da daha başka diyarlarda çok sıkıntılı durumlar var. Allah-u Teâlâ hazretleri oraları da güzelleştirsin. Oradaki Müslümanları, mücahit kardeşlerimizi de kâfirlere galip eylesin. İslâm beldelerini zalimlerin istilasından korusun, kurtarsın. İnsan Allah-u Teâlâ hazretlerine ferahlık zamanında muti olursa, ibadetinde olursa, vazifelerini yaparsa dara geldiği zaman yaptığı duaları Allah kabul eder. Genişlik, ferahlık zamanlarında, rahatlık devrelerinde Allah'ı anmazsa, dua etmezse, ibadetinde kusur yaparsa başına bir bela gelip çattığı zaman dua etse duası kabul olmaz. Hadis-i şerifte bildiriliyor.

Onun için şu güzel günlerinizde Allah'a güzel kulluk edin, Allah'a iyi bağlanın. Kendiniz ve diğer Müslümanlar için hayır düşünün, hayır işleyin, kazancınızın fazlasıyla hayır yapın ki bir gün gelir hayır yapmaya fırsat bile kalmayabilir! Paranızın fazlasını Allah yolunda sarf edin, Allah'ın dinini takviye edin. Allah'ın dininin güçlenmesi, Müslümanlığın gelişmesi için canla başla çalışın. Çünkü "Keşke yapsaydım…" dersiniz, fırsat geçiverir!

Bir de bir hadis-i şerifi hatırlatayım, temenni olarak istiyoruz ki başımıza böyle büyük belalar patlamasın.

İzâ mâte'l-insânu fe-kad kâmet kıyâmetuhû. "İnsan öldü mü onun kıyameti kopmuş demektir."

Zamanı gelenin aramızdan birer ikişer ölüm gittiğini görüyoruz. Azrail aleyhisselam gelip alıp gidiyor canını, ayrılıyor. Ölüm aramızdan bazı tanıdıklarımızı alıp duruyor, görüyoruz, bir gün sıra bize de gelecek.

Hep uzak bir zamanda diyoruz ama belli olmaz, genç de gidiyor yaşlı da gidiyor. Sıhhatli insan da trafik kazası oluyor, ölebiliyor veyahut sıhhatli gibi göründüğü halde birden vefat edebiliyor. Ölüm gelmeden tevbeye, hayır yapmaya acele etmeliyiz.

Kıyamet inşallah 100 sene sonra 200 sene, 500, 1000 sene sonra olsun ama ya biz ölürsek?..

Biz öldük mü bizim kıyametimiz koptu demektir. Onun için hemen yarın ölecekmiş gibi tevbe edin, hemen yarın ölecekmiş gibi hayırları yapın!

Size bir şeyi ihtar edeyim:

İhvanımızdan çok sevdiğimiz kardeşlerimiz vardı, hayır yapmak istiyorlardı. Hayatlarında yapamadılar, vasiyetlerinde yerine gelmiyor! Çeşitli mâniler çıkıyor; hukukî pürüzler, tapuda pürüzler, miras hukukundan meseleler çıkıyor. Mirasçılar o kadar verilmesine razı gelmiyorlar vs. derken hayır yapılamıyor. Hayrı sıhhatli iken, aklın başında, paran pulun, iktidarın varken kendi gözünün önünde yap, işi bitir. Hayrın tıkır tıkır çalıştığını gör: Çeşme yaptıracaksan suyun şırıl şırıl aktığını gör. Köprü yaptıracaksan üstünden insanların geçtiğini, cami yaptıracaksan ezan okunduğunu, namaz kılındığını, Kur'an kursu yaptıracaksan içinde cıvıl cıvıl çocukların Kur'an okuduğunu gör.

Daha başka bir hayır yapacaksan paranı ver, bu iş bitsin.

"Vereceğim, dur bakalım, hele bakalım…" demek; tehir, şeytanın işidir. Hayrı tehir etmek şeytanın işidir. Buna tesvif derler. Sevfe ef'alu. "İnşallah ilerde şöyle yapacağım."

"Hele dur bakalım, dur biraz acele etme bakalım…" filan, buna tesvif derler. Peygamber Efendimiz diyor ki;

Heleke'l-müsevvifûn. "Tesvif yapanlar, ileriye atanlar helak oldular."

"Hele durun, yapacağım! Bekle biraz, sabret, ne acele ediyorsun be adam?.."

"Onlar helak olur!" buyruluyor.

Hayrı acele edin. Bakarsın kıyamet hemen kopuverir. Amerika'yla İran burun buruna kadar gelmediler mi? Borsalar alt üst oldu. Adamların Basra Körfezi'nde hâlâ gemileri dolaşmıyor mu?

Gemileri dolaşıyor.

Birbirlerini bombalayıp durmuyorlar mı?

Bir tarafın kafası kızacak! Adamakıllı bıçak kemiğe dayandı mı, kedi sıkıştı mı köpeğin üstüne atlar.

Atlar mı? Atlar.

Tavuk civcivini kaptırmamak için insanın üstüne sıçrar. Kaz insanın tepesine çıkar, gagalar. Kendisi insandan çok küçüktür ama kızdığı zaman başka şeyler olabilir.

Bir harbe tutuşsalar ne olur?

Senin paran geçmez! Bitti! O kadar, deste deste kâğıt paran vardı, tam kasaya yerleştirmiştin, Kur'an Kursu yapacaktın…

Sen şimdi onlarla soba tutuştur, hiçbir işe yaramaz hale gelir. Mademki harp olmadı, sulh var, mademki bir zaman açıldı; hayrını çarçabuk yap! Çünkü [şair];

Bir bitmeyecek zevk verirken beste

Bir tel kopar ahenge ebediyen kesilir, diyor. Yahya Kemal'in de işi anlatışı saz usulü ile olmuş. Hayatın teli dımbır dımbır çalıp dururken bir tel kopar, iş biter.

Sazın teli koptu mu ses çıkar mı? Dımbırtı biter.

Onun için bir tel kopup da dımbırtı bitmeden hayra acele etmemiz lazım. Ben şahsen bu endişedeyim: Tevbe edelim, hayrı alelacele, çarçabuk yapalım.

Yapacak olan kimse hayrı çarçabuk yapsın! Uzun uzun tehir etmeye vakit müsait değil! Kıyamet kopacak gibi oluyor gidiyor, benim yüreğim ağzına gelip gelip tekrar yerine oturuyor. Sizin nasıl oluyor, bilmiyorum.

Yâ Abdallah! Lâ tekün misle fülânin kâne yekûmu mine'l-leyli fe-tereke kıyâme'lleyl.

Bu hadis-i şerif Buhari’den.

Peygamber Efendimiz' in Abdallah dediği Abdullah b. Amr b. Âs radıyallahu anhümâ. Bu zatın babası da kendisi de sahabedir. Abdullah b. Amr b. Âs; dört meşhur Abdullah'tan birisidir, hadis ve ilim sahasında şöhret kazanmıştır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona da diyor ki:

"Ey Abdullah, filanca gibi olma!.."

İsim söylemiyor; Ahmet gibi, Mehmet gibi falan demiyor.

"Ey Abdullah! Filanca gibi olma; o geceleyin namaza kalkardı, gece kalkışını terk etti, sen öyle yapma!" diyor.

İsim zikretmiyor. Peygamber Efendimiz sözüne çok dikkat ederdi. Bazen remizli söylerdi. Bazen sevaplı bir şeyi "Kulun birisi şöyle yapmış böyle yapmış…" diye anlatırdı; yapan kendisi, "Ben yaptım." demezdi. "Zamanın birinde kulun birisi şöyle yapmış…" derdi, kendisini öyle anlatırdı. Böyle isim zikretmeden söylüyor. Demek ki sahabeden birisi geceleyin namaza kalkarmış; sonra uyku bastırmış, keyif tarafı galip gelmiş, nefsi kendisini yenmiş, şeytana uymuş, gece ibadetini terk etmiş.

Onu misal getiriyor, diyor ki; "Ey Abdullah! Filanca geceleyin namaza kalkardı terk etti, sen öyle yapma; sen namazını kıl!"

Muhterem kardeşlerim!

Gece namazına kalkmak çok önemli! Gece, öyle bir mübarek zamandır ki; "Yok mu benden bir şey isteyecek? İstediğini vereceğim!" diye Allah-u Teâlâ hazretlerinin kullarına talip olduğu, kendisinin teşvik ettiği zamandır: "Hadi, dua edin; vereceğim!"

Müslümanlar kedinin mangalın dibinde mırıl mırıl uyuduğu gibi uyursa olmaz! Uyanık olursa;

"Yâ Rabbi! Senden cennetini, cemalini isterim, Müslümanları hayra döndür, aziz eyle!.."

Duasına nail olur. Müslümanlara dua edeceğiz, kardeşlerimize, birbirimize dua edeceğiz.

Bir hadis-i şerif hatırıma geliyor:

"Ahir zamanda salih kimseler ümmetin umumu için dua ettikleri zaman Allah-u Teâlâ hazretleri onlara; 'Sen kendine bak, ben onlara kızgınım!' der!"

O da beni çok korkutuyor. Allah-u Teâlâ hazretleri; "Sen kendine iste, başkasını karıştırma; ben onlara kızgınım!" der. Kendine bak. Allah-u Teâlâ hazretlerinin gazabını çekecek, onu kızdıracak işler yaptıklarından, ceza geldiğinden, "Yâ Rabbi, affet!" dedikçe, Allah-u Teâlâ hazretleri "Affet." diyeni azarlıyor. O bakımdan Allah bizlere güzel haller nasip eylesin.

Yâ Abderrahmani'bne Semüre! Lâ tes'eli'l-imârete fe-inneke in ûtîtehâ an mes'eletin vükilte ileyhâ ve in ûtîtehâ an gayri mes'eletin uinte aleyhâ ve-izâ halefte alâ yemînin fe-raeyte gayrahâ hayran minhâ fe-keffir an yemînike ve'tillezî hüve hayr.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sahabeden Abdurrahman b. Semüre'ye hitaben buyurdu ki:

"Ey Abdurrahman! Kendi kendine, kendiliğinden emirlik, komutanlık, başkanlık, reislik isteme!"

Müslümanlar bir gurup oldu mu ille o gurubun bir başkanı olacak, kendileri bir başkan seçecekler, demiştik. "Kendin başkanlık isteme!"

"Bana emirlik verin, ben falanca şehrin emiri, başkanı, komutanı olayım; bu işi iyi kıvırırım…"

Peygamber Efendimiz "Kendin emirlik isteme!" diyor.

Neden?

Eğer kendin emirlik, başkanlık, reislik, bir vazife; memuriyet, amirlik istersen, isteyerek bu sana verilirse vükkilte ileyhâ, "O işle kendin baş başa kalırsın, Allah sana yardım etmez; 'Ne derdin ne işin varsa gör!' diye ortada cascavlak kalırsın!" demek.

Çünkü kendin istedin, hadi yap bakalım görelim!

Sen kendin bir şey mi yapabilirsin?

Yap bakalım! "Yüzüne gözüne bulaştırırsın, berbat edersin!" demek. Hadiste bu yok ama çıkan mâna o: "Kendin istersen Allah'ın yardımı olmaz. Kendin onunla baş başa, yapayalnız kalıverirsin; hiçbir şeyi de beceremezsin, başarıya ulaşamazsın!" demek.

Ama istemeden sana verilirse, sen istemedin de ilgililer uygun gördüler: "Biz seni uygun bulduk, filanca işin başına geç bakalım." dediler.

"Yapamam, beni affedin!" falan dedin ama;

"Yok, seni uygun gördük, bu işi yapacaksın!"

Uinte aleyhâ. "O zaman bu işi yapmaya manevi bakımdan yardıma mazhar olursun, sana yardım olunur. Allah yanlış işi yaptırtmaz; doğru işi yaptırtır, gösterir, ikaz eder, düzgün iş yaparsın!

Bir arkadaşımız yüksek bir memuriyete gelmişti de bizzat kendi ağzından dinledim. Kendisi istemedi, başına gittiler, çöktüler: "İlle bu işi yapacaksın!" dediler, o işin başına geldi.

"Elhamdülillah; nice hatalı işler önüme gelmiş, Allah yaptırtmamış, yapmamışım. Allah, nice hayırlı işleri yapmaya yardım etmiş, şimdi anlıyorum…" diyor.

Yardım eder. Onun için istemeyin, istemeden verilirse Allah'ın yardımına mazhar olursunuz.

Peygamber Efendimiz bir başka hususa geçiyor, diyor ki;

Ve-izâ halefte alâ yemînin fe-raeyte gayrahâ. "Bir şeye yemin ettiğin zaman eğer bir şeye böyle yemin etmişsen yeminin kefaretini ver, hayırlı gördüğün işi yap!"

"Vallahi şunu şöyle yapacağım, billahi bunu böyle yapacağım…" İnsan bazen yemini basar, bir şeyi yapmayı kendine mecburi kılar, yemin eder.

"Ben bunu böyle yapmasam da şöyle yapsam daha iyiymiş. Hay Allah! Ne diye böyle yemin ettim, tüh, yemin de etmiş bulundum..."

Bir taraftan yemin ettin, bir taraftan da daha hayırlı olan şey o değil de buydu diye fikrin değişti.

Peygamber Efendimiz diyor ki; "Yeminin kefaretini ver, hayırlı gördüğün işi yap! Yanlış işte ısrar etme!

Hatada, yanlışta ısrar eyleme. Allah-u Teâlâ hazretleri bize daima hakkı, hayrı göstersin; hakkı, hayrı işletsin. Yolunda daim, zikrinde kaim eylesin. Sevdiği kul eylesin. Ömrümüzün sonunda pişman olacağımız işlere bizi bulaştırmasın. “Elhamdülillah ki şöyle yapmışım, elhamdülillah ki hataya bulaşmamışım” diye yaptığımız işlerden yüzümüzün ak, alnımızın açık olacağı şekilde ömür geçirmeyi cümlemize nasip ve müyesser eylesin.

Fatiha-i Şerife mea’l Besmele.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA