İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

24.09.1995 - Camide Namaz Kılmak, Müezzinin Sevabı

24.09.1995 - Camide Namaz Kılmak, Müezzinin Sevabı
Hadisler Deryası

24.09.1995 - Camide Namaz Kılmak, Müezzinin Sevabı

11.10.2026
19 dk 21 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

«إِنَّ اللهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصَّفِّ الْـمُقَدَّمِ، وَالْـمُؤَذِّنُ يُغْفَرُ لَهُ مَدَّ صَوْتِهِ، وَيُصَدِّقُهُ مَنْ سَمِعَهُ مِنْ رَطْبٍ وَيَابِسٍ، وَلَهُ مِثْلُ أَجْرِ مَنْ صَلَّى مَعَهُ.»

İnne’llâhe ve melâiketühû yusallûne ale’s-saffi’l-mukaddemi ve’l-müezzinü yüğferu lehû medde savtihî ve yusaddikuhû semiahû min ratbin ve yâbisin ve lehû mislü ecri men sallâ meahû.

Sadaka Resûlallah fîmâ kal ev kemâ kal.

Bu da Ahmed b. Hanbel ve Neseî’den rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîftir. Ani’l-Bera, yani el-Bera b. Âdil radıyallahu anh’ten.

Ne diyor Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu rivayete göre?

İnne’llâhe. “Hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ hazretleri.” Ve melâiketühû. “Ve melekleri.” Yusallûne. “Salât u selâm ederler…” Ale’s-saffi’l-mukaddemi. “Öndeki safa salât u selâm ederler.”

Yani Allah’ın salât u selâmı nedir? Rahmeti ve mağfiretidir. Meleklerin salât u selâmı nedir? Duasıdır. Allah, ön saftaki, öndeki, mukaddem, daha öndeki, mukaddem saftakine rahmet eder. Melekler de dua eder. Bu nedir? Bu camiye evvel gelenin mükâfatıdır.

Camiye evvel gelen yürür yürür yürür, ön tarafa oturur. Daha sonra gelen yanına oturur, yanına oturur. O saf dolunca arkaya geçer oturur. O saf dolunca üçüncü saf, beşinci saf. Nihayet cami dolar. Camiye ilk gelenin mükâfatı daha fazla olur. Cuma namazında da böyledir, başka zamanda da böyledir.

Çünkü camiye girdi mi insan namazı beklemek için durduğu müddetçe namazdaymış gibi sevap alır, camide durduğu müddetçe. Cami Allah’ın evi olduğundan camiye gelene Allah mutlaka mükâfatlar verir ev sahibi olarak. Onun için erken gelmek, Kur’an okumak, zikir etmek, tesbih eylemek, Allah’ın seveceği şekilde nafile namaz kılmak gibi faaliyetlerle zamanı değerlendirmeli camiye erken gelip.

Kimisi camiye girmiyor, dışarıda vakit geçiriyor. Bütün Anadolu’da filan gördüğümüz böyle. Namaz vaktine kadar dışarıda güneşlenirler. Girmezler içeriye. Ben de öyle bir yere gittim mi “es-selamu aleyküm” derim duran hacı babalara. Kumrular gibi dizilirler böyle. Dışarıda güneşlenirler, girmezler içeriye. Hemen içeri yürürüm. Dışarıda ne işin var, içerde kazanç. Sevap içerde. Dışarıda durmaya sevap yok, içeri girmekte sevap var.

Hele ezandan evvel girip namazı beklemekte çok sevap var. Hele ne kadar erken girersen sevabı o kadar çok. İçerde ibadet ettikçe, namaz kıldıkça, Kur’an okudukça, zikrettikçe ayrıca sevapları var. Onun için mümkün olduğu kadar ön safa gitmeye çalışmak lazım.

“Peki hocam, bir soru. Cami kalabalık ama ben de kurnazım. Omuzları ayıra ayıra, omuzlardan atlaya atlaya hoppadak hoppadak hoppadak hoppadak en ön safa gittim.”

Bu makbul değil. Boş yer varsa gidersin. Boş yer varsa kimseyi ezalandırmadan gidersin. Ama insanların omuzlarına basarak veya omuzlarını ayırarak, rahatsız ederek öne gidilmez. Önceden gelseydin. Melekler giriş sırasına göre yazarlar. Önceden gelseydin. Önceden gelemeyince başkasının sonradan kurnazlık edip öne gelmekle hakkı alınmaz.

Önceden gelmek lazım. Caminin kıymetini bilmek lazım. Camideki zamanı değerlendirecek irfan seviyesinde olmak lazım. Kimisi içerde sıkılıyor. “Ne yapayım ben içerde püf. Of canım sıkıldı.”

Ee, demek ki sen pişmemişsin de, hamsın da ondan. Ya fırsatı bulmuşsun, caminin içinde Allah’la baş başa, Allah’ın evinde. Zikret, gözünü kapa. La ilahe illallah de, estağfirullah de, sübhanallah de, sübhanallahi ve bi-hamdihî sübhanallahi’l-azim. Hadîs-i şerîf var bu konuda.

Sübhanallahi ve’l-hamdülillahi ve ilahe illallahu vallahu ekber ve la havle ve la kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim. Ne kadar kıymetli tesbihler bunlar.

Kur’an oku. Kur’a’nı ezberle. İnsanların cennetteki derecesi âyetleri, ne kadar çok âyet biliyorsa o kadar. Ona göre artacak.

Evet, şimdi bu bir. Allah rahmet ediyor, melekler dua ediyor ön saftakilere, daha önceki saftakilere. Ne güzel. Bu bir. İkincisi:

Ve’l-müezzinü yüğferu lehû medde savtihî. “Müezzine gelince, onun sesinin gittiği yere kadar mağfiret olunur müezzin. Yani mağfiret-i ilahiyeye o nispette mazhar olur. Yani ne kadar çok sesi duyurabiliyorsa ileriye kadar. O kadar mükafatı çok olur.”

Başka?

Ve yusaddikuhû semiahû. “Kim o müezzinin ezanını duyarsa, onu tasdik ederse…” Allahuekber diyor, Allahuekber. Tamam. Eşhedü en lâ ilâhe illallah diyor, Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Tamam. es-Salâtu hayrun mine’n-nevm. “Namaz uykudan daha hayırlıdır ey müslümanlar! Uyumayın, kalkın sabah namazına gelin.” diyor. Sabahları müezzin böyle bağırıyor. Duyan ne diyor? Sadakte ve berarte yâ eyyühe’l-müezzin. “Ey ezanı okuyan kardeşim, doğru söyledin. Ne iyi söyledin.” demek gerekiyor yani.

Evet, müezzinin böyle sesinin gittiği yerdeki bütün duyanlar hepsi onu tasdik ederler. Ve ona şehadet ederler. Âhirette de şehadet ederler. Min ratbin ve yâbisin. “Yaş kuru ne varsa. Yani her şey. Yani yaş; ağaçtır, yapraktır, çiçektir, vesairedir. Canlıdır. Kuru; topraktır, taştır, vesairedir, dağdır. Onların hepsi onu tasdik eder. Âhirette de şehadet eder. ‘Evet yâ Rabbi! Bu senin dinini bağıra bağıra semalara, insanları çağıra çağıra ilan etti. İyi bir iş yaptı. Biz de şahidiz.’ diye tasdik ederler onun iyiliğini.”

Ve lehû mislü ecri men sallâ meahû. “Müezzine onunla beraber namaz kılanların kıldıkları namazdan kazandıkları sevabın bir misli kadar ecir, müezzine de ek olarak verilir.” Bırakalım başka mesleği, müezzin olalım bari. Bundan kârlısı az bulunur yani. Müezzin çağırdı. Camiye geldik. Biz namaz kılıyoruz, biz sevap kazandık. Tamam. Buna dokunmuyor Allah. Senin sevabın sende.

Müezzine de senin sevabının misli veriliyor. Neden? O çağırdı ya. Hayyalessalah ne demek? “Namaza gelin haydi!” dedi. Aa ezan okunuyor dedin. Sen de abdest aldın geldin. İşte o çağırmanın bereketinden, namaz kılan, onunla beraber namaz kılan insanların sevaplarının bir misli müezzine veriliyor. Yaşadı müezzinler.

Tabii böyle minareden eşhedü en lâ ilâhe illallah demeye bu kadar mükâfat verilince, insanlara doğru yola irşad için, çekmek için irşad ve tebliğ çalışmaları yapanların sevabının ne kadar büyük olduğunu da oradan hatırlayın.

«إِنَّ اللهَ تَعَالَى وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الَّذِينَ يَصِلُونَ الصُّفُوفَ، وَمَنْ سَدَّ فُرْجَةً رَفَعَهُ اللهُ بِهَا دَرَجَةً.»

İnne’llâhe teâlâ ve melâiketehû yusallûne ale’llezîne yasilûne’s-sufûfe ve men sedde fürceten rafe‘ahu’llâhu bihâ deraceten.

Hz. Aişe-yi Sıddîka validemizden yine Ahmed b. Hanbel’den, Taberânî’den, Beyhakî’den, Hâkim’in Müstedrek’inden rivayet edilmiş. Abdurrezzak’ın Musannef’inden rahmetullahi aleyhim ecmaîn rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf.

İnne’llâhe teâlâ ve melâiketehû. “Hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ hazretleri de melekleri de…” Yusallûne. “Salât u selâm ederler.” Kime?

Ale’llezîne yasilûne’s-sufûfe. “Safları doldurup insanların arasını birleştirenlere.” Ve men sedde fürceten. “Kim bir aralığı, öndeki safın boşluğunu, aralığını kim oraya girmek suretiyle kapatır, doldurursa, safı tamamlarsa…” Rafe‘ahu’llâhu bihâ deraceten. “Allah onu bir derece yükseltir.”

Kimisi yapmıyor bunu. Neden? Burası daha rahat, arkası. Sen gidersen safı sık yapayım, doldurayım diye, sana bir yamuk yamuk bakıyor. Kızıyor, homurdanıyor, geri çekiliyor. Bilmediği için. Safın sık olması makbul. Boşluk olmaması makbul. Boşluğu doldurmak sevap. Ön tarafa atılan adım çok sevaplı.

Bir de safın muntazam olması namazın ikamesindendir diyor Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfte. Yani saf böyle olmayacak. Nasıl olacak? Dümdüz olacak. İp çekilmiş gibi olacak. Eğri olursa ne olur? Namazı kılanlar namazı tam ikame etmemiş olurlar. Tam kılmamış olurlar. Neden? Safı eğri yaptılar da ondan. Safı da muntazam yapacaklar. Safın intizamı da namazın ikamesinden bir parçadır.

Onun için ne diyoruz? “Aman omuzlarınıza bakın, aman ayakuçlarınıza bakın; hizayı sağlayın.” Neden? Namazınız tam olsun diye diyoruz. Bunlar önemli şeyler. Bunların ne faydası var? Ne hikmeti var? Çok faydası ve çok hikmeti var. İntizama alıştırıyor bizi.

Namaz vakitlerinin ne kadar büyük faydası var. Bizi zamana bağlıyor. Dünya üzerinde hangi milletin böyle zamanla bu kadar yakın ilişkisi vardır? İkindi oldu mu, olmadı mı? 3 dakika var, 5 dakika var. Daha bu saatler çıkmadan önce saat konusunda, her caminin duvarında bir çivi vardır, çizgiler vardır; öğle ne zaman olur, ikindi ne zaman olur, güneşe göre vesaire vesaire. Müneccimler vardır. Muvakkitler vardır.

Muvakkit ne demek?

Vakti tayin edici insanlar. Yani takvim yok. Takvimde ikindi şurada okunuyor diyoruz, bizim için şimdi kolay. Eskiden bunların hesabını yapan görevliler vardı. Ve saatler vardı, güneş saatleri vardı. Bazı camilerde böyle yatay bir zemin üzerine dikilmiş çubuk, işaretler. Bazı camilerde de insanlar bozmasın, kurcalamasın diye duvarda. Böyle sivri bir şey işaretler. Bir takım çizgiler. İşte oralardan namazları hesap ederlerdi.

Bunlar önemli olan hususlar. Namazın tamam olmasını sağlıyor. Ve insanı intizama alıştırıyor. Efendimiz önemli olmasaydı önem vermezdi. Efendimiz safların arasına girip; sen geri git bakayım. Sen öne çık bakayım. Böyle hizaya sokardı.

Hakikaten insanlar da bazen dikkat etmiyorlar buna. Yani o kadar mikrofonu elime alıyorum, söylüyorum, adam ötekilerden bir karış önde farkında değil. Veya geride farkında değil. Veya saf o tarafa doğru böyle gitmiş, yelken bezi gibi kıvrılmış. Şöyle bir sağına soluna bak.

Kimisi de yamuk duruyor, ötekilere diyor ki düzelt düzelt. Ya sen yamuk duruyorsun, kendin yamuk duruyorsun. Başkalarını yamuk görüyor. Ortadakine bakacak. İmamın arkasında ortadaki insana bakacak. Hizayı öyle sağlayacak. Sen böyle yamuk durursan herkesi yamultursun tabii. Senin duruşunun önemi var. Bu bir matematik, geometri meselesi.

Evet, demek ki safları muntazam yapacağız. Çünkü Allah rahmet ediyor, melekler dua ediyor. Bir de önümüzde boşluk varsa dolduracağız. Saflarımız sımsıkı olacak. Allah bizim kusurlarımızı lütfuyla ıslah eylesin.

Evet,

«إِنَّ اللهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصَّفِّ الْأَوَّلِ.  سَوُّوا صُفُوفَكُمْ، وَحَاذُوا بَيْنَ مَنَاكِبِكُمْ، وَلِينُوا فِي أَيْدِي إِخْوَانِكُمْ، وَسُدُّوا الْخَلَلَ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَدْخُلُ فِي مَابَيْنَكمْ مِثْلَ الْحَذَفِ.»

İnne’llâhe ve melâiketehû yusallûne ale’s-saffi’l-evveli. Sevvû sufûfeküm ve hâzû beyne menâkibeküm ve lînû fî eydî ihvâniküm ve süddü’l-halele fe-inne’ş-şeytâne yedhulu fîmâ beyneküm misle’l-hazefi.

Bu da Ahmed b. Hanbel rahmetullahi aleyh ve Taberânî rahmetullahi aleyh’ten gelen bir hadîs-i şerîf. Ebû Umâme el-Bâhirî radıyallahu anh ravisi. Ne buyuruyor, bu da aynı konu. Ne buyurmuş Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu rivayete göre:

İnne’llâhe ve melâiketehû. “Hem Allahu Teâlâ hazretleri hem melekleri…” Yusallûne

“Salât u selâm ederler.” Ama Allah’ın salâtı rahmet demek, meleklerin salâtı dua demek. Bunu unutmayacaksınız. Allah da melekleri de salât ederler. Kime?

Ale’s-saffi’l-evvel. “İlk safa salât ederler.” Sevvû sufûfeküm. “Saflarınızı müsavi yapın.” Yani muntazam yapın, dümdüz yapın demek. Ve hâzû beyne menâkibeküm. “Omuzlarınızı hizaya getirin. Omuzlarınız arasında hizayı sağlayın. Birisi önde birisi arkada filan olmasın.” Sonra? Ve lînû fî eydî ihvâniküm. “Kardeşlerinizin önünde, ellerine karşı yumuşak olun.”

Bu ne demek?

Şimdi yan yana duran insanın elleri birbirine değiyor. Kolları birbirine değiyor. Kimisi nerdeyse böğrüne dirseğini saplayacak yanındakinin. Canını çıkartacak. Ciğerini patlattıracak nerdeyse karnından. Kızıyor. Niye girdin araya diye. Hava sıcaksa bilmem neyse filan kızıyor kimisi. Böyle sert.

Veyahut ben rahat durayım diye fazla parsel kapmak için yer kapmak için geniş duruyor böyle. Sokmak istemiyor seni araya. Bilhassa Suudi Arabistan’da bunu çok görüyorum. Böyle ayaklarını açıyorlar köprü gibi. Şişiyorlar böyle. Ben sizi bir rekât sonra görürüm diyorum kendim arkadan. Mahsustan. Böyle bakıyorum. Bir rekât inip şey yaptıktan sonra o duygu gidiyor tabii. Bakıyorsun araları böyle seyrek seyrek. E ne oldu? İlk başta şiştiniz de ondan. İki tarafa böyle sert durdunuz da ondan. Bak ne diyor Peygamber Efendimiz? Ellerinizi kardeşlerinizin yanında yumuşak tutun yani öyle sert olmayın böyle. Yumuşak. Elastikî olsun.

Ve süddü’l-halele. “Ve boşlukları doldurun. Ha şurada bir insan girecek yer var. Hemen oraya girmek lazım.” Süddü’l-halel. “O boşluğu doldurun, kapatın.” Sonra? Fe-inne’ş-şeytâne yedhulu fîmâ beyneküm misle’l-hazefi. “Şeytan çünkü sizin aranızdaki o boşluklara şey gibi girer hazef gibi girer.”

Hazef ne demek? Hazefin birkaç mânası var. Bir mânası karakarga demek. Karakarga gibi girer araya boşluğu gördü mü. Bir mânası kara koyun demekmiş. Çeşitli manaları var. Kuşlardan işte karga veya böyle karakaz filan gibi izah ediliyor. Koyunlardan da kulaksız karakoyun gibi, kulaksız kuyruksuz, Yemen’de olan bir çeşit koyuna derlermiş. Bir de kargaya derlermiş. Ekin kargasına derlermiş. Ekin kargaları böyle hop aralara girip böyle tık tık tık şey aldıkları gibi şeytan da arada boşluk girince görünce girer.

O bakımdan, şeytana araya sokmamak bakımından şeyleri doldurmak lazım. Suudlular da şeytan araya girmesin diye ayaklarını açıyor aslında. Araya böyle birbirlerine yaslanıyorlar ki şeytan girmesin diye ama yumuşak olacak. Çünkü çok serbest olunca oraya birisi daha girerse daha iyi olur. Onlar öyle genişken kapatmaya çalışıyorlar. Bir rekatta pilleri bitiyor. Kalktıkları zaman aralık kalıyor ve şeytan giriyor o zaman araya. O tecrübeyle öyle.

Evet, bu hadîs-i şerîfte de Efendimiz’in saflar hususundaki  nasihatini bir kere daha görmüş olduk.

«إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ وَمَلَائِكَتَهُ حَتَّى النَّمْلَةَ فِي جُحْرِهَا، وَحَتَّى الْحُوتَ فِي الْبَحْرِ، لَيُصَلُّونَ عَلَى مُعَلِّمِ النَّاسِ الْخَيْرَ.»

İnne’llâhe azze ve celle ve melâiketehû hatta’n-nemlete fî cuhrihâ ve hatta’l-hûte fi’l-bahri le-yusallûne alâ muallimi’n-nâsi’l-hayr.

Bu da yine Ebu Umâme hazretlerinden Taberânî’nin rivayet ettiği bir hadîs-i şerîf. Başka kaynaklarda da var.

“Hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ hazretleri de melekleri de hatta yuvasındaki karıncalar bile, hatta denizdeki balıklar bile…” Le-yusallûne. “Muhakkak ki dua ederler. Allah rahmet eder. Melekler, karıncalar, balıklar da dua ederler.” Kime? Alâ muallimi’n-nâsi’l-hayr. “İnsanlara hayrı öğreten hayır öğreticilerine böyle dua ederler.”

Hayır öğretmek çok kıymetli bir şey. Hayrı öğretmek; İslâm’ı öğretmek, hakikati öğretmek, dini öğretmek, hadis öğretmek, tefsir öğretmek, fıkıh öğretmek. Neyse yani. Bir hayırlı şeyi öğretene, böyle bakın bizi kimler dua ediyormuş da destekliyormuş haberimiz yok. Delikteki karıncalar bile bize dua ediyormuş. Denizdeki balıklar bile bize dua ediyormuş. Tabi bu onlar bile dua ederse, melekler dua ederse o kimsenin ne kadar güzel bir durumda olacağı oradan anlaşılır.

Allahu Teala Hazretleri bizi kalp bakımından, kalıp bakımından, şekil bakımından, öz bakımından; her bakımdan rızasına uygun hareket edenlerden eylesin. Allah hepinizden razı olsun.

es-Selamu aleyküm ve rahmetullah.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA