İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

14.11.1993 - Gece İbadeti, Çalımlı Yürümek

14.11.1993 - Gece İbadeti, Çalımlı Yürümek
Hadisler Deryası

14.11.1993 - Gece İbadeti, Çalımlı Yürümek

04.10.2024
19 dk 5 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İzâ meşet ümmetî el-mutaytâ' ve hademehâ ebnâü'l-mulûki, ebnâü fârisin ve'r-rûmi sullita şirâruhâ alâ hıyârihâ.

İbn Ömer radıyallahu anhümâ'dan.

Bu hadis-i şerif şöyle:

İzâ meşet ümmetî el-mutaytâ'. "Benim ümmetim kibirli, çalımlı yürümeye başladı mı…"

Mutaytâ, "kibirli ve çalımlı yürümek" demekmiş.

Müslümanın, mü'min bir insanın yürüyüşünde bir zarafet vardır.

Bir arkadaş ceketin iliklerini açmış, göbeği ortada, kendisinden iki karış ileride, içeri girdi. Bir başka ihvanımızdan birisi var. "Yahu böyle yürüme." dedi. Yürüyüşünden rahatsız oldu. Tabi ötekisi kötü niyetli değil, iyi niyetli, kibirli yürümek [niyetinde] değil ama yürüyüş tarzı [bu].

Bir keresinde Peygamber Efendimiz' in sahabesinden birisi harbe çıkıyor, Müslümanların safından harp meydanına çıkıyor. Karşı taraftan da bir düşman askeri çıkacak, çarpışacaklar. Mubariz çıkıyor. Fakat bir edalı çıktı.

Nasıl çıktıysa bilmiyorum ama hani güreşçiler, boksörler çıkıyorlar da bir çalım, bir eda [ile yürüyorlar].

Peygamber Efendimiz dedi ki:

"Bu öyle bir yürüyüştür ki -onun meydana doğru yürüyüşü çalımlı bir yürüyüştü- bu gibi yerden başka yerde Allah bu yürüyüşü sevmez!" dedi.

Çünkü kibirli yürüyüş. O, düşmana karşı öyle yapıyor. Burada mazur, burada olur çünkü "Ben mü'minim!" diyor, İslâm'ın izzetini göstermek istiyor.

Peygamber Efendimiz müşrikler daha Mekke'den temizlenmemişken umre yapmaya, haccetmeye geldiği zaman ne yaptı?

Kâbe'nin etrafında yedi defa dönecek ya, tavafın ilk üç şavtında, ilk üç dönüşünde ihramından sağ kolunu çıkarttı, arkaya attı, böyle tavaf ettiler.

Neden?

"Biz Müslümanız elhamdülillah, siz bizi zayıf sanmayın, elhamdülillah kaviyiz…" diye ilk üç dönüşü sıhhatli, güçlü, enerji dolu olarak döndüler. Arkasından sa'y yapılacak olan bir tavafın böyle yapılması sünnettir.

Demek ki yürüyüşün şekli insanın hâlet-i rûhiyesinin, zihniyetinin eseri oluyor. İnsan farkına da varmaz. Hatta dertli olan yürüyüşünden belli olur, cebinde parası olan da belinde silahı olan da belli olur. Efe efe [ise]; tamam, bunun belinde silahı var, bu adamın tabancası var. Hemen anlarsın, belli olur.

"Benim ümmetim çalımlı yürüdüğü zaman hükümdarların çocukları bu ümmete hizmet ettiği zaman Bizans'ın, Sasanîler'in evlatları bu ümmetin başına geçip işleri onlar götürmeye başladığı zaman iyilerinin başına şerlileri musallat kılınır!"

İzâ madâ şatru'l-leyli ev sülüsâhü yenzilullâhu ile's-semâi'd-dünyâ fe yekûlü: Hel min sâilin fe yu'tâ? Hel min dâ'in fe yüstecâbelehû? Hel min müstağfirîn fe yuğferalehû hattâ yenfecira's-subhu.

An Ebî Hüreyrete radıyallahu anh.

İmam Müslim b. Küteybe sahih kitapta rivayet etmiş. Sahih hadis-i şerif. Peygamberimiz Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize bildiriyor, müjdeliyor:

İzâ madâ şatru'l-leyli ev sülüsâhü yenzilullâhu ile's-semâi'd-dünyâ. "Gecenin yarısı geçti mi veyahut üçte ikisi geçti mi; gecenin yarısından sonrası, yarısı veya üçte ikisi geçti mi Allah-u Teâlâ hazretleri en yakın semaya rahmetiyle nüzul eyler."

Hadis-i şerifteki metin "Nüzul eder." diyor, "İner." demek. Allah-u Teâlâ hazretleri en yakın semaya iner.

Allah-u Teâlâ hazretleri mekândan münezzehtir. O'na mekân izafe edilemez. Allah-u Teâlâ hazretlerinin zatının künhünü kimse bilemez.

Lâ tüdrikühü'l-ebsâr ve hüve yüdrikü'l-ebsâr.

Gözler göremez. Kimse bakamaz, anlayamaz, bilemez, kimse esrarına aşina olamaz. Ama Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ifadesi hadis-i şerifte böyle.

Alimler şerhlerde, açıklamalarda bu inişin maddî bir iniş değil, izaha muhtaç bir başka türlü hâl olduğunu anlatmışlardır.

Fakat bizim bileceğimiz şu ki gecenin yarısı veya üçte ikisi geçti mi Allah-u Teâlâ hazretlerinin rahmetinin kapıları açılıyor, bir tecelli başlıyor.

Ne oluyor?

Es-Semâ ed-dünyâ demek "en yakın sema" demek. Dünya, burada "en yakın" mânasına. Edna ism-i tafdilinin müennesi.

Es-Semâ ed-dünyâ: "En yakın olan sema."

Yeryüzünün etrafında yedi kat sema var:

Ve lekad zeyyenne's-semâe'd-dünyâ bi-mesâbîha.

En yakın semayı Allah-u Teâlâ hazretleri yıldızlarla ziynetlendirmiş, süslemiş.

Demek ki yıldızların olduğu etrafımızdaki bütün yer, birinci semadır. Ondan sonra yıldızların olmadığı ikinci sema, üçüncü sema… yedinci sema.

Vesîa kürsiyyühü's-semavâti ve'l-ard.

Ondan sonra Allah-u Teâlâ hazretlerinin kürsüsü semavâtı kuşatmıştır. Artık o uzaklıkları, o mesafeleri insanın idrak etmesi ve rakamlarla söyleyebilmesi [mümkün değil]! O kadar uzakta ki onları ifade edecek rakam yok, mümkün değil. Zaten öyle yıldızlar var ki milyonlarca senede ışığı geliyor. Bu yıldızlardan ötede ne olduğunu söylüyor. Yıldızlardan sonra altı kat daha sema var. O milyonlarca sene gelen o yıldızların olduğu yerlerden sonra altı kat sema daha var. Ondan sonra Kürsi var.

Arş-ı Rahman’ın yanında Kürsi de sahrada bir küçük tane gibi kalırmış. Allah-u Teâlâ hazretlerinin Arş-ı Azam'ının ne kadar azam olduğunu insanoğlu anlayabilirse buradan anlayabilir ama yine de anlayamaz, o büyüklüğü insanın kavrayabilmesi mümkün değil. Hiçbir şeyle mukayese edilebilecek bir şey değil. Allah-u Teâlâ hazretlerinin arşı muhteşem bir azamet!

Ama yedi kat semadan, Kürsi'den sonra Allah-u Teâlâ hazretlerinin Arş-ı Azam'ı hepsini kuşatmışken, Allah-u Teâlâ hazretleri sema-i dünyaya rahmetiyle nüzul eyler. Kullarına geceleyin yakınlaşır; büyük bir kurbiyyet, Allah'a bir vuslat ve yakınlık imkânı meydana gelir.

Fe-yekûlü Hel min sâilin fe yu'tâ? "Allah-u Teâlâ hazretleri; 'İçinizde bir şey isteyen var mı ki istediği verilsin, var mı bir şey isteyen? İstediği verilecek.' der."

Hel min dâ'in fe yüstecâbelehû? "Var mı içinizden bir dua eden kimse; uykusunu bölmüş, gecenin yarısı, üçte ikisi geçtiği zaman uyumamakta, ayakta; abdest almış, namaz kılıyor. Var mı içinizde bir namaz kılan? Var mı bir dua eden? Duası kabul olacak. Var mı bir dua eden?.." diye seslenir.

Hel min müstağfirîn fe yuğferalehû. "Var mı içinizde Allah'a tevbe istiğfar eden, 'Allah'ım, beni affet!' diyen, affolacak!" diye kullarına böyle seslenir.

Burada Üç ifade var:

Hel min sâilin fe yu'tâ? "Var mı içinizden bir şey isteyen, istediği verilecek!" Hel min dâ'in fe yüstecâbelehû? "Var mı bir dua eden, duasına icabet olunacak!" Hel min müstağfirîn fe yuğferalehû. "Var mı afv-u mağfiret isteyen, affolunacak!" diye Allah-u Teâlâ hazretleri seslenir.

Kullarına yakınlaşır, manevi bir yakınlıkla yakınlaşır. Geceleyin bizim idrakimizin alamayacağı bir muazzam bir şey oluyor. Allah-u Teâlâ hazretleri kullarına yakınlaşıyor ve sesleniyor ki:

"Var mı bir şey isteyen, vereceğim; var mı dua eden, duasını kabul edeceğim; var mı afv-u mağfiret isteyen, affedeceğim!"

Hattâ yenfecira's-subhu. "Şafak atıncaya kadar, fecir, fecr-i sadık doğuncaya kadar!"

O ne demek? Takvimdeki hangi vakit?

İmsak vakti gelince! Oruçluya "Artık, dur! Oruç vakti başladı; artık yemek yiyemezsin, su içemezsin…" dediğimiz zamana kadar Allah celle celâlühû ve amme nevâluhû ve lâ ilâhe gayruhû böyle seslenirmiş, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bildiriyor. İmam Müslim; İmam Buhari’den sonra hadis sahasının en büyük imamlarından, önderlerinden, alimlerinden birisidir, onun kitabında yazıyor.

Demek ki gecelerde neler oluyor da biz uykuda kaçırıyoruz! Semada neler oluyor da ne fırsatlar kaçıyor! Ne fırsatlar kaçıyor da insanlar farkında değil! Hâlbuki Allah isteyene istediğini verecek; dua edenin duasını kabul edecek, afv-u mağfiret isteyeni afv-u mağfiret edecek. O hâlde gecelerin kıymetini bilelim. Gecelerin bu manevi pazarından biz de nasibimizi alalım.

Çarşamba pazarını düşünün, ne kadar güzel! Allah ne nimetler vermiş; renk renk, yeşil, kırmızı, sarı, turuncu sebze, meyve, salkım salkım, kasa kasa, demet demet güzellikler, tadına doyum olmayan nimetler… Sonra öğle olur, ikindi, akşam olur; satılan satılır, çürükler atılır, tezgâhlar devrilir, pazar biter, müşteriler kaçar, satıcılar da gider.

İş nereye kalıyor?

Çöpçülere kalıyor. Artık çöpleri toplayacaklar çünkü Çarşamba pazarı oldu, bitti. Alan aldı, satan sattı; ondan sonra iş çöpçülere kalıyor.

Peki bütün gece uyuyup da sabah kalkanlar ne oluyor?

İşte böyle pazar bitiyor, satan satıyor, alan alıyor; hadi bakalım alacaksan geceleyin Çarşamba pazarından git bir şey al! Nerede o kırmızı domatesler, biberler, meyveler, sebzeler, üzümler… Gündüzdü o, gitti! Demek ki Allah-u Teâlâ hazretlerinin manevi ikramları gecenin o vaktinde oluyor. Fecir attığı zaman, tan yeri ağarmaya başladığı zaman artık bitmiş oluyor. O hâlde bu manevi pazarın kıymetini bilelim.

Mehmet Zahid Hocamız Bursa'da çeşitli camilerde vazife gördü. Üftade Camii imamı olarak vazife görürken sonra İstanbul'a işaretle geldi ve burada irşat vazifesini yaptı. Ümmü Gülsüm Zeyrek Camii'nde vazife yaptı. Sonra [İskenderpaşa] nasip oldu, buradan da ahirete irtihali oldu.

Üftade hazretleri kaddessallahu sırrahu'l-azîz bir şiir yazmış. Eski büyüklerimiz aynı zamanda zarif insanlar. İnsan tam bir evliya olunca her şeyi hoş oluyor, lokum gibi, kaymak gibi oluyor, tatlı oluyor. Yunus Emre gibi, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri gibi, Eşrefoğlu Rûmî, Hacı Bayram-ı Velî gibi tarihe geçen şahsiyetleri biliyorsunuz. Aziz Mahmûd-u Hüdâî hazretleri gibi padişahların gelip elini öptüğü insan oluyorlar, çok tatlı insan oluyorlar. Ve ruhları çok zengin oluyor, iç âlemleri çok renkli oluyor. Aynı zamanda içlerinde şi'riyyet oluyor, lirizm, duyguluk, hassaslık oluyor ve onlar güzel şiirlerle o duygularını da ifade ediyorlar.

Üftade hazretlerinin bir ilahisi, şiiri vardır. O işte bu hadis-i şerifteki gecenin bu hâlini anlatan bir ilahidir.

Çağırdı beni uykuda bir hâtıf-ı esrâr

Dur ne yatarsın eyâ tâlib-i didâr

"Uykudayken bir melek bana 'Ey Allah'ın cemalini görmek heveslisi, arzulusu; kalksana ya ne yatıp duruyorsun ne yatıyorsun?..' diye seslendi."

Üftade hazretlerinin böyle bir ilahisi var. Onun sözleri bu hadis-i şerifi anlatıyor:

Sülüsânı geçince gecenin, emr-i Hak ile

Gökten yere ine bir melek, ey yâr

Çağıra kimin hâceti varsa cânib-i Hakk'tan

Dursun dilesin isteğini, geçmeye bâzâr

"Melek iner de kullara; 'Cenâb-ı Hakk'ın dergâhından kim ne istemek düşünüyorsa, muradı varsa gelsin dilesin, pazar zamanı geçmesin, gelsin şimdi istesin!' diye seslenir."

Seslenir, seslenir de onu duyacak kulak lazım!

Gecenin o [feyzinden] faydalanmanın biraz da şartlarından bahsedelim çünkü önemli bir nokta geldi dayandı. Hazır tavı gelmişken, demir mum gibi olmuşken örsün üstüne çekip şekil vermek lazım.

Dervişlerin, sizlerin ve bizlerin gecenin bu vaktinden istifade etmesi gerekiyor. Çünkü bir manevi pazar var. Geceleyin, [gecenin] yarısı veya üçte ikisi geçince bir manevi, güzel imkân zuhur ediyor.

Akıllı bir insan ne yapacak?

Gecenin o vaktinde kalkabilmenin hazırlığını yapacak. İyi bir derviş, gecenin o vaktinde uyanabilmenin aşkını, isteğini içinde duyacak, hazırlığını yapacak.

Bu nasıl olur?

Kış aylarında gece uzundur, çok kolay olur. Günün büyük bir kısmı gece, karanlık ve insan dinlenebiliyor. Dinlenip gecenin yarısı geçince veya sülüsânı, üçte ikisi geçince uyanacak bir durum mevcut oluyor. Yazın olsa böyle olmaz. Yazın gece, saat 21.30-22.00'de güneş batar, saat 03.30-04.00'da da doğar. O arada insanın dinlenip kalkması zor olur.

Yatsı namazından sonra fuzuli, malayani meşguliyetlerle meşgul olmayın. Yatsı namazından sonra hemen yatmaya gayret edin ki dinlenebilesiniz. Bütün gün çalıştınız, yoruldunuz, kafanız da yoruldu gönlünüz de yoruldu. Yatın ama gecenin yarısı veya sülüsânı geçince kalkmak üzere yatın! Saati ona göre kurun:

"Sabahleyin 07.30'da işe gideceğim, treni, vapuru, otobüsü kaçırmayayım. Memuriyette, dairede imza var, imzayı atmazsam müdürden paparayı yerim…" filan diye değil de gecenin fecirden önce, imsaktan önceki vaktinde kalkmak üzere saatinizi ayarlayın.

İnsan geceleyin abdestli yatarsa, abdest alıp iki rekât, dört rekât namaz kılıp yatarsa o zaman gece manevi bakımdan kalkması kolay olur. Ona da dikkat edin.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA