15.09.1996 - Fitne, İman, İlim, Güzel Ahlak

15.09.1996 - Fitne, İman, İlim, Güzel Ahlak
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:
Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetün bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:
İnne'l-fitnete tecîü fe-tensifü'l-ibâde nesfen ve yencü'l-âlimü minhâ bi-ilmihî
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş olan bir hadis-i şerif. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
''Fitne bir insan grubuna, bir topluluğa, bir şehre, bir kavme, bir kabileye, bir millete gelir ve insanları harman savurur gibi savurur. İnsanları harman savurur gibi savurur.
Maneviyat konusunda olan fitne, maddiyat konusunda olan fitneden daha güçlüdür. Onun için Peygamber Efendimiz, ''Ben sizin fakirliğinizden çok, zengin olmanızdan korkuyorum.'' diyor. Neden? Zengin olursa azar diye korkuyor. Fakir olduğu zaman tazarru ve niyaz eder, namazını kılar, orucunu tutar, ibadetini yapar. Zenginleştiği zaman azar. Zenginlik insanı azdırır, şımartır, sapıtır.
İnne'l-insâne le-yetğâ en raâhü'steğnâ. İnsan kendisini zengin gördü mü zengin buldu mu tuğyan eder. Tuğyan etmek ne demek? Azmak, sapmak, yalan yanlış işler yapmak… Onun için Peygamber Efendimiz, ''Ben sizin fakir kalmanızdan daha çok, zengin olmanızdan korkuyorum.'' Fakirlikten korkmuyorum da zengin olmanızdan korkuyorum, diyor. İnsanın başına, ülkesine, bölgesine, şehrine, kavmine, kabilesine fitne geldi mi; bazen malına gelir malında telefat olur. Bazen canına gelir, ölür. Aynı şehirde yaşayan iki aile arasına bir fitne giriyor. Kan davası başlıyor; o onu öldürüyor, o onu öldürüyor. Adam fitneden kurtulmak için şehri terk ediyor. Adamlar arkasından intikam almak için geliyorlar, bir yerde kıstırıyorlar, öldürüyorlar. Neden? Çünkü fitne girdi. Fitne girdi mi, mala da cana da zarar geliyor, Allah saklasın.
Peygamber Efendimiz, ''Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah lânet etsin.'' diyor. Uyur yılan gibi, kıvrılmış zehirli yılan gibi durur. ''Onu uyandırıp da zarara başlatana Allah lanet etsin.'' diyor. Fitneyi uyandırmamak, fitneye sebep olmamak, fitnenin çıkmasına sebep olmamak, fitneye karışmamak, fitnenin içinde yer almamak, fitnenin olduğu yerden sıyrılıp çıkmak lazım.
Adıyaman taraflarında bir köyü gösterdiler, ''Şu köyde bir şeyh efendi vardı.'' dediler. Bu köyden iki aile birbirlerine düşmanlık yapıyor. Birisinin düğünü olacakmış, öbür taraf da ona kötü bir şey düşünmüş. O şeyh efendi gitmiş, ''Etmeyin, günahtır, adam öldürmek insanı ebediyen cehenneme sokar, yapmayın, en büyük günahlardandır.'' diye iki tarafa da nasihat etmiş. Hiç dinlememişler. Adamcağız ıslah olmayan, laf dinlemeyen bu kasabayı bırakmış gitmiş. İşte o kasabadan iki aile birbirine girmiş, bilmem kaç kişi ölmüş. Fitne girdi artık, ondan sonra hatırlı insanlar bile durduramıyorlar.
Fitne gelir ve insanları harman savurur gibi, rüzgâr savurur gibi savurur. En büyük fitne de imandaki fitnedir.
Biliyorsunuz ahir zamanda Deccal çıkacak, insanın imanını almak için çalışma yapacak. İnsanı yanlış yola sevk edecek. Cehennemi cennet gibi gösterecek, ona çağıracak. Ona kananlar, onun dediğine uyanlar, ona iman edenler cehenneme gidecek. Müslüman onu manevi gözüyle anlayacak. Alnında Hâzâ kâfir yazıyor diye görecek, ''bu kâfir'' diyecek, Deccal' in fitnesinden korunacak.
Biz her sabah;
Allâhümme innâ neûzu bi-ke min azâbi cehenneme ve min azâbi'l-kabri ve min fitneti'l-mahyâ ve'l-memâti ve min şerri fitneti'l-mesîhı'd-deccâl diyerek Deccal' in fitnesinden Allah'a sığınıyoruz. Kabir azabından vs. den de Allah'a sığınıyoruz, çok önemli.
Onun için aklımızı iyi kullanalım. İman gitti mi bir şeyin dış görünüşünün güzel olması bizi aldatmasın.
Şeytan imanımızı elimizden almak ister, imanı kaptırmamaya dikkat etmemiz lazım. Zevkle, eğlenceyle iman çalınır, iman cevheri gönülden gidebilir. Rahmetullahi aleyh Hocamız başını sallaya sallaya söylerdi;
''Fâni dünya hoştur amma, akıbet mevt olmasa.'' Dünya hayatı tatlı ama ölüm yok mu? Ölüm var. Ölümden sonra hesap yok mu? Hesap var. Hesaptan sonra günahkârlara azap yok mu? Azap var. Ne kadar bu azap? Bir insan cehenneme düştüğünde azabı en aşağı, asgari, en az ahkâben devam ediyor.
Labisîne fîhâ ahkâben. Ahkâb ne demek? Seksen küsur yıl demek. Hukub-ahkâb; ahkab denmesi için en aşağı üç olması gerekir. Üç tane seksen yıl iki yüz kırk, iki yüz elli sene eder. Bu da cehenneme düşen en aşağı iki yüz elli ahiret senesi yanacak demektir. Ahiretin bir günü dünyanın bin yılı gibidir. Bir gün bin yıl olursa, bir yıl üç yüz altmış beş yıl olur. İki yüz elli bin yılın iki yüz kırk fazlası ne kadar rakam ediyorsa, o kadar cehennemde kalacak demektir. O rakamları bir düşünün de cehenneme düşen insanın ne kadar yanacağını ne kadar azap çekeceğini anlayın.
Cehenneme düşmemeye çalışmak lazım, cehenneme düşmemek için dünyanın fâni lezzetlerine aldanmamak lazım. Tasavvuf külahmış, takkeymiş, âsâymış. Değil.
Tasavvuf ne?
Ahireti unutmamak, dünyaya aldanmamak, cehenneme düşmemek için yaşamak; tasavvuf bu. Bunu yapıyorsan iyi dervişsin, bunu yapamıyorsan elinde tesbih olsa, âsâ olsa, başında kavuk olsa, sarık olsa, sırtında cübbe olsa ne olur, bunlar seni kurtarmaz. Seni kurtaracak şeye sımsıkı sarıl, ahireti kaybetmemeye çalış. Bu işin şakası yok, bu iş çok ciddi bir iş. Hani bazı işler vardır insanı idama kadar götürüyor. Askerlikte biri askerî sırları çalsa, düşmana yardımcı olsa, vatan haini sayılıyor. Kurşuna diziyorlar. Niye? Vatana hıyanet suçunda adam öldürüyor. Evvelallah kanı temiz olan kimseler yapmaz, bu işin şakası yok. Ahiretin de şakası yok, ahiret oyuncak değildir.
Cehenneme düşmemek ana fikriniz olsun, cenneti elden kaçırmamak çok önemli. Fitne geldi mi insanı harman savurur gibi savurur; malına, canına, imanına zarar gelir. Fitne çok zararlı bir şey. Allah hepimizi her çeşit fitneden korusun. Hayatın, ölümün fitnelerinden, maddî manevi fitnelerden, dinî imânî fitnelerden korusun.
Hadis-i şerifin ikinci kısmı önemli; ''alim fitneden ilmi sayesinde kurtulur.'' Onun için ilim öğrenin, çoluk çocuğunuza ilim öğretin. Çok lazım. Yabancı dil bilgisinden de önemli. Her bilgiden önemlisi insanın dinî bilgileri bilmesidir. Fitne geldi mi insanı harman savurur gibi savurur, alim ancak ilmi sayesinde kurtulur, kurtulabilir. Başkası kapılır, aklı fitneye takılır, gönlü sapar. Şeytan onun aklını çeler, şeytan yabana atılacak bir varlık değildir.
Şeytan insanı kandırmasını biliyor, usta. Anadolu'dan vatandaş gelmiş. Otobüsten inince yan kesici ona bir baktı mı anlıyor; ''Tamam, bu acemi, ben bunu atlatırım.'' diye yanına yanaşıyor. Parasını pulunu çarpıp çırpıyor. Nasıl yapıyor? Yankesici ya, usta, mesleği bu! Şeytan da insanın imanını almakta ustadır. Sağlam olmak, kuvvetli olmak, âlim olmak lazım. Bu hangi ilimdir?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz' in hadis-i şeriflerini okursanız öğrenirsiniz. Peygamber Efendimiz bize her türlü tehlikeyi bildirmiş. Şeytanlarla ilgili hadis-i şerifler bize onun oyunlarını, aldatmacalarını öğretir. Onları yazmak lazım.
Peygamber Efendimiz' in sünnetine sımsıkı sarılmak lazım. Neden Kur'an demedim de Peygamber Efendimiz' in sünneti dedim? Kur'an-ı Kerim'i iyi anlamak için de Peygamber Efendimiz' in hadis-i şerifine muhtaçsın. Onun için Peygamber Efendimiz' in hadis-i şerifini okursun, sünnet-i seniyesine sarılırsın. O zaman Kur'an'ı da irfanı da tasavvufu da ahlâkı da güzel öğrenirsin. Güzel bir Müslüman olarak yaşarsın, güzel bir Müslüman olarak ölürsün.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hepimize her şeyi bildirmiş. Okuyup anlayacaksın, çoluk çocuğuna okutacaksın. Sizinle anlaşma yapmıştık; hiç yoklamasını yapmadık. ''Söz!'' dediniz, ben burada söz aldım; her gün bir ayet okuyacaktınız, çoluk çocukla her gün her biriniz bir hadis okuyacaktınız. Bir sene devam ederse 365 ayet, 365 hadis öğrenmiş olacaktınız. Ne yaptınız, o sözünüz ne oldu? ''Söz mü?'' dedim, ''Söz!'' demiştiniz.
Her gün Peygamber Efendimiz' in birkaç hadisini okuyun, Kur'ân-ı Kerîm'in birkaç ayetini okuyun, öğrenin, ilim sahibi olun Deccal' i dinî kitapların dışında bir yerde bulamazsınız. Şeytanın tehlikelerini, ahiretin hallerini başka yerde öğrenemezsiniz. Dinî ilimlerden öğreneceksiniz. Onları öğrenmedikten sonra neyi öğrenirsen öğren. Kendini ahirette cehennem azabından koruyamadıktan sonra hangi unvana sahip olursan ol, dünyada ne kadar uzun yaşarsan yaşa ne kadar malın olursa olsun, hiçbir kıymeti yok.
Demek ki dünyada fitnelerden alim kurtuluyor, ahirette en yüksek mertebeye ulaşıyor. Allah-u Teâlâ hazretleri şehitlerden bile üstün tutuyor, alimlere şefaat hakkı da veriyor. '' Dur cennetin kapısında, istediklerine şefaat et.'' diyor, alimlere cennete alma salahiyeti veriyor ama Allah'ın sevdiği alim olacak.
Alim oluşun da şartları var. Alim bildiğini kendisi uygulayacak. İlim de öyle, hemen levha gibi alınan elbise gibi giyilen bir şey değil. İnne'l-fuhşe ve tefehhuşe leysâ mine'l-İslâmi fî şey'in. Fuhş denince zina anlaşılıyor, biz sadece zina için kullanıyoruz. Arapça' da böyle değil. Arapça' da fuhuş, günah demek; sözle de olur, diliyle de olur, hareketleriyle de. Yanlış hareketler, günah işler yapmak, sadece kadınla erkek arasında olan kötülükler değil, başka işler de fuhşiyat sayılır. Tefahhuş da karşılıklı, bu işi birisi yapmış birisi de ona karşılık yapıyor mânasına gelebilir. Peygamber Efendimiz, ''Bunlar İslâm'da yoktur.'' diyor. ''İnsanların İslam’ca, Müslümanlık yönünden en güzeli, ahlâkı en güzel olanıdır.''
Demek ki fuhuş denilen şey ahlâksızlık demektir. Kötü işlerin, ahlâksızlığın, bu sözle olsun hareketle olsun haddi aşmak, fena konuşmak, fena iş yapmak, bunların İslam'da yeri yoktur. İslâm'da güzel ahlâk vardır. Bir insanın Müslümanlığının en güzel olması için, ahlâkının en güzel olması lazım. Peygamber Efendimiz ''Müslümanlığı en iyi olan kimse, ahlâkı en iyi olan kimsedir.'' buyuruyor. Bu da bizi ahlâkımızı düzeltmek için ciddi düşünmeye ve çalışmaya götürecek. Sen Müslüman mısın, siz Müslüman mısınız? Elhamdülillah ki müslümanım, çok şükür Allah'a, beni Müslüman eylemiş. Müslümanlığının güzel olmasını ister misin? Evet iyi bir Müslüman olmak istiyorum.
Ne yapmam lazım?
Huyun güzel olacak. Çünkü Peygamber Efendimiz, ''İnsanların Müslümanlıkta en güzel olanı huyca en güzel olanıdır.'' buyuruyor. Huyu en güzel oldu mu ahlâkı en güzel olmuş olur.
Siz de günahları, sevapları bileceksiniz. Güzel huylu olmak, mühim bir işiniz. Namaz kılmak mühim mi? Mühim. Hacca gitmek mühim mi? Çok mühim. Arkadaşlarımız hacca gidecek diye yer yerinden oynuyor, önemli bir olay.
Ramazan, çok önemli. Ramazan gelince bir hazırlık bir telaş başlıyor. Ramazan başladığı zaman minarelerde kandiller yanıyor. İftar ve sahurla hayat değişiyor, güzelleşiyor. Ramazan önemli, hac önemli, zekât önemli. Güzel huy çok önemli. Güzel huylu olmak en önemli işimiz. Güzel huylu bir insan mısın, değil misin? İyi günlerde güzel huy anlaşılmıyor, zorlanmadıkça anlaşılmıyor. Bir insanı zorladığın zaman, huyu iyi mi kötü mü anlaşılıyor, zora geldiği zaman anlaşılıyor. Onun için eskiler bazen denerlermiş, imtihana tabi tutarlarmış. O karşılaştığı ters muameleden bozulmazsa tamam, imtihanı kazandı. Aksi takdirde kaybetti.
İnsanın iyi huyluluğu, kötü huyluluğu kolay zamanda anlaşılmaz, sıkışık zamanda anlaşılır. Yolculukta, ticarette, iş yaptığı zaman anlaşılır. ''Ben bunu gül gibi bir insan sanıyordum, lokum gibi kaymak gibi sanıyordum, dışarıdan hiç anlayamamışım.'' diyebilir insan. ''Allah saklasın, Allah başkalarının canını yakmasın, meğerse ne kadar kötü huyları varmış, yanına yaklaşınca anladım.'' diye düşünebilir.
Hz. Ömer radıyallahu anh'ın yanında birisi birisini methediyormuş. Hz. Ömer Efendimiz onu azarlamış, ''Niye methediyorsun? Onunla ticaret mi yaptın, yolculuk mu yaptın, nereden biliyorsun, tanıdın mı?'' demiş. ''Efendim çok iyi bir insan, camiye geliyor.'' Bununla anlaşılmaz ki; iş yapınca, dara gelince, yolculukta anlaşılır. Beraber bir şeyler yaptığın zaman ortaya çıkar, kötü huylar o zaman belli olur. Bazen insanların çok kötü huyları olabiliyor. Herkesin kendine göre kötü huyları olabiliyor. Bunların düzeltilmesi gerekiyor. Bunları düzeltmek için de nefsi terbiye etmek gerekiyor. Nefsini terbiye etmediğin zaman, nefis insana kötü işler yaptırıyor. Onun için tasavvuf çok önemli. Nefis ıslah olacak, ondan sonra güzel huyları yapmaya çalışacak. Nefis ıslah olmadı mı, direk gibi bir nefsi, le-emmâretün bi's-sûi kötülüğü emreden bir nefsi oldu mu adama yaptırtamazsın. Söylüyorsun anlamıyor. Neden? Nefsine hâkim olamıyor. ''Harama bakma.'' diyorsun, bakıyor. ''Günahı işleme.'' diyorsun, işliyor, kendisini tutamıyor.
Onun için nefsi ıslah etmek lazım. Nefsin ıslahı, kalbin nurlanması, ahlâkın güzelleşmesi çok mühim bir iş. Bu da tasavvufla mümkün oluyor. Onun için tasavvuf herkese lazım.
Tasavvuf kitaplarında okuyoruz; bir insana şan şöhret, makam mevki, mal mülk verilse de verilmese de izzet itibar görse de görmese de insanın durumu değişmiyorsa o nurlu bir insandır. Eğitim işi, terbiye işi. Nefis ıslah olmadan olmuyor. Nefsin terbiyesi, Kur'an emri, Allah'ın emri, şeriatın emri, keyfî bir şey değil. ''Ben istemiyorum.'' olmaz. Olmaz öyle şey! Sen istemesen de Allah'ın emirleri yapılacak, yerine gelecek. İstemesen de zorlansan da yapacaksın, ahlâkı güzelleştirmek için çalışacaksın.
Nefsi ıslah etmek için çalışacaksınız. Usulleri neyse o usullere riayet edeceksiniz, boyun bükeceksiniz, böylece iyi Müslüman olacaksınız, iyi ahlâklı insan olacaksınız, insan-ı kâmil olacaksınız, Allah'ın sevdiği insan olacaksınız, kulların hayran olduğu insan olacaksınız, sevilecek güzel işler yapacaksınız, imtihanı başarmış olarak ahirete göçeceksiniz. Gayet aşikâr bir iş, anlaşılması kolay.
Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemize nefsimizi ihlâs etmeyi nasip etsin, güzel ahlâkı öğrenmeyi ve uygulamayı nasip etsin, kötü huylardan kurtulmayı nasip etsin, sevaplı işler yapmayı nasip etsin, günahlı işlerden korunmayı nasip etsin.
16.06.1996 -
Sabah Namazından Sonra
14.07.1996 -
Şeytanın Oyunları
