26.07.1992 - Hac

26.07.1992 - Hac
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:
Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:
İzâ hacce'r-raculü an vâlideyhi tekabbela'llâhu minhu ve minhümâ ve'stebşera bihî ervâhuhümâ fi's-semâi.
Ne güzel bu hadis-i şerif de... Zeyd b. Erkan radıyallahu anh rivayet etmiş. Dârekutnî'nin kitabında var. Diyor ki Peygamber Efendimiz, müjdeliyor, bu da müjde;
İzâ hacce'r-raculü an vâlideyhi. "Adamın biri ana babasına niyet ederek haccederse; 'Anamın babamın ruhuna gitsin, ana babamın ruhu şâd olsun.' diye onlar için hacca giderse." Tekabbela'llâhu minhu ve minhümâ. "Allah haccını hem ondan kabul eder hem de ana babasından kabul eder."
Burada neyi söylememiz lazım?
Farz olan vazife müstesna. Farz olan, kendi boynuna borç olan vazifeyi yaptı. Ondan sonra bir daha "Annemin babamın ruhu şâd olsun. Onlara sevabı varsın." diye gidiyor.
Hatta başka bir hadis-i şerif daha var, onu oradan ben alarak burada ekleyeyim. Birisi birisini hacca gönderse... Mesela kendisi hacca gitmiyor da bir hoca efendiye diyor ki;
"Sen benim anam babam namına hacca git."
Namına hac yapılan mevtaya da sevap gider. Onun için hac yaptırtan, geride kalan evlat kimse, ona da gider. Haccı yapan kimseye de gider. Allah'ın lütfu çok. Yeter ki sen O'nun yolunda ol. Vaziyetten üç kişi istifade ediyor. Yani hayırlı bir şeyi yapan herkes, her halka, her kademe sevabını alıyor. Herkes sevabını alıp alıp iş öyle tamam oluyor.
Ve'stebşera bihî ervâhuhümâ fi's-semâi. "Gökte bu kendileri namına hacca gidilen anne ve babanın ruhları müjdelenir."
"Hadi müjdeler olsun. Yine işin iş, yaşadın. Senin oğlan sizin namınıza hacca gitti hem o hac sevabı kazandı hem de siz hac sevabı kazandınız. Hadi bakalım dünyadayken fakirdiniz, hacca gidememiştiniz ama evlat sizin namınıza böyle haccetti, hacı sıfatı aldınız, hacı sevabı aldınız." diye müjdelenir.
Böyle veya başka türlü. Ben iyi anlaşılsın diye biraz böyle kelimeleri ilave ediyorum. Gökte bu ikisinin ana babasının ruhları bu hacdan dolayı müjdelenir. Onlara müjdesi de gider, melekler tarafından bildirilir.
Sa'd radıyallahu anh isminde birisi geldi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz' e, dedi ki:
"Annem vefat etmişti, şu anda dünyada yok. Ama onu seviyorum. Bir çeşme yaptırsam, sevabı anneme gider mi yâ Resûlallah?"
Peygamber Efendimiz;
"Gider." buyurdu.
"Ama o vasiyet etmedi; 'Oğlum benim için ben öldükten sonra bir çeşme yap.' demedi. Yani ben kendi aklımdan şimdi düşünüyorum, onun namına bir çeşme yapacağım, yapsam sevabı ona gider mi yâ Resûlallah? Çeşmeyi ben yapıyorum, o yapmıyor." dedi.
"Gider." buyurdu Peygamber Efendimiz.
Demek ki başkasına sevap göndermek oluyormuş. Demek ki ahiret havalesi kimin adresine yazılırsa sevap o tarafa gidiyormuş, muhterem kardeşlerim.
Allah'ın lütfuna bak. Hayırlı evlat yetiştirmenin kârına bak. Hayırlı evlat öldükten sonra insanı hacı yapabiliyor. Hayırlı evlat öldükten sonra insanı çeşme sahibi yapabiliyor. Hayırlı evlat insanı nice nice sevaplara mazhar edebiliyor. Hayırlı insan insanı kabirde bahtiyar edebiliyor. Hayırsız evlat da insanın kabirde kemiklerini sızım sızım sızlattırıyor.
Hadi bakalım buyur; istediğin gibi evlat yetiştir. Serbestsin. Kanunlar da serbest... Ne istersen yapabilirsin. İster cennet yoluna gir ister cehennem yoluna sap diye serbest bırakmış Allah. Dileseydi şeytanı yaratmazdı. Dileseydi kâfirlerin hepsini kökünü kazıttırırdı. Dileseydi herkesin aklına bir nur verirdi, geceleyin rüyasına girerdi, adam mü'min olurdu.
Allah bütün insanları mü'min yapmaya kâdir mi değil mi?
Amennâ ve saddaknâ, elbette kâdir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Ve lev şâe rabbüke le-âmene men fi'l-ardı küllühüm cemîa. "Rabbin isteseydi yeryüzündeki insanların hepsi toptan, muhakkak ve mutlaka Müslüman olurlardı."
Öyle yapmadı, serbest bıraktı. Şeytanı da yarattı, nefsi de yarattı, serbest de bıraktı
Allah bizi ve zürriyetimizi şeytanın şerrinden korusun, nefse esir etmesin muhterem kardeşlerim.
Yine hac konusunda bir başka hadis-i şerif geldi ama bu da sopalı, tehditli bir hadis-i şerif:
İzâ hacce'r-raculü bi-mâlin min ğayri hillihî fe-kâle lebbeyk Allahümme lebbeyk kâle'llâhu lâ lebbeyke velâ sa'deyk hâzâ merdûdun aleyk.
Hz. Ömer radıyallahu anh'ten Deylemî rivayet etmiş.
"Bir insan helal olmayan taraftan mal kazanarak, para kazanarak haccetse..."
Rüşvet aldı, hırsızlık yaptı, haksız miras aldı, yalanla, yeminle para kazandı veya aldattı.
İmam-ı Azam Efendimiz 'in menakıbını okuyordum bu sabah. Geliyor birisi;
"Şu elbiseyi yüz dirheme sana satıyorum." diyor.
Bir adama bakıyor, bir elbiseye bakıyor, diyor ki:
"Bu elbise daha fazla eder." Adam;
"Benimle alay mı ediyorsun?" diyor.
"Hayır, bu 100 dirhemlik elbise değil, daha fazla eder."
"Peki, o zaman 200 dirheme satıyorum."
"Daha fazla eder." diyor.
"O zaman 300 dirheme satıyorum."
"Daha fazla eder." diyor.
"400 dirheme satıyorum."
"Daha fazla eder." diyor.
"Sen bu işi bilmiyorsun, bir exper çağıralım." diyor. Bilen bir insan çağırıyorlar;
"Şu elbise kaç para eder?"
"500 dirhem eder."
"Tamam, ver elbiseyi, al 500 dirhemi." diyor.
Kim bu? Mezhebimizin imamı, İmam-ı Azam işte. İmam-ı Azamımız bu.
"Gönül rızasıyla gelmiş." demez miyiz şimdi? Elimizi vicdanımıza koyalım; bugün birisi bize bir elbise getirse, "100 bin liraya satıyorum." dese. Elbise çok güzel, baktın anladın. Mesela deri elbise, kürk veya çizme. Baktın kaliteli bir şey, ucuz bir fiyata. Hiç böyle bir laf söyler miyiz, çıkar mı? "Yahu bu daha fazla para eder." diyen çıkar mı muhterem kardeşlerim?
Ben söyleyeyim;
Çıkmaz.
Ne deriz? "Ucuz ama dur hele biraz daha bir yoklayayım, 50 bine olmaz mı?" deriz.
Demez miyiz? Tabiatımız bu.
Ama bak imamımız nasıl; karşısındakinin durumuna bakıyor, diyor ki:
"Bu 100 dirheme alınacak şey 500 dirhem."
Yüzde beş yüz pahalıya alıyor.
İşte İslâm bu. İnsan böyle büyük adam olur. İşte böyle evliya olunur. Öteki türlü olunmaz. Aldatırsan olmaz.
Men ğaşşanâ fe-leyse minnâ.
Efendimiz pazara girdi, bir malın üstüne baktı, bir de altına elini soktu baktı; altı ıslak, üstü kuru. Hileli yani, dizişte hile var. O zaman böyle buyurdu;
Men ğaşşanâ fe-leyse minnâ. "Bizi aldatan bizden değildir."
Üstüne kuruyu koy, altına ıslağı koy, önüne güzelini diz, arkasına çürüğünü sırala... Eli cambaz gibi; her parmağı başka türlü oynuyor. Önden "Şunu istiyorum." diyorsun, o iki parmağıyla onu alırken arka parmaklar senin görmediğin yerden üç tane çürük alıyor, lup kese kağıdının içine bir sağlam, üç çürük giriyor. Bu eller nasıl beceriyor, başarıyor... Eve geldiğin zaman anlıyorsun. "Çok dikkat ettim." diyorsun, "Hiçbir şey attırmadım, adamın eline gayet dikkat ettim." diyorsun. Eve geliyorsun, hanım diyor ki:
"Ya bu çürükleri nereden aldın böyle?"
Neden?
Adamın eli hünerli. Arka taraftan yengeç gibi çalışıyor, alıyor, öbür tarafa atıyor, muhterem kardeşlerim.
O zaman biraz para kazanırsın ama Allah'ın rızasını kaybedersin. O zaman Allah sevmez. Cebine biraz para girer, biraz dünyalık kazanırsın ama Allah sevmez. Beğen, beğendiğini al.
Bir insan haram parayla haccederse ne olur?
Tabii ihrama girecek, ne diyecek? Lebbeyk Allâhümme lebbeyk diyecek.
Ne demek lebbeyk Allâhümme lebbeyk? Araplar birisine seslendiği zaman;
Yâ Ahmed, taal. "Ey Ahmet, gel!" diyor mesela, değil mi?
Biz ne deriz birisi bize seslense?
"Buyur." deriz. Araplar da diyor ki; lebbeyk, "Tamam, hizmetindeyim, emrindeyim, geliyorum."
Lebbeyk kat kat emrindeyim, iki kat, katmerli emrindeyim demek. Yani ihrama giriyor, lebbeyk Allâhümme lebbeyk diyor.
Ne demek? İbrahim aleyhisselam seslendi muhterem kardeşlerim. Allah emretti, dedi ki Kâbe'yi bina edince;
"Çık, kullarıma seslen. 'Allah Kâbe'yi bina ettirdi. Buraya ziyaret yapmayı, haccetmeyi size emrediyor ey insanlar, gelin buraya!' diye seslen yâ İbrahim." dedi. İbrahim aleyhisselam dedi ki:
"Yâ Rabbi! Burası taşlık, kayalıkların arasında bir vadi. -Bu tarafı Cebel-i Ebû Kubeys, bu taraf kalenin olduğu yer. Yani her taraf kayalık, ekin bitmez bir vadi. Ortasına Allah'ın emriyle Kâbe-i Müşerrefe yapılmış. Öbür tarafta da öbür dağlar var, insan yok; bağırsa bağırsa ne kadar yere kadar sesi gider? - Yâ Rabbi ben nasıl duyurayım?"
Ve ezzin fi'n-nâsi bi'l-hacci. "İnsanlara haccetmeleri için nidâ eyle, seslen, bağır."
"Seslenmek senden, duyurmak bizden." buyurdu Allah celle celâlüh.
Onun için hacı ihramı giyiyor, ihrama bürünüyor, iki rekât namazını kılıyor, lebbeyk Allâhümme lebbeyk "Yâ Rabbi, duydum davetini, emrine geliyorum. Emret, buyur, tamam, geliyorum." demiş oluyor. Mânası o. İbrahim aleyhisselam'ın ağzından çıkan daveti duymuş da "Tamam, geliyorum." demiş oluyor.
İyi ama haramla, haram kazandığı parayla yola çıktı, yaptığı iş haram. Lebbeyk Allâhümme lebbeyk deyince;
Kâle'llâh. "Allah-u Teâlâ hazretleri buyurur ki:" Lâ lebbeyke velâ sa'deyk. "Sana lebbeyke sa'deyke yok." Hâzâ merdûdun aleyk. -Başka rivayette ve haccüke merdûdun aleyk.- "Senin ziyaretin başına çalınsın, reddolunmuştur." denilecek.
Onun için muhterem kardeşlerim, İngilizlerin bir tane haydudu varmış, Robin Hood; yol kesermiş, zenginlerden para alırmış, fakirlere verirmiş. Köroğlu da Bolu dağlarına çıkmış, Bolu beyine karşı gelmiş, o da zenginden işkenceyle para alırmış, fakire verirmiş. Bilmiyoruz yani, bir şeyler böyle tarihten anlatılıyor.
Haram paradan hayır olur mu? Olmaz.
Haram paradan hac olur mu? Olmaz.
Haram paradan sadaka olur mu? Olmaz.
Faizini aldın, "Allah rızası için şuraya vereyim."
Yahu o haram, ondan hayır olmaz ki.
“Almanya'da oturuyoruz, faizleri almayalım.”
Orada alınır. Orada ona bırakmak da doğru değil, öbür tarafa da bırakmak doğru değil. Asıl, Müslüman, müessesini kuracak, çalıştıracak.
Demek ki haramdan hac olmuyormuş. Haramdan hacca kalkışırsa bir insan, Allah yüzüne çalıyormuş, bu hadis-i şeriften onu anlıyoruz. Müslüman haramı yemeyecek, helal yiyecek. Haramdan kaçacak. Bak İmam-ı Azamımız, sakat bir mal varmış, tezgahtara sıkı sıkı tembihlemiş;
"Aman bunu ayır. Aman bunu birisi almak isterse 'Burası kusurlu, onun için fiyatı da ucuz.' diye söyle." diye tembihlemiş. Ama ertesi gün kontrol ettiği zaman;
"Ne yaptın o sakatlı malı, duruyor mu hâlâ?"
"Aa ben onu satmışım, gitmiş!"
O parti maldan elde edilen bütün gelirlerin hepsini sadaka olarak vermiş. Karıştı bir kere, içine girdi diye korkusundan hepsini sadaka diye vermiş.
Bir büyük zattan bahsediyorlar ki civarda bir adamın koyunları çalınmış. Sormuş;
"Bir koyun kaç yıl yaşar?"
"Altı yıl, yedi yıl."
Belki o çalınmış koyunlardan kesilmiş ettir diye korkusundan adam yedi yıl et yememiş.
Büyükler böyle sakınmışlar, Allah'ın rızasını böyle kazanmışlar, muhterem kardeşlerim.
İzâ hacce's-sabiyyu fe-hiye lehû haccetün hattâ ya'kile fe-izâ akale aleyhi haccetün uhrâ ve izâ hacce'l-a'râbiyyu fe-hiye lehû haccetün fe-izâ hâcere fe-aleyhi haccetün uhrâ.
İbn Abbas radıyallahu anhümâ'dan bir hadis-i şerif. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:
"Çocuk haccederse bu, çocuk için bir hacdır."
Tamam, haccetti, sevap alır. Buluğa ermemiş sabi, haccetti, sevap alır.
Hattâ ya'kile.
Akıl-baliğ oluncaya kadar tamam, onun için o bir hac sevabıdır. Ama;
Fe-izâ akale aleyhi haccetün uhrâ. "Buluğa erdiği zaman, akıl-baliğ olduğu zaman onun başka bir defa daha haccetmesi lazım gelir."
Zenginse, parası varsa tabii... Hatta alimler olmasa da diyorlar. Haccetmesi lazım gelir.
Neden? Buluğa ermemişti. Buluğa erdikten sonra bir daha haccetmesi lazım.
A'râbî yani çöl bedevîsi haccetti. İslâmî bilgisi zayıf vs. haccetti.
Fe-hiye lehû haccetün. "O onun için hacdır." Fe-izâ hâcere fe-aleyhi haccetün uhrâ. "Hicret edip de Müslümanların yanına geldiği zaman -Peygamber Efendimiz' in yanına geldiği zaman- bir hac daha etmesi gerekir."
Çünkü o eski devir, eski kafa ile yapılan hac ayrı. Hicret edip Müslümanların arasına katıldığı zaman ayrı bir hac yapması gerekir, diyor Peygamber Efendimiz.
Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.
Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.
25.06.1995 -
Demir, Ateş, Su
27.07.1986 -
Yemek Yeme Adabı,
