İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

27.09.1987 - Müslüman Nasıl Olmalı

27.09.1987 - Müslüman Nasıl Olmalı
Hadisler Deryası

27.09.1987 - Müslüman Nasıl Olmalı

13.08.2026
17 dk 20 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ ve senedinâ ve tâci ruûsinâ ve üsvenite’l haseneti Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ  âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Yâ Ebâ Zer! İnnî erâke daîfen ve innî uhibbu leke mâ uhibbu li-nefsî. Lâ te'murenne ale'sneyni ve lâ tevelleyenne mâle yetîmin.

Hadis-i şerif, Ebu Zer-i Gıfârî hazretlerine hitaben söylenmiş. Ebu Zer hazretlerinin ismi Cündüp b. Cünâde'dir. Kendisi Müslüman oldu, kardeşi Müslüman oldu, anası Müslüman oldu ve kavmini Müslüman etmekte çok gayret gösterdi. İyi bir insan, sebatlı bir insan. Gelmiş, Peygamber Efendimiz' e iman etmiş. Kureyş'e gitmiş, mü'min olduğunu söylemiş; epeyce maceraları var. Peygamber Efendimiz o Ebu Zer hazretlerine diyor ki:

"Ey Ebâ Zer! Seni biraz zayıfça görüyorum. Ben kendim neyi istersem senin için de onu isterim. Seni seviyorum. Kendim için neyi seversem senin için de onu temenni ederim ve severim. Sakın ha iki kişinin başına emir olma, başa geçmeye çalışma. Reis olmaya, başkan olmaya heves etme. Velev iki kişi bile olsa onların başına başkan olmaya kalkma. Ben seni biraz zayıfça görüyorum. Başkan olursan haklarına riayet edemezsin, ölçülü hareket edemezsin, günaha girersin. Hâlbuki ben seni seviyorum; günaha girmeni, zarara uğramanı istemem. Allah'ın sevmediği duruma düşmeni istemem. Sakın ha başkan olma, emir olma, komutan olma, başa geçme." Ve arkasından da buyurdu ki ve lâ tevelleyenne mâle yetîm. "Yetimin malının idaresini de üzerine alma." Velilik, vasilik mesuliyetli işlerdir, doğru düzgün yapamadığı zaman hak geçer, o zaman da insanın ahireti mahvolur. Çocuk kendi hakkını koruyamaz, yetimdir, büyükleri ölmüştür, idare senin elinde; sen onun malını biraz yanlış kullanırsan ondan sonra ahirette başına çeşit çeşit belalar, sıkıntılar gelir.

Muhterem kardeşlerim!

Aslında insanın kendisinin derdi kendisine yetiyor. İyi bir Müslüman olacaksın, Allah'ın rızasını kazanacaksın. Kazan bakalım; kolay değil, bin bir sıkıntısı oluyor. Sabahleyin erken kalkacaksın, namazı kaçırmayacaksın. Ondan sonra işe gideceksin; kimsenin hakkını yemeyeceksin, helal kazanacaksın. Vazifelerini yapacaksın, akşam eve geleceksin. Bu aradaki ibadetlerini ihmal etmeyeceksin. Cuman, bayramın, farzların, sünnetlerin derken komşuluk vazifelerini yapacaksın, hanımına karşı vazifelerini yapacaksın, çoluk çocuğuna karşı babalık vazifelerini yapacaksın, yapacaksın, yapacaksın… Bir sürü iş var. Şimdi bu işlerin hepsi yetmiyormuş gibi bir de insana başkalarının idareciliği, sorumluluğu gelip yüklendi mi, yanlış karar aldı mı vebali çok büyük olur. Hepsini helâk eder, hepsine zararı dokunur. Doğru kararlar alması lazım.

Onun için akıllı bir insan idarecilik istememiş. Akıllılar kaçınmışlar; devlet hizmeti istememişler, hâkim olmak, emir olmak, vergi memuru olmak istememişler. Yanlış iş yapılacak yerlerden kaçınmışlar, kendi başlarının derdine bakmışlar. Peki bu işleri kim görecek?

Bu işleri, takva ehli yöneticilerin uygun gördüğü kimseler yapacak. "Sen yap." denir. "Ben yapamam, kusura bakma, affet." der. "Hayır sen yapabilirsin." denirse o zaman yapar. Kendisi istemeden yukarıdakiler tarafından böyle bir vazife uygun görülüp de tavsiye edilirse o işin hayrı, bereketi çok olur ve başarısı üstün olur.

Kendisi heves ederse, "Doğrusu bu işi en güzel ben yaparım. Vallahi sağıma, soluma bakıyorum; benim kadar meziyetli, kabiliyetli, yüksek insan göremiyorum. Yapsam yapsam ben yaparım, başkası yapamaz." derse olmaz. O senin zannın, o senin hüsnü kuruntun. Sen öyle sanıyorsun ama gel kendini bir de başkalarına sor bakalım nasıl bir adamsın? Böyle insanlar vebal alıyor, mesuliyet alıyor; ahirette de işleri zorlaşıyor. Peygamber Efendimiz öyle tavsiye etmiş.

Hz. Ömer'e demişler ki:

"Yâ Ömer! Sen yaralandın. Oğlunu başımıza halife yapalım." Demiş ki:

"Bu aileden bir tane kurban yeter." Bak oğlunun halife olmasını istemiyor. Biz olsak, "Devlet başkanı olacak ya, kim istemez?" deriz. Bizim kendi mantığımıza göre böyle. "Seni Çankaya'da reis-i cumhur yapacağız." Desek, "Ben istemem." diye kenara çekilecek olan kaç tane babayiğit çıkar. Herkes ister. Umumiyetle istenen bir şey. Hatta bu işler için kavga ediyorlar. Ama bizim dinimizde işler ahiret hesabına göre yapıldığı için Peygamber Efendimiz sevdiği kimseye demiş ki; "Ben seni biraz zayıfça görüyorum, veballi işlere girme, kendi başının çaresine bak." Ama kabiliyetli insan olursa o vazifeyi yapması faydalı olacaktır. "Hadi bakalım sen şu işi yap." diye vazife teklif olunursa o da elinden geldiğince yapmaya çalışır. Hata etse bile iyi niyetli olduktan sonra Allah sevap yazar.

Allah bizi veballerden, mesuliyetlerden korusun. Eğer kendimiz istemeden bir vazife gelmiş yükletilmişse o vazifeyi yüz akıyla yapmayı nasip eylesin. Bize tevfîkini refik eylesin. Bizi nusretiyle teyit ve takviye eylesin. Bize yardım eylesin. Bizi kendisine güzel kulluk etmeye muvaffak eylesin.

Yâ Ebâ Zer, ünzur ilâ erfai racülin min mescidi fî aynike. Kâle fe-nazartü fe-izâ racülün aleyhi hulletün. Kultü hâzâ. Kâle ünzur ilâ evfâ racülin fi'l-mescidi. Kâle fe-nazartü fe-izâ racülün aleyhi ahlâkun. Kultü hâzâ. Kâle ve'l-lezî nefsî bi-yedihî ilâ hâzâ inda'l-lâhi yevme'l-kıyâmeti hayrun mil'i mil'i'l-ardı misli hâzâ.

Kardeşlerim, bu hadis-i şerifi can kulağıyla dinleyin. Bakın işler ne kadar başka türlü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden Ebu Zer-i Gıfârî hazretleri rivayet etmiş, sahih kitaplarda da yazılmış. Bir gün Peygamber Efendimiz Ebu Zer-i Gıfârî hazretlerine sormuş:

"Yâ Ebâ Zer! Bak bakalım sence şu mescidin içinde -kendi mescidini gösteriyor- en kaliteli, en yüksek, en şanlı, en şerefli, en üstün, en yüce adam kim?"

Ebu Zer radıyallâhu anh diyor ki; Fe-izâ racülün aleyhi hülletün."Bir baktım ki orada bir adam üstüne güzel bir elbise giymiş, ribâsı pırıl pırıl; kılığı, kıyafeti, kalıbı yerinde. Onu işaret ettim."

"Peki bu mescitte senin gözünde en aşağı seviyede, en aşağı mertebede olan adam hangisi? Bir de onu göster bakalım?" Ebu Zer hazretleri yine bakmış mescide. Üzerinde eski püskü elbiseler bulunan zavallı perişan bir kimse var, onu göstermiş; "Benim nazarımda en aşağısı da bu." demiş.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: Ve'l-lezî nefsî bi-yedihî. "Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki." Canımız hep Allah'ın emrine bağlı. Yaşa derse yaşarız, öl derse ölürüz. Azrail aleyhisselâm'a; "Git şunun canını al." derse -Ve lâ yesta'hirûne sa’aten ve lâ yestakdimûne - emrindeyiz. Bir anlık; bir varmış, bir yokmuş. İnnâ li'l-lâhi ve innâ ileyhi râciûn. Allah geçmişlerimize rahmet eylesin. Bizim de olacağımız o.

"Canım, ruhum, nefsim elinde olan Allah'a ant olsun ki şu senin beğenmediğin hırpani adam; kılığı, kıyafeti, kalıbı yerli yerinde, kelli felli adamlardan daha hayırlıdır." diyor.

Muhterem kardeşlerim! Allah indinde yükseklik takva iledir; palto ile kürk ile cübbe ile rütbe ile boy pos ile yakışıklılık ile palabıyıklılık ile uzun sakallılık ile koca kavukluluk ile asaletle, soy sopla, zenginlikle değil. Peki, ne ile? Allah indinde en yüksek insan, takvası en üstün olandır. Allah'tan en çok korkan, Allah'a en iyi kulluk etmeye çalışan, Allah yolunda en iyi yürümeye gayret eden insan en üstündür, velev fakir olsa. Elbisesi yamalı olabilir, üstü başı hırpani olabilir, tahsilsiz olabilir.

Şimdi adam zengin, çocuğunu okutuyor. Veriyor parayı, kolejde okutuyor. Bu çocukcağız kış gününde gidecek, evde ders çalışacak. Nasıl çalışsın? Bir sobalı odada dokuz tane kardeş. Birisi bağırır, birisi gelir silgisini alır, kalemini alır; masası yok, soba iyi yanmıyor, ışık yanmıyor. Bu çocuk nasıl çalışacak da sınıf geçecek? Ötekisinin özel odası, özel masası var; aleti, edevatı var. "Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda yolu şaşırır." Zengin işini görüyor. Tahsili yüksek olur, parası iyi olur, giyimi güzel olur, her sabah duş alır, güzel kokular sürünür, temiz elbiseler giyer. Dün giydiği gömleğini buruşturur atar; "Yıka şunu." der hizmetçiye. Zaten çamaşır makineleri çamaşırları şakur şukur yıkıyor. Ne olacak? Beğenmediği elbise olursa fakire verir, sevap kazanır; kendisi yenisini giyer. Fakirler ne yapsın? Tahsil yok, para yok, mevki yok, temizlik eksik. Hadi onlar okkanın altına gitsinler. Hayır! Allah indinde takvası üstün ise o, ötekisinden yeryüzü dolusu olsa onlardan daha üstün olur.

O bakımdan neye dikkat edeceğiz?

Kalp temizliğine. Kalbimizin saf ve pak olmasına dikkat edeceğiz. Ve takvaya dikkat edeceğiz, Allah'a muti olmaya, asi olmamaya dikkat edeceğiz. Allah'ın sevdiği işleri yapmaya, sevmediği işleri yapmamaya çalışacağız. İşin inceliği burada. Bu hadisi hiç unutmayın. İnsanları dış görünüşlerine göre ölçmeyin. Belki kalbi, Allah indinde makbul bir kalptir; Allah onu seviyordur. Belki ötekisi Allah indinde kibirlidir, ucubludur, kötü huyludur; Allah onu sevmiyordur. O bakımdan lütfen dış görünüşüne bakmayın, herkese hürmet edin. Allah'ın kullarından kimin veli olduğu belli olmaz; saklıdır, Allah saklamıştır.

Evliyâî tahte kıbâî lâ ya'rifühüm gayrî.

Çok yaygın bir rivayettir. "Benim sevgili kullarım, gelin çadırı gibi çadırlarımın içinde saklıdır." Gelini herkes görür mü? Görmez, saklıdır. "Benden gayrısı bilmez." Gizli, örtülü. O meydanda olanlar, davul zurna çalanlar "Ben kutbu'l-aktâbım." diye kerameti kendinden menkul olanlar gibi değildir. Öyle şey yok. Büyüklerden bir tanesi diyor ki; "Kim 'Ben Allah'ın sevgili kuluyum.' diye kendisi söylüyorsa o belli ki yalancıdır, iddiacıdır; iddiası boştur." Kerametleri var; gökten yağmur yağdırır, hastaları iyi eder. Bu, yalancı. Kimin elinden kerametler istemeden zahir oluyorsa o hakiki velidir. Keramet iddia eden yalancıdır; hakikaten kerametler kendisine zahir olan hakiki velidir. Ama o kendisini saklar, mütevazı durur.

İmam-ı Bâkî hazretleri, İmam-ı Rabbaninin hocası. Kerametleri zahir, büyük evliyâullahtan bir zât. Birisi gelip de;

"Size intisap etmek istiyorum, dervişiniz olmak istiyorum; lütfen kabul edin." diye talep edince;

"Evladım! Bende bir şey yok. Senin o aradığın cinsten evliya, Allah'ın sevgili kulları nerede ben nerede? Eğer öyle birisini tanıyorsan bana da haber ver, beraber gidelim." dermiş. Tabi mütevazı.

Allah'ın sevgili kullarının en bariz vasıflarından birisi tevazudur. Çünkü Allah kibirli olanı sevmez. Kibir tevfîkin perdelenmesine sebep olur. Allah'ın tevfîki, inayeti kaçar. Allah hepimizi sevdiği huylarla mütehallık eylesin.

-Bir hadis-i şerif daha okuyalım.-

Yâ Ebâ Rezin! İnne'l-müslime izâ zara ehahu fi'llâhi şeyyeahû seb'ûne elfe melekin yusallûne aleyhi yekûlûne: Allâhümme kemâ vasalehû fîke fe-sılhu.

Bu hadis-i şerifi de hep hatırınızda tutun. Peygamber Efendimiz Ebu Rezîn isimli; Lukayt b. Sabra veya Lakîd b. Sabra isimli sahabeye demiş ki. İbn Zeyd el-Ukaylî'nin çocuğu da bize nakletmiş; râvîsi bu. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

"Ey Rezîn'in babası, ey Ebâ Rezîn! Müslüman, bir Müslüman kardeşini ziyarete gittiği zaman onu yetmiş bin melek takip eder, uğurlar. Ve 'Yâ Rabbi! O, senin rızanı kazanmak için bu Müslüman kardeşinin ziyaretine gittiği gibi sen de ona teveccüh eyle. Sen de onu rahmetine erdir.' diye dua ederler."

"Uslanalım, akıllanalım." diye her zaman söylüyoruz, her zaman karşımıza çıkıyor. Müslümanın Müslümanı sevmesi çok önemlidir. Müslümanın Müslümanı ziyaret etmesi çok önemlidir. Müslümanın Müslümana ikram etmesi çok önemlidir. Müslümanın Müslümanı sevmesi, kardeş olması çok önemlidir. Bunlara çok dikkat etmemiz lazım. Sen buradan sevdiğin bir kardeşini ziyaret etmek için kalkıyorsun bir başka kasabaya veya bir başka semte gidiyorsun; yetmiş bin melek sana dua edip duruyor: "Yâ Rabbi! Bu kulunun ziyaret ettiği gibi sen de onu ziyaret et. Bu ona bağlandığı gibi sen de ona bağlan, sen de ona teveccüh et yâ Rabbi!" Bu dualar çok büyük hayırlara ermesine vesile oluyor.

Müslüman, iyi arkadaşlar seçin. Arkadaşlığınızı canlı tutun; ziyaret edin, davet edin. Arkadaşlar birbirleriyle sargın olsunlar, sevgili olsunlar. Birbirleriyle ziyaretleştikçe, birbirlerini sevdikçe Allah'ın rahmetine ererler, sevgisine nail olurlar, rızasını bulurlar. Muhterem kardeşlerim! Bu tasavvuf dediğimiz şeyde de en önemli rükünlerden, esaslardan birisi Müslümanın Müslümanı sevmesidir, kardeş olmasıdır; o prensiptir. Onun için birbirlerine "kardeş" diyorlar, "ihvan" diyorlar. Bu ihvanlığa son derece ihtimam eylemeniz lazım. Allah-u Teâlâ hazretleri birbirimizi seven, muhabbetli, sargın, sevgili, saygılı kimseler olmayı, sevdiği kullar olmayı bizlere nasip eylesin. Ümmet-i Muhammed'i aziz eylesin. Düşmanlara karşı galip eylesin. Bizleri ve beldelerimizi hıfz eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA