İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

12.06.1998 - Allaha Kulluk, Ölümü Düşünmek

12.06.1998 - Allaha Kulluk, Ölümü Düşünmek
Hadisler Deryası

12.06.1998 - Allaha Kulluk, Ölümü Düşünmek

02.06.2021
16 dk 28 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

U'budi'llâhe ve lâ tüşrik bihî şey'en va'mel lillâhi ke-enneke terâhu va'dud nefseke fi'l-mevtâ ve'zküri'llâhe inde külli hacerin ve külli şecerin ve izâ amilte seyyieten fa'mel bi-cenbihâ haseneten: es-sırre bi's-sırri ve'l-alâniyete bi'l-alâniyeti. Elâ uhbiruke bi-emleke bi'n-nâsi min zâlike? -Ve eşâre ilâ lisânihî- Ve hel yekübbü'n-nâse alâ menâhirihim fi'n-nâri illâ hâzâ?

Muaz b. Cebel radıyallahu anh'ten sahih bir hadis-i şerifi okudum. Taberânî, İbn Hibbân ve diğer kaynaklarda var. "Ricâli, râvileri güvenilir insanlardır." diye kaynaklar bildiriyor. Bu hadisi iyice dinleyelim.

Peygamber Efendimiz muhatabına -Muaz hazretleri râvi olduğuna göre bizzat ona söylemiş olsa gerek- buyuruyor ki;

U'budi'llâhe ve lâ tüşrik bihî şey'en. "Allah'a kulluk et, Allah'tan başkasını O'na şerik koşma."

"Allah'tan gayrıyı Allah'a şerik koşma. Sadece Allah'a ibadet et."

Sırf Allah'a ibadet etmek çok önemli bir mevzu aslında; insanın üzerinde geniş geniş düşünmesi ve hareketlerini ona göre tanzim etmesi lazım. Bazıları Allah'a inanıyor da şirk koşuyor.

İllâ ve hüm müşrikûn. Allah'a şirk koşarak inançlarında şirk olduğu halde, inançları sakat olduğu halde öyle oluyorlar. Şirkin olmaması lazım.

Müslüman hâlis, safi, muhlisûne lehü'd-dîn, sırf Allah'a ibadet edecek, sırf Allah'tan isteyen, Allah'a ibadet eden, Allah'tan bekleyen bir insan hâline gelecek. Bu bir eğitim meselesidir. Elhamdülillah tasavvuf yolunda şirkin gizlisinden, âşikâresinden sakınma hususunda bilgiler öğretiliyor.

Va'mel lillâhi ke-enneke terâhu. "Allah'a karşı vazifelerini, ibadetlerini yaparken Allah'ı görüyormuş gibi öyle halisane yap."

"Yaptığın ameli, ibadeti, Allah'ı görüyormuşsun gibi yap. Sen O'nu göremezsin ama sanki Allah'ı görüyormuşsun gibi; namaz kılarken Allah-u Ekber deyince O'nun karşında olduğunu bilerek, söz söylerken senin söylediğini görüyor ve duyuyor diyerek, iş yaparken yaptığın işi yaptığını görüyor, kalbinden geçeni biliyor, niyetini biliyor diyerek, Allah'ı görüyormuş gibi amelini, ibadetini ona göre yap." diye emrediyor.

Va'dud nefseke fi'l-mevtâ. "Kendini ölüler arasında say."

İnsanın kendisini ölüler arasında sayması ne demek?

Öleceksin. Ne kadar yaşasan, ok yaya konmuş, yay gerilmiş... Yunus Emre öyle diyor. Sen bu yayı attın, farz et, gerilmiş, artık bıraktığın zaman gidecek... Ömrümüz de böyle. Herkes ölecek, gelen göçecek. Çare yok.

İnsanın o günü, o ölümü, o ölümden sonraki halleri unutmaması lazım. "Mezarlıkta benim hâlim ne olacak acaba? Ölülerin arasına ben de yatırıldığım zaman, benim de kabrim onların arasına yerleştiği zaman acaba hâlim ne olacak?" diye bir farz et bakalım. İstikbaldeki o durumunun ne olacağını bir düşün. Etrafında seninle beraber gülüp oynarken şu anda bu dünyada olmayan, yaşamayan kimler vardı, kimler geldi geçti, göz önüne geçir... Sınıf arkadaşlarından, mahalle arkadaşlarından, kardeşlerinden, komşularından, küçüklerden, büyüklerden... Bir gün kendine de geleceğini düşünerek kendini ölmüş bil, ölüler arasında say.

Muhterem kardeşlerim! Bizim tasavvuf büyüklerimizin çok güzel bir hâli var. Şimdi bir başka insan bu hadisi okusa ne yapar, bilmem. Ama bizim büyüklerimiz ne yapmışlar?

"Baş üstüne, ben bunu nasıl yaparım?" diye düşünmüşler.

"Kendini ölüler arasında say." Nasıl sayacak?

Zikre oturduğu zaman gözünü kapatacak, nasıl öldüğünü göz önüne getirecek, nasıl yıkandığını, nasıl kabre konulduğunu, nasıl kabirde sorgu sual olduğunu vesaire...

İşte bak, fiilen hadis-i şerifi hemen uyguluyor. İlmi bilip de ilmin gereği olan ameli yapmamak çok büyük vebaldir. Biliyor, yapmıyor. Onun için, bizim büyüklerimiz bildiğini uygulamaya önem vermişler.

Kur'an'ı on ayet on ayet veya aşir aşir, bölüm bölüm okurlarmış; o bölümü uygularlarmış, iyice hazmettikten sonra öteki bölüme geçerlermiş.

Biz nasıl okuyoruz?

Bismillâhirrahmânirrahîm...

20 sayfa okudun, ne anladın?

Zaten Arapça bilmiyor ki, ne anlayacak? Hiçbir şey anlamıyor.

Arapça öğreneceksin!

Kemal Edip Bey vardı, Allah rahmet eylesin, mü'min bir insandı, din eğitimi genel müdürlüğü de yapmıştı. Şairliği, edipliği var. Adı zaten Kemal Edip Kürkçüoğlu idi.

"Kur'ân-ı Kerîm Arapça değil, Rabca'dır." diyordu.

Allah'ın kelâmı; her Müslüman onu öğrenecek. Arapça bilmiyorsan tefsirine bak. İnsan anası babası, sevdiği insan yoksa resmine bakıyor. En iyisi karşı karşıya gelmek, görüşmek de... Arapça bilmiyorsan tefsirine bak. Alimlerin yakasına yapış. Bu kadar cemaat gitse bir alime; "Ya vebal altında kalırsın, biz Allah'ın kelâmını bilmiyoruz, bize öğret." derse alim kaçar mı, kaçabilir mi? Bu kadar kalabalıktan nereye kaçar? Kaçamaz.

İsteyen yok, istekli yok! Burada tefsir dersi koyuyoruz. Önce 50 kişi, sonra 40 kişi, sonra 30 kişi, sonra 20 kişi, sonra 10 kişi, sonra bir kişi, sonra sıfır kişi... Olmuyor.

Öğrenecek.

Niye zevk almıyorlar? Duyduğunu tatbik etse zevk alır. Duyduğunu uygulayacak.

Burada da ne diyor? "Kendini ölüler arasında say."

Ölüler arasında saymayı yapacak. Rabıta-ı mevt yapacak.

Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifinde sonra ne buyurmuş?

"Allah'a ibadet et, O'na şirk koşma. Sanki Allah'ı görüyormuş gibi O'na ibadetini candan yap. Kendini ölüler arasında farz et, say."

Ve'zküri'llâhe inde külli hacerin ve külli şecerin. "Her taşın, her ağacın yanına gelince Allah'ı zikret."

Allah-u âlem, burada mâna "her zaman" demek. İnsan her zaman bir taşın yanına geliyor, bir ağacın yanına geliyor; insanın karşısına ya taş gelir ya ağaç gelir. "Her zaman" demek. Mesela adama diyorsun ki:

"Sabah akşam seni düşünüyorum." Bu ne demek?

"Sabahleyin birazcık düşünüyorsun, kesiyorsun; akşamleyin biraz düşünüyorsun, kesiyorsun." mu demek?

Hayır. Sabah akşam dediği zaman, demek ki gece gündüz hep düşünüyor, hiç hatırından çıkmıyormuş.

"Sabah akşam bu işin çaresini nasıl buluruz diye düşünüyorum." diyor mesela... Ne demek bu?

"Tamamen" demek.

Burada "Her ağacın, her taşın yanında Allah'ı zikret." ne demek?

"Çok zikret." demek.

Kur'ân-ı Kerîm'de de var.

Yâ eyyühe'llezîne âmenü'zküru'llâhe zikren kesîrâ.

Ve lâ yezkürûna'llâhe illâ kalîlâ. "Münafıklar az zikreder." diyor.

"Zikretmezler" demiyor, "Az zikrederler." diyor.

Hiç zikretmeyenin durumu ne kadar fena! Münafık bile hiç olmazsa az zikrediyor.

Hz. Ömer radıyallahu anh, Bilâl-i Habeşî köleydi, onu huzuruna almış. Süheyb-i Rûmî, sanatkâr bir köleydi, [onu] huzuruna almış. Halbuki Kureyş'in eski başkanı Ebu Süfyan gelmiş, falanca filanca eşrafı gelmiş, onları kapıda bekletiyormuş. Emirü'l-mü'minîn olduğu zaman... "Siz bekleyin." Öteki köleleri almış. O Kureyş'in reislerinden birisi diyor ki:

"Ömrümde böyle gün görmedim! Kureyş'in en soyluları, asilleri, eşrafı..."

Tabii onlar da Müslüman oldular. Müslüman olduktan sonraki bir hal... Hz. Ömer'in halifeliği zamanı. İşler bitti, inatlar kesildi, müşrikler de Müslüman oldu. Ama huzuruna geldiği zaman -esmer, fukarâcık, eski köle- Bilâl-i Habeşî radıyallahu anh'ı, Süheyb-i Rûmî'yi almış da Kureyş'in uluları, eşrafı dışarıda bekleşiyorlar.

"Böyle acayip gün görmedim; bizi almıyor da bizim kölelerimizi öne alıyor." deyince -Tabii onlar da Müslüman oldular.- içlerinden bir tanesi kalkmış, demiş ki:

"Ey kavmim, ey arkadaşlarım! Siz onu-Hz. Ömer'i- levmetmeyin, kınamayın, kendinizi kınayın, kabahat kendinizde. Çünkü Allah'ın emri hepimize eşit zamanda eşit fırsat olarak geldi. Onlar Allah'ın emrine uydular, biz uymadık. Allah kendisinin yoluna çağırınca onlar koşturup hızla gittiler; biz tembellendik, geride kaldık, neden sonra, Mekke'nin fethinden sonra Müslüman olduk. Onlar evvelden Müslüman oldular da hicret ettiler, cihat ettiler. Bizim onların derecesine yükselmemiz mümkün değil, fırsatı kaçırdık ey kavmim! Ancak bir çare aklıma geliyor: Dünyada kaçırdık, bizim artık onlara yetişmemiz mümkün değil. Kalkalım, hudut boylarına gidelim, cihada girişelim, Allah yolunda çarpışalım, şehit olalım. Belki ahirette eşit olabiliriz. Dünyada kaçırdık fırsatı, belki ahirette eşit olabiliriz."

Hakikaten Kureyş'in en soylusundan bir tanesi ailesini, eşini dostunu hepsini topluyor, Şam tarafına doğru cihat etmeye yola çıkıyor. Mekke-i Mükerreme'de kimse kalmamış; büyük bir heyecan, büyük bir üzüntü... Onu Mekke'nin yolcu uğurlanılan yerine kadar uğurlamışlar. Çok güzel konuşurmuş. Demiş ki:

"Ey kavmim! Benim buradan hicret etmem, -bu iki olay ayrı zamanlarda oluyor ama birbirine ekli- sizi sevmememden veya size olan sevgimin azalmasından değil. Veya bu diyar iyi değil de daha güzel diyarlar var da ben o tarafa doğru gidiyorum; böyle bir duygudan dolayı değil. Allah yolunda cihat etmek lazım. İslâm geldi, biz hatalı hareket ettik, bu hatamızı tamir etmemiz lazım!" diye yola çıkmış, kendisini uğurlamışlar. Ailesinin hepsi oralarda gitmiş, şehit olmuş. Sadece onun oğlu dönmüş, bir de öteki ailenin sadece bir kız torunu dönmüş.

Hz. Ömer ikisini evlendirmiş. "Bir garibanı öteki garibanla evlendirin." diye ikisini evlendirmiş de onlardan hayırlı nice nice evlatlar dünyaya gelmiş.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Allah'ın ahkâmını doğru düzgün öğrenmek lazım.

Zikir yapacak. Sonra?

Ve izâ amilte seyyieten fa'mel bi-cenbihâ haseneten. "Nefsine, şeytana uyup, hata edip bir günah işlemişsen ey muhatabım!" diyor Efendimiz, insanları tabiî olarak görüyor.

İnsanoğlu şaşırabilir, hata da işler, ayağı kayar. Bir günah işledin, bir hata işleyiverdin. Ne olacak şimdi?

"Eyvah! Tüh! Bir günah işledi!"

Ne yapacak?

Peygamber Efendimiz diyor ki;

Fa'mel bi-cenbihâ haseneten. "Hemen arkasından bir iyilik yap, o onu siler."

"Kazara bir kötülük yapmışsan hemen arkasından bir iyilik yap."

Es-Sırre bi's-sırri. "Gizli bir kötülük yapmışsan gizli bir iyilik yap ki silinsin." Ve'l-alâniyete bi'l-alâniyeti. "Aşikâre bir günah işlemişsen aşikâre bir iyilik yap."

Stockholm'da televizyon yayını oluyor, iki tane Müslüman kadını oturtmuşlar. Birisi Danimarkalı Müslüman, birisi Finlandiyalı Müslüman. Örtünmüşler, mantoları vesaire... Ne sorurlarsa gayet âlimane cevap veriyorlar. Gayet güzel cevap veriyorlar.

Bir de Efendimiz dilini göstererek, tutarak buyurmuş ki:

"Buna en çok hâkim olanı size bildireyim mi?"

Bir de şöyle bir rivayet var: bi-emleke bi'n-nâsi. "İnsanlara en çok tesir eden şeyi size göstereyim mi?" demiş, dili göstermiş.

Dil insanların istikbaliyle oynuyor, en önemli şey. Dil insanı mahvediyor. Dil insanı cehenneme düşürüyor. Dil insanı hapse sokuyor. Dil insanı günaha sokuyor.

Ve hel yekübbü'n-nâse alâ menâhirihim fi'n-nâri illâ hâzâ? "İnsanları yüzükoyun cehenneme paldır küldür düşüren bundan başkası mı?" diye dilini göstermiş.

Muhterem kardeşlerim! Dil çok önemli. İnsanın dokuz defa yutkunup, ölçüp biçip öyle konuşması lazım. Lambur lumbur konuşmaması lazım. İleri geri konuşmaması lazım. Yalan, gıybet, dolan, hatalı iş vesaire yapmaması lazım.

İslâm'da diline sahip olmak çok önemlidir. Sükût ibadettir. Millet namazın ibadet olduğunu biliyor, tefekkürün ibadet olduğunu bilmiyor. Tefekkür en kıymetli ibadet! Zikrin ibadet olduğunu biliyor, sükûtun da ibadet olduğunu bilmesi lazım. Sükût da ibadettir. Yerli yerinde, susması gereken yerde susmasını biliyorsa sükût ibadettir. Efendimiz bunu birçok hadis-i şeriflerinde bildirmiş. Aman lüzumsuz konuşmaktansa sükût çok daha iyidir, dilinize sahip olun, diliniz sizi cehenneme yüzükoyun düşürmesin, cehenneme atmasın!

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA