00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri

00.02.2000 - Cehennem, Magfiret, Müminlerin Affedilmesi, Kıyamet Alametleri
El-Hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve’s-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn.
Emmâ ba’dü;
Fe-kâle’n-nebiyü sallallahu aleyhi ve sellem.
Deylemî’den, yani Müsnedü’l-Firdevs sahibi hadîs âliminden, Huzeyfe radıyallahu anh’dan rivayet edilmiş ikinci hadîs-i şerîfi okuyorum.
Vallahillezî lâ ilâhe illâ hüve le-yağfirennallahü yevme’l-kıyâmeti mağfiraten mâ hatarat ‘alâ kalbi beşerin. Vallahillezî lâ ilâhe illâ hüve le-yağfirennallahü yevme’l-kıyâmeti li’l-fâciri fî dînihî el-ahmaki fî ma’îşetihî.
Burada da yemin ederek söylüyor ki Peygamber efendimiz;
Vallahillezî lâ ilâhe illâ hüve. "Kendisinden başka ma’bûd, ilah, tanrı olmayan Allah’a yemin olsun ki" Le-yağfirennallahü. "Allah muhakkak ve muhakkak afv u mağrifet eyleyecek." Ne zaman? Yevme’l-kıyâmeti. "Kıyamet gününde." Mağfiraten. Öyle bir mağfiretle mağfiret edecek ki kıyamet gününde Allahu Teâlâ hazretleri, yoksa boğuluyordunuz bugün, bu hadîs-i şerîf geldi de biraz müjde oldu.
Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’an-ı Kerîm’deki şeyi de böyle. Bir azabını tarif ediyor, bir de mukabilinde cennetini tarif ediyor. Burada ikisi denk geldi, peş peşe geldi. Bu demektir ki, Allah’ın iyi kulu olun, bak cennete girin. Kötü kul olmayın, vaziyet fena demektir. Öyle bir mağfiretle kıyamet gününde Cenâb-ı Hakk mağfiret edecek ki;
Mâ hatarat ‘alâ kalbi beşerin. "Hiçbir kulun, beşerin, aklına, gönlüne, hayaline gelmeyecek kadar geniş mağfiret edecek." Mahşer halkından, mümin kullarına. Mağfiret, kâfirlere var mı?
Kâfire, müşrike yok. Müminlere öyle bir mağfiretle mağfiret edecek ki mahşer günü Allah, hiçbir beşerin, kulun aklına gelecek miktarda değil. Ondan fazla. Çok fazla mağfiret edecek.
Lâ ilâhe illallah deyişini teraziye koyacak, terazi bastıracak hadi geç diyecek. Bilmem hayrını, hasenatını koyacak mağfiret edecek. Cehennemliklerin arasında ayrılmışken mümin önünden geçerken, böyle merasim kıtasını teftiş ediyormuş gibi geçerken bir tanesi diyecek ki;
"Ey mümin! Dur bana şefaat eyle." Oradaki dizilenlere, cehennemliklere Allah emredecek. Dizilin diyecek cehenneme. Geçen sabah veya akşam geçti. Dizilin diyecek. Dizilmişken bu müminin önünden. Sen kimsin ya? "Hani ya diyecek dünyadayken tarladan evin önünden geçiyordun, susamıştın da, su istemiştin, bende sana kovayla suyu çekmiştim bizim kuyudan, evden veya küpten, su vermiştim ya hani. Çok şükür Ya Rabbi! Demiştin. Allah razı olsun diye dua etmiştin ya."
Diyecek ki; Yâ Rabbi! Bu dünyadayken bana su vermiş, bunu affediver. Peki diyecek. O müminin hürmetine onu bile affedecek. Cehennemliklerin arasına, cezası dolayısıyla ayrılmışken bile, ama kâfirlerden değil, hep bu işler müminler için, Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah diyenler için.
Vallahillezî lâ ilâhe illâ hüve. "Kendisinden başka ma’bûd olmayan Allah’a yemin olsun ki." Le-yağfirennallahü yevme’l-kıyâmeti li’l-fâciri fî dînihî. "Allahu Teâlâ hazretleri kıyamet gününde, dininde fısk u fücûrlu işler yapmış olan."
El-ahmaki fî ma’îşetihî. "Geçimini doğru düzgün tayin etmek de, aklı tam çalışmayan insanı bile mağfiret edecek." Sağlamları zaten Allah cennete sokuyor da, böyle günahkârları bile mağfiret günün sohbeti eyleyecek. Çok mağiret edecek. O kadar mağfiret eyleyecekmiş ki, o af oluyor, bu af oluyor, şeytan bile bir ara ümitlenip heveslenecekmiş. "Ya dur ne oluyor? Bakalım Allah belki de beni de mağfiret mi edecek" filan diye. Öyle yağma yok! O bile heveslenecekmiş. Yani mağfiretin çokluğunu gösteriyor. Azabın derinliğine, uzunluğuna bak. Mağfiretin, rahmetin çokluğuna bak. Küçücük bir hasenesini, sebebi duhulu cennet edebilir Allah. Küçücük bir günahını; kahrına, gazabına uğramaya sebep edebilir Cenâb-ı Hak. Mizanın başına dağlar gibi sevapla geldiği halde, çok kulları incittiği, çok kulların haklarını yediği için, haklarının ala ala ala onun sermayesini bitirecek insanlar. Daha da davacılar var. Onlar geldiği zaman alacak. Hak kalmayınca siz günahlarınızdan, o alacağınız hakka denk olacak kadarını buraya bırakın, buraya bırakın. Mizanın başında dağlar gibi günaha kalacak. Cehenneme atılacak.
Onun için kul hakkı yiyenler, yetim hakkı yiyenler, dul hakkı yiyenler, zulmedenler vs. vs geçerken diyecek ki bir tanesi; "Aman ya, yapma bana şefaat eyle. Tanımadın mı beni?" Tanımadım diyecek. onlarda belasını bulacak. Onlar da cezasını çekecek. Zerre kadar hayır işleyen mükâfatını gördüğü gibi, zerre kadar şer işleyen de cezasını çekecek.
Allahu Teâlâ hazretleri emr-i mâruf, nehy-i münker yapan, Allah’ın emrinin önemini kavrayan, helallerini yiyen, haramlarından şiddetle kaçınan, başkalarını da engelleyen, has halîs, hakiki Müslüman olmayı cümlemize nasip eylesin. Allah öyle güzel ömür sürmek nasip etsin ki, öyle güzel işler yapmak nasip etisin ki, lütfuyla, keremiyle sevdiği kul olarak ahirete varalım. Afv u mağfiretine erelim. O engin mağfiretine mazhar olalım. Cennetine girelim. Şu cehennemin yüzünü, halini, içini görmeden, doğrudan doğruya cennete girelim.
Bi hürmeti esmâihi’l-hüsnâ ve bi hürmeti habibihi Muhammedini’l-Mustafâ ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti’l-Fâtiha.
00.00.1994 -
Tasavvuf, Güzel Ahlaklı
07.11.1997 -
İbadetleri Ölçülü Yapmak,
