İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

22.09.1996 - Adaletli Kadı, Kabir Sorgusu, Temizlik

22.09.1996 - Adaletli Kadı, Kabir Sorgusu, Temizlik
Hadisler Deryası

22.09.1996 - Adaletli Kadı, Kabir Sorgusu, Temizlik

09.12.2019
23 dk 14 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ ve senedinâ ve tâci ruûsinâ ve üsvenite’l haseneti Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ  âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İnne'l-kâdiye'l-'adle le-yücâü bihî yevme'l-kıyâmeti fe-yelkâ min şiddeti'l-hisâbi mâ yetemennâ en lâ yekûne kadâ beyne's-neyni fî temratin.

Bu Hz. Âişe anamız radıyallâhu Teâlâ anhâ tarafından rivayet edilmiş. Mübarek annemiz âlim[e] anneydi. Peygambere Efendimiz' in zevcesi Âişe-i Sıddîka radıyallâhu Teâlâ anhâ rivayet etmiş:

"Adaletle hükmeden kadı kıyamet gününde mahşer yerine getirilir." Adaletli kadı bu; hain, rüşvetçi, zalim değil, adaletli kadı. "Ahirette, mahkeme-i Kübra’ya mahşer yerine getirilir, öyle bir şiddetli hesaba çekilir ki o hesabın şiddetinden 'Keşke iki kişi arasında bir hurma meselesinde bile hüküm vermeseydim.' diye temenni eder." Dünyada iken, "Keşke değil büyük meseleler, bir hurmacık için bile ikisinin arasında kadı, hakem olmasaydım, hükmetmeseydim." diye temenni edecek şekilde kıyamet gününde şiddetli sorgu sual ve hesapla karşılaşır.

Aziz ve muhterem kardeşlerim! Adalet; her şeye hakkını vermek, haklıya hakkını vermek, haksıza dur demek. Toplumun, toplum yaşamının, içtimaî yaşamın temelidir." Adalet çok önemlidir.

İyi hocam tamam adalet önemliymiş. Avukatlar, hakimler, savcılar düşünsün. Bir de devlet adamları düşünsün…

Hayır. Senin de üzerinde adalet vazifesi var; sen de karına, çoluk çocuğuna karşı âdil olacaksın, kızın erkeğin arasında, evlatlarının arasında âdil olacaksın, başkalarıyla konuştuğun, sana bir şey sorulduğu, iki kişi sana derdini açtığı, seni hakem tayin ettiği zaman senin de adaletli olman, taraf tutmaman, hakkı söylemen, hakkı işlemen, desteklemen lazım. Adalet herkesin boynunun borcudur.

İnne'l-lâhe ye'muru bi'l-'adli...

"Allah-u Teâlâ hazretleri hepinize adaleti emrediyor." Ye'muru bi'l-'adli … daha devam ediyor.

Cuma hutbelerinde hocalar mealini veriyorlar bu ayetin ama bizim insanlar, cemaatler, Müslümanlar olarak bir kusurumuz var; biz lafı duyup dinlediğimiz zaman heyecanlanıp onun gereğini yapmıyoruz.

"Haaa! Allah bana adaleti emrediyormuş hocam öyle mi?

Evet, öyle.

İyi, bundan sonra ben karıma karşı adaletli olayım, çocuklarımın arasında adaletle muamele edeyim, içtimaî ve ticarî hayatımda adalete riayet edeyim, haksızlık yapmayayım, haksız tarafı tutmayayım, siyasette haksız tarafı tutmayayım…

Her yerde var. Hangi iş varsa onu terazili, ölçülü yapmak adalettir, ölçüsüz yapmak adaletsizliktir, zulümdür.

Adaletin karşıtı, zıddı nedir? Zulümdür.

Ez-Zulmü zulümâtun yevme'l-kıyâmeti. "Zulüm kıyamet gününde insanın başına bela olur, zulümât olacak." Adalet de insanın iki cihanda yüzünün gülmesine sebep olacak. Adaleti icra etmek çok zordur, çok mühimdir. Hepimizin adaletli olması lazım.

Ben hâkim, savcı, avukat değilim, ben mahkemede vazifeli değilim…

Olsun. Senin de hayatında adaletle ilgili meseleler konuşuluyor; adaletli konuşacaksın, adaletli söz söyleyeceksin, hakkı kabul edeceksin, hak söylendiği zaman reddetmeyeceksin, inat etmeyeceksin, karşı gelmeyeceksin, kibir göstermeyeceksin. Bu adam haklı ama evet demeyeyim şuna demeyeceksin. Kimisi karşı tarafın haklı olduğunu anlıyor, "Uçsa da keçi uçmasa da keçi." diye inat ediyor.

[İki kişi] kayalığın ucunda bir karaltı görmüş; birisi,

"Bu keçi. Bak kayalığın ta ucuna kadar gelmiş." demiş. Ötekisi de bakmış,

"O keçi değil kartal." demiş. Ötekisi,

"Kartal değil keçi." demiş inat etmiş. O da,

"Hayır, kartal." Demiş.

Keçiydi, kartaldı derken oradaki karaltı kanatları açmış boşluğa uçmuş.

Kim haklı?

Kartal diyen haklı. Demiş ki:

"Gördün mü, bak benim dediğim çıktı, kartal. Keçi uçar mı? Kanatları var, havada uçtu." demiş.

Uçsa da keçi, uçmasa da keçi!"

Bu ne? İnat! Hakkı kabul etmemek.

Bu ne? Adaletsizlik!

İnsanlar bazen böyle işi inadından tutturduğu için kabul etmiyor, bu çok fena. Hak söylendiği zaman hak sözü kabul etmemek çok kötü bir huydur.

Nasıl olacağız? "Haklısın." diyeceğiz.

Bazen çocuk gelir hakkı söyler, bazen öğrenci kalkar hocaya haksızlığını söyler…

İnne'l-kabre evvelü menâzili'l-âhirati fe-in necâ minhü fe-mâ ba'dehû eyseru minhu ve in lem yencu minhu fe-mâ ba'dehû eşeddu minhu.

Bu hadis-i şerifi Osman radıyallâhu anh'ten Tirmizî, İbni Mâce ve sair kaynaklar, Ahmed b. Hanbel ve diğerleri rivayet etmişler.

Kabir var ya? İnsan ölüyor, kabre gömülüyor.

"Kabir ahiret konaklarının ilkidir." İnsan öldü mü dünyadan ahirete göçmüş oluyor.

Ne yaptı filanca adam?

Sizlere ömür, ahirete göçtü, irtihâl-i dâr-ı beka eyledi. Ne demek? Türkçesi, "o ahiret evine göç etti." demek. Bu göç, demek ki bir yolculuk var.

Bunun ilk konağı neresi? Yolcu bir yerlerde konaklar.

Kabir ahiret menzillerinden, konaklarından ilkidir. İlk önce orada konaklıyor, oraya gömülüyor, kabirde bir müddet bekliyor.

El-Kabrü evvelü menâzili'l-âhirati. "Kabir ahiret konaklarının ilkidir." Fe-in necâ minhü. "Kabirden insan kurtulursa." Bu menzili, konağı selametle geçerse, atlatırsa öbür tarafı, fe-mâ ba'dehû eyseru minhu. "Bundan sonrası daha kolay olur." Bundan sonraki meseleler daha kolay geçer. Ve in lem yencu minhu. "Kabirden paçayı kurtaramazsa, selametle geçemezse," fe-mâ ba'dehû eşeddu minhu. "Ondan sonrası daha beter olur, her konakta daha beter duruma düşer."

Aziz ve muhterem kardeşlerim! Kabirde ne olduğunu Peygamber Efendimiz' in sahih hadislerinden bildirmesiyle düşünelim. Ne olduğunu düşünelim. İnsanoğlu daha kabre konulur konulmaz, gömülür gömülmez sorgu melekleri başına gelirler.

Neden imam orada duruyor?

Yukarıdan sesleniyor, "Ey filancanın oğlu filanca! Dünyada sen mü'mindin, Müslümandın hatırla. Lâ ilâhe illallâh derdin, Allah'tan başka ilah olmadığını kabul ederdin, Muhammed onun elçisidir derdin." diye imam herkes gittikten sonra yalnız kalıyor talkın veriyor. "Ey filancanın oğlu!" diye cenazeye sesleniyor.

Neden?

Kabre girer girmez melekler gelirler ölüye sorgu sual açarlar. Kabirde sorgu sual haktır ve gerçektir, doğrudur ve olacak.

Neden?

Peygamber Efendimiz bildiriyor, "Kabirde sorgu sual haktır." İmam Buhari’nin hadis kitabında da vardır.

Neler sorulacak?

"Senin dinin ne kitabın ne kıblen neresi, kime tapındın, hangi dine mensupsun?" diye bunlar sorulacak.

Eğer sorgu sorulan kimse, mevta, "Rabbim Allah, dinim İslâm, kitabım Kur'an-ı Azîmüşşân, kıblem Kâbe-i Müşerrefe, ben elhamdülillah müslümanım." diye soruları doğru cevaplandırırsa melekler onu tebrik edecekler, "Bu konağın, istiratgâhın sana mübarek olsun." diyecekler, kabir genişleyecek. Kabir mevtayı, gömülen ölüyü ilk önce fena halde sıkacak, çok daraltacak. Kalkarken kabrin taşlarına, tahtalarına başını vuracak. İlk önce fena sıkılacak, bu soruları cevaplandırdığı zaman kabir genişleyecek.

Ne olacak hocam? Kabir cennet bahçelerinden bir bahçe haline dönecek.

Nereden çıkarttın bunu?

El-Kabrü ravdetün min rayâdi'l-cenneti. "Kabir cennet bahçelerinden bir bahçedir."

Ev hufretün min huferi'n-nâr. "Yahut da cehennem çukurlarından bir çukurdur."

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki: "Bir adam kabre konulur konulmaz oranın azap melekleri bunun kafasına ateşten bir topuz patlatacaklar." güm diye. Parça parça olacak, kabrin içi duman dolacak, ateş dolacak. O telaşla feryat edecek, diyecek ki, "Yanlışlık oluyor galiba ben Müslümanın, ben mü'minim. Bu azap bana niye oluyor, yanlış muamele mi yapıyorsun?"

"Hayır. Sen dünyada iken bir yoldan gidiyordun, orada zalimler bir mazluma zulmediyorlardı, sen o mazlumun yardımına koşmadın. Bu kabir azabını bundan görüyorsun, sana bundan vurduk." diyecekler.

Demek ki Müslümanın Müslümana yardıma koşması, mazlumu zalimin eline terk etmemesi, yardımcı olması lazım.

Peygamber Efendimiz ashabıyla gezerken iki kabrin yanından geçiyordu dedi ki: "Bu iki kabirdekiler azap görüyorlar." Çünkü ilk evliyâullahın, Allah'ın sevgili kullarının ilk meziyetlerinden birisi kabirde olanların durumlarını anlamaktır, onu görürler. Peygamber Efendimiz evliyaların serveri, "Bu kabirdeki iki kişi azap görüyor." dedi. Hem de mühim bir şeyden dolayı değil, sizin mühim saymadığınız sebepten dolayı azap görüyor. Birisi laf götürürdü, falancanın lafını filancaya, filancanın lafını filancaya götürürdü, dedikoduculuk, koğuculuk, nemmamlık yapardı ondan azap görüyor. Birisi de küçük abdestini yaparken sakınmazdı, ondan azap görüyor." dedi.

Demek ki mü'minler de kusurluysa, mücrimse, cürümlüyse, suçluysa o da kabirde azap görecek. Kabirdeki sorgusu suali iyi geçen, kabirdeki meseleleri atlatan, sıkıntıları aşan kimsenin ahiretteki ondan sonraki menzilleri, konaklarında rahatı daha iyi olacak. Kabirde durumu perişan olan ahiretin öteki menzillerinde de durumu daha fena olacak. Gittikçe belaya doğru yaklaşacak, sonunda cehenneme atılacak.

Müslüman cehenneme girecek mi?

Müslümanlardan mücrim olanlar cehenneme girecek. Zaten kabri cehennem çukuru gibi olacak. Bir de ahirette de hesaptan sonra hatası kadar cezasını çekmek için cehenneme atılacak.

Allah cümlemizi cehenneme atılıp azapla perişan edilenlerden, yananlardan, azap görenlerden etmesin, korusun, öyle olmaktan kurtarsın. Bizi sevdiği kullarından eylesin, azaba giriftar olmadan, belaya çatmadan, bi-gayri hisâb cennete girenlerden eylesin!

Bunun için çalışmak lazım.

Ben biraz böyle herkesin hatırında kalsın- bazı kelimeleri söylememek lazım, edeb-i kelâm diye bir şey var. Söylememek lazım ama- açıkça anlaşılsın diye bazen söylüyorum. "Küçük abdestini yaparken dikkat etmiyor." diye bile kabirde azap görebiliyor. Birisinin lafını ötekisine götürdü, söyledi,

Ahmet sana böyle dedi, Mehmet sana böyle dedi.

Vay öyle mi? Ben de onlara gösteririm…

Ara bozdu diye veya bir Müslüman kardeşine yardım etmedi diye azap görebiliyor. Görüyor musunuz, ne kadar zor işler. O halde bunları yapmayacağız. Müslümanın yardımına koşacağız, dilimizi tutacağız, gıybet dedikodu yapmayacağız, laf taşımayacağız, temizliğe dikkat edeceğiz, küçük abdestimizi, büyük abdestimizi temizliğe riayet ederek yapacağız. Evet, bu insanların başına gelen bir olay, yemek yiyen her insanın zaman zaman def-i hacet ihtiyacı oluyor. Yüznumaralar pırıl pırıl, tertemiz olacak.

Biz yolculuğu çok yapıyoruz. Arabamızdaki şahıslar diyorlar ki, "Aman camilerin yüznumalarına gitmeyelim, çok pis oluyor." Utanıyorum… Camilerin yüznumaraları pırıl pırıl olmalı.

Bizim yalıda cami yaptık pırıl pırıl, ben bu zihniyette olduğum için fayanslı, çinili, pırıl pırıl yaptık. Kullanmasını doğru kullanmıyor kullanan. Yapılışı güzel, kullanışı yanlış. Kullanım çok önemli. Sonra bazıları dar. Bir yüznumara yapmış, göbekli bir adam içine sığamaz, kapıyı kapatamaz. Kapıyı kapatırken göbeğini çekmesi lazım, döndürmesi lazım. Be adam yeryüzünde mekân mı kalmadı, bu kadar dar yapıyorsun! Biraz geniş yap şunu. Şu kapıyı açılırken kapanırken üstüme sürülmeyecek gibi yap. Çünkü yüznumara kapısı temiz mi pis mi bilmiyorum ki. Niye bu kadar dar yapıyorsun? Kimisi taşını götürüyor duvara yanaştırıyor. Biraz ortaya çekseydin olmaz mıydı be adam, bu ne böyle? Vesaire… Yüznumarayı güzel yapmak bir eğitim meselesi ve bir aferin alacak iş. Güzel yapana aferin, kötü yapana da yazıklar olsun! Çünkü temiz olması, üstüne sıçramaması lazım. Orada pis sular, namaz kılmaya mâni durumlar var.

Temizliğini rahat yapabilmesi lazım, suyu olması lazım. Şurada dere, burada caminin yüznumarası, camide su yok. Fe sübhanallâh! Ya yukarıya bir depo koyamadın mı be adam, bir motor takamadın mı? Şaldır şaldır su aksın, şurası tıkanmasın. Her şeyi içine atıyorlar, doluyor, tıkanıyor vesaire. Suudi Arabistan'a vesaireye gittiğimiz zaman da öyle.

Nasıl olacak?

Yapılışı temiz, kullanıma uygun, geniş olacak, yüznumara biraz ferah olacak. Bir yere sürünmeden, duvara eli eteği değmeden oturup kalkabileceği şekilde olacak. Kullanımı da temiz olacak, kullanımdan sonra da pis olmayacak, kullanılmış sulardan korunma da kurulanma da güzel olacak, bu da önemli. Bunları öğretmek lazım.

Sonra küçük abdestini yaptığı zaman bir kısmı idrar yollarında kalır, kalktığı zaman durum değişikliğinden dolayı akar. O zaman iş çamaşırı idrarlı, kirli olur, ona dikkat edecek.

Buna ne deniliyor?

İstibra' deniliyor. O akıntıların tamamen sonu alınmalı. Bunlar önemli.

Hocam, şimdi bunları niye anlatıyorsunuz?

Namaz, abdeste bağlı. Abdest güzel olmazsa namaz kabul olmaz. Namaz kabul olmayınca insan adam olmaz. Geçenlerde okuduk, ne kadar güzeldi.

Ne oluyordu insan Allah-u Ekber deyince namaza durunca?

Önüne sekiz cennetin kapıları açılıyordu.

Ben onun heyecanını hâlâ içimde duyuyorum. Sekiz cennetin kapısı açılıyor. Allah-u Ekber diyorsun, gıcırrt sekiz cennetin kapıları önüne açılıyor. Allah-u Teâlâ hazretleriyle aradaki perdeler kalkıyor, alemlerin Rabbi arş-ı azamda, sen onun huzurundasın. İnsanın tüyleri diken diken olur, gözlerinden yaşlar akar. Huri kızları istikbale geliyor; sen oraya gidiyorsun diye huri kızları karşılamaya geliyor.

Namaz bu, mü'minin miracı! Mü'minin miracı namaz ne kadar güzel, kaçırılır mı bu namaz?.. Bu namazın güzel olması abdesti güzel almaya bağlı, abdesti güzel almak, abdesti güzel, dikkatli bozmaya bağlı. Abdesti dikkatli bozmadığı zaman, abdesti dikkatli almadığı zaman namaz olmuyor veyahut oldu sanıyor da adam, hadesten taharet, necasetten taharet farzı yerine gelmediğinden kabul olmuyor.

Hocam ben namazı kıldım.

Kıldın ama farzını yerine getirmeden kıldın. Elbisen pis, kolay da temizlenmiyor. İnsanın istincâsı, istibrâsı, büyük abdesten kurtulması kolay değil. Onun pisliklerinden korunmak için çok teşkilat lazım. Kolay bir şey değil, zor bir şey. Temizlik zor ama onu bütün Müslümanların öğrenmesi lazım. Yüznumarayı yapmayı, yüznumara kullanmayı, yüznumaraya girmeyi çıkmayı öğrenin. Çünkü bu ibadetin temeli olan abdestin başlangıç yeri olmuş oluyor.

Bunları neden söyledik?

Bazı insanlar kabirde ondan dolayı azap görüyor, görecek.

Hocam alafranga yüznumara, alaturka yüznumara hakkında ne dersiniz?

İnsanın yaşına göre bazı insanların alaturka yüznumarada onu kullanması bir zaman geliyor mümkün olmuyor. Burada inat etmemek lazım. Bazısı alafranga yüznumarayı bozuyor, alaturkaya döndürüyor. Sağına soluna teşkilat koyuyor, seviyesini yükseltiyor, yüznumarayı dolduruyor alaturkalaştırıyor, lüzum yok. Çünkü eskilerde yaşlı insanlar için lazımlık filan kullanırlardı, yapamadığı zaman bu işleri mecburiyet oluyor. Onun için bence evde bir alafranga bir alaturka bulunması iyi, alafrangayı ihmal etmemek lazım. Bir de ben şunu gördüm, alaturka yüznumaralarda erkekler ve kadınlar dikkat etmezlerse üstüne sıçrama daha çok olabilir.

Neden?

Şimdiki yüznumara taşları ecdadımızın istediği gibi yapılmıyor. Eskiden ecdat iki ayağın basıldığı yerin arasına boşluk yapardı, idrar oradan aşağı giderdi. Şimdi orası dolu sadece küçük bir delik var. İdrar yapılırken o dolu yere çarpıyor, etrafa sıçrıyor. Uygun olmaz. Alafranga kapaklı klozetli şeylerde bu olmadığı için daha uygun da olabiliyor. Bazıları bu hususta bu işi rekabete dökmüşler, lüzum yok. Hangisi temizliği daha iyi sağlıyorsa onu yapacaksın, mühim olan o. Bence su yanında olmalı, hatta mümkünse sabunlanılmalı, tertemiz olmalı; tertemiz olmadığı zaman ibadete zararı olduğu için…

Bunları neden söyledik?

Kabirden açıldı bu mesele. Kabir ahiret konaklarının ilkidir. Burayı selametle atlatırsa insan bundan sonrası daha kolay olur, kurtulamazsa bu birinci konakta bundan sonrası daha fena olur. Kurtulamamanın sebeplerini söylerken işte bu abdest meselesi de çıktı. Onun için hem maddeten hem manen hem ahlâken tertemiz olacağız. Her şeyimiz temiz pırıl pırıl olacak.

Benim ninelerimden ben duydum, köyde namazda ayrı şalvar kullanırlarmış, namaz şalvarları varmış. O kadar titizleri de var, o kadar güzel yapanlar da var elhamdülillâh! Tabii İslâm zorluk dini değildir, kolaylık dinidir. Adam işçidir, yolcudur, her zaman bu rahatlığı, imkânları yanında olmayabilir. Su da olmayabilir ama mümkün olan her çareyi kullanarak tertemiz olmak, temiz olmaya çalışmak lazım aziz ve muhterem kardeşlerim!

Bugünlük bu kadar. Allah-u Teâlâ hazretleri hepimizi her yönden tertemiz eylesin. Bu bir önemli irfan meselesi. Medeniyet meselesi, medenilik meselesi. "Bir ailenin medeniliği yüznumarasından, yüznumarayı kullanışından anlaşılır." diyorum, işi oraya bağlıyorum.

Bir Sonraki

22.09.1996 -

Fitne

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA