İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

10.05.1992 - Azap ve Amel, Niyetlere Göre Sorgu

10.05.1992 - Azap ve Amel, Niyetlere Göre Sorgu
Hadisler Deryası

10.05.1992 - Azap ve Amel, Niyetlere Göre Sorgu

14.09.2026
17 dk

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İza enzelallâhu bi-kavmin azâben. "Allah bir kavme, bir millete, bir topluluğa bir azap -semâvî arazi afetler, felaketler, cezalar, belalar- indirdiği zaman" esâbe'l-azâbu men kâne fîhim. "Bu kavmin içinde kim varsa hepsine birden bu azap umumi isabet eder."

Küçük-büyük, salih-fâsık, mümin-kâfir, hepsi bu azaba maruz kalır umumi olarak.

Sümme buisû alâ â'mâlihim. "Sonra amellerine, niyetlerine, ruh yapılarına liyakatlerine göre baas olunurlar."

Yarın rûz-u mahşerde mü'min, kâfir, günahkâr, âbid [ya da] zahid olarak değerlendirirler. Ama burada azaba hepsi birden maruz kalır.

Muhterem kardeşlerim! Hüküm umumiyete, ekseriyete göredir. Ekseriyet bozuldu mu, ceza ve bela tahakkuk eder. İyiler ahirette ayrılır.

Buradan ben şu sonucu çıkarıyorum; bir beldenin ahalisi olan mü'minler, oranın ekseriyetinin fasıkların eline geçmesine asla razı olmamalı, fırsat vermemeli, toplumu o şartları oluşturmaya bırakmamalı. Bir beldede sulh, salah, ibadet, taat ve takva hâkim olmalı; [mü'minler] günahların işlenmesine göz yummamalı, nemelazım dememeli. Zaten bildiğiniz gibi bu bir vazifedir; mü'minlerin boynuna farzdır. Buna emr-i maruf nehy-i münker vazifesi derler. Mü'minin vazifesi; iyi olan, aklın ve şeriatın güzel gördüğü beğendiği şeyi emretmek. Yaptırmak için gücünü, imkânını, forsunu, mevkiini makamını, parasını pulunu her türlü imkânını kullanmak... Nehy-i münker, aklın ve şeriatın uygun görmediği şeyi de yaptırmamak için aynı şeyleri ters istikamette kullanmaktır. İlim artsın diye ilmi desteklemeli, takva ehli insanlar çoğalsın diye gayret etmeli, fısk-u fücur artmasın diye uğraşmalı. Cemiyetin nabzını elinde tutmalı, ateş yükselince ilaç vermeli.

Neden? Çünkü bu tedaviyi yapmazsa hepsi birden helak olurlar.

Bu neye benziyor?

Vücudun bir uzvu hastalan[dığında] vücuda galip gelirse, sağlam uzuvlarla beraber vücut yok olur. Yani sadece kalbi rahatsızdır, adaleleri sağlamdır, midesi, beyni iyidir ama adam ölür.

Onun için Peygamber Efendimiz Müslümanları bir vücuda benzetiyor. Müslümanlar bir vücut gibidir. Biz de ona benzetebiliriz.

Peygamber Efendimiz toplumu bir gemiye benzetiyor. Alt katta otursalar, üst kattan su almak zor geldiği için alt katı delip suyu kestirmeden alalım deseler olur mu?

Olmaz.

Neden olmaz?

Gemi batar yahu, aşağıdan delinir mi! Gemi battı mı içindeki herkes helâk olur. Mühim olan; toplum, cemiyet gemisini batırmamaktır. Batmaması için de Müslümanın sosyal hizmetlere çok gayretli ve dikkatli olması gerekiyor. Müslümanın pasif olmaması, cemiyetten kaçmaması, içine kapalı, dağa çekilmiş, mağarada ibadet eden insan olmaması; aksine cemiyetin içine girip orada nizamı, ahlâkı, adabı, temizliği, güzelliği sağlayacak faaliyetlerde, yeni tabirle etkinliklerde bulunması gerekiyor. Bu kendisinin, çoluk çocuğunun, torunlarının, çevresinin menfaatine, dünya ve ahiretinin faydasınadır.

Müslümanların bu hakikati çok iyi değerlendirmesi lazım. Elhamdülillah bizim kardeşlerimiz şuurlu Müslümanlardır. Bizim kardeşlerimiz öyle başkası gibi düşünmez. Belki Müslümanlığı sadece ramazanda oruç [tutmak], ezan okunduğu zaman namaz kılmak, vakti geldiği zaman zekât vermek [olan] avamdan bazı insanlar vardır... Bu tarzda anlayanlar olabilir ama bizim kardeşlerimiz genellikle, umumiyetle münevver insanlar. Biliyorlar ki Müslümanın yapması gereken vazifelerinin hepsi ibadettir. Namaz da sosyal hizmetler de ilimle, irfanla, terbiyeyle meşgul olmak da ibadettir. İnsanlara faydalı olacak işler yapmak da ibadettir.

Vazife Allah rızası için yapılıyorsa, faydası Müslümanlara yönelecek bir işse o zaman faydalıdır. Ama bir vazife Allah'ın bir farzını iptal etmez.

"Efendim benim vazifem var..." Var ama namazı kılacaksın.

"Efendim ben çok mühim bir görevdeyim..." Olsun. Zekâtını vereceksin, orucunu tutacaksın...

Ben görevdeyim diye, Müslümanlara hizmet etmek sevap, faydalı diye farzları çiğneyemeyiz.

Cuma namazına gelmiyor, beş vakit namazı kılmıyor; "Kalbim temiz, sosyal hizmet yapıyorum." diyor. Sosyal hizmet yaptığın için sevap alırsın, farzları dinlemediğin için, niyetin bozuk olduğundan da cezanı çekersin, belki belanı da bulursun. Bir şeyi yapacaksan, her bakımdan doğru düzgün yap. Farzları birbirlerine rakip çıkartma. Allah'ın bir sevabını öteki sevabının karşısına rekabet…

"Söyle bakalım anneni mi babanı mı daha çok seviyorsun?"

İkisini de seviyorum. Birisini harcamak mı lazım.

…

O evlenmesin bu evlenmesin ne olur?

Bir nesil sonra insan nesli yeryüzünden kaybolur. Yeryüzünde insan kalmaz, otlar kalır. Her tarafı ot basar. Bu dünyanın ziyneti insanlardır. İnsan eşref-i mahlukattır. Onun çoğalması lazım. O zaman evlilik lazım.

"Evlilik ayıp değil mi hocam?"

Hayır ayıp değil, gayet normal.

Su içince seni birisi ayıplıyor mu?

"O şuna bak bir bardak su almış şıkır şıkır içiyor."

Ne var bunda? Su hayatın normal bir faaliyeti.

Yemek yiyince seni kimse ayıplıyor mu, uyuyunca kızıyorlar mı sana?

Uyumak lazım diye uyunuyor. O halde evlenmek de lazım.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

"Evlenin çoğalın ben sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim."

İyi insanlar çok olunca Peygamber Efendimiz memnun oluyor. Keşke evlensen de 10 tane, 15 tane, bir düzine çocuğun olsa. Hepsi de mütedeyyin olsa, bir güzel hizmette olsa, sana sevap kazandırsa.

En güzel yol İslâm'dır. En sağlam din İslâm'dır. Çünkü hayatı reddetmiyor, hayatın akışına ters gitmiyor. Hayatı, yeri göğü yaratan Rabbü'l-Âlemîn, yerin göğün akışına uygun emirleri bize emretmiş.

El-Hamdulillahi alâ nimeti'l-İslâm. "İslâm nimetine hamd olsun." Başka hiçbir yerde yok.

Bizim kardeşlerimiz[in] biri Amerika'ya gitmiş. Domuz eti haram, sığır eti helal meselesi konuşulurken;

"Öyle bir şey yok, yanlış biliyorsunuz, eksik biliyorsunuz. Tezkiye yapılmayınca sığır eti de koyun eti de haram olur." [Demiş.]

"Biz sanıyorduk ki sadece domuz eti haram. [Tezkiye ne demek." diye sormuşlar.]

"Tezkiye; hayvanı kesmek, kanını akıtmak." demiş.

Amerikalılar şaşırmışlar:

"Allah Allah dininiz böyle mi diyor."

"Evet böyle diyor ya."

"En son bizim bulduğumuza göre hayvan kesilip de kanı akıtılmazsa kan damarlarda bozulmaya başlıyor etin kalitesi bozuluyor. Et zehirli et olmaya başlıyor. Ne güzel dininiz." demişler, hayran olmuşlar.

Bunu bizim dinimiz evvelden beri söylüyordu. Kan akacak, kurbanın kafasını birden uçurmayacaksın. Baltayla kelle kesilmiyor.

Nasıl kesiliyor?

Damarları kesiliyor, hayvan kıpırdadıkça kanı tamamen boşalıyor, et ondan sonra sağlam bir et oluyor. Çünkü kan en çabuk bozulan maddedir. Belki sütle yarışırlar.

Süt mü daha çabuk bozulur kan mı daha çabuk bozulur?

İkisi de çarçabuk bozulur. Çünkü çok kıymetli malzeme olduğundan hemen mikroplar faaliyete geçerler, başlarlar ifsat etmeye. Hemen derhal zehir hâline gelir. Onun için İslâm'ın her emri güzel. İlim arkadan geliyor.

Fransız Bilimler Akademisi'nden bir profesör, Tevrat'[a], İncil'e, Kur'an'a göre müspet ilim nasıldır diye bakmış. Ötekilerde karışık bozuk, gayrı ilmî şeyler var. İslâm'ın [ise] her hakikati güzel, hem de ilmî hakikatler bulunmazdan önce Kur'ân-ı Kerîm'de yazılı. İlimden evvel söylemiş hakikatleri. O zaman Müslüman olmuş.

İşte muhterem kardeşlerim bu sözleri nereden açtık?

Bir kavme azap umumi gelir. Sonra iyiler ahirette ayrılır. -Bu dünyadayken iyilerin iyiliği koruması lazım, kötülüğün yayılmasına fırsat vermemesi lazım. Buradan da…

Onun için gözümüzü açmamız, çalışmamız lazım. Bu kadarı arif olana yeter.

İza'nsarafte min salâti'l-mağribi fe-kul; Allahümme ecirnî mine'n-nâr seb'a merrât fe-inneke izâ faalte zâlike sümme mitte fî leyletike kütibe leke civârun minhâ. Ve izâ salleyte's-subha fe-kul kezâlike. Fe inneke in mitte min yevmike kütibe leke civârun minhâ.

Bu ikinci hadis-i şerifi büyük hadis alimi İmam Müslim rivayet etmiş. Şimdi onun izahına geçiyoruz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

İza'nsarafte min salâti'l-mağribi.

Mağrib; akşam demek. "Akşam namazından çıktığı zaman" yani akşam namazını kıldın bitirdin. Fe-kul. "De ki;" Allahümme ecirnî mine'n-nâr seb'a merrât. "Yedi defa allühümme ecirnî mine'n-nâr."

Ne demek bu?

Yâ Rabbi! Sen beni cehennemden uzak eyle. Cehennemden koru, kurtar, cehenneme düşürme.

Fe-inneke izâ faalte zâlike. " Çünkü sen namazdan sonra böyle söylediğin zaman" sümme mitte fî leyletike. "O gece ölürsen" kütibe leke civârun minhâ. "ondan sana azatlık, korunma yazılır."

Cehenneme düşmezsin sen yedi defa "Yâ Rabbi! Sen beni cehennemden koru." dedin ya; ondan korunursun. Bu sözü söylediğin için o gece ölürsen cehenneme düşmezsin, cehennemlik olmazsın, cehennemden kurtuluş nasip olur.

Ve izâ salleyte's-subha. "sabah namazı kıldığın zaman" fe-kul kezâlike "o zaman da söyle."

Allahümme ecirnî mine'n-nâr diye yedi defa yine söyle.

Fe inneke in mitte min yevmike. "O gündüz ölürsen o zaman cehennemden azatlık beratı yine yazılır, cehenneme düşmezsin."

Bu sözü söylüyoruz elhamdülillah.

Allahümme ecirnâ mine'n-nâr, diye yedi defa sabah akşam söylüyoruz.

Siz de defterinize yazın hatırınızda kalsın.

Bu neyi gösteriyor muhterem kardeşlerim?

Allah duaları kabul edicidir. İsteyene istediğini veriyor. Cehennemden korunmayı isteyeni koruyor, cenneti talep edeni cennete sokuyor. Onun için istemek lazım. Gelin kulum, isteyin ne isterseniz veririm diye Allah-u Teâlâ hazretleri cennete çağırıyor; açık bir pazar,

Vallahu yed'û ilâ dâri's-selâm. "Darüsselâm olan cennetine sizleri davet ediyor."

Ey Müslümanlar, hepiniz davetlisiniz buyurun cennete gidelim. Herkes davetli.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA