İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0907:4308:2812:5315:3417:5319:21
Kabe

31.05.1981 - Dünya Ahiretin Tarlasıdır

31.05.1981 - Dünya Ahiretin Tarlasıdır
Hadisler Deryası

31.05.1981 - Dünya Ahiretin Tarlasıdır

21.04.2025
22 dk 35 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külle hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ ve senedinâ ve tâci ruûsinâ ve üsvenite’l haseneti Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ  âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l cezâ.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Seb'un yecrî li'l-abdi ecrühünne ba'de mevtihî ve hüve fî kabrihî: men alleme ilmen ev kerâ neheren ev hafere bi'ren ev ğarese nahlen ev benâ mesciden ev evrese mushafen ev tereke veleden sâlihan yestağfiru lehû ba'de mevtihî.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Bir Müslümanın ölümünden sonra faydasını göreceği amellerden bize haber veriyor.

Malum olduğu üzere, bir insanın kazanç yeri dünyadır. Dünyaya "ahiretin tarlası" demişler. ed-Dünya mezraatü'l-âhireti. "Dünya ahiretin tarlasıdır." Burada ekersin, ahirette hasat [edersin]. Mahsul ahirette alınır. O halde, insan bu dünyada hayatı boyunca, bu dünyada bulunduğu müddet zarfında ne çalışmışsa ne kazanmışsa, işlemiş olduğu sevaplar, hayırlı ameller, kıldığı namazlar, tuttuğu oruçlar, okuduğu Kur'ân-ı Kerîmler kendisine yâr ve yardımcı olacak.

Onların arkadaşlığı kabirden başlayacak. Kabre gittiğin zaman orada güzel yüzlü, tatlı sûretli arkadaşlarla karşılaşacak. "Ben sizleri tanımıyorum, siz kimsiniz?" diye soracak.

Bunları hep hadis-i şeriflerden alıyoruz. Bizim bir ilmimiz yok, cahiliz; hadîs-i şerîflerden bize bildirildiğini size naklediyoruz.

O güzel yüzlü, tatlı suretli, sevimli şahıs diyecek ki:

"Ben senin filanca zaman okuduğun Kur'ân-ı Kerîm'im. Ben senin filanca zamanda işlemiş olduğun hayr-u hasenatım."

Demek ki Allah-u Teâlâ onun gönlü hoş olsun da ruhu yalnızlıktan rahatsız olmasın diye onlara böyle yoldaşlar halk edecek.

Her şeye kâdir değil mi Allah-u Teâlâ hazretleri? Her türlü halka, her türlü hilkate muktedir değil mi? Sevabı da insan suretinde halk edemez mi?

Eder. Öyle halk edecek.

Bir insan hayatta ne yaptıysa yaptı, bunların hepsi kaydediliyor. Bir kimseye yan baktıysa bile kaydediliyor. Miskâlü zerre, zerre miktarında, zerre kadar olan bir hayır yapsa muhakkak kaydediliyor ve onun karşılığını görecek. Zerre kadar şer işlese muhakkak tespit ediliyor ve onun cezasını, karşılığını görecek.

İmanımızın en önemli unsurlarından, temellerinden birisi; ahirete, hesaba ve mizana imandır. El-Mîzânu hakkun ve'l-hisâbu hakkun. Bunların hepsi haktır, gerçektir, olacak. Ayet-i kerimede buyuruluyor ki;

İnnâ künnâ nestensihu mâ küntüm ta'melûn. "Biz dünyadayken sizin işlediğiniz amellerin hepsini kayda geçirmekteydik."

İnsanın her seferinde ağlaması lazım! Tüylerinin diken diken olması lazım! Kıyamet gününde insanlara kitapları verilecek;

"Al, oku kitabını!" diyecekler.

"Ne kitabı bu? Ben kitap yazmadım!"

Yazdın. Bütün amellerinin hepsini, iyilerini kötülerini melekler yazdı; oldu sana bir kocaman amel defteri, kitap. Bu kitabı sen yazdın. Melekler yazdı ama melekler senin yaptığın işleri yazdılar. Diyecekler ki;

Hâumu'kraû kitâbiyeh. "Hadi bakalım, al kitabını oku!"

Kitapların verilişinde bile bir incelik olacak. Kitapları salih kullara sağlarından, sağ tarafından verilecek. "Al kitabını, oku." diyecekler. Onlar orada bir sürü hayr-u hasenatı görecekler, çünkü yapmışlar, memnun mesrur olacaklar. Kimisine de solundan ve arkasından verilecek. Onlar da ceza görecekler; kabahatliler, suçlular, defterleri kötü şeylerle dolu olanlar...

Allah-u Teâlâ hazretleri cümlemizi hesabı kolay görülenlerden, kitabı sağından verilenlerden, hesabın sonunda hayrı hasenatı şerrine galip olup da cennete girenlerden, cehennemden azat olanlardan eylesin.

Bu en mühim şeydir.

Herkesin öldükten sonra defter-i a'mâli kapanır, kapatılır. İşi bitti çünkü, dünya imtihanı bitti, tamam, defter-i a'mâli kapatılır. Bazı insanların amel defterleri kapatılmıyor. Ya ne oluyor?

O şahıs öldükten sonra bile o zât-ı muhteremin hayır defterine hayırlar yazılmaya devam ediyor. Melekler yazmaya devam ediyor, defter kabarıyor. Hayır tarafı devam ediyor.

Olur mu? Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem haber vermiş, başka başka hadislerde de geçmiş.

Buradaki hadis-i şerifin mânasına gelelim.

Seb'un. "Yedi cins iş vardır."

Yecrî li'l-abdi ecrühünne. "O amellerin, işlerin ecirleri kula cereyan eder, devam eder."

"Kul için o amelin sevabı işlemeye devam eder."

Ne zaman?

Ba'de mevtihî ve hüve fî kabrihî. "O adam kabrinde öldükten sonra, kabrinde durduğu zaman bile onun işlemesi devam eder."

Yani o hayır işlemeye devam eder.

Şimdi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bunları saymaya başlıyor.

İyi dinleyelim!

Neden? Öldükten sonra da insanın kâr hanesinin çalışması fena mı olur?

Ne kadar güzel olur...

İnsanın bir fabrikada bir hissesi olsa, her ay 100 bin lira para gelse, kim istemez? Durduğu yerden bir zaman fabrikaya ortak olmuş. Her ay fabrikadan hissesine düşen kârdan 100 bin lira gönderiyorlar. Onunla istediği hayır hasenatı yapar, değil mi? Onun gibi...

Birincisi, Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selâm Efendimiz' in ilk saydığı; men alleme ilmen. "Bir kimse ki bir ilim öğretmiş."

O ilimden faydalanıldığı müddetçe o kimsenin amel defteri çalışır.

İlmi önce zikretmesi de dikkati çeken bir şey değil mi?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ilme önem veriyor. Evvelâ zikrettiği, en ehemmiyetli, en şayan-ı dikkat [amel, ilim.]

Demek ki bir insan bir şeyler öğrense, mârifetullaha taalluk eden, Allah-u Teâlâ hazretlerinin dinine, hadise, fıkha ait ilimlerden bir şey öğrense ve bunu bir başkasına öğretse... İki şekilde olur: Ya dudaktan, şifâhen ağızdan öğretir, bir talebe yetiştirmiş olur. Veyahut da kalemi eline alır, yazar, onun yazdığından başkaları istifade eder. Her ikisinde de bu ilim başkasına nakledilmiş oluyor, başkası tarafından istifade edilmiş oluyor. Her ikisi de men alleme ilmen grubuna dâhil olur.

Mesela falanca hoca efendi var; hiç kitap yazmamış ama bir sürü alim yetiştirmiş, bir sürü ilmiyle amel eden insan yetiştirmiş. Hep ona sevap gidiyor. Filanca hoca efendi var; kitap yazmış, kitapları okunuyor, istifade ediliyor. Hep sevabı ona gidiyor. Birisi bu. Yapabilirsek bunu yapalım.

Herkese tavsiye ederiz, sevk ederiz de bilhassa gençler zihin bakımından daha müsait oluyorlar; ilme gayret ederlerse, her gün bir bahis öğrenseler, bir senede 365 bahis öğrenirler, birkaç senede büyük yekün tutar, bayağı bir bilgili insan olur. İlme çalışmak lazım. İnsan ilim yolunda yürürse Allah-u Teâlâ hazretlerinin rızasına uygun hareket ediyor demektir, cennetin yoluna girmiş demektir.

İkincisi; ev kerâ nehren. "Bir nehir kazıp akıtan."

Arkasında kuyu kazmak da var. Burada kerâ nehren dediğine göre, demek ki toprağı kazıyor, suyun membaını buluyor, suyu akıtıyor, insanlar çeşme olarak o sudan istifade ediyorlar. Veyahut da büyük bir nehirden, ırmaktan, dereden suyolu alıp toprağı kazar, künkler içinden filanca yere kadar getirir, herkes ondan istifade eder. Hâsılı, suyla ilgili bir hayır. Yani bir suyu bir yerden bir yere akıtıp insanların, kuşların, canlıların, nebatların, mahsulâtın sulanmasına faydalı olmak. O su aktıkça, o çeşmeden su içildikçe, faydalanıldıkça o zatın defter-i a'mâli çalışır.

Bunu yapabiliriz. Memleketimizde pek çok susuz yer var. Rakamları söylüyor da ben unutuyorum; hiç çeşmesi olmayan nice köy varmış. İnsan böyle yerleri bulup da oralarda bir çeşme yapsa, suyu akıtsa; işte bak, ne kadar güzel, devamlı bir ecir...

Müslüman memleketinde susuz köy kalır mı? Bu hadis-i şerif varken, bizde bu iman varken, Resûlullah'ın bu tavsiyesi ortada mevcutken bir Müslüman memleketi susuz kalır mı?

Üçüncüsü; ev hafere bi'ren. "Bir kuyu kazan."

Kuyu da malum; su aşağıda oluyor, derinde oluyor, kazıyorsun, istifade ediliyor. Bu da yine suyla ilgili bir hayır olmuş oluyor.

Ev ğarese nahlen. "Yahut da bir hurma ağacı dikmişse."

O hurma ağacı yeşil olduğu müddetçe, o hurma ağacının meyvesinden insanlar yediği müddetçe, kuşlar gagaladığı müddetçe, gölgesine bir insan yatıp istifade ettiği müddetçe, yani ondan faydalanıldığı müddetçe o kimsenin defter-i a'mâline hayır hasenat yazılır.

"Hocam burada hurma yetişmiyor..."

Buradaki hurmadan murat, ağaçtır. Herhangi bir ağaç olur. Daha başka, senin memleketinde yetişen bir başka ağacı [diksen] olur. Çünkü Arabistan'da hurma yetişir, bizim memlekette yetişen her meyveyi orada yetiştiremezsin. Çünkü kimi meyve soğuk yeri ister kimi yaylayı ister kimisi sulak yer ister kimisi ova ister kimisi kurak yer ister çeşit çeşittir.

Maksat bir ağaç dikmek, onun meyvesinden ve diğer mahsulâtından insanların istifade etmiş olması. Böyle bir istifade mümkün olduğu müddetçe onu diken kimseye hayr-u hasenat gelir.

Onun için, ağaç dikmeye de gayret edelim. Kendi bahçelerimizde, bağlarımızda, buğday ektiğimiz tarlalarımızda, şurada burada -biraz ömürlü ağaçlardan- ağaç dikelim. Ağacı hudutlara dikelim, hiç olmazsa hudutları belli olsun; orta yerinde ziraat yapılacaksa bundan da istifade edelim.

Ev benâ mesciden. Beşincisi; "Mescit yapan."

Mescitler Allah'a ibadet edilen yerlerdir. İnsan ibadeti kolaylaştırmış oluyor. İbadet ehlinin rahatça oturabileceği, kalabileceği bir [yer] yapmış oluyor.

"Bir kimse bu dünyada bir mescit bina ederse Allah-u Teâlâ hazretleri de cennette ona bir köşk bina eder."

Hadis-i şerifte böyle bildiriliyor.

Men benâ lillâhi mesciden bena'llâhu lehû beyten fi'l-cenneti.

Peygamber Efendimiz mescit yapımını teşvik eylemiş. Birisi de demiş ki:

"Yâ Resûlallah! Yolların geçtiği yerlerde namazgâhlar da bu hükme tâbi midir?"

"Onlar da tâbidir." buyurmuş.

Bir yoldan bir yola giderken, hani otobüsler, vasıtalar, şunlar bunlar geçiyor; bir mescit inşa etse, o da ona dâhildir. Peygamber Efendimiz; "Hatta onların süprüntüleri huri kızlarının mehirleridir." demiş. Yani ne demek?

"Kim orayı süpürürse Allah-u Teâlâ hazretleri orayı temizleyen kimseye cenneti nasip eder, cennette huri kızlarını nasip eder." demek.

Bu mescit yapmayı da insan kendisi yapabilirse yapmalı.

Aslında dikkat ederseniz mescitte ibadete teşvik, ibadete kolaylık, ibadet ehline hizmet var. İbadeti her yerde kolaylaştırmak lazım. Bir fabrikanın sahibi iseniz, işçinize namaz kılmayı kolaylaştırın; namaz vakitlerinde imkân tanıyın, namaz kılacak yer yapın.

İş başındaki insanlar da ibadeti kolaylaştırsınlar, zorlaştırmasınlar. İbadetten hayır gelir. Allah sever. Allah sevince de Allah sevdi mi, bir insanın dostu Allah olursa onun sırtını kim yere getirebilir?

Kimse yan bakamaz. Hele bir yan baksın!

Onun için, insan Allah'ın sevgisini kazanmaya gayret etmeli. İbadetleri kolaylaştırmalı, ibadet edecek insanlara yardımcı olmalı, ibadet yerlerini açmalı, yapmalı, yaptırmalı.

Ev evrese mushafen. Altıncısı; "Bir mushaf miras bırakan kimse."

O mushaf okunduğu müddetçe ecir alır.

Eskiden tabii şimdiki imkânlar yoktu, mushaflar elle yazılırdı, ondan sonra başkasına kalırsa o okunduğu müddetçe ecir alırdı. Şimdi basılıyor. Basılan Kur'ân-ı Kerîmler'den alırsınız, okunsun diye Kur'ansız arkadaşlarınıza, evlerine hediye edersiniz, Kur'ânsız köy camilerine, daha başka yerlere hediye edersiniz; okundukça defter-i a'mâlinize yazılır. Bu hadis-i şeriften o anlaşılıyor.

Sonuncusu yani yedincisi; ev tereke veleden sâlihan yestağfiru lehû ba'de mevtihî. "Veyahut geride salih bir çocuk, evlat bırakan kimsedir ki o evlat ona onun ölümünden sonra dua eder durur."

Bu kimsenin de defteri çalışıyor. Buradan iki fayda, iki ders çıkar:

Bir; evlatlarımızı salih evlat olarak yetiştirmeliyiz ki ölümümüzden sonra onlar hayırlı işler yaptıkça bizim defter-i a'mâlimiz çalışsın. Birinci vazifemiz, bu hadis-i şeriften çıkan, akıllı insanın ibret alıp da yapacağı şeylerden birincisi bu. Hayırlı evlat yetiştirmeye çalışalım. Çok para kazanan evlat yetiştirmek değil, hayırlı evlat yetiştirmek...

Umumiyetle, ben de tahsil çağından geçtim, liseyi okudum, üniversiteyi [tercih ederken] "Hangi kısmı seçeceğim?" derken hepimiz aynı duyguların içinden geçtik. Sizler inşaallah, daha zekisinizdir, daha akıllıca hareket etmişsinizdir. Umumiyetle hangi yerde daha çok para kazanılacak ise lise talebeleri o tarafa meylediyorlar.

"Aman çocuğumu filanca mektebe vereyim, oradan mezun olanlar çok para kazanıyor; ayda 100 bin lira kazanıyor, 50 bin lira kazanıyor."

Oraya herkes hücum ediyor.

"Hangi mektebe kaydedersem evlâdım hayırlı evlat olur, evlâdım salih kimse olur da Allah'ın sevdiği kimse olur da ben de ondan istifade ederim." diye düşünen yok!

Vardır da az olunca "yok" denilebiliyor.

Onun için, ikinci ders; -birincinin bir teferruatı oluyor bu- evlatlarımızı hayırlı evlat olmaları için lazım olan yere nakletmek, oralarda okutmak, o ilimleri öğretmek gerekiyor.

Demek ki buradan çıkartacağımız derslerden birincisi; evlâdımızı salih evlat yetiştirmektir. Bunun için ne kadar gayret sarf etsek azdır. Ne kadar çok para sarf etsek; feda olsun, hepsi revadır, hepsi câizdir. Evlâdın hayırlı, dindar, iyi bir kimse olması için insan elinden geleni yapmalı. Ne kadar para; feda olsun! Hayırlı evlat yetişecek. Ahirette bile, insan öldükten sonra bile defter-i a'mâli çalışacak. Bu bırakılır mı?

İkincisi; ahirete irtihal etmiş olan büyüklerimize karşı bu hadis-i şeriften elimize bir yardım fırsatı çıkıyor. Demek ki biz salih kimse olursak, Allah'ın sevdiği iyi bir kimse olursak; bizi yetiştirenler, bizim analarımız, babalarımız, yestağfiru lehû ba'de mevtihî, kendisinin ölümünden sonra kendisi için istiğfar ediverdiğimiz, "Yâ Rabbi! Babamı, dedemi, ninemi afv-u mağfiret eyle!" diye hakkında dua ediverdiğimiz kimseler bizden fayda görecekler. Bu hadis-i şeriften o çıkıyor.

O halde biz bir taraftan da geçmişlerimizi; babalarımızı, dedelerimizi, analarımızı, ninelerimizi hayırla yâd edelim, hayır dua edelim, onlara istiğfar ediverelim. Yaptığımız ibadetlerden, duamızdan onlara pay ayıralım. Onlar için hayr-u hasenat yapıverelim. "Şu, babamın ruhu için; al şu parayı." diye fakire fukaraya hayır hasenat yapıverelim ki onlar bundan istifade etsinler.

Bu da ahirete irtihal etmiş olan büyüklerimize karşı yapabileceğimiz bazı şeylerin olduğunu gösteriyor. Yani müjdeli bir şey... İnsan bazen ister [ama] ne yapsın, kabri açıp da içine bir şey mi koyacak, mümkün değil; hayır yaparsa, kendisi salih evlat olursa, o zaman onlara bir fayda gidiyor.

Onun için, ben yakınlarımdan büyükleri ahirete göçmüş bir kimse olursa, gittiğimde böyle bir şeyler söylüyorum, hatırlatıyorum:

"Bakın, şimdi siz bu sevdiğiniz kimseden ayrıldınız, o ahirete göçtü, siz geride kaldınız. Kalbiniz mahzun, ondan ayrıldığınızdan dolayı üzüntülüsünüz. Onun için bir şeyler yapmak için çırpınıp durursunuz. Bunun en kestirme, en güzel çaresi sizin salih insan olmanızdır. Salih insan oldunuz mu, dua ettiniz mi, istiğfar ettiniz mi yaptıklarınızın sevabı ona gider, defter-i a'mâli çalışır, o yüzden afv-u mağfiret olur."

Bu hadis-i şerif bu kadar. Bir daha, bakalım hatırınızda tutabildiniz mi, içinizden tekrarlayın, ben de kitaba bakmadan söylemeye çalışayım:

Bir; bir ilim öğretmişse bir kimse. İki; bir çeşme, su akıtmışsa. Üç; bir kuyu kazmışsa. Dört; bir ağaç dikmişse. Beş; bir mescit bina etmişse. Altı; okunan Kur'ân-ı Kerîm miras bırakmışsa. Yedi; arkasından salih evlat bırakmışsa.

Akılda kalabilir.

Allah-u Tealâ Hazretleri sizi sırat-ı müstakimden ayırmasın. Sevdiği kul eylesin, mârifetüllaha erdirsin, aşkullâhu muhabbetullâhı gönlünüze yerleştirsin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kulları olarak varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Peygamber Efendimiz’e komşu eylesin.

Bi-hürmeti esrar-ı sûreti’l Fatiha.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Horoz Besleme
28.05.202627 dk 34 sn
03.04.1983 - Güzel Ahlak, Müminlerin Vasıfları
05.08.202623 dk 31 sn
01.06.1980 - Peygamber Efendimizin Uykusu,Namaz,Cuma Namazı, Peygamberimizin Son Sözleri
29.08.202619 dk 58 sn
12.06.1983 - Namaz, İman Galip Gelecek, Ramazan Hürmetine
03.03.202629 dk 46 sn
07.06.1981 - Kıyamet Alametleri, Yaz Gününde Oruç Tutmak, Sabretmek, Soğukta Abdest
04.01.202612 dk 47 sn
01.12.1984 - Dilencilik, Allahın Yardımı
25.07.202018 dk 36 sn
30.09.1990 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
03.09.202539 dk 43 sn
29.08.1982 - Lut Kavmi, Şehitlik
28.11.202321 dk 3 sn
28.12.1980 - Kabenin İçine Girmek, Cennetin Derecesi
24.05.202614 dk 44 sn
28.11.1982 - Şehitlik, Yemeğe Şükretmek
28.11.202318 dk 58 sn
26.12.1982 - Ümmetin İhtilafı
28.11.202320 dk 14 sn
25.07.1982 - Allahı Zikretmek
21.05.202616 dk 17 sn
25.07.1982 - Allahın Kızdığı Şeyler, Acıkmadan Yemek, Allahu Ekber Tesbihi, Sigara
28.11.202331 dk 7 sn
25.04.1982 - Musa (AS) Rivayet, Şükür
19.06.202623 dk 30 sn
24.01.1982 - Alimin Abide Üstünlüğü, Alimin Önemi, Müslümanın Heybeti
28.11.202329 dk 40 sn
21.11.1982 - La İlahe İllallah, Namaz, İmam, Müezzin
15.06.202628 dk 50 sn
21.11.1982 - Kuran Kıraatı, Vera, Sabır
13.06.202616 dk 49 sn
21.07.1985 - Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği Tesbihler
31.12.202526 dk 23 sn
20.05.1984 - Allahın Adını Anarak İstemek, Yüzü Ve İsmi Güzel Olanlar
10.06.202618 dk 20 sn
19.12.1982 - Hz. Ömer, Müslüman
28.11.202318 dk 51 sn
AKRA