İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

22.12.1991 - Misafirlik, Misafirin Rızkı

22.12.1991 - Misafirlik, Misafirin Rızkı
Hadisler Deryası

22.12.1991 - Misafirlik, Misafirin Rızkı

07.11.2026
16 dk 25 sn

Bismillahirrahmanirrahim.

Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihi ve men tebiahü bi ihsânin ilâ yevmi’d-dîn.

Emmâ be'd.

Fa'lemu eyyühe'l-ihvân fe inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr ve bi's-senedili muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İlâ erâde'l-lâhü bi-kavmim hayran. Ehdâ ileyhim hediyyete'd-dayf yenzilü bi-rızkıhî ve yertehılü ve kad ğafera'l-lâhü bi-ehlil menzil.

Bu hadisi şerifi mutlaka yazın, ezberleyin.
Peygamber efendimiz buyurmuş ki:

“Allah bir kavmin hayrını murat etti mi, ona misafir hediyesini hediye eder. Yani ona misafir gönderir. Hediye olarak o kavime, o insanlara misafir gönderir. Kapısını tak, tak, tak, birisi çaldı, misafir. Hoş geldin. Misafir gönderir. Bir hediye olarak onlara Allah misafir gönderir.

 Niye?

 Arkadaki kelimeler niye olduğunu bize anlatıyor. Yenzilü bi-rızkıhî “Senin evine gelen misafir kendi rızkıyla gelir. Senin rızkını yemez merak etme. Kendi rızkı oradadır. Allah onun rızkını sana daha önceden göndermiştir. O kendi rızkını yemeğe gelir. Kendi rızkıyla gelir.

Ve yertehılü “Ve ayrılır.” Allah'a ısmarladık, tamam misafirlik bitti. Ayrılır gider. Ama nasıl ayrılır?

Ve kad ğafera’l-lâhü bi-ehlil menzil “O evin ahalisini Allah affetmiş bir durumda olarak oradan ayrılır.” Yani misafir rızkıyla gelir, ev sahibinin günahlarını affettirmiş olarak çıkar gider.

Eve misafir gelmesi nedir?

Bir; Allah'ın hediyesidir.

İki; misafir senin malını mülkünü yemiyor merak etme. Kendi rızkını yemeye geliyor. O rızkı Allah sana onun payından göndermiştir. Kendi rızkıyla gelir.


Üç; senin günahlarını affettirir. Sen günahlardan affolunmuş olursun, öyle gider. “Allah'a ısmarladık” dediği zaman senin günahların affolunmuş olarak gitmiş olur. Misafir ağırladın diye Allah seni affeder.

Bazı büyükler bir haftadır eve bir misafir gelmedi yoksa “Allah'ın kahrına, gazabına mı uğruyorum ben? “ diye ağlarlarmış. Niye ağlıyorsun? E bir haftadır misafir yok. Evimin kapısını kimse çalmadı, misafir olmadı, yatmaya gelmedi, yemeğe gelmedi diye ağlarlarmış.
Yoksa Allah'ın bir kahrına mı uğruyorum? Allah'ın sevgili kulu olmaktan silindim mi yoksa? diye ağlarlarmış muhterem kardeşlerim. İslam böyle! İslam'ın misafire bakışı böyle!

Arapça'da misafire “dayf” derler.
Dad harfi, ye harfi, f harfi... Dayf; misafir demek. Duyûr; arapçada misafirler demek.

Peki biz niye “dayf” kelimesini kullanmamışız, misafir kelimesini kullanmışız?

Bilmem!
Arapça'da misafir kelimesi bizim dilimizdeki manada değil. Arapça'da misafir sefere çıkmış insan demek. Seferde olan insan demek. Mukîm olmayan insan demek. Belki umumiyetle insanın evine böyle sefere çıkmış bir kimse geliyor. “Selamünaleyküm tanrı misafiri geldim” diyor da yolcu geldiği için misafir, seferde olan insan manasında gelene biz o ismi vermişiz. Doğrusu “dayf” demek. Konuk yani. Evine geliyor, konuyor. Hâlbuki misafir sefere çıkmış insan demek.

Gerek senin oturduğun beldede olsun, gerek başka bir şehirden senin evine gelmiş olsun. Hepsi dayf
yani duyuf, senin konuğundur. Ve bu konuk kendi rızkıyla gelir. Senin günahlarını affettirir gider ve sana Allah'ın hediyesidir. Allah sana onun vasıtasıyla mükafat verecek.

Peki kendi rızkıyla gelir ne demek? Ya ben dükkanı açtım. Sabahtan akşama kadar ben çalıştım. Parayı ben kazandım. Ne demek onun rızkı?
Peygamber Efendimiz’e iki kardeşten birisi geldi. Dedi ki: ”Bizim bu birader camide çok namaz kılıyor. Dükkana pek gelmiyor. Şuna nasihat et de ya Resulullah biraz işe çok gelsin.” filan gibi böyle işini ihmal ediyor gibi şikayette bulundu. Size böyle bir şikayet olsa ne dersiniz? Bir düşünün. Ben Resulullah'ın ne dediğini şimdi size söyleyeceğim.
Peygamber Efendimiz:”Nereden biliyorsun belki sana gelen rızıklar onun hürmetine geliyordur.” dedi. O camide ibadet ediyor. Sana üç tane müşteri fazla geliyor. Ne biliyorsun? Ölçemezsin ki sen. Gaybi bilemezsin ki Allah biliyor. Allah gönderiyor.
Biz bazı yerlere hocamızla misafir olarak giderdik. Bilirdim ev sahibinin halini. Evde yiyecek lokması yok. Cebinde harcayacak parası yok. Hocamızla gittikten sonra dolardı taşardı. Neden?
Hocamızın rızkı, bizim rızkımız geliyor oraya. Biz misafir gittik. O adamın evinde hiçbir şey yokken cebinde para yok. Buzdolabı boş. Kilerde mutfakta bir şey yokken rızık bollaşıyor. Neden? Bizim rızkımız geliyor oraya.
Bu böyledir muhterem kardeşlerim. Bunu işi Avrupa'da tahsil görenler anlayamaz. Bunu müminler bilir. Bu esrarengiz bir şeydir. Allah bazı insanların rızkını bazı insanların elinden verir, oraya ulaşsın diye öyle gönderir.
Sen bir yetimi alırsın. Ya bunun babası benim arkadaşımdı, sevdiğim insandı. Ben buna bakayım. Ben bunu besleyeyim, ben bunu büyüteyim, ben bunu okutayım. Ben bunu evlendireyim diye düşünür.
Aaa bakarsın ticarethanede bir hayır, bir bereket, işlerin rast gidiyor. Neden? Sen yetimi aldın da ondan. Farkında değilsin. Ya benim işler açıldı galiba dükkanı iyi yönetiyorum. Ne iyi yönetmesi? Sen evine yetimi aldın da Allah onun rızkını gönderiyor. Bereketi geliyor. Materyalist insanlar anlayamaz ama böyle bir kanun var. İlahi kanun bu. Manevi kanun.

Sen Allah yolunda bir iş yaparsan, bir iyilik yaparsan, bir hayır yaparsan sen birisine bir yardım yaparsan, cömertlik yaparsan Allah da sana onun mükafatını, onun karşılığını, onun fazlasını verir. Şimdi ben bir misal söyleyeceğim.

Birisi, birisine küçük bir tespih verdi. Şöyle küçücük bir tespih. Erzurum taşından küçük bir tespih verdi. Akşam eve geldi. Kutu içinde imamesi gümüşlü, bu kadar bir tespih hediye edilmiş kendisine. On misli vallahi. Kocaman bir tespih. Yani fiyatı herhalde on misli.

El-hasenetü bi aşri emsâlühâ

“İyiliğin mükafatı en aşağı on mislidir.”

Neden?

Sen ona o hediyeyi verirsin. Allah sana “sen cömertlik ettin kulum al bu da benden sana bir ikram.” diye daha fazlası verir.

İşte bunlar manevi kanunlar. Yani bunlar maddeyle ölçülemez, anlaşılmaz. Hesaba kitaba girmez. Bilgisayardan, hesap makinesinden çıkmaz. Ama manevi, böyledir, böyle olur bu!

Bir başka hadisi şerifte buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:

Yâ hû merdâtün bi’s-sadekati

“Sadaka vermek suretiyle hastalarınızı tedavi ediniz.”

Hoppala! Ne ilgisi var? Ben buradan kesemi açacağım. Fukaraya para vereceğim. Hastanede yatan hastam iyi olacak. Ne ilgisi var? Aralarında beş kilometre mesafe var. İşte manevi bir ilişki bu. Çünkü her şeyi yapan Allah olduğu için sen o sadakayı verdiğinde Allah senin sadakanı kabul edince mükafat olarak senin hastana da şifa veriyor. Sen onun iyi olmasını istemiyor muydun? Dua etmiyor muydun? Sadakan makbulse “Al kulum ben de ona şifa verdim.” Diyor Allah-u Teala. Aziz ve muhterem kardeşlerim bakın manevi kanunlardan bir başkası. Bunlar hesaba kitaba gelen şeyler değildir. Dini ilimlerde ilerleyen insanlar bilir bunları. Demek ki Allah bir kavmin hayrını istedi mi “Al sana bu benim hediyem olsun.” diye onlara misafiri hediye olarak gönderir. Allah'ın hediyesidir misafir. Kapısına rızkıyla gelir. Günahları affettirir öyle çıkar gider.

Senin evinde kilerde bir şey kalmamışken bollanır. Bollaşıverir. Peygamber Efendimiz’in bir hadisi şerif var. Buyuruyor ki:

“Sabah namazından sonra kerahat vakti çıkıncaya kadar zikirle, ilimle, irfanla, Kur'an'la meşgul olduktan sonra kalkıp iki rekat işrak namazı kılarsa kişinin rızkı bol olur. Sevabı çok olur.”  Ben şahidim. Vallahi ve billahi öyle oluyor. Ne türlü yemin isterseniz ederim. Gözlerimle gördüm.

Hocamızla bir yere gittik. Bakkal yok, kasap yok, çeşme yok, hiçbir şey yok. Ben hocamı oraya götürüyorum ama orada ona ne ikram edeceğim? İhtiyar, babam, hocam, büyüğüm filan diye korka korka gittim. Yiyecekleri, içecekleri, koyacak yer bulamamaya başladılar. Neden? Manevi kanundan dolayı. Sen ibadet edersen Allah seni rızıklandırır. Sen o sünneti seniyyeye uygun olarak işrak vaktine kadar bekleyip o ibadeti yaparsan o gün senin rızkın bol olacak. Çare yok. Paşam, koşar gelir. Çaresi yok. Onun için Allah'ın emrine sımsıkı sarılın. Allah'a güzel kul olmaya bakın. Siz kulluğunuzu bilin, o Rablığını öyle bir bilir ki, ikramını öyle yapar ki herkes şaşırır hayran kalır.

Ü’dû ihvâneküm bi-esmâihim ve-lâ te’dûhüm bi’l elkâbi

Abdullah İbni Cerâd isimli bir sahabeden rivayet edilmiş.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Müslüman kardeşlerinizi, tanıdıklarınız, dostlarınızı
güzel isimleriyle çağırın.”

 Ahmet Bey, Hasan Bey. Abdullah Bey filan. Neyse yani. İsmiyle çağırın.

Ve-lâ te’dûhüm bi’l elkâb

“Onları rahatsız edecek lakaplarla çağırmayın.” Kör Ali buraya gel. Topal Ahmet şu işi yap. Sağır Hasan… Olmaz! Kötü lakaplarla kalbini kırarak seslenmek olmaz!

Veyahut
“Bu işi kim yaptı? Bu duvarı kim yaptı?”

“Hani canım Kel Ali derler ya işte o yaptı.”

Olmaz! Böyle haysiyet kırıcı, üzücü, duyduğu zaman sahibini mahzun edecek lakapları kullanmayı Efendimiz uygun görmüyor. Nereden kaynaklanıyor bu? Hadisi şeriften. Efendimizin bu nasihati nereden kaynaklanıyor? Ayet-i kerimede buyuruyor ki Allah-u Teala hazretleri:

Yâ eyyühe’l-lezîne âmenû “Ey iman edenler!”

Lâ yeshar kavmin min kavm. “Bir kavim, öteki bir kavimle alay etmesin, alaya almasın.” Maskaraya almasın alay etmesin.

Asâ en yekûnü hayran minhüm “Alay ettikleri, o beğenmedikleri kimseler kendilerinden belki daha hayırlıdır.” Ne alay ediyorlar? Alay etmesinler.
Onları dalgaya, tiye almasınlar.

Ve-lâ nisâün min nisâin asâ en yekûnme hayran mihünne

“Kadınlar da öbür bazı kadınları böyle alaya almasın, maskaraya almasın. Onları böyle dillerine dolamasın. Belki onlar kendilerinden daha hayırlı olabilir. Bu alaya almak, dalga geçmek, aleyhinde konuşmak yasaklanmış.

Ve-lâ telmizü enfüseküm ve-lâ tenâbezü bi’l elkâb

“Birbirlerinize göz, kaş işaretleriyle böyle şeyler yapmayın. “Bak falanca var ya, anlarsın ya” filan gibi bazı böyle işaretlerle de kalp kırıcı şeyler olur.
Bu da doğru değil.

Bir de bir takım lakaplar takıp da öyle anmayın diyor.

Bunların hepsinin temelinde sebep ne? Temelindeki sebep; muhabbetin bozulmamasını sağlamak. Müslümanların muhabbetli olması lazım. Müslüman toplumunun sağlam bir toplum olması lazım. Birbirini kıracak işler yapmaması lazım. İslam'da birbirini kıracak işler günah. Aleyhte konuşmak, laf getirmek, götürmek, hakaret üzmek, kırmak. Bunların hepsi günah. Sevindirmek sevap. Bu kadar basit mesele. Hiç kimseyi karıncayı bile incitmeyeceksin. Yapabilirsen kurda kuşa bile iyilik yapacaksın.

Köpeği bağlamışlar. Sıcak yerde ağacın altına kendileri gezmeye gitmiş, eğlenmeye gitmiş. Köpek orada dili böyle bir karış sarkmış, sıcaktan. E götürdük su verdik. Hemen bitirdi hayvan. Bir daha götürdük. Bir daha bitirdi. Neden? Ciğeri yanmış sıcaktan. Yani köpeğe bile iyilik yapsan onun da sevabı var. Kurda kuşa bile iyilik yapsan onun da sevabı var. Onun için iyilik yapmaya çalışacağız. Kötülük yapmayacağız. Kalp kırmayacağız. Kalp
Kalp kırıcı hitaplarda bulunmayacağız. Niye beyefendi diyoruz karşımızdakine? Niye? Birisi bir şey söylediğinde ” Efendim?” diyoruz. Terbiyemiz güzel olduğundan, dedelerimiz bizi güzel terbiye etmiş.

“Anlayamadım Efendim.” Senin efendin mi? Sen onun kölesi misin? Değil ama terbiyemiz böyle bizim.

“Bir daha tekrar eder misiniz efendim?”

“Buyurun efendim.”

“Rica ederim efendim.”

“Beyefendi nasılsınız?”

“Hanımefendi müsaade eder misiniz?”

Ne güzel. Güzel şeyler bunlar. Bir de “Kocakarı sus.”  “Moruk otur.”  Bir de böyleleri var değil mi? Yani bunlar da kırıcı şeyler. Kırıcı şeyleri bırakacağız.

Kötü lakap takıyor bazıları. Yani bu hususta meslek edinmiştir. Mahir'dir. Ona lakap, buna lakap o verdiği isimlerle herkesi güldürecek güya. Bunlar doğru değil, günah.
Ve zararı çok. O ismi başkaları kullandıkça hep o ortaya atana günah yazılır.

Kimseyi kırmayalım. Kimseye kötü hitap etmeyelim. Biliyor musunuz? Hayatta başarı kazanmanın, muvaffak olmanın (tabii pek çok şey var da) riayet edilecek noktalardan birisi de karşındaki insana nasıl hitap edeceğini bileceksin.

Şimdi bizim hacca gitmiş bir hacı kardeşimizi hatırladım. Orada birisine “Gel Seyit” dedim mi adam sevincinden dört köşe oluyor diyor. Seyit; beyefendi demek orada. Soylu kişi demek. Bir topluluğun efendisi demek. “Ya seyit” dediği zaman adam hemen “buyur” diyor, seviniyor diyor. Neden? Hitap güzel. Hişt! Hey! Bilmem ne filan desen bakmaz bile adam. Arkadan öyle kötü seslenildiği zaman hiç bakmaz bile. Neden? Güzelce “Beyefendi bakar mısınız?” deyince herkes bakar.
Allah-u Teala Hazretleri sizi sıratı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin. Marifetullaha erdirsin. Aşkullahı, muhabbetullahı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği razı olduğu kullar olarak varıp cennetiyle, cemaliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrâri sûrati’l Fatiha.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA