14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari

14.03.1997 - Kuran ve Sünnete Sarılmak, Sahih Kaynak, Buhari
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri,
Dinimizin en önemli kaynaklarından birisi, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesidir. Kur'ân-ı Kerîm elimizde. Kur'ân-ı Kerîm 600 sayfalık bir kitap ama İslâm dininin ahkâmı binlerce sayfa.
Bu nereden çıkacak? Diğer teferruat nereden çıkıyor?
Peygamber Efendimiz'in 23 senelik Islâm'ı insanlara anlatmasından, öğretmesinden, kendisinin uygulamasından çıkıyor.
Kendisine Kur'an inmiş olan Peygamber Efendimiz bu konuyu nasıl anlamış, nasıl uygulamış, bu önemli değil mi?
Son derece önemli. İşte ona dikkat etmek gerekiyor. Sünnet bu.
Peygamber Efendimiz'in sünnetini hiçe sayarsa, dikkate almazsa, öğrenmezse, dinlemezse bir insan, İslâm'da doğru düzgün bir bilgi sahibi olamaz.
"Efendim işte Kur'ân-ı Kerîm'de böyle yazıyor."
Kur'ân-ı Kerîm'i sen anlayamazsın ki. Kur'ân-ı Kerîm Peygamber Efendimiz'e indi. Bakalım Peygamber Efendimiz bu âyet inince ne yapmış, sen ona dikkat et.
"Efendim Kur'ân-ı Kerîm'de şu kelime şu mânaya geliyor da bu mânaya gelmez de..."
Sen bak bakalim, Peygamber Efendimiz onu nasıl uygulamış.
İşte burada büyük yanılgı oluyor. Bir kere "aydınım" diyen insanlar yanılıyor. İkincisi böyle dini iyi bilmeyen, yarım din bilgini insanlar var. Yani dinle ilgili bir mesleği var, çıkıyor televizyon programında, açıkoturumda konuşuyor ama yanlış çünkü hadîs-i şerîfe aykırı, çünkü hadîs-i şerîfi bilmiyor. Bir de kalkıyor, diyor ki;
"Ben hadîs-i şerîfi tanımam."
Sen hadîs-i şerîfi tanımazsan, delilleri kabul etmiyorsun demektir. Yani cinayetin aydınlanması için ipuçlarına önem vermiyorsun demektir. Polis memuru oturduğu masadan, hırsızı böyle kafadan atarak mı buluyor? Yoksa parmak uçlarını, bir saç parçasını, bir kırıntıyı, bir tahta parçasını icabında değerlendirerek, bir kani laboratuvarda tahlilini yaparak mı sonuca varıyorlar? Deliller konuşuyor. İşte İslâm'da hadîs-i şerîfler delillerdir. O bakımdan önemli.
Bir de burada diyorlar ki;
"Ne mâlum o hadîs-i şerîfin Peygamber Efendimiz tarafından söylenmiş olduğu?"
Doğru, bu endişe bizim din alimlerimizin en büyük endişesiydi. Yirminci yüzyilin çok akıllısının aklına gelen bir şey değil ki bu; Peygamber Efendimiz'in zamanında daha bahis konusu olan bir şey, Peygamber Efendimiz'in bildirdiği bir husus, "Aman buna dikkat edin!" diye ikaz ettiği husus. Din büyükleri de buna son derece dikkat etmişler. Söylenen sözlerin Peygamber Efendimiz tarafından söylenmiş olduğunun tahkikini, incelemesini yapmışlar. Onun için bir hadis ilmi var, bir de hadisin doğru mu, yanlış mı, sağlam mı, çürük mü olduğunu anlatan, hadisin işte bu istenilen tarafını inceleyen ilimler var. Râvilerini inceliyor, muhteviyâtını inceliyor, kelimelerini inceliyor, sebeb-i vürûd-u hadîsi inceliyor. Yani öyle kuru kuruya yapmamışlar. Alimler bir hadis üzerine sayfalarca yazılar yazmışlar; hatta o hadis daha iyi anlaşılsın diye müstakil risâleler telif etmişler. Onun için o da zaten bizim sözümüz, onların bir itiraz mercii değil. Zaten alimlerimiz hadîs-i şerîflerin öyle olanlarını derleyip toplayıp asıl kaynak olarak kullanmışlar.
Sahîh-i Buhârî kitabı nedir?
İmam Buhârî hazretlerinin şu kadar yüz bin hadîs-i şerîf içinden en sahih diye -Sahih ne demek? Sıhhatli, sağlam demek.- sahih hadisleri toplayıp ortaya koyduğu eser demek. Sahîh-i Buhârî, İmam Buharî hazretlerinin sahih hadisleri seçip içine koyduğu çok önemli kitabı demek.
Diyorlar ki;
"Sıhhatli hadislerin bazılarına şu alim itiraz etmiş, bu alim itiraz etmiş."
Allah selamet versin, İlâhiyat mezunu felsefeci profesör kardeşimiz vardı...
İtiraz etmiş, ne olmuş?
Karşı taraftaki diyor ki;
"Tam sıhhatli hadis, hiç kimsenin itiraz etmediği sıhhatli hadis şu kadar az."
Diyor ki cevap olarak;
"Peygamber Efendimiz 23 sene yaşamış. Etrafındaki insanlar ağzının içine bakmışlar. Tıraş olduğu zaman saçlarını hatıra diye saklamışlar. Her şeyini candan pür-dikkat takip etmişler. Yani 23 senede hiç mi Resûlullah'ın sözlerini hatırda tutmamışlar? Bu kadar insanın söylediği sözler, hiç mi Resûlullah'ın yaptığı işler değil?!" diye cevap verdi, susturdu.
Bizim İslâm ilimleri, çok sağlam alimlerin çok sağlam çalışmalarla ortaya koyduğu, çok sağlam bilgiler. Onun için o kitapları okumak lazım. Herkesin sünnet-i seniyyeye sımsıkı sarılması lazım ve İslâm alimlerinin sözlerine de cân u gönülden itimat etmesi lazım. Çünkü gerçekten çok büyük insanlar. Yirminci yüzyıldaki insanların dahi takdir edeceği insanlar.
Allahu Teâlâ hazretleri sizi hem iyi salih müslüman eylesin hem de başkalarının iyiliği için çalışan canlı, faal -yani aktif diyorlar- atılgan müslüman eylesin.
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!
00.00.0000 -
Gece İbadetinin Önemi
07.11.1997 -
Alimin Uykusunun Önemi,
