İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

01.10.1989 - Peygamber Efendimizin Ahlakının Kuran Olması, Sancağı, Cuma Günü Gusül Almak

01.10.1989 - Peygamber Efendimizin Ahlakının Kuran Olması, Sancağı, Cuma Günü Gusül Almak
Hadisler Deryası

01.10.1989 - Peygamber Efendimizin Ahlakının Kuran Olması, Sancağı, Cuma Günü Gusül Almak

27.08.2026
20 dk 47 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ hayra halkihî seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi:

Ennehû kâne tenâmü aynâhü ve lâ yenâmü kalbühû.

Enes radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Hizmetinde çok bulunduğundan, âdetlerini itiyatlarını iyi bildiğinden, umumiyetle o rivayet ediyor.

"Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in iki gözü uyurdu da kalbi, gönlü uyanık dururdu."

Kalbi, gönlü uyumazmış, kendinden geçmezmiş.

"Gözleri kapalı olurdu ama kalbi uyanık dururdu."

Kendinden geçip de bir şeyi bilmez duruma gelmezdi. Peygamberlerin rüyaları da vahiydir. Kalbi uyumadığı için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine de bazı bilgiler gözlerinin uyuduğu esnada gelirdi. "Sadık rüya peygamberliğin kırk küsur şubesinden bir şubedir." diye rüyanın da bir gerçeği olduğunu, manevi âlemden haber almanın bir aracı, vasıtası olduğunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bildiriyor. Peygamber Efendimiz' in gözleri kapalı olsa bile kalbi uyanık dururdu. Peygamber Efendimiz bu tarafa dönük olsa bile arkasını görürdü.

Allah celle celalüh bir kulunu sevdi mi onun gören gözü, işiten kulağı, söyleyen dili, tutan eli, yürüyen ayağı olur. Sahih hadislerden bunu biliyoruz. Allah görür, gösterir. Allah işitir, işittirir, Allah yapar, yaptırtır, Allah yürüttürür. Allah-u Teâlâ hazretlerinin kudretine göre her şey âsândır, kolaydır. Bir göz yumup açınca miraca çıkartır. Kısa müddette … Sübhâne'l-lezî esrâ bi-abdihî leylen mine'l mescidi'l-harâmi ile'l-mescidi'l-aksâ.

Kulunu bir gecede Mekke-i Mükerreme'den Mescid-i Haram'dan Kudüs-ü Şerif’e Mescid-i Aksâ'ya götürür. Ruh maa'l-cesed "Ruhuyla bedeniyle götürür."

"Nasıl olur? O zaman söyle bakalım Mescid-i Aksâ'nın kaç tane penceresi vardı?"

Peygamber Efendimiz miraçta, isrâda pencere mi sayacak? Sen onu zamane hacıları mı sandın?

Harem-i Şerif’in kaç kapısı var, kaç minaresi var?

Ona mı dikkat edecek ama müşrikler soruyorlar. Peygamber Efendimiz terledi çünkü dikkat etmemiş. Allah gözünden perdeyi bir kaldırdı, sayarak söyledi. Allah-u Teâlâ hazretleri her şeye kâdir. Gösterdi mi gösterir, götürdü mü götürür, bir göz yumup açınca tarfetü'l-aynda fezaları geçirir, ışığın gidemediği yerlere götürür. Işığın milyonlarca senede geldiği yerlere götürür. Allah-u Teâlâ hazretleri kâinatın sahibi, yöneticisi, maliki, mutasarrıfı her şeyi yapan, eden O.

Öyle bir peygamberin ümmetiyiz, öyle bir mübarek zatın ümmetiyiz. Her şeyi harika, her şeyi müstesna, her şeyi en güzel, her şeyi en kâmil olan bir peygamberin ümmetiyiz. Ama bizim gibi bir beşer idi, insan idi.

Muhammedün beşerün lâ ke'l-beşer. "Peygamberimiz Muhammed-i Mustafa bir insandı ama diğer insanlar gibi bir insan değil."

Ke-ennehû yâkûtün beyne'l-hacer. "Sanki dünya üzerindeki diğer taşlar arasında yakut gibiydi."

Elmas gibiydi, pırlanta gibiydi. İkisi de taş ama değerleri farklı.

Yüzüğünün taşı neden?

Yakuttan, zümrütten, zebercetten. Ona da taş deniliyor ama bu kaldırım taşına benzemez, çakıl taşına benzemez; kıymetli taş.

Peygamber Efendimiz de bizim gibi bir beşerdi; acıları, ağrıları, üzüntüleri, hastalıkları vardı ama hayatında karşılaştığı bütün hadiselerin yaşanması esnasında aldığı tavır asildi. Tavrı güzeldi, edebi güzeldi, hâli güzeldi. Sevgisi güzeldi, sabrı güzeldi, gayreti güzeldi; her şeyi güzeldi. Allah-u Teâlâ hazretleri bizi Peygamber Efendimiz' e en güzel tarzda uymaya, benzemeye muvaffak etsin.

Kâne hulukuhu'l-Kur'âne. Hz. Âişe validemizden rivayet edilmiş.

"Peygamber Efendimiz' in ahlâk-ı şerifesi Kur'an'dı, Kur'ân-ı Kerîm'di."

Acaba Peygamber Efendimiz' in huyu nasıldı, ne huydaydı?

Kur'an huyundaydı. Hz. Âişe validemiz kısaca bildiriyor.

Demek ki Peygamber Efendimiz Kur'an'ın birinci, eşsiz ve emsalsiz ehli. İlk anlayan, ilk dinleyen, ilk uygulayanı. Hangi ayet nazil olmuşsa onu uygulamış. Hangi ayet kendisine inmişse ilk önce kendisi tatbik etmiş. Her şeyi en güzel tarzda içine o sindirmiş, Kur'ân-ı Kerîm onun ahlâkı olmuş. Kur'an ne demişse öyle yapmış.

Eşiddâü ale'l-küffâri ruhamâü beynehüm. "Mü'minlere karşı şefkatli, kâfirlere karşı şiddetli."

Merhametli, ref'etli, şefkatli, cömert, sabırlı, güçlü, kuvvetli, metanetli. Allah-u Teâlâ hazretleri onu her türlü güzel huya sahip eylemiş, Kur'an'ın mücessem bir sembolü olmuş.

Kur'an bize niye indi? "Okuyalım uygulayalım." diye.

İlk uygulayan kim? Peygamber Efendimiz.

Uygulayınca insan nasıl olur? Peygamber Efendimiz gibi olur.

"E Hocam, ben bu fırsatı kaçırdım o zaman çünkü Kur'an okumayı bile bilmiyorum."

Zaten hepimizin kaçırdığı en büyük fırsat bu. Kur'an bilmiyoruz, Kur'an okumuyoruz, Kur'an'dan haberimiz yok. Onun için doğru düzgün Müslümanlar olamıyoruz. Kur'an'la bağlantımız pamuk ipliği ile bağlı gibi. Öyle insan var ki haftalarca, aylarca, yıllarca Kur'ân-ı Kerîm'e bakmaz. Öyle insan var ki Fatiha’yı doğru düzgün okuyamaz. Mânasını bilmiyor, mânasını uygulamayı hiç bilmiyor. Namaz kılan Müslüman her gün, günde 40 defa;

"Yâ Rabbi! Bizi sevdiğin, ikramda in'amda bulunduğun insanların yoluna sevk et; gazap ettiğin kulların, sapıtmışların, şaşırmışların yoluna, Hristiyanların, Yahudilerin yoluna yöneltme, onlara benzetme!" diye söylüyor, ondan sonra Yahudi’nin, Hristiyan’ın peşinden gidiyor.

Demek ki haberi yok. Kızdığımız bir adama;

"Sen ne söylediğinin farkında mısın, ağzından çıkanı kulağın duymuyor mu?" deriz.

Ağzından çıkan Fatiha’yı Müslümanın kulakları duymuyor. Fatiha’yı uygulamıyorlar. Fatiha Kur'ân-ı Kerîm'in başında, birinci sayfası. Benim hacı emmim, din kardeşim daha Fatiha’yı uygulayamamış. Bundan sonra daha Bakara'sı var Âl-i İmrân'ı var. 114 sure, 6200 küsur ayet-i kerime var. Bunlardan hiç haberi yok.

Geçen gün birisi, bir yere dükkân açıyormuş. Bizim kardeşlerimiz de;

"Burada ne yapacaksın?" demişler.

"İçki, kuruyemiş satacağım." demiş.

"Haramdır yapma, etme. Bunun zararını görürsün." demişler. Ondan sonra camiden çıktıklarında yollarını kesmiş;

"Zararını görürsün ne demek? Siz beni tehdit mi ediyorsunuz? Bu memlekette hürriyet var, demokrasi var, laiklik var." gibi bir sürü laf evelemiş, gevelemiş. Bizimkiler demişler ki:

"Zarar görürsün demek ‘Allah sevmez, bereket kalmaz, hayrını görmezsin' demek."

Haramı satıyorsun, haramı içiyorsun, içirttiriyorsun, milletin de sıhhatini bozuyorsun. Alkol faydalı mı zararlı mı?

Alkole "faydalı" diyen aklı başında bir ilim adamı yok. Akılsız ilim adamı da yok zaten. Alkole "faydalı" diyen bir ilim adamı yok.

Gülhane Askerî Tıp Akademisi'nde dört yıldızlı koca generaller 500 kişilik salonda toplanmışlar; bırakın rakıyı, votkayı, içtiği zaman insanı midesine kadar kezzap gibi yakan sert içkileri, biranın bile ne kadar zararlı olduğunu söylemişler.

General söyleyince başka bir şey mi oluyor?

Hani onlar öyle omuzları kalabalık, kuvvetli insanlar ya bilim adamı olarak onlar söylemişler. İnsanı ne durumlara düşürdüğünü gazeteler yazıyor. Peki, sen ne samimiyetsiz adamsın ne biçim adamsın hem ilmen zararlı olduğu ortada hem de onu satıyorsun. Vicdanın sızlamıyor mu? İçene zararlı olduğunu bildiğin bir şeyi sen hangi vicdanla satıyorsun?

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Perhizdeki adam lahana turşusu yer mi?

Fesübhanallah, tevbe yâ Rabbi, estağfirullah, nereden çıktı bu?

"Evvel yok idi iş bu rivayet yeni çıktı." Sübhanallah.

İslâm'da içki yasak. Neden?

Çünkü İslâm tutarlı bir sistem. Bir taraftan bilim müesseseleri, askerî müesseseler, modern sistem, "içki zararlı" diyecek; bir taraftan polisler içki içen şoförleri takip edecek, kan tahliline götürecek, alkol muayenesi yaptıracak, ceza yazacak, bir taraftan ciddi iş yerlerinde, askeriyede içki içmek yasak olacak, bir taraftan da içkiyi devlet imal edecek; sen satacaksın ben satacağım -Allah saklasın- o, bu satacak. Tutarsızlık.

İslâm böyle tutarsız değil. İslâm bir şeye "zararlı" dedi mi kesiyor, yaptırtmıyor, yapmıyor.

Aferin! İşte tutarlılık böyle olur. Sistem tutarlı olduğu zaman böyle olur. Zararlı olunca kesiyor. Biz tezatlıyız; bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Onun için bizim belimiz doğrulmuyor, iki yakamız bir araya gelmiyor. İlim yanlışlığını gösteriyor, fiiliyatta tatbik ediliyor.

Halbuki ilim nedendir? İlim, hangi şey gerçekse o anlaşılsın diyedir.

"Anlaşılan şeyi çiğneyelim." diye mi çalışılıyor?

İnsanoğlunun tezadıdır.

Vücudu tahrip etme hürriyeti yoktur. Cemiyeti tahrip etme hürriyeti yoktur. Ahlâkı tahrip etme hürriyeti yoktur. İnsanlığı tahrip etme hürriyeti yoktur. İmanı tahrip etme hürriyeti yoktur. Her yerde hürriyet yoktur. Hadi bakalım hürriyet var, aç kapını. İsteyen insan girsin içeriye, yatsın.

"Hocam sen ne yapıyorsun? Sana kürsüyü verdik, başka başka şeyler söylemeye başladın. Olur mu? Ben kapıyı arkadan kilitlediğim gibi bir de sürgü sürüyorum, arkasına bir şey dayıyorum. Benim evime kimse giremez."

Gördün mü? Demek ki dışarıdaki adamın senin evine girme hürriyeti yokmuş.

Neden?

Hocam, yabancı girerse, evimin hali ne olur? Malım, mülküm, namusum ne olur?

Bak yavaş yavaş yola gelmeye başladın.

Hürriyet, hürriyet, hürriyet!

Hürriyet kezzap mı? Cemiyeti tahrip etmenin vasıtası mı? İslâm'da cemiyeti tahrip etme hürriyeti yok. İslâm bazı şeylere "yasak" der. İyi ki diyor. İyi ki haramları var.

Yâ Rabbi! Haramlarına da hamd olsun, helâllerine de hamd olsun, her şey ne kadar güzel!

Zina haram, yapamazsın tabi; içki haram, içemezsin. İçmemen lazım. Zulüm haram, yapamazsın. Ah İslâm'ın güzelliğini insanlar bir anlayabilse! Galiba biraz da biz anlatamıyoruz, ah bir anlayabilseler!

Peygamber Efendimiz' in ahlâkı Kur'an'dır. Bizim de ahlâkımız Kur'an olsun. Okuyalım, öğrenelim; kötü huylarımızı, kötü, fâsık, yanlış, saçma fikirleri atalım da şöyle pırıl pırıl bir Kur'an nesli ortaya çıksın, pırıl pırıl bir Kur'an anlayışı çıksın, her şey güzel olsun. Her şey ilme, imana, dünya ve ahiret saadetini kazanmaya uygun olsun.

Kâne râyetuhû sevdâe ve livâühû ebyad.

İbn Abbas radıyallahu anhumâ'den rivayet edilmiş. "Efendimiz' in bayrağı vardı, sancağı vardı. Efendimiz' in sancağı siyahtı, bayrağı beyazdı." Sancak ne demek, bayrak ne demek? Birisi daha büyük oluyormuş, ötekisi küçük oluyormuş. Râyet dediği siyah. Uzaktan göründüğü zaman siyah renkte görünürmüş. Başka renkte parçaları da varmış fakat siyah. Tercümede; "Sancağı siyah, bayrağı beyaz." demiş, râyet aslında bayrak demektir. Liva da sancak demektir, tercümesinde ters yazılmış. Peygamber Efendimiz' in bayrağı siyahtı ve adı ukab idi. "Kartal" mânasına geliyor yani kartal gibi siyah, sancağı da beyaz, ak imiş. O biraz daha küçük boylu.

Kâne rubbema'ğ-tesele yevme'l-cumu'ati ve rubbemâ terekehû ahyânen.

Yine İbn Abbas radıyallahu anhumâ'dan rivayet edilmiş.

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ekseriyetle cuma günü gusül yapardı. Bazen de terk ederdi."

Cuma günü yıkanmayı çok tavsiye etmiştir. Kendisi tabi su bulamadığından bazı cuma günleri terk etmiş olabilir, perşembe akşamından yıkanmış olduğundan olabilir, bazı başka sebepler olabilir. Kendisinin bizlere tavsiyesi, cuma günü yıkanmak. Çok sevabı var.

"Kim cuma günü Allah'a inanarak, sevabını Allah'tan bekleyerek gusül abdesti alırsa, tepeden tırnağa yıkanırsa, guslederse on günlük günahı affolunur. Bir haftalık günahı, üç gün ziyadesiyle affolunur."

Geçmiş Cuma da yıkanmıştı, eh bir haftalık günahı silindi bir de üç gün ziyadesiyle affolunuyor. Her Cuma yıkanmayı âdet haline getirmiş, alışmış olan bir kimse demek ki her Cuma yıkana yıkana günahlarını temizlemiş olacak. Ne kadar güzel bir şey!

Onun için eski büyükler; "cuma günleri yıkanmak için bir miktarcık su, altınla alınsa bile veririm de yine yıkanırım." Demişler. Cuma günü, Cuma namazı var. Müslüman, Cuma namazına güzelce yıkanmış olarak gelecek. Ter kokusu yok, tırnaklarını Perşembe'den kesecek, kılları filan varsa temizleyecek. Koltuk altında öyle pırasa gibi uzun bir şey kalmayacak. Onları kazımış olacak. Tırnakları kesilmiş olacak. Tepeden tırnağa yıkanmış, boy abdesti almış olacak. Temiz elbiseler giyinmiş, güzel kokular sürünmüş olacak. Öyle gelecek camiye.

Huzû ziyneteküm ınde külli mescidin. "Mescide giderken ziynetlerinizi giyininiz."

Tertemiz elbiseleri giyecek. Çorapları tertemiz olacak. Pantolonu, paltosu, pardösüsü, gömleği bayramlık, tertemiz olarak gelecek. Cuma namazını böyle kılacak. Erken gelecek. Ne kadar erken gelirse sevabı o kadar çok olur. İçeri girdiği zaman iki rekât bir tahiyyetü'l-mescid namazı kılacak. Eğer vaaz varsa dinleyecek. Yoksa açıp Kur'ân-ı Kerîm okuyacak. Kehf suresini okursa yine on günlük günahı affolunuyor.

El-Hamdü li'l-lâhi'l-lezî enzele alâ abdihi'l kitâbe ve lem yec'al lehû ivecâ, ayetiyle başlayan Kehf sûresini okuduğu zaman on günlük günahı affolunuyor.

Tesbih çekecek, Efendimiz' e çokça salât-u selâm edecek. Cuma günü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e salât-u selâmı çokça etmek vazifesi olacak. Böylece cuması kârlı geçecek. Faydalı geçecek. Çok sevaplı geçecek. Affolmuş olarak, mağfiret olmuş olarak geçecek

"Cuma gününde bir saat vardır ki o saatte kim dua ederse, duası o saate isabet ederse duası makbuldür."

Onun için ağzı dualı olacak, ibadetli olacak.

Hani biz Allah'ın sevgili kullarıydık, emrini tutacaktık. Yahudiler yine zorlamışlar; allem etmişler kallem etmişler, Avrupa'dan kovulmuşlar, Amerika'ya hâkim olmuşlar. Amerika'nın yönetiminde de sözleri geçiyor, reis-i cumhurlarını da kendilerinden seçtiriyorlar, New York valisini de kendilerinden seçtiriyorlar. Aktifler, çalışkanlar. Hastaneleri, sinagogları her tarafta faal. Cumartesi gününü de tatil yapmışlar. Pazar günü de papazların vaaz verme günü, Hristiyanların kiliseye gitme günü, onlar da gidiyorlar.

Müslümanlar üst üste üç Cuma namazına gitmediği zaman ne oluyor?

Allah kalbine bir mühür vuruyor. Ondan sonra kalbi mühürlenmiş, kapatılmış bir insan durumuna geliyor. Hani bir dükkânın kepengi aşağı indirilmiş; belediye zabıtası gelmiş, oraya bir kırmızı mum akıtmış bir de mühür basmış açsın bakalım o dükkân sahibi. Açamaz çünkü belediye mühürledi. "İki ay cezalısın, kapalı kalacak." dediği gibi "Müslümanın kalbi Cuma namazına gitmediği zaman mühürleniyor." diyor Peygamber Efendimiz. Kalbi kapatılıyor.

Kalp nedir?

Kalp anlayış organıdır, sezgi organıdır, nur mahallidir. Kalbi mühürleniyor, kapanıyor. Maneviyatı çalışmaz hâle geliyor, tatil iptal. Kapandı.

Ne olacak bu adam?

Bu adamdan hayır bekleme. Çünkü kalbi mühürlendi. Şeytanın maskarası oldu. Şeytan bunu Hacivat-Karagöz oyununda kuklacının oynattığı gibi oynatır artık. Nefis de oynatır, şeytan da oynatır.

Neden?

Şeytana karşı vicdanı bir şey söyleyecekti; vicdanı mühürlendi, kalbi mühürlendi. Bu adam yarı yarıya gitti.

Hâsılı, her şeyimizi yavaş yavaş zayi etmişiz de ağlamasını bile unutmuşuz. Her şeyimizi zayi etmişiz, bizi benzetmişler. Hani adam elinin tozunu silkeleyerek geliyor.

Ne yaptın? Yolda kızdığım adamı gördüm, iyi bir benzettim.

Ne demek benzetmek?

Canına okumuş. Yani vurmuş, kırmış, öldürmüş, devirmiş kenara. Ondan sonra elinin tozunu silkeleyip geliyor. Bizi de bir benzetmişler ki sormayın gitsin.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA