İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

24.10.1987 - Kınayanın Kınamasına Aldırmamak, Harama El Uzatmamak, Harama Bakmamak

24.10.1987 - Kınayanın Kınamasına Aldırmamak, Harama El Uzatmamak, Harama Bakmamak
Hadisler Deryası

24.10.1987 - Kınayanın Kınamasına Aldırmamak, Harama El Uzatmamak, Harama Bakmamak

24.11.2025
18 dk 28 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Selâsetün yetehaddesûne fî zılli’l-arşi âminîne ve’n-nâsu fi’l-hisâbi raculün lem te’huzhü fillâhi levmete lâim ve raculün lem yemüdde yedeyhi ilâ mâ lem yehille lehû ve raculün lem yenzur ilâ mâ harramallâhu aleyh. 

Çok önemli konuları bizim karşımıza getiren, bugünkü tabirle güncel konuları dile getiren bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz’in Mübarek sözü.

Buyurmuş ki; üç kişi vardır, yetehaddesûne fî zılli’l-arşi âminîne. Emniyet içinde, huzur içinde korkusuz bir şekilde arşın gölgesinde birbirleriyle sohbet ederler konuşurlar. Arşın gölgesinde keyifli bir tarzda, nurdan minberlerin üzerinde keyifli keyifli konuşurlar.

Ve’n-nâsu fi’l-hisâbi. İnsanlar aşağıda, mahşer yerinde hesap telaşında; niye bunu böyle yaptın niye şu günahı işledin vesaire. Defterler açılmış, sevaplar günahlar tartılıyor. Adamlardan terler boşalıyor, herkes hesabın korkusunda sıkıntısında dehşetinde, bunlar emniyet içinde arşın gölgesinde rahat. Aşağıdakiler güneşin alnında, güneş tepelerine yaklaştırılmış ter içinde kalmışlar, bunlar emniyette.

Kimmiş bunlar?

Raculün lem te’huzhü fillâhi levmete lâim. Bir adam ki Allah yolunda, kınayanın kınamasından dolayı kendisine bir çekinme gelmiyor.

Aldırmıyor, kınayan kınasın, beğenen beğensin, beğenmeyen beğenmesin ben Allah’ın rızasına uygun olan yolumu bulmuşum biliyorum. Yaptığım iş Peygamber Efendimiz’in sünnetine uygun, Kur’ân-ı Kerîm’in ahkamına muvafık. Ben bunu yaparım arkadaş. İnsanlar ayıplarsa da beğenmezse de, yuhalarsalar da kızsalar da, darılsalar da bağırsalar da, çekişseler de ben buna hiç fütur getirmem, devam ederim. Çünkü Allah bunu emretmiştir, yapacağım bunu diye kınayanın kınamasına aldırmadan, İslam yolunda sapasağlam yürüyen insan. İşte bu kuvvetli bir imandan, doğan güzel bir vasıftır.

Allahu Teâlâ hazretleri cümlemize bu duyguyu versin.

Korkmaya, çekinmeye lüzum yok. Düşmanlar, edepsizler, ahlaksızlar, yüzsüzler, arsızlar hiç utanmadan neler yapıyorlar. Biz Allah yolunda güzel olan şeyleri yapmaktan çekiniyoruz. Edepsizliği yapanlar edepsizlikten korkmuyor, çekinmiyor, utanmıyor. Biz ahlakın gereğini, dinin gereğini, güzel olan faziletli olan şeyi yapmaktan çekiniyoruz. Olmaz! Namaz kıl, utanıyorum. Başını ört, utanıyorum. Manto giy, utanıyorum. Olmaz! Yani Allah yolunda utanmak olmaz. Allah yolunda, emirleri yapmakta utanmak olmaz. Allah yolunda Allah’ın yasakladıkları şeylerden, geri durmakta utanma olmaz.

Canım bunu böyle yapmazsam herkes beni ayıplar kınar.

Kınarsa kınasın!

Bak şimdi herkes şunu yapıyor sen de yapıver.

Olmaz!

O bakımdan bu vasfı iyice öğrenelim; kınayanın kınamasına aldırmadan, sağlam Müslüman olmak, yolunda dosdoğru gitmek. Bu bir. Bunlar arşın gölgesinde rahat edecekler.

İkincisi;

Ve raculün lem yemüdde yedeyhi ilâ mâ lem yehille lehû. Bir adam ki elini kendisine helal olmayan bir şeye hiç uzatmamış.

Yani harama el uzatmamış, günah olan şeyi yapmamış, haram olan şeyi almamış. Helal, hep helalinden yemeğe içmeye kazanmaya gayret etmiş, harama tenezzül etmemiş. Bu da herkesin bildiği bir şeydir, bu bilinmeyen bir şey değil. Haram yememek bilinmeyen bir şey değil, doğrusu herkes biliyor. Fakat âhir zamanın acayipliklerinden midir bilmiyorum, muhterem kardeşlerim, bizim oralarda bir söz vardır; kedi küçük yavrusunu, enciğini yiyeceği zaman fareye benzetir yer derler. Yani bir atasözü olarak, tekerleme olarak; kedi enciğini yiyeceği zaman fareye benzetir yer. Yavrusunu yemek tabi olmaz ama yiyecek. Yerken fareye benzetir yer yani bir bahane bulur demek.

Şimdi bu zamane Müslümanları da, benim hatırıma hep böyle geliyor; yapılmaması gereken şeyi yaparken bir tevil yolu buluyorlar, bir bahane buluyorlar. O bahaneye göre yapıyorlar bu yapacakları şeyi. Günah, bir çaresini buluyor; haram, bir tevilini buluyor; bir formül buluyor haramı yiyor, o günahı yapıyor. Ya yapmaman lazım, utansana! Sen Müslümansın! Müslümanlığı da bırakmıyor bir taraftan. Hani Müslüman olmayan bazı insanlar var mesela faiz haram diyorsun, sen yeme bana getir diyor. Alay ediyor yani bizimle. Bana getir bana getir ben yerim diyor. Yani böyleleri var. Öyle değil, namazında niyazında fakat bakıyorum haramı yiyor, bakıyorum haksızlığı yapıyor, bakıyorum alenen söylediğin halde, bak bu şey yapıyor devam ediyor. Neye göre yapıyor, nasıl yapıyor, kızgınlıktan mı kırgınlıktan mı nasıl yapıyorsa ben hayret ediyorum.

Bu şeytan insanı aldatır. Zengin insan, küçük bir şeye tenezzül ediyor haramı yiyor. Yahu sen bunu yemesen ölmezsin. Öbür tarafta dünya kadar malın mülkün var, paran var helalinden ye! Hayır, şeytan onu kışkırttığı için ille o kadarcık haram [yiyecek]. Yani hep bunları söylerken kendi içimden misaller biliyorum da onun için söylüyorum

Miras taksimi mesela, bildiğim bir şey birisiyle. Miras taksimi, Rabbenâ hep bana, hep iyilerini kendi alıyor.

Öteki senin kardeşin değil mi?

Kardeşim.

E niye eşit bölmüyorsun, niye iyilerini kendine alıyorsun?

Namazlı, o da namazlı o da namazlı, niye böyle yapıyorsun?

Bilmem, gözünü bir hırs bürümüş onu da al, bunu da al, onu da al. Hani doyunca patlayınca tıksırıncaya kadar ye dediği gibi şairin, ye diyor ama içinden haram ediyor. Ben bunu helal etmiyorum diyor. Benim hakkım şu diyor. Bak sen şunu almışın, bunu eşit olarak bölmek lazım, yarı yarıya bölmemiz lazım, hepsini almışsın bana vermemişsin. Ben bunu isterim. Öbür tarafta gidiyor dedikodu yapıyor, aç gözlü diyor, her şeyi istiyor diyor. Yahu bu aç gözlülük değil. Miras ortadan ikiye bölünecekti sen hepsini aldın yarısını istiyor, hakkını istiyor. Yani sen hepsini almışsın aç gözlülük olmuyor, öbür tarafta o kendi hakkı olan yarısını istiyor sen öbür tarafta gidiyorsun dedikodu yapıyorsun. Sen Müslümanlığını hiç söyleme! Müslüman olduğunu kimse bilmesin çünkü Müslümanlığa leke geliyor.

Böyle yapıyorlar yani yapılmamış olsa inanmayacağım. Yapıldığını bilmemiş olmasam söylemeyeceğim. Böyle yapılıyor, mirasta böyle oluyor, alışverişte böyle oluyor, borçlu alacakta böyle oluyor, komşulukta böyle acayiplikler oluyor, tarlada bahçede böyle şeyler oluyor, tartıda ölçüde pazarda çarşıda böyle şeyler oluyor. Yani dürüstlükten kaymak için şeytan bir bahane buldurtuyor bu insanlara, haramı yedirtiyor kardeşlerim. Ama Allah; harama elini uzatmayanı, arşın gölgesinde özel iltifat yerlerinde gölgelendirecek.

Harama el uzatmayalım! İnsan haram yemeyince ölmez, helaller insana yeter. Helal kazancı insana yeter. Zaten bugün Türkiye’deki insanların köylüsü şehirlisi çoğu ,köşeyi dönmüştür aziz kardeşlerim. Yani asgarî, asgarî geçim şartlarını geçmiştir, herkesin evinde yiyeceği içeceği vardır. Tarih kitaplarında kalmıştır üç gün beş gün aç kalan, evine lokma getiremeyen, unsuz ekmeksiz kalan, çocukları açlıktan ağlayan,insanlar tarih kitaplarında kalmıştır. Bugün herkes az çok ekmeği buluyor da ekmeği çok buluyor da küflendirip atıyor. Ekmeği çok buluyor küflendirip atıyor. Katığı buluyor, meyveyi buluyor. Bizim memlekette yani çarşıdan pazardan fileyle doldurmadıktan sonra biz kendimizi böyle çarşıdan bir şey aldık saymayız. Avrupa’da patlıcanı sayıyla alırlar, biberi sayıyla alırlar. Ben de Almanya’da görünce hayretler içinde kaldım. Dört tane dolmalık biberi şöyle yan yana koymuş, üstüne bir naylon ambalaj geçirmiş dört mark, üç mark fiyat koymuş üstüne, dört tane şey.

Ya benim bildiğim dolmalık biberi gidersin sergiden üç kilo alırsın beş kilo alırsın doldurursun eve getirirsin. İki tane patlıcanı uzatmış yan yana, üstüne bir ambalaj geçirmiş üç buçuk mark, bilmem ne fiyat koymuş böyle. Ya bu patlıcan dediğin nedir, bunu alacaksın üç kilo beş kilo eve getireceksin keseceksin. Kimisini kurutacaksınız kimisini dolma yapacaksın filan biz böyle biliriz yani memleketimiz bol. Karpuzu dilimle satıyorlar. Yani memleketimizin bolluğunu anlatmak istiyorum. Elhamdülillah sıkıntımız yok. Afrika gibi değiliz, açlıktan ölenler yok, bir deri bir kemik kalanlar yok. Ekseriyetle bugün şişmanlığı nasıl engelleyeceğiz, kolesterolden nasıl kurtulacağız, nasıl perhiz yaparsak sıhhatimiz yerine gelir diye frenleme çalışmalarındayız. Yani bolluktan,  frenleme çalışması durumuna geçmişiz.

O halde haram yememize lüzum yok kardeşlerim. Yasağa girmeye lüzum yok. Hani adam aç kalmış da lokantanın camını kırmış hırsızlık yapmış mesela. Öyle bir durum yok. Elhamdülillah yeter.

Allah rahmet eylesin, Ankara’da çok sevdiğimiz bir hacı amca vardı. Allah’ın sevgili kullarından olduğunu tahmin ettiğim böyle mübarek bir kimse. Beş vakit namaza böyle müezzin gibi gelir camiye, böyle ezan okur namaz kılar takva ehli bir kimse. Bayburt’tan otuz üç kişi çıktık, Ankara’ya üç kişi geldik. Hepsi yollarda öldüler filan diye bu eski Rus istilası zamanında filan yaptıkları seyahatleri anlatmıştı. Diyor ki, aç kaldık da, o zamanlar kıtlık da varmış galiba. Buğday filan da tam bulunmuyormuş. Ben otların her çeşidini yedim diyor. Otların her çeşidini yedim hani şu böyle tüylü dikenli yeşil otlar vardır, böyle kırdığın zaman sütleri çıkar. Herkes onu zehirli sanır. Yok hocam zehirli değil, ben onları da yedim hiç zehirlenmedim diye anlatıyordu kendisi.

Yani şunu demek istiyorum ki, eğer ot yesek insan otla da beslenir. Salata yemiyor muyuz, maydanoz yemiyor muyuz, ıspanak yemiyor muyuz, pırasa yemiyor muyuz, onlar ot değil mi? Yani şu dışarıdaki zehirli olmayan otları yesek bile gene geçiniriz. Haram yemeye lüzum yok kardeşlerim. Bedava ot dolu yani haram yiyeceğine insan ot yese yine beslenir. Koyunlar nasıl yağlanıyor, kuyrukları nasıl böyle sallanıyor şeyden, yağlanır bile insan.

Haram yemeye lüzum yok, noktasına getirmek için söylüyorum.

Allah cümlemizi helal rızıklarla beslesin. Haramlardan kurtarsın. Eskiden yenilmiş haramlar varsa onları da ödemeyi nasip etsin Allah.

Üçüncüsü;

Ve raculün lem yenzur ilâ mâ harramallâhu aleyhi. Bir adam ki, kendisine Allah’ın haram kılmış olduğuna gözünü çevirip bakmıyor.

Bu da arşın gölgesine gölgelenecek. İşte bu da bu devirde çok karşımızda olan başımızda olan bir hadisedir muhterem kardeşlerim. Maalesef bu gözle harama bakmak işi bu günah çoktur. Yani yirminci yüzyılın şu bizim Türkiye’mizde, her şehirde harama bakmak çoktur. Dönüp dönüp, tekrar tekrar bakmak çoktur. Kadın erkeğe bakar, erkek kadına bakar, delikanlı kıza bakar, kız delikanlıya bakar. Ailece otururlar televizyona bakarlar, şarkıcıya bakarlar; açıktır. İşte bunların hepsi harama bakmak. Herkes bakıyor. Yani harama bakmayan çok az insan var. Öyle babayiğit… Bizim Nakşî tarikatında prensip vardır. Sıralamış büyüklerimiz nasıl Müslüman olmak lazım, ince Müslümanlık nasıl tatbik edilecek diye. Arasına bir de şey koymuşlar diyorlar ki, nazar ber kadem olacak. Yani adamın gözleri pabucunun ucunda olacak, gözü yerde gezecek. Yani terbiyeli utangaç bir kız gibi, gözü pabucunun ucunda böyle başı yerde öyle yürüyüp gidecek.

Şimdi avcı gibi millet elinde tüfek, nerde kuş var diye ona bakar gibi, millet etrafa baka baka gidiyor. Dönüyor gene bakıyor, bir daha bakıyor, bir daha bakıyor. Kendi hayalinden ne hayaller geçiriyor neler şey yapıyor bir sürü günahlara giriyor. Adamı da böyle kadını da böyle, evlisi de böyle bekarı da böyle, büyüğü de böyle küçüğü de böyle. Bir de televizyon evin içine girmiş olduğu için herkesin evi gazino. Herkesin evi tiyatro, herkesin evi sinema sahnesi, orda  derde devadan gayri ne ararsan bulunur, açtın mı, düğmesine bastın mı, dünyanın her şeyi karşına geliyor. Tabi günah.

Yani dışarıda bakarsan günah da evinde televizyonda bakarsan günah değil diye bir kitapta bir şey mi gördünüz?

Görmedik. Harama bakmak her yerde, her yerde yasak ,her yerde günah.

Bizim dinimiz puta filan tapılmasın diye resmi yasaklamış, heykeli yasaklamış. Resim eve girmesin diye bizim Ankara’da böyle tanıdığımız yaşlı gazi, böyle istiklal harbinin madalyası filan göğsünde olan çok kıymetli tanıdıklarımız hacı amcalar dedeler var. Biz diyor, evlat diyor, kibrit kutusunun üstündeki resmi kazıyıp eve öyle sokardık diyor. Yani eve resim girmesin, sûret giren eve melek girmez diye onu kazır öyle girerdik diyor. Şimdi benim evim dahil herkesin evinde sûret ve resim vardır.

Neden?

Gazete alıyoruz. Gazete alıyoruz, mecmua alıyoruz resim var. Halı alıyoruz kilim alıyoruz duvara asıyoruz, resim var. Yani her yerde, maalesef bu böyle olmuş. Bir büyük  dert bela, hepimize bulaşmış durumda.

Allah cümlemizi gözünü haramdan koruyanlardan eylesin. Allah’ın yasakladıklarına bakmamayı cümlemize nasip eylesin.

Demek ki onun sağlayabilirsek ne olacak, arşı alanın gölgesinde oturacağız, Allah’ın iltifatına mazhar olacağız. İnsanlar hesap telaşındayken, bizim hesap telaşımız olmayacak. Hiçbir böyle devlet dairesine ,kuyruklu beklemeli gittiniz mi bilmiyorum, muhakkak gitmişsinizdir. Şöyle insan kuyruğa giriyor, saatlerce bekliyor, bazısı bakıyorsun yürüyor hop müdürün odasına giriyor, şıp çıkıyor dışarıya. Yani doğru değil ama onun için bir safâ yani, kolay hemen hiç kuyruğa girmeden işini bitirip yürüyüp gidiyor. Hatta müdür bey kapıya kadar uğurluyor, merdivenlerden aşağı iniyor boynuna sarılıyor filan. İşi oldu, tamam. Bu da biraz öyle yani. İnsanlar aşağıda hesap telaşında, korku içinde, bu mübarekler arşın gölgesinde oturmuşlar emniyet içinde.

Çaresi ne, yapılmayacak bir şey mi?

Yapılacak bir şey. Kınayanın kınamasına aldırmayacak, Müslümanlığı dosdoğru icra etmeye devam edecek. Yapabiliriz hepimiz.

İkincisi, helal olmayan şeye elini uzatmayacak. Harama el uzatmayacak. Bunu da yapabiliriz. Çünkü zaten hepimizin helalleri yeter bize. Çevremizdeki helaller yeter. Aç değiliz açık değiliz. Aç da açık da olsak yine harama el uzatmayacağız, üstelik varlıklıyız. O bakımdan bunu da yapabiliriz.

Üçüncüsü, haram olan şeye bakmayacağız, bakmamak yani. Onu da yapabiliriz. Bu da bizim elimizden gelir. Tamam o zaman bugün yaşadık hepimiz.

Eğer bugünkü hadîs-i şerîfi gayet güzel şey yapabilirsek, arşı âlânın gölgesinde gölgeleneceğiz, hesap telaşımız olmayacak, herhalde Allah’ın lütfu keremiyle bi-gayri hisab cennete giren bahtiyarlarla beraber cennete de girmek mümkün olacak.

Bir daha söyleyelim: Üç kişi vardır ki ; arşın gölgesinde emniyet içinde birbirleriyle sohbet edip söyleşir dururlar insanlar hesap telaşındayken. Bunlardan birisi, Allah yolunda kendisini kınayanın kınaması hiç ilgilendirmeyen, kınayanın kınamasına aldırmadan Allah yolunda yapacağını yapmaktan geri durmayan kararlı prensip sahibi Müslüman. İkincisi elini harama uzatmayan insan, helal olmayan şeye el uzatmayan insan. Üçüncüsü de haram kıldığı şeye nazar etmeyen bakmayan insan.

Bunları yapabiliriz. İnşallah yapalım ve arşın gölgesinde buluşalım. Burada buluştuğumuz gibi inşallah orda hepimiz buluşalım.

Allahu Teâlâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA