02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi

02.01.1983 - Hz. Ademin Tevbesi
Bismillahirrahmanirrahim el-Hamdü li'llâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesiran tayyiben mübareken fih. Ala külli halin ve fi külli hın. Essalatü ve's-selâmü alâ seyyidina Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebîahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.
Emmâ ba'd.
Fa'lemû eyyühe'l-ihvân, fe-inne efdale'l-hadis-i kitâbullah. Ve efdale'l-hedyi, hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. Ve şerre'l-ümûri muhdesâtühâ ve kulle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sahibehâ fi'n-nâr ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:
Lev enne bükâe Dâvûde ve bükâe cemî'i ehli'l-ardı ya'dilü bi bükâi Âdeme mâ adelehû.
Bu hadîs-i şerîf de Hz. Âdem aleyhisselam'ın mahzunluğu hakkında:
"Eğer Davud aleyhisselam'ın ağlamasıyla, bütün yeryüzü insanlarının ağlaması, gözyaşları bir araya gelse hiçbirisi Âdem aleyhisselam'ın ağlamasına denk olamaz."
Hepsi bir araya gelse yine denk olmaz.
Âdem aleyhisselam niye ağladı?
Âdem aleyhisselam, Allah tarafından cennette yaratıldı. Havva anamız yaratıldı. Allahu Teâlâ hazretleri onlara; "Burada yiyin, için, yaşayın" Ve-la tekraba hazihi'ş-şecerete fe tekuna mine'z-zalimin. "Ama sakın şu ağaca yaklaşmayın, sonra günahkârlardan, zalimlerden olursunuz." diye, yasak koydu.
"Yiyin, için, cennette her şey serbest, yalnız şu ağaca yaklaşmayın!" diye, bildirdi.
Hz. Âdem aleyhisselam'ın yaklaşmaması lazım. Yaklaşmayacak ama Allah, İblis aleyhillane'yi de, şeytanı da yaratmıştı.
İblis aleyhillane, Âdem aleyhisselam'a geldi, dedi ki;
Ya ademü he'l edüllike ala şecereti'l huldi ve mülkin la yebla. "Ey Âdem! Ben seni ebediyet ağacına kılavuzlayayım mı? Ve hiç elden gitmeyecek bir saltanat, bir büyük nimete seni sahip kılayım mı?" diye kandırdı.
"Bunu yediğin zaman ebediyen cennette kalacaksın, elinden hiç gitmeyecek bir nimete kavuşacaksın." diye, şeytan Âdem aleyhisselam'ı cennete olan sevgisinden dolayı oradan yakalayıp kandırdı.
Âdem aleyhisselam da; "Cennette ebediyen kalacağım, zail olmaz, yıpranmaz, elden gitmez bir mülke, egemenliğe, saltanata ereceğim." diye, Havva anamızla beraber o ağaçtan yiyince, Allahu Teâlâ hazretleri onları cennetten çıkardı.
Tabi "Bunların esrarı nedir? Bu sözlerin mânası nedir? Aslı, esası nedir? İnceliği nedir? Hikmetleri nedir?" diyecek olursak, bizim sözlerimizin hepsi rivayete dayanır.
Görsek güzelce tasvir ederdik ama cenneti nasıl tasvir edelim, o eskiden olmuş hadiselerin inceliklerini nasıl tarif edelim? Kur'ân-ı Kerîm'in kullandığı kelimelerle o çizgi içinde kalarak, o edeple bu kadar anlatıyoruz.
Bir hevese tamah etti, tamahtan bak ne oldu? Cennetten çıktı, onun için "Tamah kötüdür." derler.
Bak tamahkârlık, bir şeye tamah etmek, Âdem atamızı cennetten çıkardı. Cennetten çıkınca Âdem atamız binlerce yıl ağladı. O kadar çok ağladı ki Davud aleyhisselam'ın ağlaması ve cümle ehl-i arzın ağlaması o ağlamaya denk düşmez. Çok ağladı. O devlet elinden gidince, yaptığı işe çok pişman oldu. Ağladı, ağladı, ağladı...
Sonunda mâlum Allahu Teâlâ hazretleri affetti, peygamberlik ihsan etti. En sonunda yine Allah'ın has hâlis kulu olarak cennete girdiler.
Şimdi buradan bir ders daha çıkarılabilir; her günah ki nefse uymaktan, tamahtan olur, insan ağlarsa, gözyaşı dökerse, pişmanlık duyarsa, affolur. Bir günah ki; kibirden olur, burun büyüklüğünden olur, Allah onu affetmez.
Bak Âdem aleyhisselam bir hata işledi, ağladı, pişman oldu, Allah affetti. İblis aleyhillane kibirlendi, büyüklendi, böbürlendi; "Ben ondan daha üstünüm." dedi.
Allahu Teâlâ hazretleri; "Âdem'e secde et." deyince, dedi ki ene hayrun minhü. "Ben ondan daha hayırlıyım." Halekteni min-narin ve halektehu min dın. "Beni ateşten yarattın, onu topraktan yarattın."
Ateşin topraktan hayırlı olduğunu sen nereden çıkarıyorsun?
Neticede ukalalık etti, emir tutmadı, secde etmedi. Eba vestekbera ve kane mine'l kafirin. Karşı geldi, kibirlendi böylece İblis aleyhillane kâfirlerden oldu. Kibirden olunca karşılığında af olmuyor. Oradan da o ders çıkıyor.
Bak İslâm insana ne kadar kıymet veriyor. İnsanı insan yapan, insanı sultan yapan İslâmiyet'tir.
Fâtiha-ı şerîfe mea'l-Besmele.
07.11.1997 -
İbadetleri Ölçülü Yapmak,
04.11.1994 -
Din Hakkında Konuşanları
