İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

02.06.1996 - İmtihanlara Sabır, Sıla-i Rahim

02.06.1996 - İmtihanlara Sabır, Sıla-i Rahim
Hadisler Deryası

02.06.1996 - İmtihanlara Sabır, Sıla-i Rahim

12.03.2025
18 dk

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

İnne’r-racüle le-tekûnü lehü’l-menziletü ınde’llâhi femâ yeblüğuhâ bi-amelin fe-lâ yüzalü’llâhü yebtelîhi mimmâ yekrahü hattâ yubelliğahû zâlike.

Ebu Hüreyre radıyallahu anh’ten rivayet edilmiş.

"Kişinin Allah indinde Allah’ın istediği bir derecesi, bir mertebesi olur. Ama işlediği ibadet ve taatlerle o mertebeye ulaşamaz. Allah onu nahoş, hoşuna gitmeyen şeylere müptela kılar, müptela kılar, müptela kılar, nihayet onu o makama ulaştırır."

İnsanın başına gelen iptilalar, sıkıntılar, üzüntüler, imtihanlar kulun derecesini yükseltir. İnsan bazen ibadetten derece kazanır bazen iptilaya, belaya, musibete, sıkıntıya sabretmekten derece kazanır.

Onun için bela gelince sabretmek lazım. Allah’tan, Allah yazıyor. Hastalık oluyor, işin ters gitmesi oluyor, ticarette ziyan oluyor veyahut komşunun bir yanlış muamelesi oluyor veya bir arkadaşın üzücü bir tavrı oluyor veyahut arabası kaza yapıyor… Şu oluyor, bu oluyor.

Bunlar ne yapar? Sabrederse insana yine sevap kazandırır. Sabrederse yine sevap kazanır.

Neden sabredecek?

Allah yazmış. Üzüntünün faydası yok. Korkunun, hazerin ölüme faydası yok. Gelmiş bir kere.

Ne yapacaksın? Sabredeceksin.

Kaza olmuş.

"Olmasaydı." Tamam, olmasaydı ama olmuş, sabredeceksin. "Şöyle yapmasaydık, böyle yapmasaydık." demek faydasız.

Hastalık gelmiş.

Tamam, dua et, Allah geçirsin, şifa ihsan etsin; ama sabret, itiraz etme, isyan etme, üzülme. O da mükâfat. Onun da derece arttırmaya faydası var.

Birçok kimse bunu bilmiyor. Sanıyor ki Allah sevdiği kullarına her zaman ikramda bulunur, her zaman güzel şeyler ihsan eder, her zaman neşeli tutar. Hayır, bazen Allah’ın sevgili kulları daha çok sıkıntılara düşer, daha çok yalvarırlar. Hapislere düşerler, işkence görürler. Evleri, yerleri, yurtları ellerinden alınır. Sürgün edilirler. Harp olur, darp olur, haksızlık olur, zulüm olur, gadir olur. En büyük belalar peygamberlere gelir. Acayip bir kanundur bu. Acayip dediğim; "İnsanların çoğu bilmez." mânasına. Herkes sanır ki Allah’ın sevgili kulu oldu mu her işi rast gidecek, her şeyi iyi olacak. Hayır!

Eyüp aleyhisselam’ın peygamber olduğu, Allah tarafından sevildiği ve kıymetli bir kul olduğu bilindiği halde başına neler geldiğini biliyoruz. Eyüp aleyhisselam’ın da onlara nasıl sabrettiğini biliyoruz. Vücudunun her tarafı yara oldu. Çoluk çocuğu öldü. Malları mülkleri elinden gitti. Şehrin çöplüğüne atıldı. Eyüp aleyhisselam senelerce şehrin dışında, dışarıda kaldı.

Musa aleyhisselam yerinden yurdundan oldu, diyar-ı gurbete gitti, Firavunla mücadelesi oldu, Firavun onu kovaladı. Telaşlar geçirdi. İbrahim aleyhisselam Nemrut’la mücadele etti, sıkıntılara düştü, hapislere düştü, yakılma derecesine geldi, ateşe atıldı. İsa aleyhisselam’ın çektiği şeyler var. Zekeriya aleyhisselam’ı testereyle biçtiler, şehit ettiler, öldürdüler.

Bunlar gelebilir. İnsanın başına sıkıntı, üzüntü gelmesi Allah’ın sevmediği kulu olduğundan değildir. İnsanın baklavalı börekli, kaymaklı kadayıflı, şıkıdım şıkıdım, eğlenceli, zevkli, keyifli ömür sürmesi de Allah’ın sevgili kulu olduğundan değildir.

Öyle olsaydı, Boğaziçi’nin gazinolarına git; " Bunların hepsi Allah’ın en sevgili kulu galiba." diye düşünürsün.

Hayır. Dünyada o kadar mazlum insan var, yiyecek giyecek bulamayan insanlar var; onlarla ilgilenmiyorlar. Onların hepsinin hesabı olacak, sorgusu suali olacak.

Onun için bela gelince sabredin, nimet gelince şükredin. Tabi insanın başına gelen hastalığa, derde çare aramak hakkıdır. Allah’tan onun kaldırılmasını istemesi hakkıdır. Bunlar olacak.

İnnemâ eşkû bessî ve huznî ila’llâh.

Yakup aleyhisselam Yusuf’unu kaybetti, dertli; ağlıyor ağlıyor ağlıyor.

"Niye ağlıyorsun böyle?" diyorlar.

"Karışmayın benim işime." diyor.

İnnemâ eşkû bessî ve huznî ila’llâh. "Ben derdimi Rabbime açıyorum. Rabbimle dertleşiyorum."

"Yâ Rabbi, sen bilirsin, bu imtihanı kaldır, şunu nasip et, bunu nasip et." demenin, her duanın sevabı var. İyi şeyleri istemek hakkımız. Sıkıntılardan kurtulmaya çalışmak hakkımız. Başkalarını sıkıntılardan kurtarmak için imdada koşmak da en sevaplı iş. Biz birisini muhtaç görünce yardım etmeye koşacağız; o şahıs ise sabredecek, Allah’tan kurtuluş için çaresini isteyecek. İstemek hakkı. Dua etmek sevap.

İnne’r-rahime le-tetealleku bi’l-arşi yevme’l-kıyâmeti fe-tekulü yâ rabbi ıkta’ men kataanî ve sıl men vasalanî.

Enes radıyallahu anh’ten rivayet edilen bir hadis-i şerif. Sayfanın ikinci hadis-i şerifi.

"Rahim, akrabalık bağlantısı, kıyamet gününde Arş-ı Âlâ’ ya yapışır.

Rahim; "akrabalık bağlantısı, karâbet" demek. "Akrabalık" diyoruz. Rahmin iki mânası var. Kadının karnında çocuğun büyüdüğü yer; ona da "rahim" diyorlar. Akrabalara da "rahim" derler. Akrabalara iyilik yapmaya sıla-i rahim derler.

Neden?

Onların da doğumla bir ilişkisi var, yani "bize yakın doğumlu insanlar" demek olduğundan onlara da "rahim" denmiş.

Sıla-i rahim ne demek?

"Amca, dayı, teyze, hala, akraba ve yeğenleri gözlemek, kollamak, onlara yardımcı olmak, iyilik yapmak" demek. Bu çok sevaplı! Onlarla ilgiyi kesmek günah. Akrabasına bakmıyor; amcası, teyzesi, dayısı, yeğeni, kuzeni, neyse onlarla ilgilenmiyor.

Kuzen Türkçe değil. Kuzen, kazan gibi bir şey. Bir profesör arkadaş;

"Ne zaman bir yabancı kelime kullanırsam, 100 bin lira ceza vereceğim." diyor.

"Tamam, ben de razıyım, ben de vereyim." dedim.

Şimdi "Aman yabancı kelime kullanmayayım, 100 liralık cezaya çarpılmayayım." diye dikkat ediyorum, mümkün olduğu kadar gayret ediyorum.

Kuzen yerine vardır bir amcazâde, dayızade kullanılabilir. Türkçe akraba isimleri o kadar güzeldir ki bağlılığı tam tarif eder; dayızade, amcazâde, halazade, teyzezade, yeğen. Bak, hiç şaşmaz. Hepsi gayet güzel kelimeler.

İnsanın etrafındaki akraba-ı taallukâtı rahimdir. Bunlara bakmak lazım. Bu Arş-ı Âlâ’ ya yapışırmış.

Allah Allah! Nasıl şey bu? Nasıl yapışıyor?

Manevi bir varlık, şahsiyet-i mâneviyesi var. Hani "hükmî şahsiyeti var" diyoruz ya onun gibi. Devlet dairelerinde şirketlere ne diyoruz? "Hükmî şahsiyeti var." diyoruz. Rahmin de böyle şahsiyet-i mâneviyesi var. Sanki bir şahısmış gibi, sanki bir insanmış gibi Arş-ı Ala’ya, Allah-u Teâlâ hazretlerinin Arş’ına, Arş-ı Âlâ’ ya yapışır.

Ne der?

Yâ Rabbi! Ikta’ men kataanî ve sıl men vasalanî. "Beni koparanı sen de kopar, parça parça et. Beni bağlayanı sen de nimetine mazhar eyle, iyiliklere mazhar eyle."

Anlaşılıyor ki sıla-i rahim yapanlar şefaate mazhar olacak. O böyle yalvarınca, Allah sıla-i rahim yapanlara mükâfat verecek. Akrabalık vazifelerini yapmayanlara, sıla-i rahim yapmayanlara ceza verecek.

Sıla-i rahimin zıttı, kat’-ı rahim. Sıla-i rahim, "rahmi bağlamak, akrabalarla bağlantıyı kurmak" demek. Kat’-ı rahim, "akrabalarla bağı kesmek, koparmak, kat etmek" demek.

"Kat edenleri, Allah kat etsin, yani rahmetinden mahrum etsin. Onlar madem dünyada akrabalarını gözetmediler; Allah da ahirette onlara mükâfat vermesin, cezalandırsın." diye dua edecek. "Sıla-i rahim yapanlara; akrabalarına iyilik yapan, gelip giden, yardım eden, para veren, yoksulları gözetenlere de Allah ahirette iyilik yapacak." demektir.

İslâm’da akrabalık vazifeleri vardır. Mühimdir. İnsanın en başta gelen vazifesi ana ve babasına karşıdır. Evladın anne ve babasına karşı çok büyük vazifeleri vardır, sorumlulukları vardır. Sevecek, sayacak, yardım edecek, bakacak. Anasına babasına karşı evlatlığını güzel yapacak. Buna birrü’l-vâlideyn derler. "Anne babaya iyi evlatlık yapmak" demek. Bu çok mühim bir vazifedir.

Birrü’l-vâlideyn yapan hayırlı evlatları Allah ahirette mükâfatlandırır. Ana babasına iyilik yapmayan evlatlar da Allah’ın rahmetinden mahrum kalırlar, çok büyük cezaya uğrarlar. Anaya babaya duasını kesen evlat bile hayır görmez. Duayı bile kesmeyecek. Yani ölse bile ana babaya duayı kesmeyecek. Çok önemli. En büyük vazife, anne babaya karşı.

Sonra, akrabaya karşı. Zî-rahim dediğimiz, akrabalık bağı olan kimselere karşı vazifemiz var. Arayacağız, kollayacağız, koruyacağız; maddî ihtiyaçları varsa karşılayacağız, ihtiyarsa bakacağız, hastaysa tedavi ettireceğiz, yetimse evlendireceğiz, açsa doyuracağız, çıplaksa giydireceğiz. Akrabalara karşı vazifemiz.

Başka? Başka ne var İslâm’da?

Konu komşuya karşı vazifeler var. Komşuluk hakları var. Bu da önemli. Tabi evli olan bir insanın hanımına karşı vazifeleri var, çoluk çocuğuna karşı büyük büyük sorumlulukları var.

İşte bunların hepsi, kullarla ilgili vazifeler ve haklardır. Müslümanın bunlara çok dikkat etmesi lazım. Bunlardan çok sevap kazanır, yapmadığı zaman da çok vebal altında kalır.

Bir evlat, ana babasına çok iyi bakacak, anasının babasının duasını alacak. Peygamber Efendimiz minbere adım adım çıkarken, "Âmin, âmin, âmin." diye çıktı.

"Ya Resûlallah! Niye ‘âmin’ dedin?" diye sordular.

"Cebrail geldi, bana bir şeyler söyledi, ben de ona ‘âmin’ dedim." diye cevap verdi.

Efendimiz’ in minbere çıkarken, Cebrail aleyhisselam’ın söylediği dualardan birisi neydi?

"‘Annesi babası, ikisi birden veya bir tanesi sağ olarak evlat ona yetişmiş, onlarla görüşmüş, ana babasını idrak etmiş, onlarla beraber yaşamış da o evlat cenneti kazanamamışsa onun burnu yerde sürtsün!’ dedi, ben de ‘âmin’ dedim." diyor Peygamber Efendimiz.

Yani ne yapacağız?

Annemiz babamız sağsa, ikisi birden veya bir tanesi; allem edeceğiz kallem edeceğiz, hayır duasını alacağız.

"Ah evladım! Allah senden razı olsun. Allah seni cennetlik etsin. Allah seni cennetiyle, cemaliyle müşerref etsin." dedirteceğiz, duasını kazanacağız, cenneti kazanacağız.

Kazanamazsak Resûlullah’ın bedduası orada duruyor. "Anasının babasının rızasını kazanamayanın -keratanın, edepsizin- burnu yerde sürtsün." diye Peygamber Efendimiz’ in bedduası var. Çok önemli.

Bir evlat, anne babasına kendisini sevdirir de annenin babanın kendisine sevgiyle bakmasını sağlarsa çok sevap kazanır. Baba çocuğuna sevgiyle, gülerek bakıyor. Anne çocuğuna sevgiyle, gülerek bakıyor. Anne babanın bu bir bakışından çocuk bir köle azat etmiş kadar sevap kazanır. Anne bakıyor baba bakıyor; çocuk sevap kazanıyor.

Neden? Kendisini sevdirdi, sevgiyle baktırdı.

Sevdirmeseydi kızgın bakacaktı.

"Bizim haydut evlat, bak yine neler yaptı mendebur! Hay Allah! Ben bunu böyle mi yetiştirdim, şunun yaptığına bak; hınzır, domuz! Allah kahretsin!"

Bazı anneler bazı babalar çocuklarına neler söylüyor. Tabi beddua etmek de yok. Sevdirip de güzel baktıranın her bakışına bir köle azat etmiş gibi sevap var.

Onun için anne babanın rızasını almaya çalışacağız. Akrabayı gözeteceğiz. Çoluk çocuğumuza, hanımımıza iyi muamele edeceğiz. Komşumuza iyi muamele edeceğiz. Bütün Müslümanları kardeş bileceğiz, sarmaş dolaş ve muhabbetli olacağız.

Adam Müslümana yan bakmaktan korkacak.

Neden?

"Bu Müslümanın bir buçuk milyar kardeşi var, hepsi bir bardak su dökse tufan olur." diyecek, korkacak. Ama maalesef öyle olmuyor; ondan saldırıyor.

Almanların, Slovenya’ya kuvvetle yardım etmesi dolayısıyla, hiç harp darp olmadan Yugoslavya’nın o kısmı hemen istiklalini kazandı. Ne yıkıldı ne yakıldı ne çatladı ne patladı ne kimse öldü veya yaralandı. Almanlar yardım etti, Sırplar oraya saldıramadılar, bir şey yapamadılar. Hırvatları da -Slovenlerin altında Hırvatlar var. Venedik’ten, İtalya’dan aşağı kadar geliyor- Katolik kilisesi destekledi, Avrupalılar destekledi. "Müslümanlar Balkanlar’a asker çıkarmasın, yardım edemesin." diye, NATO’yu oraya nöbetçi diktiler, bizim Boşnak kardeşlerimize veryansın ettiler. Orada kaç yüz bin kişiyi öldürdüler. Ne feci işler yaptılar. 20. yüzyılda insanlığın yüz karası ne hunharlıklar gaddarlıklar yaptılar.

Neden?

Müslümanlardan korkmadıkları için. Müslümanların birlik ve beraberliği olmadığı için. Müslümanlar birbirlerini korumadığı için.

Biz iyi Müslüman olamadığımızdan, dış politikada da çok şey kaybediyoruz; bu da onun ispatı. İç politikada da kaybediyoruz. Memleketimizde de kaybettik. İslâm âlemi dış politikada da kaybediyor. Kuzey Irak sıkıntıda, Balkanlar sıkıntıda, Kafkasya sıkıntıda, Hint Müslümanları sıkıntıda, Afrika Müslümanları sıkıntıda, Asya Müslümanları sıkıntıda. Dünyanın neresinde Müslüman varsa başına bir sıkıntı çökmüş.

Birisi şurada senin elinden evini alsa, tarlanı alsa, tarlanın bir karış hududunu bu tarafa kaydırsa kıyameti koparırsın. Koca koca kıtalar elden gidiyor, koca koca ülkeler gayrimüslimlerin eline geçiyor. Ahalisi Müslüman olan ülkeler gayrimüslimlerin eline geçiyor. Kafkasya Müslüman, Orta Asya Müslüman, Afrika’da birçok yer Müslüman. Endülüs Fransa’ya kadar Müslümandı. Sicilya Müslümandı. Malta Adası Müslümandı. Toronto kalesi, İtalya’nın çizmesi Müslümandı. Hep kaybettik, yüreğimizde bunların acısı var.

Bir yer İslâm diyarı olduktan sonra, Müslüman olduktan sonra bir daha Müslümanın elinden çıkar mı?

Çıkmaması lazım.

Onun için Allah-u Teâlâ hazretleri bizim her türlü vazifemizi güzel yapmamızı nasip eylesin. Akıl fikir ihsan eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.

Fatiha-i Şerife meal Besmele.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA