İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

14.10.1984 - Allaha Yönelmek, Uzaklaşmak

14.10.1984 - Allaha Yönelmek, Uzaklaşmak
Hadisler Deryası

14.10.1984 - Allaha Yönelmek, Uzaklaşmak

09.06.2026
19 dk 12 sn

Bis

millâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külle hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Men inkata'a ilallâh kefâhu'llâhu külle mü'netin ve razakahû min haysü lâ yahtesib ve men inkata'a ile'd-dünyâ vekelehu'llâhu ileyhâ.

An İmran b. Huseyn radıyallahu anh.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuşlar ki;

Men inkata'a ilallah. "Kim Allah'a yönelip kesilirse."

Kesilmek, yani mâsivallahtan kesilirse, Allah'tan gayrıdan yüz döndürüp Mevlâ'ya teveccüh ederse mânasına burada. İnkata'a kopmak, kesilmek mânasına. Ama gayrıdan kesiliyor da Allah'a yöneliyor, teveccüh ediyor, Allah'ın yoluna giriyor.

"Kim Allah'a yönelip de gayrıdan kesilir, vazgeçerse."

Kefâhu'llâhu külle mü'netin. "Allah her meşakkat, sıkıntı ve derde karşı ona yardım eder, kâfi gelir."

"Allah'a dayanan kulun yaveri Hak’tır." demek. Kim O'na bağlanırsa, gayrıdan vazgeçip, yüz döndürüp de Mevlâ'ya dönerse Allah ona kâfi gelir, yeter, eksik bırakmaz, açık bırakmaz, yardımsız bırakmaz, ortada komaz, kendisine güvenen, bağlanan kulunu pişman etmez. Ona bağlanan pişman olmaz, mahrum kalmaz.

Mü'ne meşakkât, ağırlık, sıkıntı mânasına. Her sıkıntısında, meşakkatinde, başına gelen ağır işte Allah yardımcı olur.

Kefâ "yeter" demek, yani kâfi gelir, başkasına ihtiyaç hâsıl olmaz, hacet kalmaz.

Ve rezakahû min haysü lâ yahtesib. "O kulunu ummadığı yerden rızıklandırır."

"Allah Allah, nereden geldi bunlar?"

Nereden gelecek; sen Allah'a döndün, Allah sana ikram ediyor. Ummadığı yerden...

Nâçar olacak yerde,

Nâgâh açar ol perde.

Nâçar ne demek?

Çaresiz. "Hiçbir çarem yok, mahvoldum, bittim artık!" dediği zaman; "Dur kulum, ben varım." ummadığı yerden bir kapı açar, perdeyi açar.

Rızıklandırmak; maddî [olarak] midesini doldurmak mânasına da gelir, in'am, ihsan etmek mânasına da gelir. Yani ummadığı yerden ona ikramını ulaştırır hem karnını doyurur hem gönlünü doyurur.

Aksine ve men inkata'a ile'd-dünyâ. "Kim dünyaya kesilirse."

Bu sefer Allah'tan kesiliyor, vazgeçiyor, ahirete sırt çeviriyor da dünyaya teveccüh ediyor. İşini gücünü başka taraflardan kesiyor, bütün gücüyle, toplamış bütün kuvvâsını, imkânlarını, dünyaya teveccüh etmiş; aklı fikri dünya.

"Kim dünyaya teveccüh ederse."

Vekelehu'llâhu ileyhâ. Sen dünyaya mı döndün; hadi bakalım, "Allah onu dünyaya terk ediverir, bırakıverir, teslim eder."

Sen dünyayı mı istedin?

Mevlâ onu dünyaya terk ediverir.

Dünya ne işe yarar? Hiçbir işe yaramaz.

Ne yapar?

Allah müsaade etmedikten sonra ne olur? Sanki Allah Teâlâ hazretlerinden yüz çeviren, dünyaya dönen kula dünya; "Vay, sen bana mı döndün, bana iltifat mı ettin; dur Allah'a karşı ben sana yardım edeyim." mi der? Mümkün mü öyle bir şey?

Perişan olur, ortada kalır, mahvolur demek.

Bu hususta çok hadisler vardır. İşin aslı da budur.

Allah'a döneceğiz, Allah'a teslim olacağız.

Müslümanlık ne demek?

Uzun boylu izahı bir tarafa bırakalım; insanın Allah'a teslim olması demek. Esleme, kendisini teslim etmesi demek. Kelime de zaten aynı kökten geliyor.

"Ben İslâm oldum." ne demek?

"Götürdüm, kendimi Allah'ın iradesine teslim ettim." demek.

"Oğlum elinde çanta, bavulu hazırlamışsın, nereye gidiyorsun?"

"Askere teslim olmaya gidiyorum. Askerlik şubesine gidiyorum, oradan beni alacak, kışlaya götürecekler. Artık askerim."

Ona teslim oldum, onun gibi yani.

İslâm ne demekmiş? Allah'ın iradesine teslim olmak.

"Zaten yeryüzünde Allah'ın iradesinden başka bir şey mi hüküm sürüyor hocam, bu nasıl söz? Allah'ın istediğinden gayrı şey mi oluyor?"

Allah-u Teâlâ hazretleri istemese hiçbir şey olmaz.

Cümle işler Halik’ındır, kul eliyle işlenir.

Hakk'ın emri olmaz ise sanma bir çöp deprenir.

Allah istemese bir yaprak kıpırdamaz, saman çöpü yerinden oynamaz. Değil böyle daha büyük işler, saman çöpü yerinden oynayamaz. Rüzgâr esiyor, oynuyor. Oynayamaz. Hakk'ın emri, müsaadesi olmazsa...

"Peki bu katiller, hırsızlıklar, ölümler, zulümler neden oluyor?"

Allah-u Teâlâ hazretleri burayı imtihan dünyası yaratmış olduğu için eğriyi, doğruyu insanlara bildirmiş ve serbest bırakmış.

İmtihanda hoca gidip talebenin başına dikilip de "Şöyle yap, böyle yapma, öyle yazma, böyle yaz." der mi? Demez.

"Çocuklar, iki saat imtihan müddeti verdim, çıkartın kalemlerinizi, kağıtlarınızı, silgilerinizi, arkadaşınızdan bir şey almak vermek yok; önünüze eğilin, kâğıda yazın."

Ne yazarsa yazar.

E ne olacak, yanlış yazarsa? Hoca artık onu okuyacak, değerlendirecek. Orada serbest o. İstediğini söyler, istediğini yazar. Doğru yazarsa kazanır, eğri yazarsa kaybeder. Ondan. Yani bu dünya dâr-ı imtihan olduğu için müsaade ediliyor. Her şey Allah'ın müsaadesiyle, verdiği imkânla oluyor. Ama her şeye rızası yok.

Bak, burası ince nokta:

Her şeye rızası yok. Hırsızlık yapana da Allah dilese hırsızlığı yaptırtmaz. Arsızlık yapana da Allah dilese arsızlığı yaptırtmaz.

Firavun, Hâman, Karun, şunu bunu... Müsaade ediyor da ondan yapıyor. Ama rızası yok, yaptığı şeye razı değil. Yanlış şeyi yapıyor.

Şeytan demiş ki;

Fe-enzirnî ilâ yevmi yüb'asûn. "Yâ Rabbi bana müsaade et, imkân ver, onlar tekrar ba's olunacakları güne kadar ben şu kullarını aldatacağım."

Kâle fe-inneke mine'l-munzarîn. "Hadi al, müsaade senin. Ne mel’anet yapacaksan yap!"

Şeytan da serbest bırakıldı. Şeytan da aldatmak için gelir, fıs fıs fıs içeriden vesveseyi verir. Herkese geliyor.

Bir dostumuz diyor ki:

"Hocam iki-üç günde bir geliyor; aklıma öyle fikirler geliyor ki söylemeye bile utanıyorum."

Yani şeytan içeriden kışkırtıyor.

"Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh de, abdestine dikkat et, abdestsiz gezme." dedim.

Demek ki insan dünyaya dönerse hiçbir şey elde edemez. Mahvolur.

"Hocam 'Elde edemez.' dedin ama adamın Büyükada'da köşkü var, bahçesinde güller var, duvarın üstünden sarkmış pembe pembe, kırmızı kırmızı, mis gibi kokuyor..."

Yahu bu dünya kime kalmış? Şu mezarlıkları görmüyor musun? Şu taşlar ne diyor insana? Görmüyor musun? Eyüp Sultan tarafına gitmedin mi? Haliç'in sırtlarını görmedin mi? Mezar taşı dolu... Taşlar dikilmiş de insanlar sırt üstü yere gelmiş. İçeride toprak olmuş. Kemikleri ufalanmış. Sen de öyle olacaksın. Biz hariç miyiz, bu kanunun dışında mıyız? Kimlerdi bunlar, baksana; dışarıda kocaman kavukları var, mezar taşına koymuşlar. Şu şu adamdı, bu mevkideydi... Yeniçeri ağası mıydı, komutan mıydı, asker miydi, paşa mıydı, padişah mıydı? Herkes bir şeydi ama... Peygamber miydi? Peygamberler de gitmiş. Zaten "Kalmak mı istersin, gitmek mi istersin?" dense ahireti bilen insan zorlanır mı?

Mevlânâ ne demiş vefatı gecesine?

"Şeb-i arus; düğün bayram gecem."

Bu dünyaya dönen isterse birazcık para pul sahibi olsun, ne olacak? İsterse al, bütün dünya senin olsun. Kâfirlere, "Al, işte şu kadar, bu kadar verdim." Verir. Ne olacak? Bu dünya fâni. Bu dünya gelip geçici.

İnsan bu dünyanın gülüne, sümbülüne, bülbülüne, kelebeğine, çayırına, çimenine, zevkine, sazına, sözüne, eğlencesine, parasına, altınına, incisine aldanabilir. Süslü, süslenmiştir. Aldatıcı bir tuzak gibi... Daneyi tuzağın içine kuş gelsin diye nasıl koyarlar. Her tuzak yeri kapatılır, tuzağın sağı solu belli edilmez. Bir şey alacağım diye oraya gelir, hop tuzağın içine düşer.

Farenin yakalanması nedendir? Bir peynirden.

Kuşun yakalanması nedendir? Bir daneden.

Ceylanın, şunun bunun yakalanması nedendir? Bir tutam ottan.

Hepsini bir tuzakla yakalarlar. Onun için süslü bu dünya...

Bu dünyadan göçüp gideceğiz.

Nasıl bir dünya?

Ben sana ne anlatayım, sen de içindesin. 20 yıl, 30 yıl yaşadın. İnsanın parası da olsa, pulu da olsa, zengin de olsa, fakir de olsa sıkıntıdan kurtulmuyor; dertsiz insan yok. Kimisi parasızlıktan inliyor, kimisi hastalıktan inliyor. Kimisinin her şeyi yerinde, evladı hayırsız. Kimisinin karısı hayırsız. Kimisinin kocası hayırsız. Kimisinin büyük ticarethaneleri var, gece gündüz "Aman ticaretim bozulacak!" diye ödü patlıyor, uyku uyuyamıyor. Yani dertsiz insan yok. Herkesin bir derdi var.

Değirmencininki de suyla. Onun da derdi suyla. "Ah su gelse, aman su kesilmese..." Herkesin bir derdi var. Dertsiz insan yok.

En büyük zenginler, bankerler, bilmem neler, şunlar bunlar... Böyle işte gelmiş.

Bazen üzücü hadiseler olur, üzer. Bazen sıkıntılı hadiseler olur, üzülürüz. Herkes üzülür, üzülmeyen insan yok.

"Padişahlar üzülmez." Öyle bir şey yok.

"Kraliçeler üzülmez." Öyle bir şey yok.

Dertsiz insan yok.

Onun için Allah'a döneceğiz. İşin aslı bu da bırakamıyoruz. Ökse otuna yapışmış kuş gibi bırakamıyoruz, bir türlü gönlümüzden atamıyoruz. Bu iki paralık dünya için birbirimizi yiyoruz. Bırakıp gideceğiz. Bırakıp gideceğimiz dünya için birbirimizi yiyoruz; ahireti unutuyoruz.

Allah da müsaade etmiş, istediğini yapsın diye. Edepsizliği yapıyor da kul, "Başıma da taş yağmadı, devam edeyim." diyor. "Geçen gün ben şu kadar edepsizlik yaptım, başıma yukarıdan taşlar yağmadı, devam..." İçkiye, kumara, hırsızlığa, arsızlığa devam ediyor.

Eh, et bakalım...

Firavun, Karun sana misal olmadı mı? Lut kavmi misal olmadı mı?

Allah Lut kavmini helak etti, Lut gölünün içine batırdı. Kimisine büyük fırtınalar gönderdi, köklenen hurma dalları gibi evleri söküp söküp, alıp giden fırtınalarla helak etti. Kimisini yerin dibine geçirdi. Kimisini suda gark etti. Allah düşmanlarından sonunda intikam alır. Bu dünyada da gösterir, ahirette de gösterir. İki paralık zevki, bir hoş tarafı vardır.

Burada asıl gaye, Allah'a mutî olmak, Allah'ın emirlerini tutmaktır.

"Hocam benim böyle derin işlere aklım ermez." dersen;

Ermez ama bu hayat bir imtihan dünyası işte; geçenlerden ibret almazsan iş olup bittikten sonra senin de başına ölüm geldiği zaman pişmanlık duyarsın;

"Tuh, hoca söylemişti. Keşke öyle yapsaymışım." Ama geçti artık, bitti.

Biz önceden ikaz ediyoruz. "Girme, tehlike var burada!" diye yola işareti koymuşlar. Girilmez.

"Ben girerim, yol açık."

Girersin ama ya öbür tarafı uçurum, kayalardan aşağı yuvarlanacaksın, ya ters yola girdiğin için karşıdan bir vasıta gelir, seni çiğner geçer. Bir şey olur yani. Bu işaret boşuna konmamış ki. Mutlaka arkasından bir zarar gelecek.

Eger pendî hıretmendâm zi-cânu dil neyâmuzi

Cihan an pend ba talhî biyâmuzed durâruzi.

Eğer akıllı insanların nasihatlerini cân-u gönülden tutmazsan, dinlemezsen, öğrenmezsen, bu dünya sana o nasihatleri bir gün acılıkla öğretir.

"Haa, doğruymuş." dersin ama iş işten geçer.

Firavun bile pişman oldu. Hiç unutma ki Firavun bile öleceği zaman;

Lâ ilâhe illellezî âmenet bihî benû isrâîl. "Benî İsrail'in inandığı Allah'tan gayri ilâh yoktur, ben de lâ ilâhe illallah diyorum, ben de kabul ediyorum." dedi.

Çok münkir insanlar gördük. Çoklarının hayatları hakkında duyduk, sonlarını duyduk.

Bir tanesi var, bizim arkadaşlar anlatıyorlardı, -yaşlandıktan sonra- yalvarırmış; "Çocuklar yanımdan gitmeyin, ne olur!" diye. Ziyaretine giderlermiş, yatsıdan sonra herkes evine gidecek. Yalnız kalmaktan ödü patlarmış. Sen gençken ortalıkta dolaştın, inkâr ettin, bak son zamanda nasıl ödün patlıyor. Bilmiyorsun ki; ölümden sonraki hayatı sen inkâr etmenle o gitmedi ki. Sen inkâr ettin diye ahiret yok olmadı ki. Gözünü kapattın, "Güneş yok." dedin ama güneş gökyüzünde pırıl pırıl parlıyor. Başını kumun içine soktun. Son hayatları zehir oluyor.

En son demine kadar zehir olmasa bile, zevk-i sefa içinde geçse bile Allah ahirette pişman edecek. O zaman çok büyük pişmanlık duyacaklar.

Şerru'n-nedâmeti yevme'l-kıyâmeti. "En büyük pişmanlık, kıyamet günündeki pişmanlıktır."

O zaman çare yok. Ama bu dünyada pişman olursan...

"Hocam ama ben çok suçlar işledim, çok günahkârım. Bildiğin gibi değil. Sana anlatamam da utanırım. Çok fena benim halim."

Olsun. Müslümanlık küfürdeki, inkârdaki, müşriklikteki bütün günahları siler. Lâ ilâhe illallah dedi mi insan Müslüman olur. Tevbe de günahları siler. Tevbe edersin, Allah-u Teâlâ hazretleri Erhamü'r-râhimîn'dir, Gafûr'dur, Rahîm'dir, Tevvâb'dır; affeder, mağfiret eder. Bundan sonra dikkat edersen bağışlar. Ama iş işten geçmeden...

Accilû bi't-tevbeti kable'l-mevt. "Ölmezden evvel tevbeni acele et."

Tam ölüm vakti gelince artık iş olmaz. Ölmeden evvel hemen tevbe et.

"Estağfirullah el-Azîm ve etûbu ileyh. Tevbe ettim yâ Rabbi, şu andan itibaren iyi kul olacağım."

"Yarına bırakayım."

Olmaz. Yarına kadar şeytan senin yanına gelir, seni aldatır. "Gel, tevbe etme, bu akşam da şu arkadaşınla bir içki iç." der. İçkiyi içmiş içmiş içmiş, -gazetede gördüm- dört arkadaşı ile beraber hop ölüme... Kullandığı araba kaza yapmış, beraberce günahkâr bir şekilde gittiler işte...

Allah'a döneceğiz. Allah bize tevekkül nasip etsin. İman ile Allah'a hakkıyla teslim olmayı nasip etsin. Biz Lâ ilâhe illallah deyince güya teslim olduk ama içimiz teslim olmadı. Onun için "İnsanın nefsinin Müslüman olması lazım." diyorlar. Yani diliyle Müslüman oluyor da insan, içi Müslüman olacak. İçi bir türlü Müslüman olmuyor, içi kalıyor böyle. İçini de Müslüman etmek için uğraşmak lazım. Nefsin başına küt küt, küt küt vurmak lazım.

Nefis sen ölmez misin, öleni görmez misin,

Yakasız gömlek biçilmiş, sen onu giymez misin?

Bir gün giyecek. Ama anlatmak lazım. Zikir lazım. Ölümü düşündürmek lazım. Zikrullah lazım ki düzelsin. Yani bunlar düzelsin diye yapılıyor.

Düzelirse nasıl olur insan?

Kısaca söyleyeyim; Mevlânâ gibi olur, Yunus Emre gibi olur, İbrahim Hakkı-i Erzurumî gibi olur, İsmail Hakkı-i Bursevî gibi olur. Yani herkesin, cihanın hayran kaldığı, "Allah Allah, ne kâmil insanlar gelmiş geçmiş yâ Rabbi!" diye hayran kaldığı, arkasından asırlar geçtiği halde namı unutulmayan, sevgisi kesilmeyen insan olur. İnsan olur. Manevi bakımdan sultan olur. Onun için evliyâullaha hep "sultan" lakabı vermişlerdir. Hacı Bayram Sultan, tarzda şey yapmışlardır.

Âşık Paşa.

Paşalık mı yapmış? Hayır, manevi mertebesinden dolayı.

Allah bizi şu dünyanın fâni lezzetlerine aldananlardan da etmesin. Süslüdür, aldatıcıdır, bunu kabul ediyorum ama işte hadisler, ayetler bildirmiş. Dünya hayatının bir süs, ziynet, övünme, boş bir şey olduğunu ayetler de bildirmiş. Allah bizi ikaz etmiş yani. Biz buraya aldanmayacağız.

Burası nedir?

Burası ahiretin mezrasıdır, tarlasıdır. Biz burada ekeceğiz ahirette mahsulü alacağız. Burada hazırlık yapacağız, salih amel işleyeceğiz, iyi kul olacağız; Allah ahirette cennetini, cemalini ihsan edecek.

Şu da var ki Allah-u Teâlâ hazretleri mü'min kulunu mahvetmiyor; "Sen Müslüman oldun, kırbaç altında hiç rahat yüzü görme!" demiyor. Müslüman gece gündüz daha rahat oluyor. Müslüman olan bir aile daha huzurlu oluyor. Müslüman olan bir insan daha şen oluyor. Yani İslâm dünya ve ahiret bakımından da insana yarıyor. İnsanın dünyası da iyi oluyor; tertemiz oluyor, pak oluyor, kalbi temiz oluyor, kimseye bir kötülüğü yok, komşularıyla başı dertte olmuyor, ticareti helal oluyor, müfettiş korkusu, polis korkusu olmuyor çünkü alnı açık; hırsızlık, arsızlık, dolandırıcılık bir şey yok, kaçakçılık yok. Her bakımdan insan rahat oluyor. Yani dünyada da Allah yine İslâm'ın büyük bir nimet olarak meyvelerini insana tattırıyor.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA