İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

27.06.1993 - Evlilikte İletişim ve Temizliğe Önem

27.06.1993 - Evlilikte İletişim ve Temizliğe Önem
Hadisler Deryası

27.06.1993 - Evlilikte İletişim ve Temizliğe Önem

30.04.2026
23 dk 4 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İzâ kâleti'l-mer'etü li-zevcihâ mâ raeytü minke hayren kattu fekad habita amelühâ.

Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Okuduğumuz hadisi-i şerifler Peygamber Efendimiz söylemiş, Hz. Âişe validemiz rivayet etmiş. Yani bir hanım. Peygamber Efendimiz' in zevcesi, bizim validemiz. Mü'minlerin annesi. Bir kadının söylemiş olması, mealini okuduğum zaman, açıkladığım zaman ne kadar önemli, onu anlayacaksınız. Erkek rivayet etmiş olsaydı başka olurdu; ama kadın rivayet etmiş. Kıymetini anlayacaksınız.

Peygamber Efendimiz ne buyurmuş?

İzâ kâleti'l-mer'etü li-zevcihâ. "Kadın kocasına derse ki;" Mâ raeytü minke hayren kattu. Be herif! Ben senden hiç hayır görmedim!"

"Benden asla, kat'a hiçbir hayır görmedim!" derse...

Fekad habita amelühâ. Veya hubita amelühâ. "Amelleri heba olmuş olur."

"Amellerini iptal etmiş olur. Yaptığı hayrat-u hasenatı sildirmiş, yok etmiş olur."

Çünkü haksız... Haksız bir söz söylemiş olduğundan böyle bir cezaya uğrar.

Zordur, gerçekten zor. Baba olarak insan evlâdını hayırlı bir kimseyle evlendirmek istiyor. Erkekse gelin arıyor, hayırlı bir kimse bulmaya çalışıyor. Evlâdı kız ise daha zor. Bekleyecek, birisi gelip isteyecek. İsteyen iyi mi, kötü mü, namazlı mı, niyazlı mı, hayırlı mı, şerli mi? Ne cins bir adam? Tahkik edecek. Neticede bir karar veriliyor. İnsan gül gibi kızını götürüp birisine veriyor. Veyahut çok iyi yetiştirdiği evlâdını gidiyor, bir kızla evlendiriyor, ona bir yuva kurdurtuyor. Çok mühim bir olay.

Bazen seçim yanlış oluyor. Ve taraflar kan kusuyor, pişman oluyorlar. Çok yanlış oluyor. Kızın gençliği heba olup gidiyor. Adam hayırsız çıkıyor, kız mahvoluyor. Anne baba çaresiz, gitsin damadı öldürsün mü? Öldüremez. Bağırsa, çağırsa elin herifi söz dinlemiyor. Kızı dövüyor, sövüyor, kafasını duvara vuruyor, burnunu kanatıyor, çürük içinde bırakıyor... Eve gelmiyor, helal kazanmıyor, çoluk çocuğuna bakmıyor... Yani bir büyük bela oluyor.

Allah öyle durumlara düşürmesin.

Ya da bir gelin alıyor; yaka silkiyor, perişan oluyor. Eve bağlı değil…

Tabii yine dua ediyoruz: Allah erkek yavrularımıza hayırlı gelinler nasip etsin. Gül gibi kız çocuklarımıza da hayırlı damatlar, dindar, Müslüman, mütedeyyin kimseler ihsan etsin.

Çok mühim!

Sadece onlar değil, biz de kahroluyoruz. Biz de mahvoluyoruz, cemiyet de mahvoluyor. Çocuklar da mahvoluyor. Üç tane çocuk var, ayrılıyor. Hadi, çocuklar da perişan oluyor.

Bir de bunun dışında evde anlayışsızlıklar, geçimsizlikler vesaire oluyor. Bu maalesef dindar ailelerde de oluyor. Kadın dindar, adam dindar; ama geçinemiyorlar, birbirleriyle uyum sağlanamıyor. Mahkemeye düşüyorlar. Veya evleri zehir zemberek, zindan, yedikleri zehir oluyor... Böyle durumlar da oluyor. Bu gibi durumlar bazen kadından kaynaklanıyor, bazen erkekten kaynaklanıyor.

Tabii karı ile kocanın işine de akıl sır ermiyor. Çünkü her şeyi sana söyleyemez ki... Ailenin mahremiyeti var. Adam "hık" diyor, "mık" diyor, bir şey söylemiyor, içinde saklıyor ama ne yapsın?.. Veya kadın bir şey söyleyecek, söyleyemiyor. Karşı tarafa nasıl anlatsın; utanıyor. Herifin yaptığı şeyler yanlış, anasına babasına bir şey diyemiyor.

"Nasılsın kızım? Mutlu musun, mesut musun?"

"Elhamdülillah." diyor. Ama seziyorsun ki bir şeyler var. Belli olmuyor.

Onun için, arkadaşlarla bazen konuşuyoruz, ben diyorum ki:

"Bir evlilik okulu açalım. Bir evlilik, aile mektebi açalım. Evlenen insanlara, evlenmiş insanlara veya evlenecek insanlara; 'Bak, Allah'ın kadına emri şu, şu, şu; erkeğe emri şu, şu, şu...' sıralayıp söyleyelim. Ayetleri bildirelim, hadisleri bildirelim."

Kadın;

"Ben hürüm, istediğimi yapabilirim." [Diyor.]

Öyle değil.  Bir de itidale davet etmek lazım. "Haksızlık etme." demek lazım.

Şimdi bu hadis-i şerifte bir misal karşımıza çıkıyor. Umumiyetle bu laflar çok olur. Karı koca arasında geçim yoksa, dırdır varsa, geçimsizlik, münakaşa varsa, o zaman birbirlerine ağızlarına geleni söyleyebiliyorlar, maalesef... Ve kadın tarafından söylenen sözlerden birisi de bu oluyor:

"Zaten senin yanına geldiğim zamandan beri bir hayır mı gördüm? Hiç hayır görmedim!"

İlk günler böyle mi idi?

El bebek, gül bebek, fistanlar, bilezikler, yüzükler... Hiç mi hayır görmedin bre insafsız! Yani azıcık bir hayır görmedin mi?

"Hiç hayır görmedim! Ah babamın evi ne güzeldi..."

Babanın evinde kalsaydın o zaman... O zaman da "Evde kaldım!" diye ağlardın.

Yani haksızlık. Böyle olmayacak. Haddini, hakkını bilecek. "Elhamdülillah" diyecek, "sağ ol" diyecek, "Bizim için uğraşıyorsun. Sabahtan akşama gidiyorsun, çalışıyorsun. Biz evde oturuyoruz, elhamdülillah. Sen güneşin alnında veya çatır çatır soğuğun altında inliyorsun, terliyorsun. Elhamdülillah bize kazanç getiriyorsun. Allah razı olsun." diyecek. İyiliği bilecek. Yapılan iyiliğin farkını anlayacak. Evlenemeyen kızların evde nasıl sıkıntı çektiğini bilecek. Mutsuz insanların, kocası anlayışsız insanların neler çektiğini bilecek. Yani hâline şükredecek.

Tabii bunun gibi bazen kabahat erkek tarafında da olabilir. Onu da kabul ediyoruz. Burada böyle bir misal var. Bir insan bir şeyi tenkit etsin; ama "Hiç hayır görmedim..." [demesin.] Veyahut diyor ki:

"Şu dünyaya geldim geleli gülmedi bahtım..."

Olur mu yahu?

Ya bak ay var, mehtap var, güneş var, deniz kenarı var, keyif var, safa var... Hiç bahtın gülmedi mi?

Güldü ama "Gülmedi bahtım." diyor. Hiç bahtı gülmemiş, hep şöyle olmuş, hep böyle olmuş... Böyle genellemeler doğru olmuyor.

Nimeti inkâr etmek doğru değil. Nimet nimettir.

"Şu hayattan hiç kâm almadım."

Ne var?

"Başım ağrıyor. Midem sızlıyor."

Yahu bütün ömrün boyunca başın mı ağrıdı be adam veya be kadın! Yok. İki gün başı ağrımış, "Bu hayattan hiç kâm almadım." diyor. Hoppala, bütün o nimetlerin hepsini siliyor. 40 gün sıhhat içinde yaşıyor, 41. gün soğuk alıyor, öksürük oluyor, hasta yatıyor; şikâyet, yaka silkiyor... Toptan bütün nimetleri inkâr ediyor.

Nimeti inkâr etmek iyi değil, Allah'ın sevmediği bir şey. Nimetin kadrini bilmek lazım. Şükrünü bilmek lazım. Teşekkür etmek lazım. Hamd etmek lazım. Eğer nimeti Allah doğrudan doğruya sana vermişse; "Hamd olsun yâ Rabbi! Çok şükür yâ Rabbi!" demek lazım. Birisi vasıtasıyla vermişse; kocan vasıtasıyla, çocuğun vasıtasıyla, komşun vasıtasıyla... Komşun bir tabak bir şey getirmiş, vermeyebilirdi; "Çok şükür, elhamdülillah!" demek lazım.

İyiliği anlamak lazım. İyiliğe şükretmek lazım.

Hatta kitaplarda okuduk, şerhlerde geçiyor: Adamın birisi;

"Ben sana şükretmem, Allah'a şükrederim." demiş.

O da doğru değil. Çünkü bir hayrın sana gelmesinde Allah birisini vasıta etmişse ona da şükretmek lazım. Çünkü onu da sana vasıta eden Allah. Onun da bu hayırda bir hissesi var, Allah nasip etmiş.

Onun için, büyüklerimiz demişler ki;

Men lem yeşküri'n-nâse lem yeşkür'illâh. "İnsanlara yaptığı iyilikten dolayı şükran-ı nimette bulunmasını, şükretmesini bilmezse bir insan, Allah'a hiç şükretmesini bilmez."

Kulun yaptığı iyiliği de bileceksin. Hediyesini anlayacaksın, jestini anlayacaksın, iyi niyetini kavrayacaksın, teşekkür edeceksin. Ona da teşekkür borçlu oluyor. Çevremizde bize birisi bir yerden bir iyilik geliyorsa, yapıyorsa iyilik yapana da şükredeceğiz, Allah'a da şükredeceğiz. Her şeyi yaptırtan Allah, gönderten Allah; ama yapana da şükredeceğiz, teşekkür edeceğiz.

Haksızlık etmeyeceğiz. Toptan karalamaya gitmeyeceğiz. Bu hadis-i şeriften onu anladık. Kadın da kocasını karalamaya gitmesin, erkek de... Siz de biz de...

İkinci hadis-i şerif:

İzâ kâme ehadüküm mine'l-leyli feste'ceme'l-Kur'ânu alâ lisânihî fe-lem yedri mâ yekûlü fe'l-yensarif fe'l-yedtaci'.

Bu da Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Ahmed b. Hanbel'de ve daha başka kaynaklarda, İbn Mâce'de, Müslim'de olan bir hadis.

Farz ibadetler var, bir de farz olmayan ama çok sevaplı ibadetler var. İnsan o sevaplı ibadetlere devam ettikçe Allah'a yakınlığı artar, kurbiyet hâsıl olur, Allah'a yakın kullardan olur. İşte o ibadetlere "nafile ibadetler" diyoruz. Bunların en sevaplılarından birisi de geceleyin kalkıp Kur'an okumak, namaz kılmaktır. Buna teheccüd deniliyor.

İmsak kesilmezden önce uykunu bölebiliyor musun? Abdest alıp, kalkıp namaz kılabiliyor musun? Kur'an okuyabiliyor musun? Tesbih çekebiliyor musun? Dua edebiliyor musun?

Çok kıymetli! Sevabı çok büyük!

Hatta Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde buyurmuş ki;

Rek'atâni mine'l-leyli. "Geceleyin kılınan iki rekât namaz." -Teheccüd kastediliyor.- Hayrun mine'd-dünyâ ve mâ fîhâ. "Dünyadan da dünyanın içindeki her türlü zenginlikten de daha hayırlıdır."

Çok sevabı var!

Hadis-i şeriflerde bize bildirildiğine göre, geceleyin Allah celle celâlühû göğün kapılarını açtırırmış, kullarına seslenirmiş:

"Yok mu benden af ve mağfiret isteyen? Haydi istesin, affedeceğim." dermiş.

"Yok mu benden bir dileği, isteği, talebi olan? Haydi istesin, vereceğim." buyururmuş.

Ne vakte kadar? İmsak kesilinceye kadar Mevlâ kullarına böyle seslenirmiş.

Uyuyan 'hor hor' 'hor hor' vaktini geçiriyor; kalkıp ibadet eden, isteyen Allah'ın lütuflarına, ikramlarına mazhar oluyor.

Tamam, bu açıklamayı yaptık. "O zaman ben de geceleyin kalkayım, ibadet edeyim." diye içimizde bir arzu da doğdu. Tamam, şimdi hadis-i şerifi açıklayalım.

İzâ kâme ehadüküm mine'l-leyli. "Sizden biriniz geceleyin uykusunu bölüp ibadete kalkarsa..."

Feste'ceme'l-Kur'ânu alâ lisânihî. "Ama Kur'an okumak diline dolanırsa, zor gelirse, ağır gelirse..."

Neden?

Uykusu var, kafasını toparlayamadı, tam okuyamıyor. Yani dalıyor, gidiyor. Tam okuyamıyor.

"Böyle zorlanırsa; Kur'an okumak, namaz kılmak zoruna giderse..."

Fe'l-yensarif. "Hadi, kalksın gitsin." Fe'l-yedtaci'. "Yatağına uzansın, uyusun."

Yarım yamalak, uykulu, şuursuz, anlamadan, keyfine, zevkine varmadan olmaz. Dinlen, öyle kalk.

İbadetin keyifli olması lazım, zevkli olması lazım, tatlı olması lazım, ballı kaymaklı olması lazım.

Bu ne yapıyor?

Semia'llâhu li-men... hamideh diyemiyor, dalıyor. Toparlıyor, kaçıncı rekâttaydı, bilmiyor.

Hadi git, yatağına yat, uyu, dinlen. Böyle ibadet olmaz. İbadet zevkli olur, şevkli olur, istekli olur, dinlenmişken olur.

Onun için ne yapmak lazım?

"Gece ibadetini kaçırmak istemiyordum hocam. Pazar günü sen vaazda söyledin de ondan kalkıyorum."

Tamam da akşam erken yat, uyku olmayınca, dinlenmeyince tadı olmuyor.

Adam dinlenecek. Dinlenme zamanında dinlenecek, ibadet zamanında da ibadet yaparken yağlı, ballı, tatlı, hoş bir ibadet edecek.

Adam kaldırmış elini, diyor ki:

"Yâ Rabbi! Dün geceki haller hürmetine bana şöyle nasip et, böyle nasip et!"

Dün gece ne oldu, hayrola?

Kim bilir tesbih çekerken ne tatlı şeylerle karşılaştı ne iltifatlara erdi de onun için öyle diyor.

Geceleyin herkes uyumuş, hiç gösteriş bahis konusu değil, riya yok, şöhret afeti yok, "Kimse beni görecek." diye çekinme yok, utanma yok, sıkılma yok... Odanda kalkmışsın, Allah-u Ekber, uykun alınmış, gözlerin pırıl pırıl, dinlenmişsin, zihnin berrak... Allah-u Ekber, sübhanallah dediğin zaman, rükûya vardığın zaman zevkine varıyorsun. İbadet böyle olacak. Tatlı olacak. Dinlenmiş olacaksın. "Uykun varsa uyu, dinlen, ondan sonra ibadeti yap." demek bu. Dinimiz böyle; zorluklu, meşakkatli değil. Her şey tatlı olacak.

Tabii bunun için de dirayetli olacağız, plan uygulayacağız. Günlük yaşantımızın, hayatımızın planı olacak.

Plan neye göre ayarlanacak?

Bir kere genel beş vakte göre ayarlanacak. O beş vakitte namaz vakitlerine mümkün oldukça randevu, çalışma vesaire koymayacaksın.

"Öğlen ezanı okundu mu camiye geleceğim, tatlı tatlı öğlen namazımı kılacağım. İkindi namazı okundu mu camiye geleceğim, tatlı tatlı, huzurlu huzurlu, tesbihlerden çalmadan, rükûdan, secdeden kırpıştırmadan namazı kılacağım. Akşamı kılacağım, yatsıyı kılacağım. Sabahleyin geleceğim, ferah ferah oturacağım, sabah namazımı kılacağım. Hatmi dinleyeceğim. Evrâd-ı Şerife’yi okuyacağım. Güneş doğacak, ben işrak vaktine yetişeceğim, işrak namazı kılacağım; bir hac, umre sevabı alacağım. Tadını çıkartacağım."

Bu program, bir kere ana noktalar bunlar.

Ondan sonra işrak namazından sonra öğleye kadar şu arada boşluk var. Öğlenle ikindi arasında şu kadar boşluk var. İkindi ile akşam arasında şu kadar boşluk var. Oraları nasıl istersen doldur. Ama ibadetleri mutlaka yapma esasına göre yap. Bir insan ibadetleri çiğneyip geçme, atlatma, yapamama esasına göre program yaparsa yazık eder, yanlış iş yapmış olur.

Gecemizi nasıl planlayacağız?

Hemen dinlenip bu güzel vakitleri kaçırmama esasına göre planlayacağız. Yatsıdan sonra vakit harcamak yok.

Programı ibadetlere göre yapalım.

İzâ kâme ehadüküm yusallî mine'l-leyli fe'l-yestek fe-inne ehadeküm izâ karaa fî salâtihî vedaa melekün fâhu alâ fîhi ve lâ yahrucu min fîhi şey'ün illâ dehale feme'l-meleki.

Bu hadis-i şerif Câbir radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş.

Ne diyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretleri?

"Sizden biriniz namaz kılmak için geceleyin uykusundan kalkarsa..."

Geceleyin kalktı. Bilin bakalım, ne yapacak?

Peygamber Efendimiz;

Fe'l-yestek. diyor.

Ne demek? "Dişlerini temizlesin, misvaklasın." demek. Ağzı tertemiz olacak.

Bu ne zaman söylenmiş?

1400 yıl önce söylenmiş. Diş macunu yok, diş fırçası yok, kimsenin temizlikten haberi yok; temizliğin büyüklerinden haberi yok ki küçük, böyle ağzı temizlemekten haberi olsun. İslâm gelmiş, vücut temizliğini getirmiş. Günde beş defa eli, ayağı, yüzü yıkamayı getirmiş. Ağzı, burnu temizlemeyi getirmiş. Gusül abdestini getirmiş. Koltuk altları kıllarını, kasık kıllarını kazımayı getirmiş. Her türlü temizliği getirmiş. Ter yok, pislik yok, koku yok, çirkinlik yok. Ne zaman? Nerede?

Çölde; medeniyetin, suyun, imkânların çok az olduğu yerde Resûlullah Efendimiz gelmiş, iki cihan güneşi, temizliğin her çeşidini getirmiş.

Nasıl olacak?

Ağzı pırıl pırıl olacak. Ağzı kokmayacak. Dişleri sarı olmayacak, inci tanesi gibi olacak. Ağzı mis gibi kokacak, çirkin kokmayacak.

Bazen belki rastlamışsınızdır, birisi sizinle konuşmaya geliyor, "Üfff..." başınızı bu tarafa çevirmek istiyorsunuz.

Neden?

Ağzı müthiş çirkin kokuyor. Ya sigaradan çirkin kokuyor ya da ağzı kokuyor işte, ne bileyim... Çirkin kokuyor. Yanında durmak istemezsiniz. Ya da taharetlenmiyor, vesaire yapmıyor; başka yerlerinden başka çirkin kokular geliyor.

İslâm böyle değil. Ağzı bile pırıl pırıl olacak.

"Sizden biriniz geceleyin namaz kılmaya kalktığı zaman misvak kullansın, çünkü..." diyor Efendimiz, izahını yapıyor; "Sizden biriniz namazında Kur'an okumaya, kıraate başladığı zaman..."

Allah-u Ekber, teheccüd namazına durdu, okumaya başladı...

Vedaa melekün fâhu alâ fîhi.

Biz bunu talebelerimize bilmece diye sorarız, "Fîhi ne demek?" diye. Şaşırsınlar diye. Lastikli bir kelime bu.

"Bir melek ağzını geceleyin teheccüde kalkan, Kur'an okuyan kişinin ağzına koyar."

Ve lâ yahrucu min fîhi şey'ün illâ dehale feme'l-meleki. "Kendi ağzından Kur'an kıraati olarak ne telaffuz [etmişse,] ne kelime çıkarsa meleğin ağzına gider."

Yani ne demek? "Melek ağız pis olursa, kokulu olursa rahatsız olacak." demek.

Meleği taciz etme. Ondan çok hayırlar olacak. Sen Kur'an okudukça o melek sana hayran... O bakımdan, temiz olacak.

Efendimiz' in yanında misvakı dururdu. Yattığı yerde, yastığının, yatağının yanında misvakı dururdu. Kalktı mı, uykudan uyandı mı hemen misvaklanırdı.

Bakıyoruz, Arabistan'a gittiğimiz zaman, misvak çok yaygın. Hepsinin cebinde misvakı var, elinde misvakı var. Birbirlerine misvak ikram ediyorlar. "Buyur, buyur, buyur..." İşte sünnet bu.

Alimler, diş tabipleri; "Misvakın içinde ağzın mikroplarını öldüren, çürümeyi engelleyen maddeler var, diş etleri hastalıklarını engelleyen antiseptik maddeler var." diyor.

O bakımdan misvaklanacak.

Ben Suud'da, gittiğim yerde misvak kullanan insanlara bakıyorum; dişleri harika, pırıl pırıl. Bizim dişlerimize bakıyorum, öyle değil.

Tabii asıl ne olması lazım?

Mesela karbonat çok güzel. Karbonat, yani beyaz, tuz gibi bir toz var ya, "karbonat" diyoruz. Hem midesine gitse de insanın midesinin asidini söndürür, orası da faydalı. Karbonata batırıp da dişi fırçalamak daha iyi. Hem ucuz... Bir sıktırtıyor; dalgalı diş macunu... O kadar çok olmayacak zaten... "Mercimek kadar yeter." diyor. "İçinde dişlere, sağlığa zararlı maddeler var." diyor.

Onun için, biz kolay tarafını söyleyelim; fırçanızı tuz veya karbonata banarsınız. [Fırçayla] dişlerinizi fırçalayacaksanız fırçalayın. Ya da misvak kullanın.

Efendimiz misvakı çok kullanırdı. Üçüncü hadis-i şerif de bu.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA