İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

02.08.1992 - Ahlakı Güzel Bir Genci Evlendirmek

02.08.1992 - Ahlakı Güzel Bir Genci Evlendirmek
Hadisler Deryası

02.08.1992 - Ahlakı Güzel Bir Genci Evlendirmek

11.08.2026
20 dk 48 sn

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İzâcâ eküm men tardavne dînehû ve hulukehû fe'nkihûhu illâ tef'alû tekün fitnetün fi'l-ardi ve fesâdü narîd.

Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz;

İzâcâeküm men tardavne dînehû ve hulukehû. "Dindarlığına, ahlâkının güzelliğine hoşnut olduğunuz gençler, kimseler size geldiği zaman." Fenkihûhu."Onları nikâh ediverin." Veya fe-enkihûhu"Onları nikâhlayın, evlendirin, boş bırakmayın."

Dindarlığı yerinde, ahlâkı güzel; birisini bulun, evlendiriverin.

İllâ tef'alû. "Eğer böyle yapmazsanız." Tekün fitnetün fi'l-ardi ve fesâdü narîd." O zaman yeryüzünde büyük bir fitne çıkar ve geniş bir bozgunculuk, fesat, fitne meydana gelir."

Özet olarak, net olarak anladığımız ne?

Birileri yanımıza gelirse... Mesela Bayburt'tan, Aksaray'dan, Niğde'den kalkıyor, geliyor, hicret ediyor. Diyarbakır'dan veya Hakkâri'den, anarşi var; kalkıyor, geliyor. Yoksul, ailede 11-12 çocuk var. Babasının bakmaya takati yok. Çocuk kalkıyor, buraya çalışmaya geliyor. Peygamber Efendimiz' in zamanında da buna benzer şeyler oluyordu. Müslümanlığı sevdiği için adam Peygamber Efendimiz' in yanına kalkıp geliyordu. Kabilesinden kalkıyordu, Peygamber Efendimiz' in yanına geliyordu. Evi yok, barkı yok, parası yok, pulu yok. O zaman vakıf yok. Geliyor.

Ahlâkı güzel mi? Güzel.

Dindar mı? Namazında, niyazında, imanı kavi, sağlam.

"Evlendiriverin." diyor Peygamber Efendimiz.

Neden?

Evlenme duygusu, erkekte ve kadında Allah'ın verdiği bir duygu; ayıp değil, günah değil. Allah'ın yaptığında binlerce hikmetler vardır; yarattığında sebepler, incelikler, sırlar vardır. Hepsi yerli yerindedir. Ayıp da değil, günah da değil. Allah böyle yaratmış. Hem insanları böyle yaratmış;

Sübhânellezî halaka'l-ezvâce küllehâ...

Başka varlıkları da böyle çift çift yaratmış. Hurmanın bile erkeği var, dişisi var. Bahçedeki incir ağacının bile erkek incir var, dişi incir var. Erkek incirden tomurcuk, kozalak-çocukların birbirlerine atıp oyun oynadıkları, savaştıkları şeyler- o gök incirler alınıp buraya asılmazsa burada incir olmuyor veya tatlı olmuyor. Hurmaya da öyle aşı yapılmazsa hurma bereketli, güzel olmuyor. Allah bitkileri bile böyle yaratmış. Hikmetleri var. Çeşitli sebepleri var. Erkekli dişili, çift çift, zevczevc, eş eş yaratmış. İnsanları da böyle yaratmış. Kimisi erkek, zükur; kimisi inas yani hanım.

Millet hanımlardan utanıyor...Cahiliye devri Arapları utanmış.

Eyvah, bir çocuğu oldu, ne oldu? Kız oldu.

"Vay benim başıma gelenler! Eyvah, eyvah, eyvah... Kız çocuğu oldu!"

Yetevârâ mine'l-kavmi minsûi mâ büşşirabihî.

"Kız çocuğun oldu." diye haber verildiğinde insanlardan saklanacak yer arıyor, perdelerin arkasına saklanmak istiyor;

"Kız çocuğum olduğunu duymasınlar, yüzüm kıpkırmızı olacak, mahcup olacağım."

Erkek olsaydı tabii büyüyecekti, cengâver olacaktı, deveye, ata binecekti, babasıyla beraber hücum dediği zaman hücum edecekti, "savaş" dediği zaman savaşacaktı. Erkek iyi.

Ama kız? Kız mazlum, masum, âciz, naçiz, eksik etek, kusurlu.

Kızı istemiyorlardı.

İslâm bunu reddediyor. Böyle şey yok. Kız da erkek de Allah'ın verdiği bir şeydir. Allah hayırlısını versin. Kızın da erkeğin de hayırlısını versin.

Bizden önceki ümmetlerde evlenmenin karşısına çıkanlar olmuş. Hem kadınlar rahibe oluyor, evlenmiyor, hem erkekler rahip oluyor, evlenmiyor; dünyadan kaçıyor, dağ başlarına gidiyor.

Lâ rahbâniyyete fi'l-İslâm.

İslâm'da böyle şey yok. Evlenmemek yok. Dağların başlarına çekilip de cemiyetten, insanlardan kaçmak yok. Eğer illa bir şey yapılacaksa, "Bu ümmetin ruhbanlığı cihattır." diye Efendimiz' in hadis-i şerifi var. Yani İslâm dini fıtrata, insanın yaratılışına uygun.

İnsan bakıyorsun erkek veya dişi; kedi erkek veya dişi, muhabbet kuşu erkek veya dişi. Ne yapalım yani fıtrat, Allah böyle yaratmış. İslâm dini bunun ayıp veya günah olmadığını beyan ediyor.

Mesela oğlu İbrahim vefat ettiği zaman demişler ki:

"Peygamber Efendimiz' in oğlu öldü de güneş onun için tutuldu."

Hemen hutbeye çıkmış, demiş ki:

"Ey insanlar! Ay ve güneş Allah'ın kudretini gösteren birer alamettir. Bunların tutulmaları belli kanunlara göre olur. Bunların dünyadaki bir insanın ölmesiyle, doğmasıyla ilişkisi yoktur. Ona üzüldü de ondan tutuldu diye bir şey bahis konusu değildir."

Neyi söylüyor?

İlmi söylüyor Peygamber Efendimiz, hakikati söylüyor. Yoksa susuverse; "Bak oğlu vefat etti diye ay, güneş bile yas tutuyor." diye öyle şey yapıp gidecek. Susmuyor;

"Hayır bu durumun bununla ilişkisi yoktur, bu gerçek dışıdır." diye söylüyor.

Efendimiz buyurmuş ki;

En-Nikâhusünnetî. "Evlenmek benim sünnetimdir, yolumdur, töremdir, âdetimdir. Kim benim töremden saparsa benden değildir. Bana uyacak."

Ben hocayım âcizane, birisine diyorum ki:

"Kalk, şuraya gidelim."

"Yok" diyor, şöyle de böyle de... Olmaz ki...

Değil hocasının insana "Kalk, gidelim." dediğinde insanın hık mık demesi;

"Arkadaş arkadaşa 'Kalk, gidelim.' dediği zaman, arkadaşı 'Nereye?' diye sorarsa arkadaşlığa sığmaz." derdi bizim rahmetli Muhammed Zahid Kotku Hocamız hazretleri.

İtimat mı etmiyorsun? Pazarlık mı yapacaksın?

"Arkadaşın 'kalk' diyor, gideceksin." derdi.

Peygamber Efendimiz' in sünnetine uyacak. Müslümansa uyacak. Uyması lazım. Onda fayda var, fazilet var.

"Ben dindarlık yapacağım, tesbih çekeceğim." diye sen evlenme, ötekisi "Ben ondan daha çok dindarlık yapacağım." diye o da evlenmesin, ne olur?

Türkiye'de Müslüman kalmaz. İnsan kalmaz. Öyle şey olur mu?

Dinimizin aslı, esası, özü insan tabiatına uygun.

İslâm ne yapmış?

Evlenmek de var, şartlar uymadığı zaman boşanmak da var. O da bir yol. O da gerekebilir, mecburiyet olabilir.

İslâm realite dini, hakikat dini.

Bir adam geldi, evlenmedi, ne olacak? Yeryüzünde yaygın fitne, fesat olur.

Neden?

Bu adam kendi ruhî dengesini koruyamaz. Evlenmeyen bir insanın ruhî dengesini koruması çok zordur. Çünkü tabiatı içeriden bastırır; aklı yukarıdan ezer, susturmaya çalışır. O bastırır, bu susturur derken boru bir yerden pat diye patlar. Hadi teknisyen getir de cihazı tamir et. Hasta olur. Anormal olur. Bunun normal bir şekilde, Allah'ın yarattığı şekilde yerine gelmesi lazım. Onun için Peygamber Efendimiz kendisi evlenmiş, bize yol göstermiş, "Nikâh benim sünnetimdir." diye tavsiye etmiş.

Şimdi bu çocuğu, delikanlıyı evlendirmezsen onun korunması bir zor, bu tarafta bu kızın korunması bir başka zor. Perdenin arkasından bakmaya başlar, sokağın köşesinde zincir çevirmeye başlar, ıslık çalmaya başlar, kaş göz kıpırdatmaya başlar. Hadi bakalım, günahların bir kısmı onlara yazılır, bir kısmı da analarına, babalarına yazılır.

Neden?

Bunların vakti geldiği halde sen bunları evlendirmedin; bak bunlar böyle fitne ve fesada dayanamıyor, meylediyor diye anasına babasına günah yazılır.

Onun için Bahauddin-i Nakşibend Efendimiz hanımına tembihlemiş;

"Bizim kız buluğa erince haberdar olayım, bana bildiriver."

Valide hanım da gelmiş;

"Kızın buluğa erdi. Âdet gördü." diye söyleyince hemen gitmiş, talebelerinden birisine;

"Kızımı sana veriyorum, al." demiş.

"Aman efendim, ben beş parasız bir insanım, talebeyim, maaşım yok, geçimim yok, evim yok, barkım yok."

Ama vermiş. Sevdiği, dindar bir insan.

Burada da ne diyor Peygamber Efendimiz;

"Ahlâkını ve dindarlığını sevdiğiniz bir kimseyse evlendiriverin."

"Parasızlığına, pulsuzluğuna bakıp da evlendirmekten, kız vermekten veya oğlunuza almaktan geri kalmayın." diyor.

Çünkü yuva kuracaklar. Büyüklerimiz "Evlenenle, iş kurana Allah yardım eder." demiş. Haktır, gerçektir, öyledir. Allah evlenene de yardım eder, iş kurana da yardım eder. Allah rızası için olunca nice nice hayır kapılarını açar, olur biter. Bunların yapılması lazım.

Sizin yapacağınız en iyi aracılıklardan birisi, salih bir kimseyi salih bir kimseyle eş olması konusunda destek oluvermek. Ayıp değil; sevap.

Hatta bazı dini bütün insanlar, kale gibi sağlam insanlar... Bak bu Bahauddin-i Nakşibend Efendimiz gibi... Hatta Hz. Ömer Efendimiz gibi. Sahabe ahlâkı bu. Gidip sevdiği insana söylemiş;

"Benim kızım var, sana vermek istiyorum. Al bunu." diye kendisi teklif etmiş.

Kızı evde kaldığından değil, kız belki güzeller güzeli, melekler meleği ama işte ona teklif etmiş. Bu da bir mertliktir, bu da bir dindarlıktan dolayıdır.

Ulemadan bir zatın melek gibi, ay parçası gibi güzel bir kızı varmış. Halife talip oluyor. Hem büyük alim hem kız çok güzel. Kızı haremine alacak, evlenecek. Emîrü'l-mü'minîn Emevî halifesinin karısı olacak, sarayda yaşayacak, elleri sıcak sudan soğuk suya değmeyecek. Teni güneş görmeyecek, gölgeler içinde rahat yaşayacak. Hizmetçiler pervane gibi dönecek, meyveler tepsi tepsi gelecek, şerbetler, şuruplar, yiyecekler, içecekler... Karnı tok olacak.

O alim ne yapmış? Alelacele, apar topar gitmiş, yoksul talebesinden bir tanesine;

"Benim kızımı sana veriyorum." demiş.

"Hocam, param yok."

"Sus, al!"

Ona vermiş. Halife ikinci sefer istemeye geldiğinde, "Kızım gitti, evli." diyor. Yani kızı Emevî halifesinden kaçırmış, yoksul bir kimseye vermiş.

Neden?

Kızının ahiretini düşünüyor da ondan. Dünyasını düşünmüyor. Dünyada yiyeceği az olabilir, sofrası fakirane olabilir ama ahirette cennetlik olsun, mühim olan o. Haram yiyip de cehennemlik olacağına, helal yiyip cennetlik olsun diye çalışmışlar.

İnsan kendi kızını icabında gidip birisine teklif de edebilir.

"Ben benim kızı senin oğlana vermek istiyorum veya oğlum gel, senin paran pulun olmadığını biliyorum ama ben kızımı vermek istiyorum." diyebilir.

Neden?

Dindarlığından. Kızının ahiretini düşündüğü için. Mümkün bu; ayıp değil, günah değil. Bunu yapanlar var.

Hatta birisi kendisi -gülerek- anlatıyor;

"Ben büyük bir hocanın dersine devam edip, gidip geliyorum."

Cemaatten birisi onun haline bakmış, beğenmiş; sakallı çocuk, dindar çocuk.

"Oğlum" demiş, gitmiş yanına; "Benim kızı sana vermek istiyorum, evlendirmek istiyorum. Hazırlığını yap." demiş.

"Hacı amca Allah senden razı olsun ama ben parasız pulsuz, yoksul, meteliğe kurşun atan bir talebeyim. Yani bir şeyim yok."

"Yok, Allah yardım eder." demiş.

Aradan bir zaman geçmiş, ötekisi ne yapsın; ev yok, bark yok, maaş yok, para yok, pul yok, belki cüz'î bir maaşı var, belki o da yok, belki oradan buradan zekâtla talebeliğini sürdürüyor. Bir zaman daha geçmiş, yine yanına yanaşmış;

"Bana bak delikanlı, ben sana bir teklifte bulunmuştum. Ne oldu?"

İşte mahcup; hık da mık da...

Aradan bir zaman daha geçmiş;

"Bana bak." demiş. Bir daha kıstırmış çocuğu. "Kızı getireceğim, bırakacağım senin oraya." demiş.

Tabii bakmış ki kızın babası samimi, yani parasızlığına, pulsuzluğuna hakikaten aldırmıyor; "Peki öyleyse." demiş. Rahatlamış çocuk. Evlenmişler. Şimdi mutlular, bahtiyarlar. Kadın Mercedeslerde geziyor, kaloriferli dairelerde yaşıyor.

Ama babası onu hiç düşünmedi. Babası damadın dindarlığını düşündü, sonunda öyle oldu. Allah öyle yapar. Zengin diye verirsin, tersi olur; fakir diye verirsin, zengin olur. Allah yardım eder.

Onun için aziz ve muhterem kardeşlerim, bu evlilik meselesinde birbirinizin çocuklarını evlendirmekte yardımcı olun. Sevaptır.

Tamam mı? Bu önemli bir hizmettir.

Bizim başımız kalabalık, başımız kaşınsa kaşıyacak vaktimiz olmuyor ama bizim de bir yardım imkânımız olursa biz de yardım ederiz.

"Düğününde elekle su taşırız." derler, böyle şaka yaparlar. Elekle su taşınmaz ama balyoz vuranın kenarda hık deyicisi gibi, bizde "Âmin" deriz, dua ederiz. Bu işi yapmak lazım.

Neden yapmak lazım?

"Fitne ve fesat olur." diyor Peygamber Efendimiz. "Yeryüzünde büyük bir fitne olur, çok fesat yayılır." diyor. Flörtler başlar, yan bakmalar başlar. Harama baktı mı günah. Gözün zinası var, elin zinası var. Ahlâkı bozulur. Kötü yola saptığı, günah işlediği için ruhî depresyon ve dejenerasyon başlar. Sonra bakarsın çocuk ruh doktoruna gidiyor, hasta.

Neden?

Evlenmedi, problemler çıktı; fıttırır. "Fıttırmak" diyor, yani gençlerin kelimesi bu, "oynattı" demek. Böyle olur.

Onun için Efendimiz' in hadis-i şerifi gelmişken bende bu meseleyi size söylüyorum; birbirinize yardımcı olun.

El-Habisâtü li'l-habîsîne ve'l-habîsûne li'l-habîsâti ve't-tayyibâtü li't-tayyibîne ve't-tayyibûne li't-tayyibât.

İyi erkekler iyi kadınlara, iyi kadınlar iyi erkeklere nasip olsun. Kötülere gitmesinler, dünyaları ahiretleri fena olmasın.

Tamam mı? Birinci hadis bu.

Evlenmek sevaptır. Evlenen insanın sevabı bekârdan daha fazla olur. Çünkü aklı sağlam durur, aklına başka şeyler gelmez. Sonra çocuğa bakmak sevaptır. Eve nafaka, gıda getirmek sevaptır. Bir aileye nezaret etmek sevaptır. Kadın, çocuk sahibi olursa emzirsin, cihat gibidir. Çocuğa baksa sevaptır. Kocasına hizmet etse sevaptır. Hatta ve hatta; "Karı koca arasındaki evlilik münasebetleri dahi sevaptır." diyor Peygamber Efendimiz. Sahabe-i kiram şaşırmış, demişler ki:

"Olur mu böyle şey? Şehvetini uyguluyor, kaza ediyor, bundan da sevap olur mu?"

"Olur. Harama gitseydi günah olacaktı ya, harama gitmedi, işte bundan dolayı sevap oluyor." diye buyurmuş.

Bu mesele böyledir, aziz ve muhterem kardeşlerim.

Tabirimi biraz mazur görün; İslâm evlilik konusunda son derece demokrattır. Başka bir şey anlatabilmek için kelime bulamıyorum. İslâm çok hür fikirli, geniş fikirli, yüksek fikirlidir; meseleyi böyle düşünür, böyle halleder.

Onun için İslâm'ın bu geniş fikirliliğini anlayıp ona göre hareket etmek lazım.

Bir insan uzun zaman bekâr kalması doğru değildir, tavsiye etmem. Lise bitsin, pekâlâ. Üniversite bitsin, pekâlâ. Askerlik de bitsin, pekâlâ. İhtisas da bitsin, yoo! İhtisas bitiyor, doktora bitsin, doçentlik bitsin, profesörlük bitsin... O zaman ömür bitsin oluyor. Geciktirmek doğru değil. Mümkünse lisedeyken evlendirmeli, değilse üniversitedeyken evlendirmeli. Gözü namahreme bakmamalı. Kuşağı namahreme çözülmemeli. Dürüst yaşamalı. Çünkü gençliğinden itibaren Allah'a itaat ederek yaşayan kimseler Arş-ı Âlânın gölgesinde gölgelenecek. Böyle yetişen gençlerin kıymeti çok fazla. Gençlerin öyle olmasına da çalışmak lazım. Ciddi bir şey bu.

İnsan tabiatı anlaşılsın diye söyleyeyim:

Efendimiz bir genç sahabeyi devesinin arkasına alıyor da Arafat'a çıkıyorlar. Tabii Arafat'ta erkek hacılar da var, kadın hacılar da var. Arkasındaki gencin gözü kadın hacılara takılmış. Kadınlar da ona bakmışlar, o da ona bakmış herhalde... Hac bu, Arafat bu... O zaman diyor ki Peygamber Efendimiz:

"Ey gulam, ey çocuk, bu arefe günü öyle bir gündür ki bugün de gözüne, kulağına, azasına sahip olan sevap kazanır; sahip olamayan günaha girer."

Yani namahreme, yabancıya gözü bakmayacak. İslâm terbiyesi böyle. Bu terbiyeyi alacağız. Ama Efendimiz 'in nikâh sünnetini de vaktinde uygulayacağız. Lisedeyken, üniversitedeyken, neyse evlenecek, fitne ve fesat olmayacak, flört olmayacak, vesaire olmayacak. Yani insanlar namuslu olacak. Hanımlar namuslu olacak. Çocuklar salih evlat olacak. Analar babalar dürüst insanlar olacaklar. İslâm bunu emrediyor.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA